Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Hükümetin “Merkez” hamlesi ekonomiye yarar mı?

AleviNet

Published

on

Hükümetin bozulan bütçe görünümünü Merkez Bankası kaynakları ile telafi etmeye çalışmasının, enflasyon ve döviz kurunda hızlı bir tırmanışa yol açabileceğinden endişe ediliyor. DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre ekonomi yönetiminin “gündelik” kararları, ekonomideki kötü gidişatı daha da büyütüyor. 

Merkez’in 2018 kârını da almıştı

Reuters’de yer alan habere göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçe açığındaki genişlemeyi engellemek amacıyla Merkez Bankası’nın 40 milyar TL büyüklüğündeki ‘ihtiyat akçesi’ni merkezi yönetim bütçesine aktarmaya dönük çalışma başlattı. Hükümet 2019 başlarında da Merkez Bankası’nın 2018 kârının yüzde 90’ına karşılık gelen 33,7 milyar TL’yi Hazine’ye aktarmıştı.

“Enflasyondaki yükselişi artıracak”

Erinc Yeldan, Bilkent University Economics Department, Türkei

Erinç Yeldan

Merkez Bankası’na ait ‘ihtiyat akçesi’nin Hazine’ye devredilmesi kararını DW Türkçe’ye değerlendiren Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan’a göre, ekonomi yönetiminin “rastgele ve anlık” kararları yüzünden döviz kurları ve enflasyondaki yükseliş sürecek. Yeldan, Merkez Bankası’nın iktidarın elinin rahatlatmak için kullanılmasının Türkiye’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) gibi bağımsız olması gereken düzenleyici ve denetleyici kurumların siyasi kararlarla yönetilmesinin yeni bir örneği olduğunu söylüyor. Prof. Yeldan, “Ekonomi artık ne iktidar ne de bürokrasi tarafından yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Tüm bu adımların maliyeti olarak, para piyasalarında daha yüksek enflasyon ve işsizlikte daha da korkunç rakamlar göreceğiz” değerlendirmesinde bulunuyor. 

“Topyekûn bir çöküş var”

Türkiye’nin içine sürüklendiği kriz olgusunun 2009’dan beri dünya genelinde yaşanan küresel durgunluktan farklı olduğunun altını çizen Prof. Yeldan, “Türkiye’de şu anda üretim yavaşlaması veya reel ücretlerde gerileme gibi sorunlardan çok daha önemli bir kriz yaşanıyor. Ülkede topyekûn tüm iktisadi ve siyasi kurumlar çöküyor” diyor.

İktidarın ekonomide kısa dönemli rahatlama sağlamak için yapay bir canlılık oluşturmaya çalıştığını dile getiren Yeldan, “En büyük tehlike ekonomik kriz değil, rastgele alınan kararlar yüzünden yıpranan kurumlar ve bozulan güven algısı. Ne yazık ki yakın gelecekte de enflasyon, kurlar ve Türkiye’nin risk primindeki yükseliş devam edecek” diye konuşuyor.

Bütçe açığı ilk 4 ayda yüzde 135 arttı

Hükümetin bir an önce kaynak bulmaya dönük çabalarının arkasında, kamu maliyesinin giderek bozulması yatıyor. Bütçe açığının yılsonu hedeflerini aşacak biçimde büyümesi, hükümetin Ramazan Bayramı’nda emekli ikramiyelerini ödeyemeyeceği endişelerini bile gündeme getirdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı son verilere göre, 2018 yılı Ocak-Nisan döneminde 23,2 milyar TL açık veren bütçe, 2019 yılı Ocak-Nisan döneminde ise 54,5 milyar TL açık verdi. Böylelikle ilk dört aylık bütçe açığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 135 artmış oldu. Hükümetin 2019 sonu bütçe açığı hedefinin 80,6 milyar TL olduğu düşünüldüğünde, hedefin yarısının daha ilk 4 ayda aşılmış olması 2019’un tamamında bütçe açığının 100 milyar TL’yi aşabileceği ihtimalini güçlendirmiş oldu.

“Asıl soruna el atılmıyor”

DW Türkçe’ye konuşan Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, bütçe açığındaki bozulmanın Türkiye’nin kamu maliyesine dönük uzun yıllardır oluşmuş güvene zarar verdiğini söylüyor.

Selva Demiralp, Koc University Department für Wirtschafts- und Politikwissenschaften Selva Demiralp, Koc University Department für Wirtschafts- und Politikwissenschaften, Türkei Selva Demiralp, Koc University Department für Wirtschafts- und Politikwissenschaften, Türkei (Privat)

Sevda Demiralp

Ekonominin durgunluğa girdiği bir dönemde iktidarın Merkez Bankası kaynaklarını kullanmasının anlaşılabilir olduğunu ifade eden Prof. Demiralp, “Hükümetler zaman zaman resesyona karşı genişlemeci adımlar atabilir ancak bu kez zamanlaması çok yanlış oldu. Asıl sorun olan kötü şirket bilançoları için bir şey yapılmadan, bu tür kaynaklar bir işe yaramaz” diyor.

Ekonomi yönetiminin öncelikle şirket borçlarını yeniden yapılandırmaya odaklanması gerektiğini kaydeden Demiralp, şunları söylüyor: “Şimdi bu 40 milyar TL ile ekonomi canlanmayacak, yatırım ortamı iyileşmeyecek. Bunun yerine, borçlu şirketler yine gidip döviz alacak. Sonuçta tedbir alayım derken, enflasyonu daha da yükseltecek kötü bir sonuç ortaya çıkacak.” 

TÜSİAD: Bozulma tüm ekonomiye yayıldı

Ekonomide art arda gelen olumsuz haberler, Türkiye iş dünyasının da ana gündemi. TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Yüksek İstişare Konseyi Toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetin ekonomideki performansını eleştirdi. Özilhan, ekonomik göstergelerdeki bozulmanın giderek ekonominin tamamına yayıldığı uyarısında bulundu. Türk vatandaşlarının Türk Lirası’ndan kaçtığına işaret eden Özilhan, “Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi diyoruz; yargı bağımsızlığı diyoruz; hukukun üstünlüğü diyoruz; insan hakları diyoruz; akademik özgürlükler diyoruz; liyakat diyoruz; ifade özgürlüğü diyoruz” şeklinde konuştu.

“Küçülme ikinci çeyreğe sarkabilir”

Tüm bu gelişmeler ile birlikte giderek yükselen işsizlik de Türkiye ekonomisi açısından alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı işsizlik verilerine göre ülke genelinde işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1’lik artışla yüzde 14,7’ye yükseldi. Böylelikle Şubat’ta işsiz sayısı 1 milyon 376 bin kişilik artışla 4 milyon 730 bin kişi olarak kaydedildi. Yalnızca inşaat sektöründeki istihdam kaybı son 1 yılda 550 bini aştı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, hükümet tarafından atılan adımların ekonomide toparlanma sürecini geciktireceğini söylüyor.

“İşsizlik daha da büyüyecek”

Daha önce 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 küçülen Türkiye ekonomisinin 2019’un ilk çeyreğinde dibi gördükten sonra yavaş bir toparlanma sürecine girebileceği öngörüsünde bulunduğunu dile getiren Prof. Gürsel, “Ancak döviz şokları ile birlikte art arda gelen ve güvensizliği artıran hamleler sonrasında, artık küçülmenin ikinci çeyreğe de sarkabileceği ihtimali doğdu” diye konuşuyor. Türkiye açısından artık ekonomide “hızlı toparlanma” diye olgunun söz konusu olmadığını vurgulayan Gürsel, şöyle konuşuyor:

“Bundan sonraki süreçte işsizliğin yüzde 16’ya kadar çıkacağını ve belki 2-3 yıl boyunca bu yüksek seviyelerde seyredeceğini düşünüyorum. Türkiye’de ilk kez böyle büyük ve uzun bir işsizlik tablosu ortaya çıkacak. Bunu iktidar da toplum da yaşayarak görecek.”

Aram Ekin Duran

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

ADFE Gençlik kampı başladı

editor

Published

on

By

Alevi Dernekleri Federasyonu Kadın ve Gençlik kampı İstanbul Kilyos’da bulunan Sarıyer Belediyesi Tesislerinde geçtiğimiz gün başladı.

Genel Başkan Celal Fırat dedenin katılımıyla gerçekleşen tanışma toplantısıyla başlayan kamp 5 gün sürecek.

Kamp’ın programı şöyle:

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

AABK: Kayyım, halkın iradesinin gasp edilmesidir!

editor

Published

on

By

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yayınladığı yazılı açıklamayla HDP’li belediyelere kayyım atanmasına “Kayyım, halkın iradesinin gasp edilmesidir!” diyerek tepki gösterdi.

AABK’ın açıklaması şöyle:

AKP iktidarının, halkın Diyarbakır’da yüzde 63, Mardin’de yüzde 56.54 ve Van’da yüzde 53.83
ile seçtiği Büyükşehir Belediye Başkanlarını görevden alması ve kendi kadrolarını kayyum
olarak ataması, demokrasinin, hukukun ve vicdanların asla kabul edemeyeceği bir darbedir.

Bu karar demokratik bir seçim sonucu seçilen belediye başkanlarının haklarının kayyum yolu ile gasp edilmesidir. Daha ötesi bu isimlerin seçilmelerini sağlayan halkın iradesinin gasp
edilmesidir.

“Minareyi çalan kılıfını hazırlar” misali, adaylıklarında hiçbir hukuki engel bulunmayan, halkın lseçtiği belediye başkanları hakkında açılan adli-idari soruşturmalar bahane edildi. Tek adam rejiminin bir sonucu olarak, AKP iktidarı, halkın yerel yönetimlerdeki seçme ve seçilme hakkını yok eden merkezi vesayetçi dayatması ile hukukun ve demokrasinin en temel değerlerini, yok etmiştir.

31 Mart seçimlerinde, özellikle Kürt illerinde halkın çoğunluğunun desteğiyle seçilen Belediye Başkanlarının hakları, atanmış İçişleri Bakanının kararı ve atanmış valilerin kayyumluğu ile görevden alınmıştır. Her platformda statüko ile mücadele ettiklerini ifade eden mevcut iktidarın darbe dönemlerini bile mumla aratacak bu uygulamaları artık kontrolü kaybettiklerinin en net göstergesidir. Dünyanın her yerinde halkın iradesini ve seçim sonuçlarını yok sayan yönetim biçimine faşizm denir.

Demokrasinin beşiği ve okulu bildiğimiz yerel yönetimlere halkın katılım hakkı ile halkın seçtiği belediyelerin seçilmişlerden alınıp, atanmışlara teslim edilmesi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Alevi toplumunun asla ve kata kabul edemeyeceği faşizan bir uygulamadır. Yerel seçim sonuçları, yenildiğini, güç kaybettiğini gören AKP’nin, HDP’nin halk tarafında seçilen belediye başkanlarını görevden alıp, kayyum rejimini kurumsallaştırması, Türkiye’de muhalefete
geçen tüm belediyelerinde bu kayyum rejimi üzerinden müdahale edeceğinin işaretidir.

“Sandık namustur” diyenlerin sandıkta kaybedince, demokrasi, vicdan ve hukuk dışı yollara başvurmasını ve halkın iradesini gasp etmesini, AABK olarak kınıyor ve bu karardan derhal vazgeçilmesini, talep ediyoruz.

Daha önce de, yine antidemokratik ve hukuk dışı yollarla Kürt illerinde seçilen HDP’li Belediyelere atanan kayyumlar, belediyeleri zarara uğratmış, israf politikaları ve şatafat gösterileriyle, halkın taleplerine ve iradesine karşı zararlar vermiştir. Halkın iradesi kişilerden ve kurumlardan daha üstün ve güçlüdür. Bugün demokrasi adına utanç verici bu kararları alanlarda er veya geç bu gerçekle yüzleşeceklerdir.

AABK olarak; Türkiye’yi uluslararası toplum nezdinde rezil eden, demokrasi ve hukuk
utancından derhal vazgeçilmesini, halkın iradesiyle seçilmelerine rağmen, görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan derhal görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygılarımızla…

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

ADFE BAŞKANI CELAL FIRAT: KAYYUM ATAMALARINI KINIYORUZ

editor

Published

on

By

Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanmasına yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Alevi Dernekleri Federasyonun Gençlik ve Kadın kampında yapılan açıklamada Fırat kayyumun demokratik siyaseti tasfiye etmek olduğunu kaydetti.

“SEÇİLMİŞ İRADEYE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR”

” Yüzyıllar geçse de insan haklarını ihlal eden ve bireysel hürriyetleri esir alan tüm sistemler özgür ve demokratik bir toplumun gerekliliğini asla haklı görmezler” vurgusunu yapan Fırat, “Eleştirisel ya da siyasi katılım konusunda hoşgörüyü ortadan kaldıranlar, demokrasiden yana, demokratik siyasetten yana hep halkları kışkırtarak, kendi malları gibi gördükleri devleti yönetme çabasında olurlar.
Devleti aile şirketi gibi yönetmek isteyenler, vesayet makamının talimatına uyan kişileri halkın iradesi dışında kurumlara atayarak, halkın iradesine saldırır, halk iradesini yok sayar ve Özgürlüklere yaklaşımı sadece kendi hukukları ile sınırlandırırlar.
Halkın Büyük bir oy desteğiyle seçilen Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine atanan kayyumlar seçilmiş iradeye vurulmuş bir darbedir… Bu darbeyi yapanlar, özgürlüğü, eşitliği ve güvenliği ortadan kaldırmıştır” diye belirtti.

“BİR SONRAKİ YEREL SEÇİMLER İÇİN PANİKTİR”

Fırat kararın hukuku ve mahkemeleri hiçe saymak olduğuna dikkat çekerek, “Halkın oy vererek seçtiği yerel yöneticilerin yerine memur atamak halkın iradesine darbe yapmaktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Yerel Yönetimler sözleşmesi olmak üzere demokratik uluslararası anlaşmalara, evrensel hukuka ve temel insan haklarına aykırı olan kayyum atamaları bir sonraki yerel seçimler için bir paniktir. Halkın tevazusunu kaybeden devlet yöneticilerinin bu topraklara kin, öfke ve nefreti yayarak düşmanlık duygusu yaratma istekleridir” dedi.

“KAYYUM ATAMALARINI KINIYORUZ”

Fırat Alevi Dernekleri Federasyonu olarak şu taleplerde bulundu:

” – Her türlü baskıcı otoriter ve siyasi davranışlar son bulmasını
– Belediyelere kayyum atanma uygulamasına son verilerek atanan kayyumlar yerine halkın seçmiş olduğu belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.
Bu ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz:
– Devleti yönetmede ki siyasi mücadeleniz demokratik olmalı. Bu mücadeleniz hak ve hukuk çerçevesinde olmalıdır. Kayyum atamalarını kınıyoruz…
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Egemenlik Kayıtsız şartsız Milletindir” diyoruz…”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI