Connect with us

.

Dünya

İranlı devrimci bir önder: Bijan Cezani!

AleviNet

Published

on

İran’da köklü bir devrimci mücadele tarihi var. İran’da devrimci mücadele yürüten öncülerin büyük çoğunluğu Şah döneminde Şah Rıza Pehlewi, daha sonra İran rejimi tarafından katledildi.

Bu devrimci önderlerden biri de Bijan Cezani. İran Halkın Fedaileri kurucusu olan Bijan Cezani, 44 yıl önce İran Şahlık rejimi tarafından esir tutulduğu zindanda 8 arkadaşı ile birlikte katledildi. 

Bijan Cezani, Hossien Cezani ve Alamtaj Kalantari Nazari’nin oğlu olarak Tahran’da doğdu. Ailesi Şah Rıza’nın sürgünüyle başlayan siyasal özgürlük döneminden Muhammed Mossadegh’in devrilmesine kadar Tudeh Partisi’ne katılmaya başladı. Polis memuru olan babası 1945’te Tudeh’de aktif  bir şekilde yer almaya başladı.  Annesi ise kadın kollarında görev alıyordu.

ERKEN YAŞLARDA MÜCADELEYE KATILDI

Erken yaşlarındayken siyasal ve devrimci mücadeleye  katılan Cezani, 1953 yılında Musaddık yönetiminin Şah Rıza Pehlevi tarafından düzenlenen askeri bir darbe ile devrilmesinden kısa bir süre sonra, 16 yaşındayken tutuklandı. Daha sonra Sovyet çizgisindeki İran Komünist Partisi TUDEH’in gençlik örgütlenmesine katıldı. Cezani, bu yıllarda da birçok kez hapse girip çıktı ve ağır işkenceler gördü. Daha sonra Cezani ve Ali Ekber Farahani, Muhammed Aştiyani, Hamid Eşref gibi militanlar TUDEH’i reformizm ve halka ihanetle suçlayarak partiden ayrıldı. Başka örgütlerden ayrılmış olan Amir Pezav Poyan ve Mesut Ahmedzade gibi yoldaşlarıyla bir araya gelen bu grup, Fedayin-ü Halk (Halkın Fedaileri) adlı bağımsız bir Marksist-Leninist örgütü kurdu.

Örgütün ilk toplantısı Bijan Cezani ve arkadaşları tarafından 1963 yılında gerçekleştirildi. Bu toplantıda örgüt, İran’daki güçlü Amerikan etkisinin ve ilerici muhaliflere karşı yürütülen baskının barışçıl eylem yöntemlerini tamamen işlevsiz kıldığı sonucuna ulaştı.

İran’da silahlı mücadelenin gerekliliğine inanan ve bu yolda hazırlıklara girişen örgüt, 1967 yılında polis tarafından ortaya çıkarıldı; Cezani ile birlikte birçok üye de tutuklandı.

Yakalanamayan militanlar, Siah-Kal ayaklanması ile silahlı mücadeleyi başlattılar. Şubat 1971’de Hazar Denizi kıyısında küçük kent olan Siah-Kal’daki jandarma noktasına Ali Akbar Safahi-Farahani komutasında bir saldırı düzenlendi. Siah-Kal, İran devrimci hareketi için bir çıkış noktası ve sıçrama aşaması oldu. Cezani, kaleme aldığı yazılarda, Siah-Kal olayının önemini şöyle vurguluyor: 

“Mutlak bir baskı ve suskunluk döneminde; halkın çaresizliğinin en derin noktasında, rejimin ise gücünün doruğunda olduğu bir dönemde, Siah-Kal’daki gerilla savaşçıları rejimin paralı askerlerine saldırmışlardır. Silahlı mücadele, geleneksel olarak hiçbir zaman rejime karşı askeri taktiklerin, politik olmayan biçimlerde bile kullanılmadığı (yani aşiret kavgalarının, silah kaçakçılığının, silahlı soygunların vb. olmadığı) bir bölgede başlamıştır. Jandarma noktasına yapılan saldırının sadece bir tek amacı olabilirdi: Devrimci bir hareketin rejime karşı savaşı.”

HAPİSTE KATLEDİLDİ

1967 yılında birçok arkadaşı ile birlikte İran Şah Rejimi tarafından tutuklanan Cezani, 15 yıl hapse mahkûm edildi. Bu süre içinde silahlı mücadelenin teorik ve örgütsel sorunlarına yönelik yazılar yazmayı sürdürdü, ancak çok geçmeden sekiz arkadaşıyla birlikte “kaçmaya çalıştıkları” gerekçesiyle hapisteyken öldürüldü.

Cezani ve birçok kadrosu zindana atılmış olsa da kısa süre içinde örgüt, işçiler, öğrenciler ve aydınlar arasında geniş bir sempati sağlayarak adını bütün dünyaya duyurdu.

HALKIN FEDAİLERİ GİDEREK BÜYÜDÜ

Cezani liderliğindeki Halkın Fedaileri Örgütü’nün Cezani tarafından formüle edilen politikleşmiş bir askeri savaş stratejisi yolunda gittiğini fark eden İran Şahlık Rejimi, örgütün birçok militanını tutuklayarak, Şah’ın işkence örgütü olan SAVAK’ın hapishanelerinde  işkence ile yada idam, kurşuna dizme ile katletti. 

Ancak buna rağmen 1970’lerin son aylarına gelindiğinde Bijan Cezani’nin kurduğu ve liderliğini yaptığı Halkın Fedaileri, en az beş bin civarında militanı ve on binlerce sempatizanı olan etkin bir örgüt haline gelmişti. 

AYNI ZAMANDA TEORİSYEN

Bijan Cezani, devrimci önderliğini pratik askeri eylemlerin yanı sıra Marksist-Leninist teorik araştırma, inceleme ve bölgesel sorunlarının çözüm yöntemleri teorilerini ileri sürerek yapıyor. Yayımlanmış iki kitabı var. Kitaplarında İran ve bölgenin devrimci dinamikleri, bu devrimci dinamiklerin gerçek bir devrimi gerçekleştirmek için nasıl örgütlenmesi gerektiği konularını inceliyor. Antifaşist ve antikapitalist olan Cezani, tutuklu bulunduğu zindanda yazdığı yazılarda İran devrimcilerinin önündeki engelleri irdeliyor. Cezani, Newaf Safavi’nin kurduğu İslami örgütleri de irdeleyerek, bu örgütlenmede Müslüman Kardeşler’in örnek alındığı ancak Müslüman Kardeşler’in Şialığa uyarlama biçiminde ele alındığına vurgu yaparak, İran’daki tehlikeye dikkat çekiyor. 

KÜRTLER İÇİN ‘EN DEVRİMCİ HALK’ DİYOR

Eserleri ve devrimci teorilerinde Kürtleri de irdeleyen Bijan Cezani, Kürtleri bölgenin en devrimci dinamiklere sahip halkı olarak tanımlarken, Kürt partileri arasındaki iç tasfiyelere de dikkat çekiyor. Cezani, Başur’da tasfiye edilen Süleyman Moini, İKDP’nin silahlı mücadele sorumlusu İsmail Şerifzade, Mela Avare, Abdullah Moini gibi öncülerin tasifiye edilmesiyle, Kürtlerin devrimci mücadelelerinin uzun vadede engellenmek istediği öngörüsünde bulunarak, bu iç tasfiyeleri yapanlardan hesap sorulmasını istiyor. 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Pakistan’da yüzlerce çocuğa HIV bulaştı

AleviNet

Published

on

Pakistan’ın güneyindeki Sind vilayetinde yüzlerce kişide HIV virüsünün teşhis edilmesi paniğe yol açtı. Yetkililer şimdiye kadar 700 kişiye HIV virüsü bulaştığının tespit edildiğini, bunların dörtte üçünün 12 yaş altı çocuklar olduğunu bildirdi.

Mart ayında pek çok çocukta  AIDS’e yol açan HIV virüsü tespit edilmesi üzerine Rato Dero kenti ve çevresinde herkese test uygulanması kararı alındı. Nisan ayından bu yana bölgede günde 2 bin kişiye HIV testi uygulanıyor. HIV virüsü bulaşmış şırınga ve neşterlerin kullanılmasının virüsün yayılmasına yol açtığı öne sürülüyor. Bu bağlamda yetkililer bir çocuk doktorunu gözaltına aldı.

“Çocuğumla artık kim oynar?”

Sind’de kurulan geçici klinikte ise bir çok ebeveynin çocuğuna HIV testi yaptırmak istemesi üzerine uzun kuyruklar oluşuyor. AFP haber ajansına konuşan  Mukhtar Pervez, kızına HIV teşhisi konduğunu ve kızının ateşlenmesinin enfeksiyonun ilk belirtisi olmasından endişe duyduğunu söyledi. Nisar Ahmed ise bir yaşındaki kızına virüs bulaştığını üç gün önce öğrendiğini belirtti.

AFP’nin konuştuğu bir anne de kızına HIV teşhisi konulduğunu belirterek “Onunla artık kim oynamak ister? İlerde kim evlenmek ister?” dedi. Çocuğuna HIV virüsü bulaşan ailelerin çoğu eğitimsiz, hastalık hakkında bilgisi ve ilaç alacak maddi gücü yok.

Yüzlerce ailenin endişeli bekleyişi sürüyor

Yüzlerce ailenin endişeli bekleyişi sürüyor

Sahte doktorlar

Uzun süre Pakistan’da HIV virüsü kontrol altındaydı. Ancak virüs son yıllarda ülkede hızla yayılıyor. 2017’de 20 bin yeni vaka tespit edildi. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre Pakistan HIV virüsünün en hızlı yayıldığı ikinci Asya ülkesi. Tahmini rakamlara göre 220 milyon nüfusa sahip Pakistan’da en az 150 bin kişi HIV virüsü taşıyor.   

Ülkedeki kötü sağlık sistemi HIV krizini kötüleştiriyor. Pek çok ailenin sahte doktorlara gitmekten başka çaresi kalmıyor. Hükümetin verdiği rakamlara göre 270 bini Sind Vilayeti’nde olmak üzere ülkede 600 bin sahte doktor çalışıyor. 

Sağlık uzmanları bu kişilerin tasarruf yapmak için aynı şırıngaları kullanmasının ve ülkede sağlık personelinin yetersiz olmasının HIV krizlerine yol açtığını belirtiyor. 

dpa/afp, DK/GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Dünya

AP seçimleri: Hollanda’da sandıklardan sürpriz çıktı

AleviNet

Published

on

AP seçimleri için 23 Mayıs günü Hollanda ve Birleşik Krallık sandık başına gitti. Diğer ülkelerde 26 Mayıs günü seçimler yapılacak.

Hollanda’daki seçimlere ilişkin ilk tahminler NOS televizyon kanalı tarafından yapıldı. Anketler daha önce aşırı sağcılar ve liberalleri favori olarak gösteriyordu.

Ancak sandık başına giden seçmenlerle yapılan anketten sürpriz sonuçlar çıktı. Sosyal demokrat İşçi Partisi (PVDA), henüz kesin olmayan sonuçlara göre birinci parti oldu. Hollanda’ya Avrupa Parlamentosu’nda 26 sandalye verildi. İşçi Partisi mevcut durumda 2 olan sandalye sayısını 5’e çıkardı. Oy oranını ise yüzde 9.4’ten yüzde 18.1’e yükseltti

Bu sonuçlar “inanılmaz” olarak değerlendirildi. Bu sonuçlarda Avrupa Komisyon’nun Hollandalı Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın da önemli etkisinin olduğu iddia ediliyor. Avrupa seçimlerinde sosyalistlerin liste başı olan Timmermans, Perşembe günü yaptığı açıklamada “Umarım sosyal demokratlar her yerde başka bir Avrupa’nın mümkün olduğunu gösterebilir” demişti.

Seçimlerin diğer kazananı Başbakan Mark Rutte’nin Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) oldu. VVD, sandalye sayısını 3’ten 4’e çıkararak, Avrupa Birliği ve göçmen karşıtı Thierry Baudet’in partisi Demokrasi Forumu’nun (FvD) önüne geçti. FvD, 3 sandalye alırken, katıldığı bu ilk seçimlerde yüzde 12 oranında oy elde etti.

Dikkatler Rutte ve Baudet’in partilerinin elde ettikleri oya çevrilirken, diğer bir çok parti gölgede kalsa da önemli sonuçlar elde etti. Çevreci hareket GroenLinks sandalye sayısını 2’den 3’e çıkardı, oy oranını 3.5 puan attırarak yüzde 10.5’e yükseldi. Avrupa yanlısı merkezci parti D66 mevcut 2 sandalyesini korudu, ülkenin radikal sol partisi Sosyalist Parti’nin sandalye sayısı 3’ten 1’e geriledi. 2014 seçimlerini kazanan Hristiyan demokrat parti CDA, 5 sandalyesinden birini kaybederek 4 sandalyeye geriledi.

Seçimlerin en büyük kaybedeni, aşırı sağcı popülist Geert Wilders’in Özgürlük Partisi oldu. Wilders, oylarını Baudet’e kaptırarak, 4 olan sandalye sayısını 1’e düşürdü. Oy oranı da yüzde 13.3’ten yüzde 4.1’e geriledi.

Continue Reading

Dünya

Brexit, Theresa May’in sonu oldu: 7 Haziran’da istifa edecek!

AleviNet

Published

on

Britanya Başbakanı Theresa May, bu Cuma günü yaptığı açıklamada gelecek 15 gün içerisinde başbakanlık görevinden istifa edeceğini duyurdu. May, 7 Haziran’da hem muhafazakar parti başkanlığı hem de hükümet başkanlığından istifa edecek.

Ancak May, muhafazakar parti tarafından yeni bir başkan seçilmesi için yaklaşık altı hafta daha görevinde kalacak. Diğer bir ifadeyle, ABD Başkanı Donald Trump 3 ile 5 Haziran tarihleri arasında Britanya’yı ziyaret ettiğinde, May başbakanlık koltuğunda olacak.

May’in istifası ardından Muhafazakar Parti’de liderlik yarışının 10 Haziran’da başlatılabileceği tahmin ediliyor.

May’in istifası günlerdir bekleniyordu. Muhafazakar partisi ve çevresindeki sadık bakanlarının desteğini kaybeden May, Avrupa Birliği ile müzakere ettiği Brexit anlaşmasına ilişkin projesini de parlamentodan geçiremedi.

May, AB’den çıkış projesi Brexit’in hayata geçirilememesi nedeniyle derin üzüntü yaşadığını belirtirken, gözyaşlarını tutamayarak “Sevdiğim bu ülkenin başbakanlık grevinde hizmet etmek benim için bir onur oldu” dedi.

May’in gidişi, AB’den çıkış konusunda sonuca ulaşmayan misyonuna da bir nokta koymuş oldu. Brexit süreci, yaklaşık üç yıl önce bir referandum ile başlamıştı. Ancak hayata geçirme konusunda hükümeti krize koyan gelişmeler yaşandı.

May’in çıkış projesi Ocak ayı ortasından bu yana üç kez reddedildi. Salı günü son kartını oynadı. Avrupa Birliği ile daha geniş ticari işbirliği önerdi ve yeniden referanduma gitmenin da kapısını açtı. Ancak bu önerisi, hem kendi partisi hem de muhalefetteki İşçi Partisi tarafından kabul görmedi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI