Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Aydınlardan açlık grevi çağrısı: Ölümlere seyirci kalmayalım

AleviNet

Published

on

İmralı tecridine karşı Leyla Güven öncülüğünde cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine ilişkin aralarında Aydın Engin, Ziya Halis, Rıza Türmen’in de bulunduğu bir grup aydın, “Ölümlere seyirci kalmayalım, hukuku ve yaşamı savunalım” çağrısı yaptı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecride son verilmesi talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ve daha sonra tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerine ilişkin  bir grup aydın “ölümlere seyirci kalınmaması” çağrısı yaptı.
“Ölümlere seyirci kalmayalım, hukuku ve yaşamı savunalım!” başlığı ile yapılan çağrıda, iktidarın cezaevlerinde hukuk dışı uygulamalarda ısrar ettiğine vurgu yapılırken “taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin açık ihlali olan tecrit bunlardan biri” denildi.
Abdulbaki Erdoğmuş , Abdullah Demirbaş, Ahmet Dindar, Ahmet Faruk Ünsal, Ali Bilge, Ali Haydar Konca, Arif Koçer, Aydın Engin,  Ayşe Erzan,  Ayşe Hür, Ayşe Sevin Kırıkoğlu, Ayşenur Aslan, Bahadır Altan, Bahri Bayram Belen, Baskın Oran, Berrin Sönmez, Burhan Sönmez, Celal Korkut Yıldırım, Cihangir İslam, Emine İnci İşbulur, Erdal Karayazgan, Erdoğan Aydın, Ergin Cinmen, Ersin Salman, Ertuğrul Yalçınbayır, Eşber Yağmurdereli, Fadıl Öztürk, Faik Bulut, Fatma Bostan Ünsal, Ferhat Tunç, Fikret Başkaya, Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Gürhan Ertür, Hasan Cemal, Hasip Kaplan, Mebuse Tekay, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Rasgelener, Metin Yeğin, Nazar Büyüm, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Erdilek, Nurcan Baysal, Nurten Ertuğrul, Orhan Alkaya, Orhan Silier, Oya Baydar, Rıza Türmen, Selim Ölçer, Sezgin Tanrıkulu, Suavi, Şanar Yurdatapan, Tarık Ziya Ekinci, Ufuk Uras, Viktorya Çiprut, Yasemin Bektaş, Zehra F. Kabasakal Arat, Zeki Kılıçaslan ve Ziya Halis’in imzaladığı çağrı metni şöyle:
‘DEVLET ACİLEN ADIM ATMALI’ 
“Tecride son verilmesi amacıyla milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve binlerce tutukluya yayılan açlık grevi, çok kritik bir aşamaya varmış, açlık grevindeki yüzlerce insan sakatlanma ve ölümün eşiğine gelmiş; aynı sürecin parçası olan hayatına son verme eylemlerinde bu güne kadar sekiz insanımız ölmüştür. Bütün yurttaşların, özellikle de cezaevlerindekilerin yaşamından birinci derecede sorumlu olan devletin yaşanan sorunu çözmek, ölümleri engellemek için acilen adım atmasını istiyoruz. Bu noktada çözüm, bütün tutuklulara-hükümlülere insan hakları çerçevesinde eşit, adil ve hukuka uygun davranmak, keyfi ve siyasal amaçlı yaptırımlardan vazgeçmektir.
Açlık grevlerindeki insanlarımıza sesleniyoruz!
Sesiniz duyuldu. Bu sesi kamuoyuna daha yaygın duyurma, iktidarı göreve davet etme çabalarımız sürüyor. Dönülmez noktalara gelmeden, daha büyük kayıplar yaşanmadan eyleme son vermenizi, ölümü değil yaşam hakkını savunmanızı umutla bekliyoruz.
Ülke gündeminin demokrasinin büsbütün ortadan kaldırılması tehdidine kilitlendiği şu günlerde açlık grevlerinin hedefine ulaşabileceği bir ortamın mevcut olmadığı, her geçen günün telafisi olanaksız kayıplara yol açacağı düşüncesindeyiz.
İktidarın, 31 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan seçmen iradesini uygulamamak için yürüttüğü manipülasyonla belirlenen provakatif ortam hukuk güvenliği yanında açlık grevlerini de çözümsüzlüğe itmektedir. Bu durum açlık grevlerinin sona erdirilmesini ve hak taleplerinin farklı demokratik zeminlerde yürütülmesini gerektirmektedir.
Açlık grevlerindeki insanların iradesine saygımızı belirtirken, hiçbir hak talebinin gerçekleşmesine hizmet etmeyecek aksine ölümlere ya da kalıcı sakatlanmalara yol açacak çağrı ve teşviklerin karşılığı olmadığını düşünüyoruz.
Açlık grevinde olanlara seslenebilecek bütün kurumları, partileri, kişileri, kanaat önderlerini; yaşamı desteklemeye, açlık grevlerinin sonlandırılması için ellerinden gelen her şeyi acilen yapmaya çağırıyoruz.”
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

AleviNet

Published

on

Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi…

NTV’den Burak Cop’un 1 Eylül 2010’da yayınlanan söyleşisinde Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti.

Sinop Cezaevi’nde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

“Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

GARBİS ALTINOĞLU KİMDİR?

1946’da Amasya’da doğdu. 1960’lı yıllarda sol düşünceyle tanıştı. Proleter Devrimci Aydınlık grubundan ayrılarak İbrahim Kaypakkaya ile birlikte TKP-ML, ardından MLKP örgütünün kurucuları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde çok ağır işkencelere uğradı.

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Federe Kürdistan Parlamentosu işgale karşı ‘tutum’ için toplandı

AleviNet

Published

on

İşgale ilişkin özel gündemli toplantı, saat 11.00’de başladı. Parlamentoda temsili bulunan bütün partilerin, Türk işgaline ilişkin değerlendirmelerde buluyor.

Parlamenterler özellikle Kürt ulusal birliğine dikkati çekerken, uluslararası güçlere Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı ortak savunma çağrısı yapıldı.

Parti sözcülerinin konuşmaları ardından parlamentonun Türkiye’ye karşı tutum belirlemesi bekleniyor.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Berlin: Harekâtın hukuka uygunluğundan şüpheliyiz

AleviNet

Published

on

Alman hükümeti, askeri harekâtın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü, Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını askeri harekât gerekçesi olarak görmediklerini kaydetti.

Alman hükümeti, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri bulunduğunu açıkladı.

Berlin’deki olağan basın toplantısında konu ile ilgili soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Suriye’deki mevcut durumun orada bulunan Kürt gruplara yönelik askeri müdahaleyi uluslararası hukuk çerçevesinde meşrulaştırdığı görüşünde değiliz” dedi. Türkiye’nin “Gereken ve orantılı bir çerçevede” hareket etmesi gerektiğine işaret eden sözcü, sivillerin hayatının korunmasının ve insani açıdan uluslararası hukuka uymanın şart olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtı teröre karşı mücadele olarak gören Türkiye, bu harekâtın uluslararası hukuk çerçevesinde haklı gerekçelerle düzenlendiğini savunuyor.

Güvenlik kaygısı askeri harekât için gerekçe değil

Türkiye’nin askeri harekât ile gerekçelerine atıfta bulunan Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert de sıklıkla terör ile tehdit edilen Türkiye’nin güvenlik kaygılarının “haklı” olduğunu, ancak bunu “Şimdi başlatılan askeri harekât için bir gerekçe” olarak görmediklerini vurguladı. Bu konuda Türkiye ile Almanya arasında “görüş ayrılığı” bulunduğunu belirten Seibert, bu çerçevede Türkiye’ye derhal harekâta son verilmesi çağrısı yapıldığını sözlerine ekledi.

“Bölgede istikrarsızlığın artmasının, yeni sığınmacı akınlarının oluşmasının, bölgede yaşayanların insani durumun daha da kötüleşmesinin” güvenlik kaygılarını azaltmayacağı görüşünde olduklarına işaret eden Seibert, bu askeri harekâtın bölgede yaşayan halkın büyük bölümünün yerinden olması ve bölgedeki istikrarsızlığı artması tehdidi yarattığını ifade etti. Seibert, harekâtın IŞİD’in yeniden güçlenmesine de yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

ABD’nin birlikleri çekmesine karşı

Alman hükümet Sözcüsü Seibert, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde konuşlu askerlerini çekmesine Almanya’nın karşı olduğuna da işaret etti.  Türkiye’nin askeri harekâtı dolayısıyla Avrupa Birliği içindeki müttefikleri ve ABD hükümeti ile temasta olduklarını ifade eden Seibert, Washington ile yapılan görüşmelerde “ABD’nin taahhütlerine bağlı kalması” beklentisinin iletildiğini kaydetti. Seibert, ABD hükümetinin talebine rağmen, Almanya’nın Suriye’ye asker göndermeyi düşünmediğini de sözlerine ekledi.

Silah ambargosu çağrısı 

Öte yandan Berlin’de Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulanmasına ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Koalisyon ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Röttgen, sadece yeni silah satışı izni verilmemesi değil, Türkiye’ye silah sevkiyatının tamamen durdurulmasından yana olduğunu vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye’ye silah satışı için yeni izin verilmeyeceğini duyurmuştu. İzni daha önce verilen silahların sevkiyatı konusunda ise bir karar alınmamıştı. Almanya’da ülke dışına silah satışı hükümetin onayına bağlı. Almanya, daha önce hem silah satışı izinlerini hem de sevkiyatı durdurmaya yönelik kapsamlı bir silah ambargosunu Suudi gazeteci Cemal Kaşıkcı’nın öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan’a karşı uygulamıştı.

AFP,dpa,Reuters/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI