Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Ömer Dinçer’in intihali AYM kararıyla özgür

AleviNet

Published

on

Anayasa Mahkemesi (AYM), bianet’te sekiz yıl önce yayınlanan “İntihal: Aradaki Farkı Bulun” başlıklı habere getirilen erişime engelleme kararına yapılan itirazla ilgili kararını açıkladı.

Mahkemenin bugün Resmi Gazete’de yayınlanan 7 Mart tarihli, oybirliğiyle alınan kararında, “Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine” ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.

Ne olmuştu?

Bianet’ten Işıl Cinmen’in “İntihal: Aradaki Farkı Bulun” başlıklı haberi 17 Ekim 2011’de yayımlandı. Haberde bahsi geçen bakan Ömer Dinçer (dönemin Milli Eğitim Bakanı) haberin yayımlandığı birçok siteye kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek internet içeriğine erişimin engellenmesi talebinde bulundu.

İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği 8 Temmuz 2015’te haber içeriğinin engellenmesine karar verdi.

Mahkeme: Kişilik haklarını ihlal edici

Bianet’in haberine göre Mahkemenin gerekçeli kararında şu ifadelere yer verildi:

“Talep konusu içeriklerin, yayınla talepte bulunan hakkında bırakılan intiba se saik de dikkate alındığında, basın özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı sınırlarında değerlendirilemeyecek, talepte bulunan kişinin kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, bu nedenle talebin kabulü yönünde karar tesis edilmiştir.”

bianet’in bu karara itirazı İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 3 Ağustos 2015 tarihli kararı ile reddedildi.

AYM başvurusu: Haber gerçek ve güncel

Bunun üzerine bianet ve İPS İletişim Vakfı, avukat Meriç Eyüboğlu aracılığıyla 11 Eylül 2015’te AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

Başvuruda, başvuruya konu haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunduğu ifade edilerek, haberin gerçek ve güncel olduğu vurgulandı.

Başvuruda gerekçesiz olarak verilen erişimin engellenmesi kararının adil yargılanma hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği belirtildi.

Ayrıca haberin akademik bir suç olan intihalle ilgili olduğunu belirtilerek, eğitim öğretim alanından sorumlu bir bakanın da intihal yapanlar arasında yer aldığı örneklere yer verilerek aktarıldığı ifade edildi ve milli eğitimden sorumlu bir bakanın intihal yapmasının akademik dünyadaki yansımalarının ve toplumsal karşılığının dikkate alınması gerektiğini belirtildi.

Gerekçeli karar bugün yayımlandı

Başvuruyu kabul ederek, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edildi yönünde karar veren AYM’nin gerekçeli kararını bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Gerekçeli kararda “Ülkenin eğitim politikasını tayin eden bakanlığın başına atanan bir bakanın eserlerinde intihal yaptığının tespit edilmesi ile ilgili bazı iddiaların yer aldığı haberin yayımlanmasının ‘kamusal faydası yüksek bir tartışmaya katkı sunduğunda’ kuşku bulunmamaktadır” ifadeleri yer aldı.

Karada “Sonuç olarak başvurunun bütün koşullan gözönünde tutulduğunda çelişmeli bir yargılama olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli kabul edilemez” denildi.

Anayasa Mahkemesi “Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” dedi.

“İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır”

“Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır.

“Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberin içeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

“Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.”

İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetti
Anayasa mahkemesi açıklanan gerekçelere dayanarak şu kararlara hükmetti:

İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna;

Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine;

Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesini ve, yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmetti.

GÜNCEL HABERLER

Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

AleviNet

Published

on

Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi…

NTV’den Burak Cop’un 1 Eylül 2010’da yayınlanan söyleşisinde Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti.

Sinop Cezaevi’nde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

“Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

GARBİS ALTINOĞLU KİMDİR?

1946’da Amasya’da doğdu. 1960’lı yıllarda sol düşünceyle tanıştı. Proleter Devrimci Aydınlık grubundan ayrılarak İbrahim Kaypakkaya ile birlikte TKP-ML, ardından MLKP örgütünün kurucuları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde çok ağır işkencelere uğradı.

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Federe Kürdistan Parlamentosu işgale karşı ‘tutum’ için toplandı

AleviNet

Published

on

İşgale ilişkin özel gündemli toplantı, saat 11.00’de başladı. Parlamentoda temsili bulunan bütün partilerin, Türk işgaline ilişkin değerlendirmelerde buluyor.

Parlamenterler özellikle Kürt ulusal birliğine dikkati çekerken, uluslararası güçlere Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı ortak savunma çağrısı yapıldı.

Parti sözcülerinin konuşmaları ardından parlamentonun Türkiye’ye karşı tutum belirlemesi bekleniyor.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Berlin: Harekâtın hukuka uygunluğundan şüpheliyiz

AleviNet

Published

on

Alman hükümeti, askeri harekâtın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü, Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını askeri harekât gerekçesi olarak görmediklerini kaydetti.

Alman hükümeti, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri bulunduğunu açıkladı.

Berlin’deki olağan basın toplantısında konu ile ilgili soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Suriye’deki mevcut durumun orada bulunan Kürt gruplara yönelik askeri müdahaleyi uluslararası hukuk çerçevesinde meşrulaştırdığı görüşünde değiliz” dedi. Türkiye’nin “Gereken ve orantılı bir çerçevede” hareket etmesi gerektiğine işaret eden sözcü, sivillerin hayatının korunmasının ve insani açıdan uluslararası hukuka uymanın şart olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtı teröre karşı mücadele olarak gören Türkiye, bu harekâtın uluslararası hukuk çerçevesinde haklı gerekçelerle düzenlendiğini savunuyor.

Güvenlik kaygısı askeri harekât için gerekçe değil

Türkiye’nin askeri harekât ile gerekçelerine atıfta bulunan Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert de sıklıkla terör ile tehdit edilen Türkiye’nin güvenlik kaygılarının “haklı” olduğunu, ancak bunu “Şimdi başlatılan askeri harekât için bir gerekçe” olarak görmediklerini vurguladı. Bu konuda Türkiye ile Almanya arasında “görüş ayrılığı” bulunduğunu belirten Seibert, bu çerçevede Türkiye’ye derhal harekâta son verilmesi çağrısı yapıldığını sözlerine ekledi.

“Bölgede istikrarsızlığın artmasının, yeni sığınmacı akınlarının oluşmasının, bölgede yaşayanların insani durumun daha da kötüleşmesinin” güvenlik kaygılarını azaltmayacağı görüşünde olduklarına işaret eden Seibert, bu askeri harekâtın bölgede yaşayan halkın büyük bölümünün yerinden olması ve bölgedeki istikrarsızlığı artması tehdidi yarattığını ifade etti. Seibert, harekâtın IŞİD’in yeniden güçlenmesine de yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

ABD’nin birlikleri çekmesine karşı

Alman hükümet Sözcüsü Seibert, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde konuşlu askerlerini çekmesine Almanya’nın karşı olduğuna da işaret etti.  Türkiye’nin askeri harekâtı dolayısıyla Avrupa Birliği içindeki müttefikleri ve ABD hükümeti ile temasta olduklarını ifade eden Seibert, Washington ile yapılan görüşmelerde “ABD’nin taahhütlerine bağlı kalması” beklentisinin iletildiğini kaydetti. Seibert, ABD hükümetinin talebine rağmen, Almanya’nın Suriye’ye asker göndermeyi düşünmediğini de sözlerine ekledi.

Silah ambargosu çağrısı 

Öte yandan Berlin’de Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulanmasına ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Koalisyon ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Röttgen, sadece yeni silah satışı izni verilmemesi değil, Türkiye’ye silah sevkiyatının tamamen durdurulmasından yana olduğunu vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye’ye silah satışı için yeni izin verilmeyeceğini duyurmuştu. İzni daha önce verilen silahların sevkiyatı konusunda ise bir karar alınmamıştı. Almanya’da ülke dışına silah satışı hükümetin onayına bağlı. Almanya, daha önce hem silah satışı izinlerini hem de sevkiyatı durdurmaya yönelik kapsamlı bir silah ambargosunu Suudi gazeteci Cemal Kaşıkcı’nın öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan’a karşı uygulamıştı.

AFP,dpa,Reuters/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI