Connect with us

.

Politika

Yıldırım’dan ‘U’ dönüşü: Kimden gelirse gelsin…

AleviNet

Published

on

Deniz Kuvvetleri Atatürk Rallisi Uğurlama Töreni’ne katılan Binali Yıldırım, gazetecilere yaptığı açıklamada, 16 Mayıs’ın Türkiye tarihinde çok önemli olduğunu söyledi. “16 Mayıs 1919, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 100 yıl önce Milli Mücadeleyi başlatmak için buradan İstanbul’dan Bandırma vapuruyla, 18 arkadaşıyla birlikte yola çıktığı gündür.” diyen Yıldırım, şöyle konuştu:

Bir sözü yetti Yıldırım’a akbil ve su faturası yanıtı “Sen neymişsin be Ekrem İmamoğlu” Bir #herşeyçokgüzelolacak hikayesi! Ne demişti ne oldu? İmamoğlu’nun vaatleri İBB Meclisi’nde kabul edildi “Teşekkürler İmamoğlu”

“Bildiğiniz gibi Birinci Dünya Savaşından sonra Mondros Mütarekesi imzalanmış. Hemen sonra da düşman kuvvetleri İstanbul’u işgal etmişti. O yıl, 16 Mayıs 1919 bugünkü gibi değildi. O gün İstanbul’dan öyle rahatça gemiyle Anadolu’ya gitmek mümkün değildi. İşgal altında, Boğazın düşman gemileriyle dolu olduğu bir ortamda, Gazi Mustafa Kemal, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini, hürriyet meşalesini tutuşturmak üzere 18 arkadaşıyla beraber İstanbul’dan hareket etti ve böylece işgal altındaki Anadolu’nun milletin azim ve gayretiyle bağımsızlığını kazanması yolundaki ilk adımı atmış oldu. 100. yılı dolayısıyla bugün denizcilerimiz İstanbul’dan yola çıkacaklar ve sırayla Bandırma Vapurunun izlediği rotayı takip ederek, bu şekilde 19 Mayıs’ta Samsun’a varmış olacaklar. Biz de bu etkinliklerde onlara ‘Vira Bismillah’ demek, ‘Allah selamet versin’ demek için buradayız.”

Öğrencilerle iftar

Üsküdar’da kendisini davet eden öğrencilerle iftar yapmasına değinen Yıldırım, “Sağlık Bilimleri Üniversitesinde okuyan beş öğrenci arkadaşımız bize bir davetle ‘İftara gelir misiniz?’ dediler, biz de iftarda onlarla buluştuk, sohbet ettik. Kendi öğrencilik yıllarımızı, anılarımızı onlarla paylaştık. Kendilerinin beklentilerini, hedeflerini konuşma fırsatımız oldu, çok keyifli bir buluşma oldu.” ifadelerini kullandı.

“Kimden gelirse gelsin başım gözüm üstüne”

Binali Yıldırım, İBB Meclisince öğrenci aylık mavi kart ücretinin 85 liradan 40 liraya indirilmesi ile ilgili, “Şimdi öğrenci kardeşlerimiz Akbili aylık 85 lira yerine 40 liraya alacak, öğrenci bütçesinde ciddi bir rahatlama olacak. Suda da keza yüzde 40’a varan indirim gerçekleşti. Özellikle çok nüfuslu ailelerde daha fazla indirim olmak üzere bu da İstanbullu hemşehrilerimizin bütçelerini rahatlatacak. İstanbullunun, vatandaşlarımızın yararına, menfaatine olacak her türlü çalışma kimden gelirse gelsin başım gözüm üstüne.” şeklinde konuştu.

Açıklamanın ardından iskeleden bir römorköre binen Yıldırım’a AKP İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak da eşlik etti. Yıldırım, geminin dümenine geçerek yelkenlilerle birlikte boğaza açıldı.

Boğazda da güverteye inerek bir süre gazetecilerle sohbet eden yıldırım, soruları cevapladı.

Yıldırım “Bu sene yoğun geçti, tatil planınız var mı?” sorusunu, “Bu sefer tatil yok, tatil iyi gelmiyor.” şeklinde yanıtladı.

Yıldırım, “Tabi seçim kampanyasının nasıl yapılacağı belli. Sayın Cumhurbaşkanımıza genel hatlarıyla kampanya hakkında bilgi verildi. Kampanyayı İstanbul AK Parti teşkilatıyla biz beraber planlıyoruz. Kampanyanın gün gün 23 Haziran’a kadar detayları çalışıldı, belli oldu. Yoğun keyifli programlar yapıyoruz. Akşama doğru bizim program daha yoğunlaşır. Ramazan olduğu için insanlar öğleden sonra yavaş yavaş piyasaya çıkıyor. Biz de işte akşam iftar, teravih, sahur derken bol bol insanlarla bir araya geliyoruz, sohbet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Ümit ediyorum seçimler her türlü şaibeden, şüpheden uzak sonuçlansın”

Binali Yıldırım, “100 yıl önce Bandırma Vapurunda olmak ister miydiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Ne demek? Keşke olabilsek ama o tarihte hiçbirimiz yoktuk. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul işgal edilmiş, boğazda düşman gemileri var, bütün bu şartlar altında Gazi Mustafa Kemal Atatürk 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendiriliyor Osmanlı Padişahı tarafından ve 18 arkadaşıyla birlikte 100 yıl önce bugün yola çıkıyorlar ve 19’unda da Samsun’a varıyorlar. Yolda tabi Kastamonu, Sinop, İnebolu limanlarında mola veriyorlar ve 19’unda bağımsızlık meşalesini Samsun’da yakıyorlar. Daha sonrası malum Kurtuluş Savaşımız, çok yoğun bir mücadele ve nihayet bağımsızlıkla, zaferle, İzmir’de 9 Eylül’de sonuçlanan bir mücadeleyi başarıyla tamamlıyorlar. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlık için mücadele eden bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum.”

Soru üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun sandık görevlileri hakkındaki kararına da değinen Binali Yıldırım, “Bu seçim tekrarı olduğu için 31 Mart’ın şartlarında yapılacak bir seçim, yeni bir seçim değil. Dolayısıyla hem seçmen listeleri hem adaylar bakımından durum aynı. Ancak sandık kurullarında malum sıkıntılar vardı, onları giderecek tedbirleri alacaklar.” dedi.

Yıldırım, “Uzun yıllardır siyasetin içindesiniz, 31 Mart seçimlerini kendi siyasi tarihiniz açısından nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Oldukça hareketli bir seçim kampanyası yaşadık. 31 Mart seçimleri bütün Türkiye’de tamamlandı, İstanbul seçimleri hariç. İstanbul’da yaşanan süreçlere hep beraber şahit olduk ve nihayet İstanbullular bir kez daha karar vermek için sandığa gidecekler. Ümit ediyorum bu seçimler her türlü şaibeden, şüpheden uzak bir şekilde, güzel bir şekilde sonuçlansın.”

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading

Politika

Taşçıer: Kürt sorunu çözülmeden kimse hakkını kullanamaz

AleviNet

Published

on

Mardin’de kayyum gasplarına karşı 29 gündür süren Demokrasi Nöbeti, HDP binası önünde devam etti. Eylemlerini Karayolları Parkı’nda yapmak isteyen HDP’lilere polislerce yine engel olunurken, zırhlı araç, gözaltı otobüsleri ve çevik kuvvet polisleri ile abluka altında tutulan il binası önünde oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminin ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer açıklama yaptı.

YÜZ YILLIK İNKÂRA DİKKAT ÇEKİLDİ

Taşçıer, “Sadece bugün Kürt halkının iradesine kayyum atanmıyor. Tarihsel olarak baktığımızda 1924 yılında Türkiye’nin yeni Anayasası yapıldığında da Kürt halkı yok sayıldı. Bu da Kürt halkının iradesinin yok sayılmasıydı. Ardından yapılan değişikliklerde de Kürt halkının iradesi yok sayılmaya, Kürt halkı inkâr edilemeye bugüne kadar devam etti” dedi. Kürtlerin haklarını talep ettiklerini ve her dönem baskı ile karşılaştıklarını dile getiren Taşçıer, Şeyh Sait ve arkadaşlarının İstiklal Mahkemelerince idam edilmesini hatırlattı.

‘HER ŞEYDEN ÖNCE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ’

Taşçıer, 31 Mart seçimlerine de değinerek, önceki dönem yapılan kayyum atamalarına rağmen halkın tercihini yine HDP’den yana yaptığını söyledi. HDP Milletvekili İmam Taşçıer, AKP-MHP’ye “Ne olursa olsun, bu halk size destek vermeyecek” derken, şunları da söyledi: “Kürt sorununu çözmek adına bir adım atılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülene kadar Türkiye’de Kürt halkının da Türk halkının da haklarını kullanması mümkün değil. Demokrasi de Türkiye’de hayat bulamayacak. Öncelikle Kürt sorunu çözülecek, ondan sonra hep birlikte çalışabileceğiz, kendimizi yönetebileceğiz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI