Connect with us

.

Haberler

“Barış için Akademisyenler” davaları: “Biz suç işlemedik”

AleviNet

Published

on

“Bizim bu sözde akademisyenlerden izin alacak halimiz yok. Bunların haddini bilmesi lazım.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ocak 2016’da sarf ettiği bu sözlerin ardından, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerin hayatlarında beklemedikleri bir sayfa açıldı.

“Barış İçin Akademisyenler” inisiyatifi, 2015 yılında Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu illerde sokağa çıkma yasakları ilan edilmesiyle güvenlik güçleri tarafından yürütülen operasyonlara tepki göstermek amacıyla bir bildiri yayınladı. “Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyoruz” açıklamasına yer verilen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri, 11 Ocak 2016 tarihinde kamuoyu ile paylaşıldı. Bin 128 akademisyenin imzasıyla yayınlanan bildiri, Erdoğan’ın açıklaması sonrası 2 bin 212 imzaya ulaştı ve 20 Ocak’ta Meclis’e sunuldu.

Türkei Prozess Akademiker Demo

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” blaşlıklı bildiriye imza atan yüzlerce akademisyen hakkında dava açıldı. (Foto: Arşiv)

İhraç, soruşturma, sürgün dolu süreç

Bu tarihten sonra bildiriye imza atan akademisyenler için soruşturma, ihraç, sürgün ve yurtdışı yasakları ile dolu bir süreç başladı. Bugüne kadar 549 barış imzacısı işinden oldu, 505’i hakkında disiplin soruşturması başlatıldı, yüzlerce akademisyen yurtdışına gitmek durumunda kaldı. Yargılamalar ise Terörle Mücadele Kanunu’ndaki (TMK) “örgüt propagandası” suçlamasıyla iddianame hazırlanmasıyla başladı. Akademisyenlerin ayrıca, “Türklüğü, Türkiye Cumhuriyeti’ni veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılamak” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinden yargılanmaları için Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep edildi. Nisan 2019 itibarıyla 691 imzacı akademisyen hakkında dava açılmış bulunuyor. 5 Aralık 2017’de başlayan davalara her gün bir yenisi eklenmeye devam ediyor.

Prof. Füsun Üstel (DW/B. Karakas)

Prof. Füsun Üstel

Prof. Füsun Üstel cezaevine giriyor

Yargılanan barış imzacısı akademisyenlerin 184’ünün davası tamamlandı. Aynı iddianame kapsamında hakkında dava açılan akademisyenlerin 32’si, 15-36 ay arası değişen cezalar aldı. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Prof. Dr. Füsun Üstel hakkında 4 Nisan 2018 tarihinde verdiği 1 yıl 3 ay hapis cezası, Şubat ayında oy çokluğuyla istinaf mahkemesi tarafından onandı. Bu onama kararı ile Üstel’in cezası kesinleşti. Prof. Füsun Üstel, Gülen cemaatine mensup kişilerle para pazarlığı yaptığı iddiasıyla açığa alınan savcı İsmet Bozkurt tarafından barış bildirisi hakkında hazırlanan iddianame kapsamında yargılanan akademisyenler arasında cezaevine girecek ilk isim olacak. Galatasaray Üniversitesi’ndeki görevine halen devam eden Üstel’in Nisan ayı sonuna kadar cezaevine girmesi bekleniyor.

“Bu yargılama süreci toplumun yüz karası”

Barış imzacısı akademisyenler, “Yaşamayı, yaşatmayı savunanların yerleri cezaevi değil, üniversitedir” demeye devam ediyor. Bu çağrılarını bir kez daha yinelemek amacıyla İstanbul Tabip Odası’nda Prof. Füsun Üstel için Cuma günü düzenledikleri basın toplantısına çok sayıda kişi katıldı. Burada “Makbul Vatandaş’ın Peşinde” adlı kitabından yola çıkarak, “Mahkûm Vatandaşın Peşinde” başlığıyla ders veren Üstel, kendisini yalnız bırakmayanlara, “Makbul vatandaşı birlikte inşa edeceğiz ama depresif devletin yanında hizalanarak değil, yeni bilgilerimizle genişleterek edeceğiz” sözleriyle seslendi. Bildiriye imza attığı için KHK ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ise, yargı sürecinin “başından beri bir kurgu” olduğunu dile getirdi. “Biz suç işlemedik. Bu yargılama süreci toplumun yüz karasıdır” dedi.

“İddianame tek, cezalar farklı”

“Barış İçin Akademisyenler” davalarında yargılanan yirmi akademisyenin avukatlığını yapan Ali Soydan, iddianamenin tek, verilen cezaların birbirinden farklı olduğunu özellikle vurguluyor. “Normalde böyle olmaması gerekir. İddianamelerde sadece isim ve kimlik numarası farklı, iddialar satır satır aynı. Ama mahkemeden mahkemeye farklılık var çünkü mahkemelerin davaya ve yargılananlara yaklaşımları farklı” diyor. Kişiye özel yargılamanın esas olması gerektiğini dile getiren avukat, akademisyen davalarında bu durumun olmadığını hatırlatıyor. “Tümüyle soyut iddialar var. Ortada herkes için biçilmiş bir elbise var. Kişiye özel yargılama yapılmıyor. İddialarda TMK ile alakalı hiçbir şey yok. Bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında ele alınması gerekirken siyasi iktidarın konuya bugünkü yaklaşımından kaynaklı açılmış bir dava ile karşı karşıyayız” diye konuşuyor.

Video izle 05:08 Akademisyenlerden Hayat Bilgisi Okulu

Dayanışma akademileri açıldı

Bildiriye imza attıkları için işsiz bırakılan ve sonraki süreçte KHK’lı oldukları için iş başvurularından olumsuz geri dönüş alan akademisyenler, olanaklar el verdiğince çalışmaya ve bilgi üretmeye devam ediyor. Çoğu KHK’lı akademisyen çeviri yaparak veya araştırma projelerinde yer alarak üretmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin çeşitli kentlerinde kurulan dayanışma akademileri ise akademisyenlerin bilgi üretimine devam etme çabasının bir ürünü… Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA), Mersin Kültürhane, Ankara İnsan Hakları Okulu ve Eskişehir Okulu, faaliyet gösteren yerlerden ilk akla gelenler arasında sıralanabilir.

Zafer Güzey

Zafer Güzey, Türkiye’de yaylı çalgı yapan 10 profesyonelden biri.

Çiğ köfte dükkanı açtı: “Hayata devam ediyoruz”

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yaylı Çalgılar Yapımı bölümünde öğretim üyeliği yapan Zafer Güzey (49), barış bildirisine imza attığı için 21 yıllık görevinden ihraç edilen bir akademisyen… İmza atan ikinci grupta yer alan Güzey hakkında henüz açılmış bir dava yok. “Önce sözleşmem yenilenmedi, ardından 7 Şubat 2017’de yayınlanan KHK ile işten atıldım” diyen Güzey, Türkiye’de yaylı çalgı yapan 10 profesyonelden biri… Halen Anadolu Üniversitesi’nde akademisyenlik yapan isimler, onun öğrencisi.

Aynı zamanda barış imzacısı akademisyenlerin yer aldığı “Barışa Ezgiler” adlı müzik grubunun kurucularından olan Güzey’in, geçen sene düzenlenen uluslararası bir yarışmada kendi yapımı olan viyola, “en güzel sesli ve en estetik” viyola seçilmiş. Zafer hoca, okula veda etmek zorunda kaldığından beri haftanın üç günü 10 yıllık atölyesinde çalışmaya devam ediyor. Geri kalan günlerde ise Eskişehir merkezde açtığı çiğ köfte dükkanında çalışıyor. Burası, duvarlarındaki dev yağlıboya tablolar ve yaylı çalgılarla alışılmışın dışında bir çiğ köfte dükkanı.

Zafer Güzey

Zafer Güzey’in açtığı çiğ köfte dükkanı, duvarlarındaki dev yağlıboya tablolar ve yaylı çalgılarla alışılmışın dışında bir mekan.

Zafer hoca, “Bu işin sonunda üniversiteye geri döneceğimizin farkındayız ama bizim hayatımızdan çalıyorlar, bizleri öğrencilerimizden mahrum ediyorlar. Gün gelecek devran dönecek. Biz de ağaç kökü kemirmeyeceğiz, hayatımıza devam ediyoruz. Dayanışma içindeyiz” diyor.

 

Burcu Karakaş / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe

 

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

AleviNet

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

AleviNet

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

AleviNet

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI