Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Gençlerde kalp krizi oranı hızla artıyor

AleviNet

Published

on

Yeni veriler gençlerde kalp krizi oranın arttığını ortaya koyuyor. Araştırma ABD’de Boston’da yapıldı. Brigham and Women’s Hastanesi’nin kardiyologlarından Dr. Ron Blankstein ve ekibi 2000-2016 yılları arasında iki büyük hastaneden birine başvuran 50 yaş ve altındaki yaklaşık 2 bin 100 kalp krizi hastasına ait verileri incelediler. Genel olarak, 5 hastanın yaklaşık 1’i (veya yüzde 20’si) 40 yaşında veya daha gençti. Araştırmacılar, 40 yaş ve altındaki hasta oranının her yıl yaklaşık yüzde 2 oranında arttığını belirlediler.

Blankstein, 40 yaşın altındaki kişilerin kalp krizi geçirdiğini görmenin, eskiden son derece nadir olduğunu ancak son zamanlarda işlerin biraz değişmeye başladığını söylüyor. Ve “20’li veya 30’lu yaşlarda olsanız bile bir kere kalp krizi geçirdikten sonra daha fazla kardiyovasküler sorun riski altındasınız ve sizden yaş olarak daha büyük olabilecek biri kadar da riskiniz var” diyerek genç yetişkinleri uyarıyor.

Geleneksel riskler

Çalışmaya katılan hem genç hem de yaşlı gruplar; diyabet, yüksek tansiyon, sigara ve ailede kalp krizi öyküsü dahil olmak üzere kalp hastalığı için yaklaşık olarak aynı geleneksel risk faktörleri oranına sahipti.

Gençlerde kalp krizlerinin neden arttığını daha iyi anlamak için daha fazla çalışmaya
ihtiyaç var. Ancak kalp hastalıklarının önlenmesi konusunda geleneksel tavsiyeler halen tüm yaş grupları için geçerli.

Türkiye’de durum ne?

Türkiye’deki durumu ise işin uzmanlarına sorduk. Acıbadem Üniversitesi’nden kardiyolog Doç. Dr. Aleks Değirmencioğlu, 40 yaş altı koroner kalp hastalıklarının artmasına sebep olarak sigara kullanımının yükseliş göstermesi ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarını gösterdi. Bunun yanı sıra obezitenin yaygınlaşması ve onun tetiklediği diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi hastalıkların artmasının, diğer nedenlerle kombinasyon oluşturduğunu düşünüyor. Şehir hayatı ve beraberinde gelen stresin de kalp ve damar hastalıklarının tetiğini çektiğini söyledi.

Kalp hastalığına genç yaşta yakalananlarda sayı olarak artış da gözlemlediğini ifade eden Değirmencioğlu, gençlerde kalp ve damar hastalıklarının görülmesinin yaşlılara göre daha riskli olabileceğini de sözlerine ekledi: “Gençlerde meydana gelen kalp krizleri genelde, kalp damar darlığı geçmişi olmadan meydana gelen ani kalp krizleri oluyor. Hal böyle olunca da -stres gibi bir faktörle- damar çatlıyor ve tam tıkanıklığa yol açıyor. Bu da kalp krizine ya da kişinin ölümüne yol açabiliyor. Bu yüzden de yaşlı hastalarda olduğu gibi kollateral gelişim dediğimiz yan damarların açılması gerçekleşmemiş oluyor. Mesela daha önceden gerçekleşen bir darlığınız varsa ve bunun üzerine bir kalp krizi geçiriyorsanız, bu sefer kollateral damar oluşumuna meyilli oluyor. Acil durumlarda bu damarlar açılıp işlevsellik kazanabiliyor; krizi azaltabiliyor veya ciddi sonuçların önüne geçmiş oluyor.” Genç yetişkinlerde durumun farklı olduğunu ifade eden Değirmencioğlu, “Onlar biraz daha hazırlıksız yakalanıyorlar. Ama her kalp krizi geçiren genç hasta ölür diye de bir şey yok tabii” dedi.

2 milyon hasta

Türkiye’deki durumu yansıtan HAPPY çalışmasına göre ülkemizde 2 milyonun üzerinde insan kalp yetersizliği ile yaşıyor. Verilere baktığımızda Türkiye’de 35 yaş üzeri erişkin popülasyonunda kalp yetmezliği sıklığının yüzde 2.9 olduğunu görülüyor. Bu rakam, daha genç bir nüfusa sahip olmamıza karşın, Batı toplumlarından yüksek.

Kalp krizi can almaya devam ediyor. Son yıllardaki veriler, genç yetişkinlerde kalp krizi riskinin arttığını gösteriyor. Üstelik gençlerin geçirdiği kalp krizleri, yaşlılara göre daha riskli. Uzmanlar, sağlıksız beslenme ile sigara kullanımının yanı sıra şehir hayatı ve strese dikkat çekiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Çevre ve iklim endişelerde ilk sıraya yerleşti

AleviNet

Published

on

Ipsos-Sopra Steria tarafından yapılan ankete göre, çevrenin korunması Fransızların en çok endişe duyduğu konuların başında ilk sıraya yerleşti. Katılımcıların yüzde 52’si çevre konusundaki endişelerini paylaşırken, ikinci sırada yüzde 48’le ‘sosyal sistemin geleceği’ konusu geliyor.

Yüzde 43’lük bir kesim ise, satın alma gücündeki gerilemenin kaygılandırdığını beyan etti.

Çevre ve ekoloji konusunu tali sorun olarak görenler arasında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) sempatizanları geliyor. Aşırı sağcı seçmenlerin yüzde 57’si satın alma gücündeki gerilemeye dikkat çekerken, sağdaki partilerden Cumhuriyetçiler (LR) arasında ise yüzde 51 ile en önemli endişe kaynağı olarak ‘göç sorunu’ öne çıkıyor.

Fransızların dörtte üçünün gelecek konusunda olumsuz düşündükleri ve ülkelerinin ‘gerilemekte’ olduğunu düşündükleri de ortaya çıkan bir diğer sonuç.

Aynı zamanda ankete katılanların yüzde 81’i küçük ve orta büyüklükteki şirketlere güvenirken, globalleşmenin sembolü olarak kabul edilen büyük şirketlere güvenmediğini ifade ediyor.

 

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Yenilenebilir enerjilerin üretimi depolamayla artacak

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın Charente-Maritime iline bağlı Jonzac’ta NW adlı şirket tarafından tanıtılan NW Box adlı bateri konteynerleri sayesinde üretilen ve fazlalık olan elektriğin depolanması hedefleniyor.

BİRÇOK ŞİRKET BU ALANA YÖNELDİ

Geçtiğimiz yıl Tesla ile yine Fransa’dan HDF Energy tarafından tanıtılan stokaj konteynerlerinde ise, onlarca megavat/h elektrik stoklama imkanının olduğu duyurulmuştu.

Örneğin NW Box adlı konteynerlerde çok sayıda lithium-ion tipi pil bulunuyor ve bu piller ile yılın belli dönemlerinde üretilen güneş veya rüzgâr kaynaklı elektrik depolanabilecek. Bu elektrik, daha sonra ihtiyaç duyulduğu anda kullanılan hatlara aktarılabilecek.

Nicolas Sarkozy döneminde bakanlık da yapan NW Genel Direktörü Yves Jégo’ya göre, yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretiminin artmasıyla birlikte depolama konteynerlerine olan ihtiyaç da artacak. Fransa’da bağımsız bir kuruluş olan Enerji Düzenleme Komisyonu (CRE) tarafından yayınlanan bir raporda da yenilenebilir enerjinin arttırılmasına dair hedeflerin tutturulabilmesi için depolama kapasitesinin de arttırılması şart.

DEPOLANMAZSA ÜRETİM AZALACAK

Güneş ve rüzgâr kaynaklı elektrik üretiminde depolama kapasitesinin arttırılmaması halinde, özellikle yılın belli dönemlerinde artan üretimin belli bir noktadan sonra durması söz konusu. Zira ihtiyaç fazlası elektrik üretildiğinde güneş panelleri veya rüzgâr türbinleri, durduruluyor. Depolama sayesinde ise güneşin veya rüzgârın bol olduğu günlerde dolan kapasitelerin üstünde elektrik üretmek ve hatların 50 hertz frekansında tutulması mümkün olabilecek.

İHTİYAÇ HALİNDE NÜKLEER VEYA KÖMÜRE BAŞVURULUYOR

Fransa’nın yanı sıra Almanya’da depolama konusundaki çözüm yolları bulunuyor. Ancak bu, Almanya’nın çok daha fazla karbondioksit (CO2) salmasına neden oluyor.

Rüzgâr ve güneş kaynaklı elektrik üretiminde Fransa’dan çok çok önde gelen Almanya’da, rüzgârlı veya güneşli günlerin azalması halinde kömür santralleri devreye konuluyor. Fransa’da ise elektriğin yüzde 70’in üzerinde elde edildiği nükleer santrallerin kapasitesi arttırılıyor.

Ancak kömür santrallerinin nükleerden onlarca kat fazla CO2 saldığı biliniyor. 2017 rakamlarına göre Fransa’nın CO2 salınımları 350 milyon ton olarak hesaplanırken, Almanya’da bu 800 milyon tona kadar çıkıyor. 2005 yılına oranla Fransa’da salınımlar yüzde 10 ila 20 arasında düşerken, yenilenebilir enerji kaynaklarını giderek arttıran Almanya’da ise düşüş, yüzde 5’le sınırlı kalmıştı.

8 MİLYAR EURO KAYNAK AYRILMIŞTI

Sadece Fransa’da kamuya ait EDF şirketi üzerinden elektrik depolanabilmesi için 8 milyar Euro ayrıldığı duyurulmuştu. Ancak bu yatırımlar konusunda özellikle yer sorunu nedeniyle henüz ciddi bir adım atılmadığı biliniyor.

Fransız kuruluşu CRE tarafından yayınlanan bir raporda da depolama kapasitesinin acilen yükseltilmesi gerektiğinin altı çizilmişti.

AB’NİN GETİRDİĞİ REZERV ZORUNLULUĞUNA CEVAP OLABİLİR

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanılmasına imkân tanıyacak depolama konteynerlerinin arttırılması, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) tarafından getirilen bir yükümlülük açısından da önemli.

AB Komisyonu’nun aldığı bir kararda, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşanacak elektrik enerjisi sorununda en geç 15 dakika içinde devreye girecek şekilde rezervler oluşturulması isteniyordu. Böylelikle, herhangi bir ülkede yaşanacak elektrik enerjisi kıtlığında kıtanın diğer ucundaki bir diğer ülkedeki rezervler devreye girebilecek. AB, her ülkenin en az bir nükleer santralin günlük üretimi kadar düzeyde elektriği rezerv olarak tutmasını şart koşuyor.

MALİYETİN AZALMASI ÜRETİMİ ARTTIRACAK

Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretiminin arttırılmasını sağlayacak depolama konteynerlerinin sayısının arttırılabilmesinin önündeki engellerden biri olarak, bunların maliyetleri gösteriliyordu. Bloomberg tarafından yayınlanan bir habere göre, 2010 ile 2018 yılları arasında bu konteynerlerin içindeki stoklama baterilerinin maliyeti yüzde 85 oranında azaldı.  

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Rapor: Su kıtlığı yeni felaket risklerini artırıyor

AleviNet

Published

on

Küresel ısınma kendini aşırı sıcaklar, artan sel felaketleri ve kuraklıkların yanı sıra temiz suya ulaşım ve bu suyun dağıtımında yaşanan sıkıntılarda da belli ediyor.

2019 Dünya Risk Raporu, temiz suya erişim ve bu suyun dağıtımında sıkıntı yaşayan ülkelerin, olası doğal felaketlere karşı da daha zayıf ve kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Çeşitli yardım örgütlerini bünyesinde barındıran “Kalkınma Yardım Eder” adlı birlik ile Bochum Ruhr Üniversitesi’ne bağlı Barışı Güvence Altına Alma ve İnsani Uluslararası Hukuk Enstitüsü tarafından hazırlanan rapor, 180 ülkedeki felaket risklerini doğal felaketler ve toplumların bu felaketlere dayanma gücü üzerinden analiz ediyor.

Sorun sadece suyun az olması değil

Raporda temiz suya erişim ve suyun yol açtığı tehlikelerden korunmaya, “Su güvenliği” başlığı ayrıldı. İklim değişikliğinin su bazlı sorunları sadece suyun az olduğu bölgelerde değil, dünyanın her yerinde artırdığı raporun dikkat çekici tespitlerinden biri.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI