Connect with us

.

Kadın

Kadın gazetecilere yönelik hak ihlallerinin bilançosu

AleviNet

Published

on

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu, Türkiye’de her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskıların arttığını belirterek, “Tekelleşen ve biat etmesi üzerinden oluşturulan medya organlarına her gün yenisi eklenmektedir” dedi.

2016’daki OHAL ilanından buyana 173 medya kuruluşunun kapatıldığını, binlerce basın emekçisinin işsiz kaldığını hatırlatan Platform, bu kara tablonun giderilmesi için tek bir adım atılmadığını kaydetti.

Platform, “Geçirmiş olduğumuz seçim sürecinde iktidar yanlısı basın kuruluşları yaptıkları haberlerle gazetecilik ilkelerini alt üst etti. Medya baskı altına alınarak her türden özgürlük hakkı, çalışma, kendini ifade etme, yargının bağımsızlığı gibi pek çok toplumsal alan etkisiz hale getirildi. Böylesi bir atmosferde basın gerçekleri halka taşıma vasfını yitirdi” diye belirtti.

HAVUZ MEDYASI YAŞANANLARDAN SORUMLU

Raporda şunlar belirtildi: “Gazeteci bilinmeyenleri açığa çıkarmakla hükümlüyken, günümüzde ise bilinenleri dahi olduğu gibi yazmak büyük bir cesaret örneği oluşturmaktadır. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması Türkiye’de kalıcı barış ve demokrasinin önünün açılması talebiyle DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven başlatmış olduğu açlık grevi eylemi 177’nci gününde devam ediyorken, 5 kadın tutsağın içerisinde yer aldığı farklı cezaevlerinden 15 tutsağın başlattığı açlık grevi ise 4 ‘üncü gününde ve 7 tutsak tecride karşı yaşamına son verdi. Tamamen var olan hukukun işletilmesi üzerinden başlatılmış olan eylemi görmezden gelen havuz medyası bedenini açlığa ve ölüme yatırmış insanların yaşadıklarından ve olabilecek olumsuzluklar karşısında oluşacak toplumsal infialden sorumludur.”

SESSİZLİK İNSANLIĞI ÖLDÜRÜR

3 Mayıs 2019’a Türkiye’nin karanlık bir tablo ile girdiğine dikkat çeken Platform, “Şuan içerde tutuklu bulunan gazetecilerden 12’si açlık grevinde ve Kibriye Evren 139’uncu gününde devam ediyor. Sessizlik sadece eylemde yer alanları değil, insanlığı öldürür” dedi.

Gazeteciliğin artık bir mücadele alanına dönüştüğü zamanlardan geçildiğine vurgu yapan Platform, “Bu sessizliği cesaretimizle kıralım. Mesleğimizi ve yaşam hakkını yaşadığımız coğrafyanın demokrasi ve barışını savunalım” diye belirtti.

Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlayan ve basın özgürlüğü için sesi yükseltmeye çağıran Platform, Ocak ayında yaşanan hak ihlallerini açıkladı.

DÖRT AYDA 9 GAZETECİ TUTUKLANDI

Onlarca gazeteci hakkında açılan soruşturmalar, devam eden davalar, hukuksuzluklar ve engellemeleri sıralayan Platform’a göre Ocak başı, Nisan sonu arasındaki dört aylık dönemde 9 gazeteci tutuklandı, 5 gazeteci tahliye edildi, 19 gazeteci yargılandı, 2 gazeteci beraat etti, 2 gazeteci darp edildi, 2 gazeteci katledildi, 3 gazetecinin telefonu dinlendi.

14 KADIN GAZETECİ TUTUKLU

Raporda kadın gazetecilerin yaşadığı hak ihlalleri de sıralandı. Buna göre dört ay içerisinde bir kadın gazeteci tutuklandı. Toplamda 14 kadın gazeteci tutuklu. 5 gazeteci tahliye edildi, 30’u yargılandı.

AÇLIK GREVİNDEKİ GAZETECİLER

Açlık grevindeki 12 gazeteci şöyle sıralandı:

*Kibriye Evren (139. Gün)

*Gülistan İke (138. Gün)

*Dilbirin Turgut (Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde 15 Ocak’tan bu yana açlık grevinde)

*Reyhan Hacıoğlu (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Özlem Seyhan (Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Nedim Türfent, (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Uğur Akgül (Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde

*Ziya Ataman (Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Abdulkadir Turay (Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Çetin Kurşun (Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*Mehmet Güleş (Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 5 Mart’tan bu yana açlık grevinde)

*İdris Yılmaz (Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart’an bu yana açlık grevinde)

*İdris Sayılğan (Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nden 1 Mart’an bu yana açlık grevinde)

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Yasa yok ama Türkiye’de 7 yıldır kürtaj yasak

AleviNet

Published

on

ABD’nin Alabama Eyaletinde kürtajın tecavüz durumunda dahi yasaklanması dünya hatta Türkiye’de de konuşulan konular arasındaydı. Peki, Türkiye’de durum nedir? Kürtaj yasal mı yoksa yasak mı? İnternette bu konu hakkında yapılan sokak röportajlarında, kadınların bu soruya verdiği ortalama cevap, Türkiye’de kürtajın yasak olduğu doğrultusunda. Oysaki Türkiye’de kürtaj sanılanın aksine yasak değil. 1983’te yasal hale getirilen kürtaj, 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında yürürlükte. Buna göre 10’uncu haftayı dolduran gebelikler isteğe bağlı olarak; bu haftanın üstündekiler ise tıbbi zorunluluklar çerçevesinde sonlandırılabiliyor.

Fakat yasak olduğu algısı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında “Kürtaj cinayettir” demesinden sonra fiilen uygulanmaya konuldu. Erdoğan’ın açıklamasının ardından Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıkları kürtajı yasaklayan yasal bir düzenleme yaptı ama gelen tepkiler üzerine bu düzenleme askıda kaldı. O günden bugüne gelindiğinde ısrarla 3 çocuk söylemlerinin devam ettirilmesi; aile planlama çerçevesinde uygulanan doğum kontrolün azaltılması ile gelişen politikalara bağlı olarak bu algı ve uygulama yayıldı.

‘KÜRTAJ OLMAMAM İÇİN İKNA ETMEK İSTEDİLER’

Yasada kürtaj için evli çiftelerde eş izni istenirken daha küçük yaştakiler vasi ya da veli onayına tabi tutuluyor. Ama anayasada evlilik dışı gebeliklere dair kısıtlayıcı bir ibare bulunmuyor. Ona rağmen bu tamamıyla yasakmış gibi bir algı yaratılırken bugün evli çiftler de kürtaj konusunda epey zorluk çekiyor. Fatma Karakaş ve eşi de bu zorlukları yaşayanlardan sadece bazıları. Fatma Karakaş evli ve 4 yaşında bir çocuk annesiyken eşiyle aldığı ortak karar doğrultusunda kürtaj olmak için üç hastaneye gitti. Bunların üçü de özel hastanelerdi. Buralarda kürtaj olmaması için ikna edilmeye çalışıldı. Karakaş’ın yaşadığı bu deneyim bugün Türkiye’de birçok kadının kamu hastanesinde karşılaştıklarının artık özel hastanelere de sıçraması hali olarak tanımlanabilir.

Gebeliğinin 10’uncu haftasında hamile olduğunu öğrenen Karakaş, öncelikle A sınıfı bir özel hastaneye kürtaj olmak için başvuru yaptı. Muayene esnasında kürtaj olmak istediğini söyleyince hekim, çifti kürtaj olmamaya ikna çabalarına girişti: “Bebeğin kalp atışları başlamıştı ve bize uzun uzun dinletti. Zaten bizim için zor olan süreci iyice zora soktu. Kararlı olduğumuzu görünce kendisinin 6 haftadan büyük bebekleri kürtaj yapmayı tercih etmediğini ama başka bir hekim önerebileceğini söyledi. Başvurduğumuz ikinci hekim de yine muayene esnasında biraz daha düşünmemiz ve de oğlumuzu kardeşsiz bırakmamamız gerektiğini ifade etti. Yine kibarca kararlı olduğumuzu anlatmaya giriştik fakat gebelik tahliyesi için 10 haftanın çok geç dedi ve yine hastaneden sonuç alamadan ayrıldık.”

‘OĞLUNUZA KARDEŞ YAPIN’

Karakaş ve eşi son olarak üçüncü bir hastaneye daha gitti. Fakat durum orada da değişmedi kendi ifadesiyle üçüncü hastane başvurusu da tam bir kâbustu: “Kadın doğum uzmanı doktor tam bir fırsatçıydı. Bize gebeliği tahliye edebileceğini, fakat bunun bize pahalıya patlayacağını söyledi. Ücreti sormamıza rağmen ısrarla sorumuzu yanıtsız bıraktı. Ertesi gün için bize erken saatte randevu verdi. İşlemi yapacağı yeri de bize sabah mesajla bildireceğini söyledi. Şaşırdık, çünkü işlemin başvurduğumuz hastanede yapılacağını sanıyorduk. Doktora nerede yapacağını sorduğumuzda ise yine bizi yanıtsız bıraktı. ‘Şimdi işim var, siz yarım saat bir dolaşın, sizi ararım ben’ deyip, bizi kovarcasına odasından dışarıya çıkardı. Sonra telefonumuz çaldı ve aynı hekim, ‘Gelin bir daha konuşalım’ dedi. Biz yeniden odasına girdiğimizde bu kez evli olup olmadığımızı sordu. Evli ve bir çocuk sahibi olduğumuzu öğrenince de bu kez ‘Sen niye söylemiyorsun çocuğunun olduğunu, hem de evlisiniz. Neden kardeş yapmıyorsun, bak benim 4 çocuğum var, aklım olsa beşinciyi de yapardım. Niye kürtaj olmak istiyorsun ki kardeş olmak harika bir şey’ deyip durdu. Bizim evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olduğumuz ve teklif edeceği ücreti ödemek zorunda kalacağımız düşünüyordu ‘isterseniz yine de yaparım size bir şeyler gençler’ dedi. Eşimle hemen odadan ayrıldık.”

Karakaş yaşadığı zorluk nedeniyle neredeyse gebeliği sonlandırmaktan vazgeçeceğini ifade etti ve şunları söyledi: “Eminim pek çok kadın benim yaşadığım hikâyeye benzer şeyler yaşıyor. Ya hekim tarafından ikna edilmeye çalışılıyor ya da merdiven altı yerlerde sağlığını tehlikeye atmak zorunda bırakılıyor.”

ARTIK ÖZEL HASTANELER DE KÜRTAJDAN KAÇINIYOR

Kürtajın Türkiye’deki durumunu sormak için ulaştığımız İstanbul Tabip Odası YK üyesi İncilay Erdoğan ise yasal olarak bir yasağın olmadığını fakat fiili olarak doktorların baskı altında olduğunu söyledi: “Hiçbir kamu kuruluşu kürtaj yapmaya yanaşmadığı gibi aslında özellerde de bu durum baskılanmaya başlandı. Oysaki 10 haftayı dolduran her gebelik isteğe bağlı, daha üstünde olan durumlarda ise tıbbi sonlandırma uygulanmalıdır. Ama bu durum bizzat yasal olmasına rağmen iktidar tarafından engelleniyor. Hekimler de korktuğu için bunu yapmıyor. Öte yandan performansa dayalı bir sağlık sistemi getirildiği için kürtajın geliri yok diye de tercih edilmiyor. Ama bunun baş sebebi 3-5 çocuk yapın diyen ve kadın bedenini bir meta olarak gören AKP iktidarının politikalarıdır. Kürtajı yasal olmasına rağmen baskıyla yasak hale getirildi.”

HİZMET ALINMADIKÇA TALEP DE DÜŞÜYOR

Türkiye Aile Sağlığı ve Aile Planlaması Vakfı, UNFPA Türkiye Ofisi ve Nüfus Bilim Derneği’nin bu konu hakkında 2018 Nisan ayında yayınladığı “Sisteme değil isteğe bağlı hizmet: Sağlık Çalışanları Gözünden İstanbul’da Kürtaj ve Aile Planlaması Hizmetlerinin Durumu ” raporu da konuyla ilgili vahim tabloyu ortaya koyuyor.

Araştırmada birçok hekim uygulamanın yerine getirilmedikçe bu hizmetin alınamayacağına dair kanının yerleştiğini kabul ediyor, bu durum raporda şöyle yer alıyor: “Kadınlar arasında kürtaj talebinin düşük olduğunu ifade eden hekimler açıkça görünen arz düşüklüğünün, hizmet alamadıkça alamayacağını kabullenmek durumunda kalan kadınların taleplerinin düşmesine neden olabileceğini düşündürmektedir.”

HEKİMLER DE BU KONUDA YETERSİZ BİLGİYE SAHİP

Öte yandan yine aynı araştırmada bir hekim, kadınların medeni durumu ne olursa olsun, kürtaj yaptırabileceğini bilmesinin gerektiğini araştırma sırasında fark edip itiraf ediyor: “Böyle bir şeyin olduğu bilgisine de ihtiyacı var kişinin. Şimdi siz söyleyince bu konuda biraz eksik olduğumu da anladım, yani bunu da aktarmak lazım insanlara evli olup olmadığını bilmeksizin, yani evli olsa da olmasa da. Yani kendi özel hayatını bilmeye gerek olmaksızın böyle bir şeyin var olduğunu bence bilmesi lazım hastanın, bence çok da önemli.”

Continue Reading

Kadın

Meslektaşları Müzeyyen Boylu Issı’yı katledildiği yerde andı

AleviNet

Published

on

Çoğunluğu kadınların oluşturduğu kalabalık, ellerinde dövizlerle kadına yönelik şiddete tepki gösterdi. Burada kalabalık adına açıklama yapan Adalet Kaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik yasaların hayata geçirilmesini istedi. Kaya, şunları söyledi:

“Yüz yıllardır süren kadın kıyımı ile mücadele etmiş ve hatta bu uğurda yaşamını feda etmiş tüm kadınların kazanımlarını sahiplenerek, Müzeyyen Boylu’nun katledilmesinin üzüntüsü ile davanın takipçisi olacağımızı ve vahşice bu cinayeti işleyen erkeğin en ağır ceza ile cezalandırılması için mücadele edeceğimizi belirtiyoruz. Yasaların ve uluslararası sözleşme hükümlerinin tam olarak kadını koruyacak bir değişim, dönüşüm ve uygulamaya geçene kadar bu mücadelemizi yükselteceğiz.”

Açıklamanın ardından bir süre oturma eylemi yapan kalabalık, ardından dağıldı.

Continue Reading

Kadın

Öldürdüğü kadının cenazesine katılıp ağlamış

AleviNet

Published

on

Jandarmanın düzenlediği operasyonla Medet Can A., vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzereyken, Elazığ Havalimanı’nda yakalandı. Medet Can A.’nın, ifadesinde, Oğuz’un cenaze törenine katılıp, üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Hozat ilçesine bağlı Geçimli köyünde, perşembe günü hayvanlarını otlatmaya götüren, 3 çocuk annesi Sakine Oğuz’un, merada tabancayla vurulmuş cansız bedeni bulundu. Malatya Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside Oğuz’un, başına 2 el ateş edilerek, öldürüldüğü belirlendi. Olayın ardından kadının cenazesi, köyde düzenlenen törenle toprağa verilirken, İl Jandarma Komutanlığı ve Hozat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Oğuz’u öldüren ya da öldürenleri belirlemek çalışma başlattı.

Cinayetin aydınlatılması için olayın yaşandığı Geçimli köyünde oturan çok sayıda kişinin ifadesine başvuran ekipler, Çanakkale’de vatani görevini yaparken, memleketine izne gelen Medet Can A.’nın, olay günü motosikletle bölgede dolaştığını tespit etti. Medet Can A.’nın, cinayetten 3 gün önce ise bir grup arkadaşıyla Geçimli köyü yakınlarında eğlendikleri sırada havaya ateş açtıklarını öğrenen ekipler, bölgede yaptığı araştırmada boş kovanlar buldu.

HAVALİMANINDA YAKALANDI

Eğlencenin yapıldığı yerde bulanan kovanlar ile Sakine Oğuz’un öldürüldüğü yerde bulunan boş kovanların aynı silahtan çıktığının belirlenmesi üzerine savcılık tarafından Medet Can A. hakkında gözaltı kararı verildi. Bunun üzerine jandarma ekipleri, vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzere olan Medet Can A.’yı, dün Elazığ Havalimanı’nda yakaladı.

CENAZEYE KATILIP, AĞLAMIŞ

Tunceli’ye getirilip, jandarmada ifadesi alınan Medet Can A.’nın, Sakine Oğuz’u öldürdüğünü itiraf ettiğini; ancak neden cinayeti işlediğini söylemediği belirtildi. Medet Can A.’nın, dikkat çekmemek için Sakine Oğuz’un 18 Mayıs’ta Hozat Cemevi’ndeki cenaze törenine katıldığını ve üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Jandarmadaki sorgusu süren Medet Can A., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI