Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Yargılama Rojava’da olmalı

AleviNet

Published

on

Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut, yakalanan DAİŞ çetelerinin Rojava’da yargılanması gerektiğini söyledi. Sol Parti Milletvekili Cansu Özdemir ise Reqa özgürleştirildikten sonra Hamburg’a dönen ve bu kentte normal bir hayat sürdüren DAİŞ çetesi Omaima Abdi hakkında soru önergesi sundu.

DİLAN REŞWAN

Almanya Federal Parlamentosu Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut, Rojava’da 80 civarında Alman DAİŞ’linin tutuklu olduğunu, 13 DAİŞ’li hakkında ise Almanya’da tutuklama kararı olduğunu belirtti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, DAİŞ’liler için bölgede uluslararası bir mahkeme kurulması talep etti. Alman Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in bu talebe olumlu yaklaştığını söyleyen Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut, “Ben de zaten daha önce aynı talepte bulundum. Anlaşılan uluslararası yargılamanın nerede olacağı konusu sıkıntı yaratıyor. Bence Rojava’da mahkemenin kurulması ideal olur” dedi. Suriye, Rusya ve Türkiye’nin buna karşı çıkacağını vurgulayan Akbulut, “Tahminen Güney Kürdistan Federe Yönetimi ile orada kurulması için görüşmeler var. Bu konular kapalı kapılar ardından gizli bir şekilde konuşuluyor. Bazen dışarı bilgi sızıyor ancak net bilgiler değil” dedi.

Vatandaşlıktan çıkarmak kolay değil

DAİŞ’lilerin Alman vatandaşlığında çıkarılması tartışmalarına ilişkin ise “Bence vatandaşlıktan çıkarma çok zor olacak” diyen Akbulut şunları ifade etti: “İçişleri Bakanı Seehofer işi kolay yoldan çözmek istiyor fakat yanılıyor. Alman vatandaşlığının yanı sıra, başka vatandaşlığı olmayanları zaten kanunen vatandaşlıktan çıkarması mümkün değil. Çifte vatandaşlığı olanlarda ise mahkemeye çıkarılmadan, DAİŞ’li olduğu mahkemede kanıtlanmadan vatandaşlığı elden alınamaz. Vatandaşlıktan çıkarılmak istenen kişinin diğer vatandaşlığı önceden düşürülmüş ise mahkeme kararı olsa bile Alman vatandaşlığı elinden alınamaz.”

13 DAİŞ’li hakkında tutuklama kararı

DAİŞ’lilere ilişkin elindeki bilgileri de paylaşan Akbulut şunları aktardı: “Aldığım bilgilere göre Alman vatandaşı veya Almanya’da daha önce ikamet eden ve şu an Rojava’da tutuklu bulunan DAİŞ’lilerin sayısı yaklaşık 70-80. Bunların dışında yaklaşık bir o kadar da onların çocukları şu an Rojava’da bulunmakta. Bunlardan Alman vatandaşı olmayanların Almanya’ya dönüş hakkının bulunup bulunmadığını tek tek incelenmesi gerekiyor. Rojava’da tutuklu olanlardan 13 Alman vatandaşı DAİŞ’li için Almanya’da tutuklama kararı var.”

DAİŞ’liler Almanya için tehdit

Alman hükümetinin, Suriye Büyükelçiliği’nin halen kapalı olmasını bahane ederek sorumluluktan kaçtığını vurgulayan Akbulut, “Bence bu gerekçe arkasında aslında başka bir neden var. Almanya bu konuda çok çekinceli. DAİŞ’lilerin Almanya’da ‘terör örgütü üyeliği’nden sadece 3 yıllık hapis cezasından sonra güvenlik için tehlike yaratacağından korkuyor olabilirler” dedi.

DAİŞ’liler takip ediliyor

Almanya’dan DAİŞ’e katılan Jennifer W. isimli kadının yargılaması geçtiğimiz hafta Münih’te başlamıştı. Münih’teki yargılamayı hatırlattığımız Akbulut, farklı bir yargılama olup olmadığına ilişkin ise “Bildiğim kadarıyla başka bir yargılama henüz yok. Büyük olasılıkla Almanya’da bulunan DAİŞ’liler takip ediliyor ve kanıt toplanılıyor” diye konuştu.

Almanya ve ABD savunma bakanlarının DAİŞ’liler ile ilgili görüştüğünü hatırlattığımız Gökay Akbulut, “Almanya, ABD ile bu konuda sürekli görüş ve bilgi alışverişinde bulunduğu için tabii ki ABD’nin DAİŞ’liler ile görüşmeleri olası gelişmelere yol açabilir” dedi. Rojava heyetinin hükümet temsilcileriyle görüşmek için Berlin’de olduğuna vurgu yapan Akbulut, “Avrupa’ya geliş nedenleri İsveç hükümetinden aldıkları davetiye. Berlin’de de Rojava heyetinin talebiyle görüşmeler yapılıyor” dedi.

Omaima neden tutuklanmadı?

DAİŞ üyesi Alman vatandaşı Omaima Abdi’nin, QSD güçlerinin özgürleştirdiği Reqa’dan kaçarak Almanya’ya dönmesi ve Almanya’da normal bir yaşam sürdürmesi Sol Parti’nin tepkisine yol açtı.

Sol Parti Hamburg Eyalet Parlamentosu Grubu Eşbaşkanı Cansu Özdemir, konu ile ilgili Hamburg eyalet yönetimine soru önergesi verdi.

Önergede Özdemir, eyalet yönetimine Abdi’nin DAİŞ ile bağlantısını sordu. Omaima hakkında neden Federal Savcılık tarafından soruşturma açılmadığı ve Almanya’ya girişte tutuklanmadığına da açıklık istedi.

Milletvekili Cansu Özdemir eyalet yönetiminden şu sorulara açıklık getirmesini talep etti:

Omaima A.’nın selefi/cihat saflarındaki aktivitelerine ilişkin senatonun elinde ne bilgiler var? Avrupa çapında hangi cihatçı saflarıyla ilişkisi var? Hakkında neden herhangi bir soruşturma açılmadı? Herhangi bir terör örgütüne üye olduğuna ve savaş suçu işlediğine dair Senato’nun bilgisi var mı? Omaima A. ‘tehlikeli’ olarak görülüyor mu? Almanya’ya döndüğünde neden tutuklanmadı? Almanya’ya döndükten sonra hiçbir güvenlik makamlarında ismi geçti mi? Senato, Omaima A.’nın kardeşi Noura hakkında herhangi bilgiye sahip mi? Telefonunda bulunan fotoğrafsız kimliklerin fotoğraflarına ilişkin senato ne düşünüyor? Çocuklarının sağlığının tehlikede olduğuna dair bir araştırma yapıldı mı? Çocukları okula gidiyor mu?

Omaima kimdir?

Reqa’nın özgürleştirilmesinin ardından Almanya’ya dönen Hamburg doğumlu Alman vatandaşı Omaima Abdi çocuklarıyla Hamburg’da yaşıyor. Tercümanlık yapan Abdi’nin 2015’te Türkiye üzerinden Suriye’ye gittiği belirtiliyor.

Abdi ile ilgili haberi El-An Televizyonu Muhabiri Araştırmacı gazeteci Jenan Moussa yaptı. Moussa, Reqa’nın özgürleşmesinin ardından bulunan bir telefonun hafızasındaki bilgilerden söz konusu telefonun Hamburg’a dönen Omaima Abdi’ye ait olduğunu ortaya çıkardı. Telefonun hafızasında çok sayıda belge ve fotoğrafa da rastlandı.

Elinde silah ve DAİŞ bayrakları

Elinde silah ve DAİŞ bayraklarıyla fotoğrafları bulunan Omaima A’nın fotoğrafları arasında çocuklarının Avustralya’dan DAİŞ’e katılan Muhammad Mahmoud ile çekilmiş fotoğrafları bulundu. Bunun dışında Omaima Abdi’nin 2011’de Almanya’daki selefi örgütleriyle yakınlığının bulunduğuna dair belgeler de ortaya çıktı. Omaima Abdi’nin görevi, kadınları internet üzeri örgütleyip Suriye’ye göndermek için DAİŞ ile işbirliği yaptığı kanıtlandı. 2012’de DAİŞ propogandası yapan Nadir Hadra ile evlenen Omaima Abdi ilk eşinden olan bir çocuğuyla Hadra ile birlikte Frankfurt’ta yaşamaya başladı. Abdi, Ocak 2015’te üç çocuğuyla Hadra ile birlikte DAİŞ’e katılmak üzere Suriye’ye gitti. Hadar’ın ölmesinin ardından rapçi olarak da bilinen DAİŞ’li Denis Cuspert (Deso Dogg) ile evlendi. Denis Cuspert, Ocak 2018’de öldü.

Soruşturma yok görmezlikten geliniyor

Omaima Abdi, tüm buna rağmen Hamburg’da hiç bir şey olmamış gibi yaşamını sürdürüyor.

Hamburg Savcılığı adına açıklama yapan Nana Frombach, Başsavcılığın Omaima Abdi hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadığını açıkladı.  Hamburg polisi, Twitter üzerinden yapmış olduğu bir açıklama ile konudan haberdar olduklarını kaydetti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

HACI BEKTAŞ-I VELİ ANMA ETKİNLİĞİ YOĞUN KATILIMLA BAŞLADI

editor

Published

on

By

56. Ulusal 30. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Ekinlikleri yoğun katılımla başladı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı anma etkinliğinin açılışına Alevi kurum temsilcileri, ocakzadeler, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür  Sanat Etkinlikleri büyük bir katılım ile başladı.

Açılış etkinliğinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül,  Alevilerin isteklerinin yer aldığı bildirgeyi okudu. Alevi toplumunun haklarının iade edilmesi istediklerini belirten Güzelgül, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar uygulansın. Devlet, Alevi katliamlarından dolayı özür dilesin. Munzur’da, Kaz Dağları’nda katliam son bulsun” diye konuştu.

Anma etkinliğinde kısa bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O, barışın huzurun birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor” dedi.

“AYDINLANMA MEŞALESİ İLE ANADOLU’YA GELDİ”

Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş-ı Veli’nin hak ve adaleti savunduğuna vurgu yaparak, dünya toplumların huzur ve adaleti aradığına vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

”Hacı Bektaş-ı Veli, yaşamı boyunca hep hakkı hukuku ve adaleti savunmuştur. O elinde kılıçla değil aydınlanma meşalesiyle Anadolu’ya gelmiştir. Toplum onu güvercin donuyla Anadolu’ya geldiğini kabullenmiştir. Çünkü o barışın, huzurun, birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. O kendi deyimiyle 72 milleti bir saymıştır. Anadolu’ya geldiğinde 35 yaşlarında bilgin bir insandı. Selçuklu sultanı önemli kararlar aldığında onun düşüncelerine başvuruyordu. Dergahında düşüncelerini öğrencilerine aktararak yaygınlaştırılmasını sağladı. Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde onun düşünceleri toplumu aydınlatıyor. Anadolu’yu bize yurt yapan işte bu gönül erenleridir. Aslanla ceylanı hünkarın kucağında buluşturan huzurdur adalettir. Dünya hala huzuru ve adaleti arıyor.”

PİRHA / NEVŞEHİR

 

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Kaz Dağları halkı: Zehirlenmek istemiyoruz

editor

Published

on

By

Su ve Vicdan Nöbeti’ndeki yöre halkı, yıllardır yaşadıkları yerlerin çöle döndüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şu çağrıyı yaptı: “Gelip yerinde görün, zehirlenmek istemiyoruz.”

Kaz Dağları’nda altın çıkarmayı planlayan Alamos Gold Şirketi’nin doğa tahribatına karşı Su ve Vicdan Nöbeti 22’nci gününde devam ediyor. Kaz Dağları eteklerinde süren Su ve Vicdan Nöbeti’ni çevre köylerden ziyaret etmeye gelenler de var. Her gün çevre köylerden gelen yöre halkı, maden sahasını gördükten sonra nöbet alanında bekleyişlerini sürdürüyor. Nöbet eylemine ilk günden bu yana gelmeye devam eden Bahriye Duman ve Fevzi Duman çifti de yıllardır yaşadıkları doğanın yok olmasını istemiyor. Doğma büyüme Çanakkaleli olan 68 yaşındaki Fevzi Duman, yıllarca Balaban mevkiine yakın Çan ilçesinin Kulfa köyünde yaşıyor, sonra Kepez ilçesine yerleşiyor.
‘İÇME SUYUMUZ ZEHİRLİ AKACAK’
Çiftçilik yapan Duman, siyanürle altın çıkarıldığını duyunca nöbet alanına gelmeye başladıklarını söyledi. “Havamız, suyumuz, oksijenimiz gitmesin” diyen Duman, siyanür ile altın çıkarılmasını istemediklerini söyledi. Siyanürün bütün halkı, çevreyi etkileyeceğini ifade eden Duman, “Sularımızı zamanla zehire dönüşecek. Özellikle çamların kesilmesine dur demek için geldim. Kullanma sularının Atik Hisar Barajı’ndan sağlanıyor. Zamanla sularımıza siyanür karıştığı zaman zehir akacak. Biz buna karşıyız. Yıllardır içme sularımızı Balaban’daki çeşmelerden götürüyoruz. Dünyada en çok oksijen üreten Kaz Dağları oksijen üretemeyecek, sularımız zehirlenecek” şeklinde konuştu.
‘CUMHURBAŞKANI GELİP YERİNDE GÖRSÜN’
Duman, ağaçların kesildiği tepeleri göstererek, “Devletimizin buralarda yaşananlardan sanırım haberi yok. Çünkü her yer çöle dönmüş. Bu kadarıyla da kalmayacak. Aldıkça bitirecekler her tarafı. 195 bin çam diyorlar. Kolay mı bu çamların tekrar yeşermesi? Devletin görevi, buralara gelip baksın.  Cumhurbaşkanına sesleniyoruz. Gelip yerinde görsün biz zehirlenmek istemiyoruz.  Dağlarımızın yok olmasını istemiyoruz. Oksijeniniz yaşam alanlarımız yok olduktan sonra çocuklarımız geleceğimiz ne olacak?” diye sordu.
SANTRALDEN SONRA KANSER ARTI
Yöre halkının tamamının yaşanan doğa katliamına tepki göstermemesini de eleştiren Duman, şunları söyledi: “Bugün köylerde iş bulduk diye seviniyorlar, 10 yıl sona ne olacak burası, çöl olarak bırakacaklar. Kanadalılar parayı alıp gidecek. Yazıktır, günahtır, Türkiye’ye yüzde 2 pay verecekmiş, vermesin kardeşim bizim çamlarımız, havamız bize yeter. Eskiden bu kadar çok kanser hastası yoktu buralarda. Bizim köyde Termik Santral yapıldıktan sonra 5 akrabam kanserden yaşamını yitirdi.”
MEMLEKET ÇÖLE DÖNDÜ
Evlendikten sonra Kulfa köyüne yerleştiğini ve 40 senedir bu doğada yaşadığını dile getiren Bahriye Duman da, “Suyumuzu Kaz Dağları’ndan alıyoruz. Çamların kesilmesine karşıyız. Maden çıkarsa siyanürle her taraf zehirlenecek. Havamız da suyumuz da kirlenecek. Dağlarımız, suyumuz, vatanımız, havamız gidiyor. Yaşam alanlarımız elimizden alınıyor.  Durdurulmasını istiyoruz. Böyle olmasın. Devlete çağrı yapıyoruz. Memleket çöle döndü” dedi.
MA / Zemo Ağgöz – Esra Solin Dal
Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Bütçeden müteahhit ve müşavirlere 7 ayda 20 milyar

AleviNet

Published

on

Bunun tamamına yakını ‘Diğer’ adı altında aktarıldı.İktidarın kamu olanaklarını kullanmadan özel sektöre yaptırdığı işlerin büyük bölümünü oluşturan müteahhitlik hizmetleri ile danışmanlık hizmeti aldığı şirketlere aktardığı tutarlar yedi ayda 20 milyar TL’ye yaklaştı.

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre; Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan Temmuz ayı bütçe harcamaları bütçenin kara delikleri olarak isimlendirilen harcamalarda gerileme olmadığını gösterdi.Harcama rakamları iktidarın tartışmalı projelere ortak imza attığı müteahhit firmalara bütçe kaynaklarını aktarmayı sürdürdüğünü gösterdi.

ÖDEMEDE REKOR AYI

Buna göre, 2019 yılı temmuz ayı sonunda müteahhitlik giderleri 9 milyar 599 milyon TL’ye ulaştı. 2 milyar 780 milyon TL ile temmuz ayı, müteahhitlik harcamalarının 2019’da zirve yaptığı ay oldu.İktidarın müteahhitlere aktardığı tutarlar arasında 5.4 milyar TL ile “Hizmet binası yapımı” ilk sırada yer aldı. Bunu 3.9 milyar TL ile “Diğerleri” kalemi izlerken 189 milyon TL ile “Hizmet tesisleri” üçüncü sırada yer aldı.MÜŞAVİRLERE 8 MİLYARBütçeden, “Müşavir firma ve kişilere ödemeler” adı altında da yedi ayda 8 milyar TL aktarıldı. Bunun 7.7 milyar TL’si, “Diğer müşavir firma ve kişilere ödemeler” adı altında yapıldı. Üçüncü sırada da 229 milyon TL ile “İş sağlığı ve güvenliği hizmeti” alım gideri yer aldı. İktidar, müşavir firma ve kişilerden “etüt-proje bilirkişi ekspertiz, araştırma ve geliştirme, bilgisayar hizmeti, harita yapım ve alım, enformasyon ve raporlama, danışma yönetimi ve işletim, temizlik, özel güvenlik ve çağrı merkezi” hizmeti alımı yaptı.‘DİĞER’İN ‘DİĞER’İBütçe analitik rehberinde müşavir firmalara aktarılan tutarların tamamına yakınını oluşturan “Diğer” hizmetler çok ayrıntılı tanımlanmadı. Müşavir firmalardan alınan “diğer” adı altında alınan hizmetler şöyle sıralandı:“Milli Savunma Bakanlığına bağlı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığına, NATO petrol boru hattının işletme ve bakımı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin akaryakıt ve madeni yağ sevkiyatı hizmeti karşılığında yapılacak ödemeler,İhale yolu ile yapılan tarımsal mücadele işleri ile ilgili her türlü giderler,Devlete ait gemilerin müşavir firma ve kişilerce işletilmesi ile ilgili giderler.Ancak dördüncü bir kalem olarak “Yukarıda sayılan gruplara girmeyen müşavir firma ve kişilere ödemeler” denilmekle yetinildi.

2.3 MİLYAR TL DAHA…

“Gayrimenkulün kurum tarafından üretilebilmesi için gerekli olan proje, müşavirlik, kontrollük” hizmeti alımı için yapılan harcama da 2 milyar 392 milyon TL oldu. Bunun 1.2 milyarı proje giderleri için aktarılırken 987 milyonun “diğer” ödemeler olduğu açıklandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI