HDP’den çağrı: Demokrasi ittifakında buluşalım!

HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, 31 Mart seçimlerinde işgalci kayyumlardan geri alınarak halk iradesine geçen Amed Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. 

TEMELLİ: BU REJİME SON VERECEK GÜCÜMÜZ VAR

Temelli ve Buldan’ın konuşmalarından satır başları şöyle:

Sezai Temelli:

“Mücadelemiz demokrasi bu ülkeye gelene kadar, barış bu ülkeye gelene kadar, tecrit son bulana kadar da devam edecek. Bundan da kimsenin kuşkusu olmasın.

Kültürümüzü yok sayan anlayışa karşı direndik, kayyımları süpürüp attık. Kayyumların nasıl tahribat yarattığını da çok iyi biliyoruz. Sadece iktisadi olarak değil, kültüre, tarihe yönelik saldırılarıyla halkı yok sayan, halkın dilini, kültürünü, yaşam hakkını yok sayan bir anlayışın nasıl ete kemiğe büründüğünü, nasıl belediyelerimizi, kentimizi zapt ettiğine hep birlikte şahit olduk. 

Kayyuma karşı çıkmak bir yerde demokrasi mücadelesi ama bir yerde de OHAL hukukunu kabul etmemek, tecridi kabul etmemektir. Çünkü bu tecritçi anlayış bütün ülkeyi tecritleştirirken OHAL düzenini devam ettirmeye çalışıyor. 

OHAL düzeninin devamına son vermek ancak ve ancak birlikte demokrasi mücadelesi ile mümkündür. O yüzden de diyoruz ki Türkiye’nin bugün acil ihtiyaç duyduğu şey, bütün bu krizlerinden çıkabilmesi için bu OHAL düzeninin sonlanması, tecritleştirilmiş ülkenin tecridi kırabilmesi için ülkenin acil ihtiyaç duyduğu şey demokrasi ittifakıdır. Bugün tüm demokrasi güçlerini, tüm sivil toplum örgütlerini, sendikaları, toplumsal muhalefetin bütün dinamiklerini, hatta tüm muhalefeti “demokrasi İttifakı”nda buluşmaya davet ediyoruz. Evet, Türkiye’nin acil sorunlarına acil çözümler üretmek istiyorsak ‘demokrasi ittifakı’nda buluşarak demokratik adımları atmalıyız. 

Bugün siyasetçiler cezaevinde, bugün gazeteciler cezaevinde, bugün fikir özgürlüğü kalmamış durumdadır. Bu otoriter rejime hep birlikte son verecek gücümüz var.”

BULDAN: TECRİDİ HEP BİRLİKTE KALDIRACAĞIZ

Pervin Buldan: 

“(…) Bu merdivenlerin sonundaki binanın içinde sevgili Gültan Kışanak ve sevgili Fırat Anlı’nın bırakmış olduğu irade var. Onların bize bıraktığı bu iradeye sahip çıkmak bizim görev ve sorumluluğumuzdu. Bu iradeye bir kez daha sahip çıktık. 

Kayyumun en başta yaptığı iş bu iradeyi yok saymaktı. Farklılıklarımızı, zenginlerimizi yok etmekti. Açtığımız kadın kurumları başta olmak üzere bütün kurumları kapatmak, halkımızın iradesi sonucu asılan tabelaları sökmek, büstleri ve heykelleri yıkmak ilk icraatları oldu. Biz biliyoruz ki projeye buradan başladılar. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi diğer kayyımlara örnek olacak şekilde gasp edildi ve diğer şehirlere atanan kayyumlar tarafından hep örnek alındı. Çünkü her yerde halkımızın iradesine saygısızlık yapıldı, her yerde halkımızın kararı ile ortaya çıkan ve bizlerin geçmişini yok etmeye çalışan bu kayyumlar bizlerin değerleri olan ve büyüklerimiz olan insanlara verdiğimiz değerleri yok etmeye çalıştılar. Onlar kapattıkça biz açacağız, onlar yıktıkça biz dikeceğiz onlar dağıttıkça biz bir araya geleceğiz, çoğalacağız, büyüyeceğiz.

Buradan açlık grevi direnişinin 170’inci gününde olan sevgili Leyla Güven’e özellikle selamlarımızı iletmek istiyorum. Leyla ile birlikte hem cezaevlerinde hem de dışarıda başta milletvekillerimiz olmak üzere tutuklular ve bedenini açlık grevine yatıran bütün arkadaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Tecridi hep birlikte kaldıracağız. Biliyoruz ki tecrit sadece İmralı’da değil bugün tecrit Türkiye’nin her yerinde. Kayyumların atanması ile birlikte belediyelerde, siyaset yapan arkadaşlarımızın cezaevine alınması  ile birlikte demokratik siyasete tecrit uygulandı. Yine Türkiye’nin her yerinde demokrasiye, barışa ve özgürlüklere de tecrit uygulanmaktadır.   

Bugünün Türkiyesi’nde barışı, adaleti, demokrasiyi savunanlar cezaevinde olurken, özellikle dışarıda bu işin içinde olan ve gerçekten Türkiye demokrasisine müdahale edenler ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktadırlar.”