Connect with us

.

Dünya

ABD, İran petrolü muafiyetlerine son veriyor

AleviNet

Published

on

ABD, İran’dan petrol ithalatı muafiyetlerine son verildiğini açıkladı. Beyaz Saray’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, İran’dan petrol ithal eden ülkelere yaptırım muafiyetlerinin Mayıs ayında yenilenmeyeceği belirtildi. Açıklamada, “Karar, İran’ın petrol ihracatını sıfıra indirerek, rejimin ana gelir kaynağının engellenmesini hedefliyor” ifadesine yer verildi.

USA, Washington: Nato Treffen Tag 2

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da, Kasım ayında yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından sekiz ülkeye tanınan muafiyetin 2 Mayıs tarihinden sonra kesinlikle uzatılmayacağını vurguladı. Pompeo, İran ile petrol ticareti yapan ülkeleri de “Sağlanan fayda alınacak risklere değmez” sözleriyle uyardı.

ABD hükümeti Kasım ayında aldığı bir kararla İran’a karşı bugüne kadarki en sert ekonomik yaptırımları uygulamaya koymuştu. Özellikle ülkenin en büyük gelir kaynağı olan petrol endüstrisini hedef alan yaptırımlar konusunda sekiz ülkeye muafiyet tanınmıştı. Bu kapsamda Türkiye, Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, İtalya ve Yunanistan’ın altı ay boyunca herhangi bir yaptırıma uğramadan İran’dan petrol ihraç etmesine izin verilmişti. ABD bu kararı, söz konusu ülkeler ve petrol piyasasındaki “özel şartlar” ile gerekçelendirmişti.

Türkiye’den karara tepki

Beyaz Saray’dan gelen karar sonrasında Twitter üzerinden bir açıklama yapan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “ABD’nin İran’dan petrol ithali yasağına getirilen muafiyetlere son vermesi bölgesel barış ve istikrara hizmet etmeyecek ve İran halkına zarar verecek. Tek taraflı yaptırımları ve komşularımızla nasıl ilişki kuracağımız konusundaki dayatmaları kabul etmiyoruz” dedi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri açığı kapatacak

Petrol ithalatı muafiyetlerine son verildiğine dair Beyaz Saray’dan gelen açıklamada, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol arzındaki açığı kapatmak için uğraşarak, küresel piyasada dalgalanma olmasının önüne geçeceği vurgulandı.

ABD Başkanı Donald Trump, 2015 yılında Tahran ile imzalanan nükleer anlaşmadan geçen Mayıs ayında çekileceğini açıklamış ve ardından İran’a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı. İlk yaptırımlar Ağustos 2018’de, yaptırımların ikinci paketi ise 5 Kasım 2018’de devreye sokulmuştu.

dpa,AFP/AÜ,DÇÜ

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

BM Güvenlik Konseyi Cammu Keşmir gündemiyle toplanıyor

AleviNet

Published

on

Getty Images

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Cuma günü Çin ve Pakistan’ın talebiyle, Hindistan’ın Cammu Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasını görüşmek üzere kapalı kapılar ardında toplanacak.

İngiltere merkezli i gazetesi, “Geleneksek olarak ABD’nin Hindistan’ı, Çin’in Pakistan’ı desteklemesi nedeniyle 15 üyeli konseyden bir kararın çıkması pek mümkün görünmüyor” yorumunda bulundu.

Keşmir bölgesi, iki nükleer güç olan Hindistan ve Pakistan arasında onyıllardır gerilim kaynağı.

Hindistan’ın, nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu tek eyalet olan Cammu Keşmir’in 70 yıldır sahip olduğu özel statüyü 5 Ağustos’ta kaldırmasıyla son günlerde gerilim tırmandı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, tarafları Cammu Keşmir’in özel statüsü değiştirecek adımlar atmaktan kaçınmaya çağırmıştı.

Modi: Bugün bütün Hintler gururla ‘Tek millet, tek anayasa’ diyebilirler

Perşembe günü Hindistan Başbakanı Narendra Modi Cammu Keşmir’in özel statüsünün kaldırılmasını savunurken, Pakistan ordusu sınırda Hint askerlerini herhangi bir kışkırtma olmadan kendi askerlerine ateş açmakla suçlamıştı.

15 Ağustos bağımsızlık günü kapsamında bir konuşma yapan Modi, Cammu Keşmir’in anayasal statüsü nedeniyle bölgede yolsuzluk ve adam kayırmacılığın yaygın olduğunu, bu durumun da kadınlar, çocuklar ve azınlıklar için adil olmayan bir durum yarattığını savundu.

Modi, başkent Yeni Delhi’deki tarihi Kızıl Kale’deki konuşmasında, “Bugün bütün Hintler gururla ‘Tek millet, tek anayasa’ diyebilirler” ifadelerini kullandı.

Getty ImagesHindistan Başbakanı Narendra Modi

Cammu Keşmir’in özel statüsünün kaldırıldığı günden beri, bölgede internet ve telefon hatları kesik, yollarda yoğun güvenlik önlemleri var. 500 kadar yerel lider ve aktivist de gözaltına alınmış durumda.

Reuters, başkent Srinagar’da Hindistan bağımsızlık gününün kutlandığı Sher-i-Keşmir kriket stadyumunun önündeki caddelerin boş olduğunu, 2 bin kişilik stadyumun içerisinde yaklaşık 500 kişi olduğunu bildirdi.

Pakistan ordusu: Hint askerleri sınırda üzerimize ateş açtı

Getty ImagesPakistan’da Hindistan ve Modi karşıtı protesto gösterileri düzenlendi

Pakistan ordusu ise, Hint askerlerinin sınırdaki Kontrol Hattı’nda ateş açması sonucu 3 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Ordu Sözcüsü General Asif Ghafoor, Leepa kasabasında meydana gelen olayı Hindistan’ın başlattığını ve 5 Hint askerinin de öldüğünü açıkladı.

Hindistan ordu sözcüsü ise olayda hayatını kaybedenin olmadığını ve ateşkesi ihlal edenin Pakistan olduğunu savundu.

Pakistan, Hindistan’ın tek taraflı adımının ardından ülkeyle ticari ilişkileri askıya almış, Hindistan büyükelçisini de ülkeden sınır dışı etmişti.

Şubat ayında Pakistan merkezli İslamcı Ceyş-i Muhammed örgütü intihar saldırısıyla 40’tan fazla Hint güvenlik görevlisinin ölümüne yol açmıştı.

Hindistan, Keşmir Kontrol Hattı’nın Pakistan tarafındaki örgüte ait kampa hava saldırısı düzenleyerek karşılık vermişti.

Hindistan saldırganların Pakistan tarafından desteklendiğini iddia etmiş, İslamabat bu iddiayı yalanlamıştı.

Hem Hindistan hem de Pakistan, Keşmir bölgesinin tamamı üzerinde hak iddia ediyor ve her iki ülke de bölgenin bir bölümünü denetimi altında tutuyor.

Yerel liderler, özerklik statüsünün kaybının, bölgede kargaşaya neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

Cammu Keşmir’in tarihçesi

BBC

Cammu Keşmir eyaletinin, İngiliz yönetiminin sona erdiği ve ülkenin Hindu Hindistan ile Müslüman Pakistan arasında ikiye bölündüğü 1947 yılında diğer nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu yerler gibi Pakistan’a kalması bekleniyordu.

Ancak o dönem Keşmir’in Maharajası (Hükümdarı) bölgenin Hindistan’a mı yoksa Pakistan’a mı katılacağı konusunda tereddüt etti. En nihayetinde Hindistan’a katılmayı tercih edince, iki ülke Keşmir uğruna iki yıl savaştı.

Birleşmiş Milletler devreye girdi ve 1 Ocak 1949’da Keşmir’de referandum şartıyla ateşkes sağlandı. Aynı yıl Hindistan yönetimi altında kalan Cammu Keşmir’e anayasanın 370’nci maddesiyle özerk statü verildi.

Söz konusu madde, Cammu Keşmir eyaletine, kendi anayasasına, bayrağına sahip olma ve yasa yapma hakkı veriyor, ancak dış ilişkiler, savunma ve iletişim merkezi Hindistan yönetiminin kontrolünde kalıyordu.

Ancak ilan edilen ateşkesin ardından, Pakistan bölgedeki askerlerini çekmeyi reddedince, Keşmir de ikiye bölündü. 1950’lerin sonunda Çin’in Doğu Keşmir’i aşama aşama işgal etmesiyle Keşmir de üçe bölünmüş oldu.

Continue Reading

Dünya

Türkiye’de seferde yanan yolcu otobüslerinin sayısı neden artıyor?

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin çeşitli noktalarından son 15 günde 5 otobüs yangını haberi geldi. Balıkesir’de seyir halinde bir otobüste çıkan yangında ikisi çocuk 5 kişi hayatını kaybetti. Manisa, Muğla, Mersin ve Bolu’da yolcu otobüslerinde yangınlar çıktı.

Yolcu otobüslerinde, neden bu kadar kısa sürede bu kadar çok sayıda yangın çıktığı tam olarak bilinmiyor. Ancak 10 numara madeni yağ kullanımından, araçlarda merdivenaltı tamirhanelerde yapılan değişikliklere dek, birçok iddia dile getiriliyor.

Otobüs yangınları, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in girişimiyle siyasetin de gündemine girdi.

Gürsel Tekin’e göre, yangınların başlıca nedeni 10 numara yağ ve kaçak mazot kullanımıyla, otobüslerin eski olması.

Ancak Makine Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, son yangınlarda 10 numara yağın değil otobüslerdeki yoğun elektronik ekipman kullanımının etkisi olabileceği görüşünde.

Yunus Yener 4 Ağustos’ta Gazete Duvar’dan Şaban Çoban’a yaptığı açıklamada, “Yeni nesil motorlarda 10 numara yağ kullanırsanız aşırı ısınmadan dolayı motorlardaki yangın önleme sistemi devreye girer. Motor bloke olur ve ‘Beni sağa çek’ der. O yüzden yaşanan bu olaylarda yağ kullanımı ihtimalini yok denecek kadar düşük görüyorum. Otobüslerde ciddi anlamda elektronik ekipman var. Klima, televizyon, internet, prizler… İşte bütün bunlar yükü arttırdı” demişti.

Adblue emülatörleri ‘buzdağının görünen kısmı’

BBC Türkçe’ye konuşan Makine Mühendisleri Odası Motorlu Araçlar Komisyonu üyesi Alpay Lök ise yeni nesil otobüslerdeki yazılımlarda, manipülasyon yapan Adblue Emülatörü adlı cihazlara dikkat çekiyor.

Lök, Adblue emülatörü cihazının işlevini şöyle açıklıyor:

“Euro 5 ya da Euro 6 araçlarda aracın egzoz sisteminde azot oksitleri azaltmak için adblue sıvısı, amonyak ve su karışımı bir sıvı enjekte ediliyor. Bu sıvıyla azot oksitler düşürülüyor ve bu da 100 litre mazota karşılık 5 litre 6 litre Adblue tüketimi demek oluyor. Bu olmadığı takdirde, motor aslında kendisini korumaya alıyor ve stop ediyor, duruyor, gücünü düşürüyor. Adblue emülatörüyle de bunu ortadan kaldırıyorlar. Yani, sonuçta araba Euro 6 olan araba belki Euro 0 oluyor. Buradan da Adblue sıvısından tasarruf ediyorlar. “

Alpay Lök’e göre, Adblue emülatörü “aslında buzdağının görünen kısmı”.

“Bunun altında da daha büyük sorunlar var” diyen Lök, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bunun altında araçlara istediği her türlü değişikliği yapabileceğini düşünen bir merdivenaltı tamirciler sektörü var. Bu sektör araçların üzerinde elektrik, yakıt, fren her türlü değişikliği yapıyor ve bunların bir kısmı da yangına neden olabilecek değişiklikler.”

Fabrikadan daha yeni çıkmış bir otobüs, yazılımlara ve bazı donanımlara müdahale edilerek 10 numara madeni yağ yakacak hale getirilebiliyor.Bunlar yapılıyor ve muayeneden önce de eski, orijinal sistem takılıyor, sonra tekrar sökülüyor.”

Alpay Lök, araç muayenelerinde, yangın algılama ve önleme sistemlerinin bulunmamasının sadece “hafif kusur” sayıldığına da dikkat çekiyor:

“Almanya’da çift muayene var. Yıllık periyodik muayene Türkiye’deki gibi. Fakat kamyon, otobüs ve çekicilere ilave, farklı kapsamda bir muayene var. Biz mesela bunu öneriyoruz. Yani mevcut muayenenin üç defa, dört defa yapılması değil de, mevcut muayene yüzeysel bir muayene, bunun yanında detaylı başka bir muayene eklensin diyoruz. Yangın algılama ve önleme sistemleri çalışıyor mu, çalışmıyor mu diye, baksınlar istiyoruz” dedi.

Lök, “Bunların altında ekonomik nedenler olduğunun da gözden kaçırılmaması gerek” diye konuştuktan sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“100 litre Adblue’yu niye kullanmak istemiyorlar. Çünkü tasarruf etmek istiyorlar. Çünkü başkaları onu kullanmadan nakliye yapıyor. O da onun aynısını yapıyor. 10 numara yağ kullananlar var. Eskiden daha çoktu, şimdi biraz azalmış diyorlar ama bilmiyorum. Ve bunlar da mazottan daha ucuz bir yakıt kullanmak istiyorlar. Şu anda sektör zaten ekonomik büyüklüğü çok düştü. Türkiye’nin akaryakıt tüketiminde de ilk 4 ayda yüzde 5 düşüş yaşandı.”

Metro: Bizde 10 numara yağ ya da sahte mazot mümkün değil

Türkiye’de son 2 haftada içinde yangın çıkan 5 otobüsten üçü Metro Turizm’e ait.

BBC Türkçe’ye konuşan Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Ayyıldız, 2008 ve 2013 model ait üç otobüsün birden yanmasına “kendilerinin de anlam veremediğini” söyledi.

Şenol Ayyıldız, “Bizim Kamil Koç olsun, Metro grubu olsun, tamamen servis bakımlı bu araçlar. Akaryakıtta tamamen kurumsal çalışıyoruz. Farklı yerlerden mazot dahi almıyoruz. 26 Ağustos’ta Almanya’dan bu işin bilirkişileri geliyor. Bir rapor hazırlayacaklar. Biz de zaten MAN’dan bunu istedik ve istiyoruz. Şu anda şundan yandı, bundan yandı, diyip bir yer belirlemiş değiliz” dedi.

Şenol Ayyıldız, yanan otobüslerin şirketin kendi araçları olduğunu vurguladı ve şirketlerindeki şahıs otobüsleri dahil hiçbir araçta 10 numara yağ ya da sahte mazot kullanımının mümkün olmadığını vurguladı.

Ayyıldız, “Bizim zaten kurguladığımız bir sistem var, mazotu başka yerden aldırmıyoruz. Bizim anlaştığımız şirketlerin kartları var. O kartlarla alışveriş yapıyorlar. Mazotu da oralardan alıyorlar. Mazotu o kartla belli noktalardan veya kalkış yerlerinde alabiliyorlar” diye konuştu.

Continue Reading

Dünya

Yemen’de bölünme tehlikesi

AleviNet

Published

on

Ülkenin güneyindeki Aden’e bağlı et-Tuvahi kentinde toplanan Konseyin yayımladığı açıklamada, “Güney’deki halkın hedefi bağımsız federal güney devletini yeniden elde etmek olup bu kesin tercihten geri dönüş yoktur” ifadeleri yer aldı. Açıklamada, daha fazla erteleme ve uzatmanın, güneydeki halkın kimliğine ilişkin olumlu bir yaklaşım sergilenmemesinin bölgede ve dünyada daha büyük tehlike ve çözülemez sorunlar yaratacağı belirtildi.

Arap koalisyonuna ve Suudi Arabistan’a teşekkür
Ülkeyi bölen Güney Geçiş Konseyi’nin yaptığı açıklamada ayrıca Suudi Arabistan ve Arap koalisyon güçlerine son Aden krizine ilişkin gösterdikleri çaba ve gözetimi altında çekişen taraflara yapılan diyalog çağrılarından dolayı teşekkür edildi.

Suudi Arabistan liderliğindeki Arap koalisyonunun yanında yer alındığı tekrar edilen açıklamada bölgede İran yayılmacılığı ve Husilere karşı direnişe devam edileceği yinelendi.

Açıklamada, Güney Geçiş Konseyi’nin Arap koalisyonu, Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşmiş Milletler ya da Arap Birliği’nden herhangi birinin gözetiminde yürütülecek diyaloga katılım için hazır olduğu vurgulandı.

Ne olmuştu?
Yemen’de ayrılık yanlısı Güney Geçiş Konseyine bağlı Hizam Emni birlikleri, 4 gün süren çatışmalar sonucu 10 Ağustos’ta Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile stratejik devlet kurumlarını işgal ederek kentin kontrolünü tamamen ele geçirmişti.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ikamet eden Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi liderliğindeki meşru hükümet, BAE destekli Hizam Emni birliklerinin girişimini “darbe” olarak nitelendiriyor.

Güneydeki ayrılıkçı hareketin destekçisi BAE, aynı zamanda 2015’ten bu yana Husilere karşı savaşta meşru hükümete destek veren Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu içinde yer alıyor.

Husilerle savaş sürerken güneyde ayrılık sesleri yükseliyor
Yemen’de daha önce güneyde ve kuzeyde varlık gösteren iki devlet 1990’da birleşmişti.

Ülkede İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında yıllardır çatışmalar sürerken güney bölgelerinde “ayrılık” fikirleri yeniden gündeme gelmiş ve “Güney Hareketi” adı altında ayrılıkçı bir hareket oluşmuştu.

Güney Hareketi, yaşanan savaş durumu ve krizleri gerekçe göstererek Mayıs 2017’de Siyasi Geçiş Konseyi adı altında bir oluşum kurulduğunu duyurmuştu.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI