Connect with us

.

Kültür-Sanat

Yorum: Avrupa’nın kalbi için destek

AleviNet

Published

on

Gösterilen refleks anlaşılabilir türden. Çok kısa süre içinde bir binayı yeniden inşa etmek için yüzlerce milyon euro bağış yapılıyorsa, şu soruyu sorabiliriz: Sudan’da insanlar açlıktan ölürken cansız taşlar için bu kadar çok para bu hızda neden toplanıyor? Mülteci kamplarında yaşayan çocuklara, en azından basit bir eğitim imkanı sağlamak için gerekli kaynak neden bulunamıyor?

Hem de Hristiyanlıkta ön planda olması gereken insan sevgisiyken, bir Hristiyan mabedi, bir kilise için. İnternet camiasında konuyla ilgili yapılan tartışmalarda ifade edildiği gibi bu insan sevgisi herhalde yapıları büyüterek gösterilmiyor. Sadece savaş ve kriz bölgelerinde yaşayan insanların değil, dünyayı daha adil ve daha iyi bir yer haline getirmek için kendince çabalayan herkesin zihnini kurcalayan sorular bunlar.

Deutsche Welle Genel Yayın Yönetmeni Ines Pohl

Deutsche Welle Genel Yayın Yönetmeni Ines Pohl

Zenginler ve Tanrı Egemenliği

Varlıklı kişilerin zenginliklerini, daha kötü durumda olanlarla paylaşmalarını beklemek tamamen istenir bir şey. Özellikle Hristiyanlar için zenginliğin aynı zamanda bir sorumluluk olduğu, İsa’nın şu meseli ile tüm milyoner ve milyarderlerin kulağına küpe oluyor: “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.”

Ancak şu da doğru ki, bazı yapılar taş yığınının ötesinde bir anlam taşır. Bunlar asırlar boyunca milletlerin ve belli kültür alanlarının kendilerini tanımlamalarında belirleyici rol oynadıklarından özel bir önem taşırlar ve özellikle korunmalıdırlar. Hiç kuşkusuz Notre Dame da bunlardan biri.

Hangi kültürel çevreden olursa olsun, toplumların tarihleriyle olan bağlarını canlı tutabilmeleri için sembollere ihtiyaçları vardır. Köken bu anlamda haritadaki bir noktadan çok daha öte bir anlam taşır. Güvensizlik duygusunun arttığı günümüz dünyasında kültür alanları, bir yurt ve güvence sağladıkları için her zaman olduğundan daha büyük bir öneme sahipler. Kendi kimliğinin bilincinde olan bir insan için, yabancı olan, yeni olan, farklı olan daha az tehlikelidir. Güvensizlik ise dışlamanın ve nefretin rahatlıkla kök salmasını sağlar.

Tüm dünyadan insanlar

Notre Dame’ın bu denli muhteşem bir sembol olmasının bir sebebi de dünyanın dört bir yanından insanların bu tarihi mekanı ziyaret etmiş olması. Hristiyan olmayanlar da, Fransa başkentinin ortasındaki bu özel katedralden saçılan güzellikten, haşmetten ve tarihi önemden etkilendi. Tüm dünyadan insanların, yangından sonra Twitter hesaplarından paylaştıkları Notre Dame ziyareti fotoğrafları, bu çekim gücünün bir belgesi adeta.

Avrupa sadece sınırlar ötesinde geçerli olan bir para birimi değildir, yalnızca ortak bir ekonomi bölgesi değildir. Avrupa bir kültür alanı ve Notre Dame da onun en önemli sembollerinden biridir. Bu açıdan süper zenginlerin ivedilikle ellerini ceplerine götürmeleri çok önemlidir ve doğrudur. Zira sonuçta bu katedralin yeniden inşaatı da umudun bir sembolü olacak.

Ines Pohl

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Sevcan Orhan hastane odasından paylaştı! İşte son durumu

AleviNet

Published

on

Akciğerinde bir kitle olduğu ortaya çıkan ünlü türkücü Sevcan Orhan, özel bir hastanede ameliyat oldu. Geçirdiği operasyonun ardından yoğun bakımda tedavi gören Orhan, yaşadığı zor günlerin ardından hastanede odasında çektiği videoyu paylaştı.

Sağlık durumunun iyi olduğunu söyleyen Sevcan Orhan, “Akciğerimde bir kitle olduğu ortaya çıktı. Çok küçük bir kitleydi. Kötü huylu olmadığı belliydi ama doktorum orada durmaması ve alınması gerektiğini söyledi. 15 Mayıs günü hastaneye yattım. Kitle küçük ve kötü huylu olmasa da akciğer ameliyatları gerçekten ağır. İki gün yoğun bakımda kaldım. Dört gündür hastanedeyim. Bir iki gün sonra taburcu olacağım. İyi olduğumu görmenizi istedim” açıklamasını yaptı.

SEVCAN ORHAN KİMDİR?

1982 yılında İstanbul’da doğdu. Aile kökeni Erzincan ili çayırlı ilçesinin Yeşilyaka (Şebge) köyüne dayanmaktadır.

1994 yılında babasından öğrendiği kara düzen bağlamayla müzik hayatına ilk adımını attı.

Aynı yıl profesyonel eğitim almak isteyen Orhan, özel bir müzik okulunda nota, solfej, bağlama ve repertuar dersleri almaya başladı.

Bu arada ortaokul ve lise öğrenimini tamamladı.

Lise yıllarında Milliyet gazetesinin düzenlediği “Liselerarası Türk Halk Müziği Yarışması”nda 3. oldu.

1999 yılında “İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservataurı” nın açmış olduğu yetenek sınavlarına girdi ve “Ses Eğitimi Bölümü”nü kazandı.

2000 Yılında üniversitedeki müzik eğitimine devam ederken ilk solo çalışması olan “Nenni Bebek” isimli albümünü yaptı.

Aynı yıl yaklaşık yedi yıl eğitim aldığı “Müzik Okulunda solfej ve bağlama dersleri vermeye başladı. Okul dahilinde çok önemli konser çalışmalarına katıldı.

2003 yılında “Aşıklık Geleneği İçerisinde Aşık Mahzuni Şerif’in Yeri ve Önemi” adlı bitirme ödevini hazırlayarak “Ses Eğitimi Bölümü”nden üçüncülük derecesiyle mezun oldu.

2003 yılında “Bir Türküydü Yaşamak” isimli ikinci solo albümünü müzikseverlere sundu.

2006 yılında TRT aracılığıyla programcılığa merhaba diyen Sevcan Orhan sırayla TRT İNT, TRT TÜRK ve TRT AVAZ kanallarında 4 yıl süreyle canlı olarak yayınlanan “Tatlı Dile Güler Yüze”adlı müzik programının sunuculuğunu ve solistliğini yaptı.

Ayrıca Cem Radyo’da “SAZINDA USTALAR” adlı müzik programını hazırlayıp sundu.

2008 yılında türkü ve bestelerden oluşan”ADI AŞK” isimli albümünü müzik severlerle buluşturdu.

2010 yılında “Cem Radyo”da “Sevcan Orhan Mikrofonda” adlı programı hazırlayıp sundu.

Sevcan Orhan erken yaşlarda başladığı müzik yaşamı boyunca yurtiçinde ve yurtdışında sayısız konser ve festivallerde yer aldı. Genç sanatçı çok sayıda ödül ve plakete sahiptir.

2011 yılında 4. Albümü olan “Zemheriden Ötesi Bahar” isimli çalışmasını Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

2012 yılında Star TV’de Ayşe Özyılmazel’in ayrılmasından sonra türkücü Alişan ile birlikte ‘Alişan ile Sevcan’ isimli sabah programını sundu.

2016 yılında ilk teklisi olan “Alışırım” isimli eserini Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

2019 yılında 5. albümü olan “içimden geldi söyledim” isimli çalışmasını Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Nilüfer’in yeni imajı dikkat çekti

AleviNet

Published

on

Pop müziğin efsane ismi usta yorumcu Nilüfer, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı konseri için Kıbrıs’ta bir otelde sahneye çıktı. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100 yıl kutlamalarında keyifli bir konser veren sanatçı kahkül model kesilmiş saçları ve beyaz mini ceket elbise kıyafeti ile dikkat çekti.

Hafta sonunda Kıbrıs’ta Cuma ve cumartesi geceleri bir otelde sahneye çıkan usta yorumcu Nilüfer, Kıbrıs’ta rüzgar gibi esti. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100. yıl kutlamalarına denk getirilen konserinde eskimeyen şarkılarını seslendiren sanatçıyı dinlemeye kalabalık bir dinleyici grubu geldi. Keyifli geçen konserde ünlü sanatçı 19 Mayıs’a vurgu yaparak “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100.yıl dönümünde Cumhuriyetimizin kurucusu başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet saygı ve rahmetle anıyorum. Atatürk’e şu anda sahip olduğumuz her şey için minnet duymalıyız” dedi.

Nilüfer yeni saç modeli kahküllü saçı ile beğeni toplarken giydiği beyaz renk ceket elbise mini modeli ile de dikkat çekti. Nilüfer yoğun bir tempoda devam eden müzik çalışmaları ve konser programı ile ilgili de konuştu. Sanatçı 28 Haziran gecesi ‘Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneye çıkacağını belirtti. Bu konser için hazırlandığını belirten sanatçı “İstanbul’da sevenlerimiz ile 28 Haziran gecesi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda buluşuyoruz” dedi.

Continue Reading

Kültür-Sanat

‘Gitmek’ filminin Avrupa gösterimi başladı

AleviNet

Published

on

İlk gösterim Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu’nun organizasyonunda İsviçre’nin Lozan ve Basel kentlerinde yapıldı. Basel kentindeki gösterime Suruç katliamına tanık olan Güneş Erzurumluoğlu da katıldı.

Gösterimlerin ardından film ekibinde yer alan Arzu Demir, izleyicilerini sorularını yanıtladı.

19 Mayıs günü İstanbul’da da sadece aileler ve tanıklara özel bir gösterim yapıldı. İstanbul gösterimine de yönetmen Mustafa Emin Büyükcoşkun ile film ekibi katıldı.

Türkiye’deki gösterimler Haziran ayının sonunda yapılacak.

25 Mayıs’ta ise Brüksel’de gösterim planlanıyor.

Suruç Aileleri İnisiyatifi, SGDF ve BEKSAV adına hazırlanan belgesel filmin yönetmenliğini Mustafa Emin Büyükcoşkun yaptı.

Çok sayıda kişinin gönüllü olarak destek olduğu filmin ekibinde, Arzu Demir, Ezgi Aydın, Leyla Postalcıoğlu ve Emre Altan yer aldı.

FİLM NE ANLATIYOR?

“Gitmek” belgesel filmi, Suruç’ta katledilen 33 kişiyi anlatıyor. “Neden yola çıktılar?” sorusuna yanıt arıyor. İstanbul’da, Ankara’da, Samsun’da, İzmir’de, Van’da da çeşitli dayanışma kampanyaları yapmak varken, bu insanlar neden yola çıkmışlardı ve ne yapmak istiyorlardı?

Belgesel, bu sorunun yanıtı için katledilen devrimcilerin aileleri, yoldaşları, arkadaşları ile görüştü. 33 devrimcinin doğup büyüdükleri kentlerde çekimler yapıldı. Katliamdan sağ kurtulanlar, katliamın ardından hayatlarında yaşanan değişiklikleri anlattı.

Tanıklara, “Gittiğinize pişman mısınız?” sorusu soruldu. Katliama tanık olduktan sonra Rojava devriminin savunmasında yer alan gençlerle görüşüldü. Rojava’da bulunmalarında katliamın etkisinin olup olmadığı soruldu.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI