Connect with us

.

Kültür-Sanat

Göbeklitepe: Urfa 12 bin yıl önceki hemşehrileriyle gurur duyuyor

AleviNet

Published

on

Göbeklitepe, Şanlıurfa ilinin 15 kilometre kadar kuzeydoğusunda kalan bir bölge. Bir zaman makinesiyle 12 bin yıl öncesine dönme şansı olsa, bilinmeyen bir medeniyetin üyelerini, bilinmeyen sebeblerle dikilitaşlar dikmeye çalışırken görmek mümkün olurdu. Günümüzde ise söz konusu gizemli insanların inşa ettikleri yapılar kısmen ilk günkü haliyle ziyaret edilebiliyor. Zaman biraz yıpratmış olsa da…

2019 yılı, Türkiye’de Göbeklitepe yılı ilan edildi. Türkiye’nin her yanından turlar düzenleniyor, zaman zaman kuyruklar oluşuyor. Göbeklitepe’ye sarı çiçekler ve yemyeşil bir araziyle çevrilmiş bir yoldan ulaşılıyor. Örencik köyüne çok yakın. Her köşe başında bir Göbeklitepe tabelası ve dikilitaş kopyası olduğundan yolu kaybetmek imkansız. Şanlıurfalılar bu 12 bin yıllık hemşerilerinin eserleriyle gurur duyuyor.

Kazı çalışmalarını 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt başlatmıştı. 20 yıl boyunca burada sayısız keşfe imza attı. Ancak Schmidt hayatını kaybettikten sonra onun ortaya çıkardığı A, B, C, D, E ve F yapısı olarak adlandırılan alanlarda kazı çalışmaları durdu ve ekibi dağıtıldı. Bu bölgede arkeologlar sadece eserlerin temizlenmesi ve envanterinin çıkarılması işleriyle uğraşıyor. Göbeklitepe’yi tamamen gün ışığına çıkarmanın 150 yıl süreceği tahmin ediliyor.

Sadece “tapınak” değil

Schmdit’e göre, Göbeklitepe, M.Ö. 10 bin ile 8 bin 700 yıllarını kapsayan Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem topluluklarının tören merkeziydi. Ancak Göbeklitepe, sadece “tapınak” olarak adlandırılan yapılardan ibaret değil. Çevresinde evler ve konutlar da bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan, şu ana dek kazıların ağırlıkla tapınak olarak adlandırılan bölgelerde yoğunlaşması nedeniyle Göbeklitepe’nin sadece tapınaklardan oluşan bir bölge olduğu yönünde yanlış bir izlenim oluştuğunu vurguluyor.

Özdoğan, “Daha evvel yapılan kazılarda da, geçen sene, evvelki sene yapılan sondajlarda da konutlara ait izler tespit edildi. Zaten Göbeklitepe’nin etrafında onun gibi çok yerleşim biliyoruz. Bu, Göbeklitepe önemsiz anlamına gelmiyor. Burası Stonehenge gibi oturup birinin yapı inşa edelim diye başladığı bir yer değil, bir yerleşmenin kendi içindeki kült binalarının olduğu yer” bilgisini veriyor.

Türkei Göbekli Tepe | Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan (Privat)

Prof. Dr. Mehmet Celal Özdoğan

Göbeklitepe, zaman zaman benzetildiği ve turist akınına uğrayan İngiltere’deki Stonehenge’den 7000 yıl kadar daha eski. Ancak pürüssüz su geçirmez zemini, rölyefler ve ağırlığı 15 tonu bulan T şeklindeki stellerin muazzam kesimiyle Stonehenge’den binlerce yıl önce inşa edilmelerine karşın işçilikte binlerce yıl ileride görünüyor.

Göbeklitepe insanlık tarihine dair bilinenleri değiştirebilir mi?

Göbeklitepe’deki yapıların yaşı tespit edildiğinde bilim dünyasında şaşkınlık yaratmıştı. O döneme dek hiç bir kültürel birikime ya da gelişmiş tekniklere sahip olmadığı düşünülen avcı-toplayıcı kültürler nasıl oldu da böylesine gelişmiş yapıları inşa edebilmişti?

Son 20 yılda Göbeklitepe ile aşağı yukarı aynı döneme denk gelen 20 küsur kazı alanında görüş açısını değiştiren sonuçlar ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Özdoğan, “O dönem daha tarıma geçmemiş toplulukların, son derece ilerlemiş bir kültürel yapıya sahip, sınıflanmış, elit zevkleri ve inanç sistemleri son derece gelişmiş olan hiç beklemediğimiz bir topluluk olduğu ortaya çıktı. Bunu en iyi gösteren yerlerden biri Göbeklitepe doğru ama bütün bu olay tek başına Göbeklitepe ile değil. O dönemi yansatan diğer kazı yerleri Çayönü, Nevali Çori, Hallan Çemi gibi bütün bu yerler, bize hiç beklenmedik gelişmiş bir toplum portresi çizdi” diyor.

Göbeklitepe neden kasten gömüldü?

Göbeklitepe’ye ilişkin en çok dile getirilen ve en gizemli bulunan özelliklerden biri ise tüm bölgenin kasten gömülmüş olması. Bu özellik de sadece Göbeklitepe’de değil, Çayönü gibi o döneme ait bütün yerleşimlerde de gözlemleniyor.

O döneme ait yerleşim yerlerinin insan gibi gömüldüğünü, bazılarına mezar armağanları da bırakıldığını belirten Prof. Dr. Özdoğan’a göre, bunun nedeni büyük olasılıkla kutsala bir daha el sürülmesini önlemek. Göbeklitepe’de gün ışığına çıkarılan anıtlar onu inşa edenler için neden kutsaldı bilinmiyor. Ancak bu inançları sayesinde günümüzde Göbeklitepe’yi neredeyse ilk inşa edildiği günkü gibi görebilme imkanı bulunuyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı

Göbeklitepe, Hasankeyf’in aksine UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne alındı. Bunu çok önemli bir gelişme olarak gören Prof. Dr. Özdoğan’a göre, Göbeklitepe şu anda çok iyi korunamıyor: “Bir defa başlamadan çok önemli bir hata oldu. Geçici çatıyla bir ara korunmaya çalışıldı. Sonra bir AB projesiyle iki tane çatı yapıldı. O çatıların çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Orada esas önemli olan rüzgar erozyonu; yani rüzgarla gelen kum bombardımanı da tahrip ediyor. Çatıların örtmediği alanlar var. Koruma sorunları var ama en azından şu anda Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması dolayısıyla giderek korumanın önemi ve koruma önlemleri girişimleri arıyor.”

Türkei Göbekli Tepe

Göbeklitepe’de özellikle bitkiler arasında kalan F yapısı ile üzeri açık olan ve bazen turistlerin uyarı levhasına rağmen taşlar üzerinden atlayıp üzerinde gezindiği E yapısı korumasız görünüyor. E yapısındaki zeminin yağmur sularıyla dolduğu da göze çarpıyor. Prof. Dr. Özdoğan’a göre çözüm olarak orijinal yapıları müzeye alıp yerine bire bir kopyaları yerleştirilebilir.

Göbeklitepe’yi inşa edenler kimdi?

Bu gizemli yapıları kimin inşa ettiği kesin olarak bilinmiyor. Çünkü iyi korunmuş DNA örnekleri henüz tespit edilemedi. Ancak tahminler var. M.Ö. 35 bin yıllarında Homo Sapiens Sapiens’in yani atalarımızın yayılmaya başladığı andan itibaren inanç sisteminde de gelişmeler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, İspanya’dan başlayıp Urallara kadar giden kültür bölgesine dikkat çekiyor.

Nemrut Dağı Türkiye’nin doğudaki hazineleri Tanrıların dağı Nemrut

M.Ö. 34 yılında ölen Kommagene Krallığı’nın lideri 1’inci Antiochos’un mezarının bulunduğu Nemrut Dağı her gün binlerce ziyaretçi ağırlıyor. Nemrut, belki de günbatımının en güzel izlendiği yerlerden biri. Ancak uçurumun kenarından ve karlı yollardan tırmanmak biraz cesaret işi.

Midyat Türkiye’nin doğudaki hazineleri Midyat’ın konakları

Mardin’in Midyat ilçesi de Mardin gibi çatısız taş evleri ve konaklarıyla biliniyor. Pek çok Türk dizisinin çekildiği Midyat’taki Konuk Evi ise turist akınına uğruyor.

Deryüzzaferan Süryani Manastırı Türkiye’nin doğudaki hazineleri 4 bin yıllık Güneş Tapınağı

Mardin’de Deyrulzafaran Süryani Manastırı 5’inci yüzyılda kurulmuş. Manastır içerisindeki en ilginç yapı ise manastırın üzerine inşa edildiği 2 tonluk taşlardan çatıya sahip olan 4 bin yıllık Güneş Tapınağı.

Zeugma Mozaik Müzesi Türkiye’nin doğudaki hazineleri ‘Çingene Kızı’

Zeugma antik kentinin büyük bölümü sular altında kalmadan önce kurtarılan mozaikler Gaziantep’te Zeugma Mozaik Müzesi’nde toplandı. Kurtarma çalışmaları sırasında bir villanın tabanında bulunan ünlü “Çingene Kızı” mozaiği de burada. Mozaiğin eksik parçaları ABD’ye kaçırılmış, uzun müzakereler sonucu geçen yıl geri alınmıştı.

Halfeti Türkiye’nin doğudaki hazineleri Sular altındaki minare

2000 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin büyük bölümü Birecik Barajı’nın suları altında kaldı. Karagülün tek yetiştiği yer olan eski Halfeti tekne turlarıyla gezilebiliyor. Halfeti’ye bağlı Savaşan köyünün de sular altında kalmasıyla böyle bir görüntü ortaya çıktı.

Birecik kelaynakları Türkiye’nin doğudaki hazineleri Birecik’in kelaynakları

Türleri tehlike altında olan göç ederek yaşayan son kelaynaklar Türkiye’de. Birecik Kelaynak Üretme İstasyonu’nda kalan 300 kelaynak koruma altında. Tesis yetkilileri ayrıca Fırat kaplumbağası, çöl varanı ve çizgili sırtlanı da koruma altına almış.

Hititler Türkiye’nin doğudaki hazineleri Şuppiluliuma’yı görmeden geçmeyin

Hitit Kralı Şuppiluliuma’nın 1,5 metre boyunda ve 1,5 tonluk heykeli sayısız Hitit eseri ve mozaikle birlikte Hatay Arkeoloji Müzesi’nde. Bir elinde başak, bir elinde mızrak tutan sevimli heykel eşsiz olarak değerlendiriliyor.

Harran Türkiye’nin doğudaki hazineleri Harran’da eğitim

Şanlıurfa’ya 44 kilometre uzaklıkta bulunan Harran ilçesi dünyanın ilk üniversitelerinden birinin kalıntılarına sahip. Bir rasathane kulesine sahip. Örneğin bugünkü Harran’da doğan astronom El Battani burada Dünya ile Ay arasındaki mesafeyi ölçmüş.

Konik evler Türkiye’nin doğudaki hazineleri Konik evler

30-40 yıl öncesine kadar insanların yaşadığı Harran’ın konik evleri de ilçenin en çok bilinen yapılarından. Fotoğraftaki ise eski aşiret ağasının dokuz eşi ve 36 çocuğuyla yaşadığı ev.

Balıklıgöl Türkiye’nin doğudaki hazineleri Balıklıgöl’ün sırrı

Tek tanrılı dinlerin öncüsü sayılan İbrahim Peygamber’in Kral Nemrut tarafından öldürülmek üzere ateşe atılması emrini verdiği sırada ateşin suya dönüştüğüne inanılan Balıklıgöl de Şanlıurfa’da en çok ziyaret edilen yerlerden.

Göbeklitepe Türkiye’nin doğudaki hazineleri 12 bin yıllık Göbeklitepe

12 bin yıl önce inşa edilen ve kasten gömüldüğü için binlerce yıldır zarar görmeden günümüze dek ayakta kalabilen Göbeklitepe, Türkiye’nin en gizemli bölgelerinden. Üstelik bu yıl Türkiye’de Göbeklitepe yılı ilan edildi.

Diyarbakır Ulu Cami Türkiye’nin doğudaki hazineleri Diyarbakır Ulu Cami

3400 yıldır bir ibadethane olarak kullanıldığı belirtiliyor. Musa Peygamber döneminde sinagog, İsa Peygamber döneminde Saint Toma ya da Mar Toma adlı kilise olarak kullanılan bina, 7’inci yüzyılda Halife Ömer döneminde Diyarbakır’ın sahabelerce fethi sonrası camiye dönüştürülmüş. Ülkedeki dikdörtgen planlı tek cami.

Cahit Sıtkı Tarancı Türkiye’nin doğudaki hazineleri Yaş 35… Yolun yarısı

Ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1910 yılında dünyaya geldiği ev Diyarbakır’da Ulu Cami yakınlarında müze olarak ziyaret edilebiliyor. 1733 tarihli bina sonbahar, yaz, ilkbahar, kış adlı dört bölüme ayrılıyor.

Malabadi Köprüsü Türkiye’nin doğudaki hazineleri Malabadi Köprüsü

Batman Çayı üzerindeki köprü 1147/48 yılında inşa edilmiş. Köprü üzerindeki hamamın hikayesi ilginç. Malabadi, bir sınır köprüsü gibi. İnşa edildiği dönem kente gelenler yeterince temiz bulunmadıklarında bu köprüde yıkanıp, öyle kabul ediliyormuş.

Hasankeyf Türkiye’nin doğudaki hazineleri Hasankeyf için son şans!

Binlerce yıldır sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Batman’a bağlı Hasankeyf, Ilısu Barajı’nın haziran ayında su tutmaya başlamasıyla sular altında kalacak. Şu sıralar Hasankeyf’i yüzeyde görebilmek için son günler olabilir. Başak Sezen ©Deutsche Welle Türkçe


M.Ö. 30.000 ile 14.000 arasındaki döneme denk gelen gerek mağara sanatı, gerek Orta Avrupa’daki heykelcikler, Karadeniz’in kuzeyinde mamut dişinden yapılan büyük tapınaklar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, “Göbeklitepe onlarla aynı mantıkla geliyor fakat bir sabit yerleşme kavramını, yeni bir yaşam biçimini de beraberinde getiriyor. O dönem, o kültür Anadolu’ya geldiği zaman artık yeni bir sosyal yaşamı da beraberinde getiriyor. Sadece bir inanç sistemi değil, bir inancın göstergeleri değil, daha sonra kent devleti, imparatorluğa kadar giden sistemin sosyal altlığı burada gelişiyor. Bence Göbeklitepe kültürünün en büyük özelliği o zaten” diyor.

Göbeklitepe binlerce yıl toprağın altında gizlendi. İnşa edenler bir gün geri dönme ihtimali üzerine bir de gizli giriş bırakmışlardı. Ama dönemediler. Bu dikilitaşlar şimdi gizlendiği süreden daha uzun bin yıllar boyunca yüzeyde korunmayı bekliyor.

Başak Sezen / Göbeklitepe

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Santa Harabeleri ziyaretçilerini bekliyor

AleviNet

Published

on

Gümüşhane merkeze 72, Trabzon’un Arsin ilçesine ise 42 kilometre mesafedeki Dumanlı köyü sınırında yer alan Santa Harabeleri, bünyesinde Rum sivil mimarisine özgü eserleri barındırıyor.

Rumlar tarafından 17. yüzyılda kurulduğu bilinen ve arkeolojik, doğal sit alanı olan bölgede, taştan inşa edilen tek katlı konutlar ve her mahallede en az bir kilise, her sokakta da bir çeşme bulunuyor.

Birbirini kuş bakışı çok net görebilen 3 ayrı yamaç üzerine kurulmuş Santa Harabelerinde mahalle olarak da 7 yerleşim yer alıyor.

Bu mahallelerde 18. yüzyılın son yarısında inşa edilen resmi binalar da dikkati çekiyor.

Son yıllarda özellikle fotoğraf tutkunlarını cezbeden Santa Harabeleri, yerli ve yabancı turistlerce tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

“Santa, Gümüşhane için önemli bir değerdir”

Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek, Dumanlı köyü sınırlarında bulunan Santa Harabeleri’nin Gümüşhane için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Santa’nın, Gümüşhane’nin kültürel ve doğal aksı içerisinde çok özel bir anlam ifade ettiğini vurgulayan Taşbilek, “Santa, çevresiyle beraber bir tarafta Sümela, Çakırgöl, bir tarafta Taşköprü, Karaca Mağaramız, Limni Gölümüz, bu tarafa geçtiğimizde Örümcek ormanlarımızla Gümüşhane’nin ülkemize sunduğu çok özellikli bir turizm destinasyonudur.” dedi.

Taşbilek, geçen yıl itibarıyla Santa’ya ulaşımla alakalı sıkıntıları giderebilmek amacıyla yol çalışması yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu yıl inşallah yol çalışmamızı da tamamlanmış hale getireceğiz. Bu faaliyete geçtikten sonra Santa antik kenti Gümüşhanemize, yakın çevremize, Trabzon’a gelen turistlerimize daha rahat hizmet sunar hale gelecektir. Birtakım altyapı faaliyetleriyle ilgili de çalışmalarımızı başlattık. İnşallah bunlarla beraber Santa, çok özellikli bir turizm destinasyonu olarak bütün turistlerimizin ve vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır.”

“Santa’nın tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım”

Bölgeyi gezen Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan da Santa Harabeleri’nin bölgenin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade etti.

Kendisinin de Santa Harabeleri’ne gezmek amacıyla geldiğini aktaran Koçhan, şunları kaydetti:

“Santa, bu bölgede Yeşil Yol’un üstünde kalan önemli bir uğrak destinasyonu. Şu ana gelebilmiş bir kilisesi, etrafında birçok çeşmesi ve orijinal evleriyle beraber güzel bir destinasyon. O nedenle de buradaki tarihi eserlerin bir an önce restore edilmesi ve oranın gerçek anlamda tek başına, tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım.”

Koçhan, bölgenin Sümela Manastırı’na gelen turistler açısından da önemli olduğunu belirterek, Santa’nın diğer turizm destinasyonlarına ulaşım ve konum açısından da önemli bir noktada bulunduğunu kaydetti.

Santa’nın turizm anlamında gelişeceğine inandığını dile getiren Koçhan, “Bu da gerçekleştirilirse önümüzdeki 2-3 yılda özellikle Yeşil Yol’un da o bölgeden geçmesiyle beraber turizm potansiyelinin giderek daha da artacağına inanıyorum.” dedi.

Gezginlerden Ömer Adıgüzel de Santa Harabeleri’nin ve bölgedeki tarihi yapıların korunması gerektiğini belirtti.

Adıgüzel, “Bu kültür hazinesinin turizmde daha da ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Tiyatro sanatçısı Dinçer Sümer yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

Alınan bilgiye göre, sanatçı Sümer, bir süredir İzmir’de tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti.

Sanatçı için yarın saat 14.00’te Konak Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlenecek. Sümer’in cenazesi daha sonra Hamidiye Camisi’nde kılınacak ikindi namazını müteakip Urla-Zeytinalanı Mezarlığı’na defnedilecek.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, yaptığı yazılı açıklamada, Türk tiyatrosunun değerli ismi Sümer’in vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirterek çok kıymetli bir rejisörü kaybettiklerini ifade etti.

Kurt, “Kurumumuz emekli rejisörlerinden, eski edebi kurul üyemiz ve Türk tiyatromuzun değerli ismi Dinçer Sümer’in vefat haberini büyük teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Kıymetli rejisörümüze Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Kavala’ya Kültürel Mirası Koruma Ödülü

AleviNet

Published

on

İş insanı Osman Kavala Avrupa Arkeologlar Derneği’nin (EAA) 2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne değer bulundu. Gezi davasında yargılanan ve 674 gündür cezaevinde olan Osman Kavala’ya ödül, Türkiye’de risk altındaki kültürel mirasın korunmasına yönelik çabalarından dolayı verildi.

Bireysel kategoride ödül cezaevindeki iş insanı Kavala’ya verilirken, kurumsal kategoride ise İspanya’nın Bask bölgesinde bulunan “Fundacion Catedral Santa Maria, Vitoria-Gasteiz”e verildi.

Agos gazetesinin haberine göre, Kavala’nın ödüle değer bulunduğu İsviçre’nin Bern kentinde düzelenen EAA’nın 25’inci yıllık toplantısının açılış töreninde açıklandı.

Miras Ödülü Komite Başkanı Dr. Franco Nicolis “Ödül sahipleri bize kültürel mirasın yönetim politikaları, turizm ve bölgesel kalkınma üzerinde ne tür etkileri olabileceğinden öte, zor koşullar altında yaşayanlar veya azınlıklar üzerinde ne tür etkileri olabileceğini de gösterdiler” dedi.

Osman Kavala’nın yürüttüğü faaliyetler sayesinde, Ermeni kültürel mirasına ait Ortaçağ dönemi yapılarının korunması için ortak çalışma yapılmıştı. Bu çalışmalar sayesinde Ani Harabeleri 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştı

Törende Kavala’nın konuşma metni okundu

Açılış toplantısında ödülü Osman Kavala adına teslim alan Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Kavala’nın cezaevinde kaleme aldığı konuşma metnini okudu.

Kavala mektubunda, “2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne layık görülmek benim için büyük bir onur oldu. Bu kararın 22 aydır cezaevinde bulunan ve hangi faaliyetlerinden dolayı bu duruma maruz kaldığını açıklayamayan şahsım adına ne kadar önemli bir moral desteği olduğunu anlatamam” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin doğusunda Ermeni topluluklar tarafından yaratılmış eserlerin yüzyıllar boyunca kesintiye uğramadan canlı bir şekilde devam etmiş bir kültürün hikâyesini anlattığını belirten Kavala, Ermenilerin bu topraklardan koparıldıkları 1915 yılından sonra bu hikâyelerin dinleyicisiz kaldığını ve tahrip edildiğini belirtti.

Son yıllarda Ani’de başlatılan koruma çalışmalarıyla bazı eserlerin korunması için adımlar atıldığına dikkat çeken Osman Kavala, “Anadolu Kültür olarak Ani’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan koruma çalışmalarına da katkıda bulunmak için uluslararası uzmanlarla ve uzman kuruluşlarla işbirliklerini kolaylaştırmaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

22 aydır cezaevinde

Osman Kavala 19 Ekim 2017’de gözaltına alındı. 1 Kasım 2017’de, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı. Gezi Parkı eylemlerinin finansörü olmakla suçlanan Kavala, 22 aydır tutuklu yargılanıyor.

DW/TY/GA

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI