Connect with us

.

Dünya

Avrupa “kader seçimine” mi gidiyor?

AleviNet

Published

on

“26 Mayıs’ta bizi kıtamız için bir kader seçimi bekliyor.” Avrupa Parlamentosu (AP) Hristiyan Demokratların Grup Başkanı ve merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin liste başı adayı Manfred Weber, meclisin geçen haftaki oturumunda bu sözleri sarf etti. Avrupa’nın günler sonra “kader seçimini” yapacak olduğunu söyleyen sadece Weber değil. Çeşitli siyasi akım ve partilerin mensubu siyasetçiler, seçim arefesinde aynı ifadeyi kullanıyor.

Mayıs sonundaki seçim, AB (Avrupa Birliği) Komisyonu Başkanlığı’nı elde etmeyi hedefleyen Hristiyan demokratların gözünde, Avrupa taraftarları ile milliyetçiler arasında ikili bir mücadeleden ibaret. Weber, “İçinde yaşadığımız bugünkü Avrupa, iyi bir Avrupa. Bu Avrupa’yı milliyetçilerin bozmasına müsaade etmeyeceğiz” demişti. Bugüne kadar yapılan seçimlerin hiçbirinde, AB üyesi ülkelerde bu kadar sağ popülist ve Avrupa karşıtı aday mevcut olmamıştı. Son yıllarda birçok Avrupa ülkesinin siyaset sahnesinde sağ popülizmin müthiş bir yükseliş kaydettiği açıkça görülüyor. Kamuoyu yoklamaları, sağ popülistlerin AP’deki koltukların yüzde 20’ye yakınını elde edebileceğini gösteriyor.

Beş yılda bir yapılan AP seçimleri, eşzamanlı olarak tüm AB üyesi ülkelerde yapılıyor. Seçimlerde tüm reşit AB vatandaşları oy kullanabiliyor. AB’nin tek doğrudan seçilen organı olan AP, Avrupa çapında geçerli olan yasaları ve AB’nin bütçesi konusunda karar alıyor. AB Komisyonu Başkanı da AP tarafından seçiliyor. Parlamentoda, 751 koltuk ve 8 meclis grubu bulunuyor.

Deutschland | Wahlarena zur Europawahl | Manfred Weber (l, EVP) und Frans Timmermans (SPE) (picture-alliance/dpa/Bildfunk/R. Vennenbernd)

Avrupa Halk Partisi’nin liste başı adayı Manfred Weber ve Sosyalistlerin liste başı adayı Frans Timmermans

Orban‘ın Avrupası mı, Macron’unki mi?

Macaristan’ın milliyetçi-muhafazakar Başbakanı Viktor Orban için bu seçim, kendisinin temsil ettiği otoriter demokrasi ile liberal demokrasi arasında bir tercih anlamını taşıyor. Alman, Fransız, Danimarkalı ve İtalyan sağcılarla ittifak kuran Macar Başbakan, liberal demokratların Avrupa’nın nüfusunu “değiştirme” ve göçmenler vasıtasıyla “İslamlaştırma” amacı güttüğünü savunuyor.

Orban, Macaristan’ın ulusal bayramında yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın tarihi bir dönüm noktasında bulunduğunu idrak etmek zorundayız” demişti. Orban, göçmenler ve mültecileri kucaklayanların, “melez ırklardan oluşan milletler yaratacağını” ve “bu tür ülkelerde tarihi geleneklerin sona erdiğini ve yeni bir dünya düzeni oluştuğunu” söylemişti.

İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini ile Avusturya Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Avusturya Özgürlükçü Partisi’nin (FPÖ) lideri Hans-Christian Strache, Orban ile benzer görüşleri paylaşıyor. Bu kişilerin ortak bir düşmanı var: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. “Liberal olmayan demokrasiye” savaş ilan eden Macron, Avrupa’nın, dayanışmanın ve empatinin “yeniden doğuşunu” istiyor.

Büyük reform önerileri olan Macron için de önümüzdeki Avrupa seçimleri bir kader seçimi. Macron yaklaşık dört hafta önce, “Bu seçimler kapsamındaki en önemli mücadele, Avrupa’ya inananlarla inanmayanlar arasındaki mücadele” açıklamasında bulunmuştu.

Mesele sadece göç değil

İstihdam, göç, iklim koruma, ticaret politikası ve Avrupa’nın küresel rolü… Tüm bunlar gelecek yıllarda AB’nin gündemini meşgul edecek konuların başını çekiyor. Bu noktada Avrupa yanlısı partiler hemfikir olsa da, Hristiyan demokratların adayı Weber ile Sosyalistlerin adayı Hollandalı siyasetçi Frans Timmermans arasında fikir ayrılığı pek yok. Her iki aday da Afrika ile yeni bir işbirliği ve mültecilerin geldiği ülkelere daha fazla yatırım yapılmasını istiyor.

Sağ popülistler içinse sorunun çözümü farklı: Macar Dışişleri Bakanı Peter Szijjarty mesela “izole et, çit çek ve göçmenleri mümkün olduğunda dışarıda tut” görüşünde. “Bizim için göç karşıtı çoğunluk en önemli amaç. Macaristan da buna katkı sağlayacak” diyor.

Der stellvertretende italienische Ministerpräsident Salvini und der ungarische Premierminister Orban veranstalten eine gemeinsame Pressekonferenz in Budapest (Reuters/B. Szabo)

İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Salvini ve Macaristan Başbakanı Orban

Sağ popülistler seçmenlere bütünüyle farklı bir AB vaat ediyor: Ulus devletlerin güya kaybettikleri haklara yeniden kavuştukları ve Brüksel’e verilen yetkilerin geri alındığı bir Avrupa. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve sosyalistlerin liste başı adayı Timmermans, bu görüşte değil. Almanya’da katıldığı televizyon programında Timmermans, “Avrupa’da iktidarı aşırıcılara vermeyeceğiz. Bu bir kader seçimi. Bu sizin seçiminiz. Gelecek beş yılda nasıl bir Avrupamız olacağına siz karar vereceksiniz” demişti.

“AB’nin direnci yüksek”

Avrupa uzmanı Janis Emmanouilidis’e göre, oluşacak yeni parlamentoda, Hristiyan demokratlar, sosyal demokratlar, liberaller ve yeşiller büyük bir koalisyon kurarak işbirliği yapmak durumunda. Brüksel merkezli Avrupa Siyaset Merkezi’nde (EPC) görev yapan Emmanouilidis, hemen seçimin ertesi günü AB’nin topyekün bir dönüşüm yaşamasının sözkonusu olmadığının altını çiziyor ve şunları söylüyor: “AB’nin düşmanlar tarafından ele geçirilmesine tanıklık etmeyeceğiz. Buna eleştirel bakılmalı, evet, ama olay abartılmamalı ve bu kadar negatif olunmamalı. AB geçtiğimiz yıllarda da büyük direnç gösterdi. Bu, gelecekte de böyle olacak.”

Borç ve göç krizinin ardından ABD, Rusya ve Çin’le ilişkilerin yanı sıra ekonomik krizin de yeni parlamentonun en önemli gündem maddelerinden olacağını söyleyen Emmanouilidis, Avrupa’nın bu noktada da önemli bir tercih yapması gerektiğini belirtiyor. Emmanouilidis, “Yeni krizler olacak. Bu krizlerin mevcut sorunlardan mı çıkacağı yoksa yeni sorunlar mı oluşacağını bugün bilmiyoruz. Fırtınaları atlatmak için hazırlık yapmamız gerekiyor” diyor.

AB araştırmacısı Karel Lannoo ise, AB’nin, seçimlerden sonra öncelikli olarak ekonomik kalkınmaya ve zengin kuzey ile görece yoksul güney arasındaki denkliğe odaklanması gerektiği görüşünde. Brüksel merkezli Avrupa Siyaseti Çalışmaları Merkezi’nde görev yapan Lannoo, özellikle de yoksul ülkelerde gözlemlenen sağ popülizm probleminin yalnızca bu şekilde çözüleceğini vurguluyor. “Daha fazla entegrasyon” isteyen Lannoo, “En önemlisi, Avrupa iç pazarını daha da güçlendirmek ve Avrupa dışındaki pazarlık kabiliyetini yükseltmek. İçeride daha fazla enerji politikası, dijital ekonomi ve serbest dolaşım konuşmamız gerekiyor. Dışarıda ise, Trump ABD Başkanı olduğu sürece, serbest ticaret saldırılara maruz kalacak. Daha fazla gümrük vergisi gündeme gelmesi olası” diyor.

Margaritis Schinas (Imago)

AB Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas

“Biz hep yol ayrımındayız”

Kader anı, ölüm kalım meselesi, dönüm noktası, son şans… 23-26 Mayıs arasındaki seçimler için kullanılan betimlemeler, aslında biraz abartılı. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas’a göre bu seçimlerin Avrupa için çok önemli olduğu açık olsa da, abartıdan kaçınılması gerekiyor. Schinas, “Ben uzun yıllardır Avrupa’da politika yapıyorum. Bugüne kadar Avrupa’nın yol ayrımında olduğunun söylenmediği herhangi bir seçim hatırlamıyorum. Biz aslında sürekli bu yol ayrımındayız ve bu iyi bir şey” diyor.

Schinas sözlerini şöyle sürdürüyor: “AP seçimlerine bu kadar dramatik bir biçimde girmemeliyiz. Avrupa demokrasisi çağında yaşıyoruz ve bunun bir şekilde tadını çıkarmamız gerekiyor.”

Bernd Riegert, BÜ,GA

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Venezuela’daki krizin aşılması için Oslo süreci başlıyor

AleviNet

Published

on

Venezuela’da muhalif lider Juan Guaido, gelecek hafta Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun temsilcileriyle görüşmek üzere Oslo’ya temsilci göndereceğini söyledi. Norveç’in başkentindeki görüşme, Maduro ile Guaido cepheleri arasında yüz yüze yapılacak ilk resmi görüşme olacak.

Venezuela’da iktidar üzerinde hak iddia eden iki tarafın temsilcileri, geçen hafta birbirlerinden bağımsız olarak Oslo’ya gitmiş ancak ikili bir görüşme yapmamışlardı.

Continue Reading

Dünya

AP seçimlerinde sosyal demokratların tarihi yenilgisi

AleviNet

Published

on

Avrupa Birliği üyesi 28 ülkede Perşembe gününden bu yana 500 milyona yakın seçmen sandık başına çağrıldı. Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 751 sandalyesi için milletvekillerinin belirleneceği seçimin ilk ayağı Hollanda ile İngiltere başladı ve 21 ülkede sandıkların kurulmasıyla sona erdi.

2014’teki seçimlere göre seçime katılımın bütün Avrupa çapında yüksek olması dikkat çekti. Katılım oranı AB’nin en kalabalık ülkeleri olan Almanya’da yüzde 43’ten yüzde 60’a, Fransa’da ise yüzde 35’ten yüzde 43’e yükseldi. Almanya’da ve bazı ülkelerde sandıklar kapanırken, Fransa’da ise oy verme işlemi saat 20’de sona erecek.

ALMANYA’DA SPD KAN KAYBETTİ, YEŞİLLER YÜKSELİŞTE

Alman televizyon kanalı ZDF’nin yayınladığı ilk sonuçlara göre Merkel hükümetinin ortakları oy kaybetti. Başbakan Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU)’nin oy oranı yüzde 30’tan yüzde 28’e düşerken, hükümetin diğer ortağı Sosyal Demokratlar Partisi (SPD) cephesinde tarihi bir yenilgi yaşandı.

2014’te yüzde 27 oy alan SPD bu kez 15’te kaldı. Yeşiller Partisi ise şaşırtıcı şekilde yüzde 11 oy oranında artış sağlayarak yüzde 21’e çıktı. Böylelikle Alman siyasetinde Yeşiller, yıllardır sosyal demokratların elinde bulunan ikinci büyük siyasi güç koltuğuna da oturmuş oldu. Sol Parti ise yüzde 1,9 oy oranında oy kaybederek yüzde 5,5’e düştü. Sol Parti’nin AP 5 veya 6 sandalye sahip olması bekleniyor. Sol Parti’nin liste başı adayları Özlem Alev Demirel ve Martin Schirdewan’dı.

Diğer Avrupa ülkelerindeki ilk sonuçlar ise şöyle:

AVUSTURYA: Geçtiğimiz hafta aşırı sağcı lider Heinz-Christian Strache’nin kaset skandalıyla sarsılan ve erken seçim kararının alındığı Avusturya’da sandıktan birinci başbakan Sebastian Kurz’un partisi Avusturya Halk Partisi (ÖVP) çıktı. Sandıkların saat 18’de kapandığı ülkede oylarını yüzde 7,5 artıran ÖVP yüzde 34 oy aldı. Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) yüzde 23, aşırı sağcı Strache’nin partisi Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) ise yüzde 17 ile üçüncü olması bekleniyor.

BULGARİSTAN: İlk sonuçlara göre Bulgaristan’da seçimin galibi başbakan Boiko Borissow’un liderliğindeki halk partisi GERB. Oyların yüzde 32’ini alması beklenen GERB AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi (EVP)’nin üyesi. Sosyalistler ise yüzde 23 oy oranıyla ikinci olurken, ülkedeki Türk azınlığın partisi DPS ise yüzde 13 oy aldı.

ROMANYA: Bugün Avrupa çapında gözlerin çevrildiği bir başka ülke ise Romanya oldu. AP seçiminin yanı sıra hükümetin hazırladığı yargı reformuna ilişkin de halk oylaması gerçekleşti. Bundan dolayı seçime katılımın yüksek olduğu gözlenen ve sandıkların saat 20’de kapanacağı Romanya’da, Avrupa çapında Romanyalı vatandaşlar da oy vermek için konsoloslukların önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

AP’NİN YENİ RENGİ NASIL OLACAK?

751 sandalyenin bulunduğu AP’nin yeni renginin bugünkü seçim sonuçlarının ardından nasıl olacağı merak ediliyor. Alman ARD televizyonun tahminlerine göre AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi (EVP) 42 sandalye kaybederek 175 parlamentere sahip olacak. Aynı şekilde ikinci büyük grup sosyalistler/sosyal demokratların da 40 sandalye kaybederek 146 sandalyeyi elde etmesi bekleniyor. Ayrıca diğer grupların sandalye sayısının şu şekilde olması tahmin ediliyor; Liberaller 79, Yeşiller 66, Sol 48, Muhafazakarlar 62, EFDD 56, ENF 59.

Continue Reading

Dünya

Fransa’da aşırı sağcıların zaferi

AleviNet

Published

on

Avrupa Birliği’nin 28 ülkesinde tamamlanan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde gözler aşırı sağcıların ne kadar oy alacağındaydı. Almanya’nın ardından Avrupa Parlamentosu (AP)’de en fazla parlamentere sahip olan Fransa’da sandıkların saat 20.00 ile kapanmasıyla aşırı sağcılar da ilk zaferini elde etmiş oldu.

Fransız BFMTV televizyonunun sandıkların kapanmasından sonra açıkladığı sonuçlara göre Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birleşme (Front National-FN) yüzde 24,2 oranında aldı. Böylelikle 2014’te gerçekleşen AP seçimlerinde aşırı sağcılar yüzde 24,8 oy olmuştu. Aşırı sağcılar oyunu az farkla korumayı başarırken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi LREM (İlerleyen Cumhuriyet) ise yüzde 22 oranıyla ikinci oldu.

Fransa’nın ardından aşırı sağcılar ve milletçiler cephesinde gözlerin çevrildiği bir başka ülke ise İtalya. Sandıkların saat 23’te kapanacağı İtalya’da kimi anketlere göre İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin liderliğindeki aşırı milliyetçi Liga en az yüzde 30 oranında bir başarı elde edecek.

Fransa’dan Ulusal Birleşme, İtalya’dan Liga, Avusturya’dan FPÖ ve Hollanda’dan Geert Wilders liderliğindeki PVV Avrupa Parlamentosu’nda Özgürlükler ve Uluslar Avrupası (ENF) grubunu oluşturuyor. ENF’nin 751 sandalyesi bulunan AP’de toplam 57 sandalyeyle temsil edileceği tahmin ediliyor.

Avrupa Birliği üyesi 28 ülkede Perşembe gününden bu yana 500 milyona yakın seçmen sandık başına çağrıldı. Avrupa Parlamentosu’nun 751 sandalyesi için milletvekillerinin belirleneceği seçimin ilk ayağı Hollanda ile İngiltere başladı ve 21 ülkede sandıkların kurulmasıyla sona erdi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI