Connect with us

.

Kadın

İHD’den Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne ilişkin rapor

AleviNet

Published

on

Açlık grevi eylemcilerinin de aralarında bulunduğu tutsaklara yönelik baskıların her gün arttığına dikkat çeken İHD Amed Şubesi, raporunda, açlık grevi eylemcilerinden Evin Kaya, Kibriye Evren ve Hilal Ölmez’in durumunun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekti.

“Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi inceleme e tespit raporu” başlığını taşıyan rapor şöyle:

“GÖRÜŞME HEYETİNİN OLUŞUMU

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan kadın mahpusların Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmeleri üzerine cezaevlerinde incelemelerde bulunmak ve yine sevk edilen kadın mahpuslar arasında açlık bulunanların olması nedeniyle durum tespitinde bulunmak amacıyla şubemiz Cezaevi Komisyonu Üyeleri tarafından bir heyet oluşturma kararı almıştır. Heyette;

İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gurbet Yavuz, İHD Diyarbakır Şube Denetleme Kurulu Başkanı Av. Hediye Saltan şer almıştır.

HEYETİN FAALİYET VE İZLENİMLERİ

Heyetimiz, 07.05.2019 tarihinde cezaevinde mahpuslarla görüşmelerde bulunmuştur. Görüşmelerin ardından heyetimiz, konu ilgili Cumhuriyet Savcılığı Cezaevi Savcısının izinli olması sebebi ile de bir görüşme gerçekleştirememiştir. Heyetimizin, cezaevinde mahpuslarla ilgili yapmış olduğu görüşmeler şu şekildedir:

Heyetimiz, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Songül Aşıla isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. 16 Aralık 2018 tarihinde açlık grevine giren ilk gruba refakat eden Songül Aşıla, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Evin Kaya adlı mahpusun diş etlerinde şişkinlik, kanama ve iltihaplanma mevcut. Ön üst dişlerinde tedavide kullanılan vidaların bu ağrıya ve şikayetlere sebebiyet verdiği düşünmekteyiz. İlk grupta bulunanlar arasında durumu en ağır olan kişidir. Evin’in nabzı son dört gündür 40-50 gibi çok düşük seviyededir. Çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Sol gözünde yoğun bir kızarıklık mevcut. Son zamandır kuru öksürükleri artmış durumda. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Uzun zamandır Kabızlık şikayeti bulunmaktadır. Regl düzensizliği ile birlikte çok yoğun regl kanamaları mevcut. Dün fenalaştığı için ambulans geldi, ancak Evin tedaviyi kabul etmediğinden koğuştan ayrılmadı. Kibriye Evren adlı mahpus son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Mahpuslar üşüdüklerini söylediklerinde; üzerlerine battaniye örtüp ısınmaları için sıcak su torbaları vermemize rağmen ısınmadıklarını söylüyorlar. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır. Hilal Ölmez adlı mahpusta diğer mahpuslardaki benzer şikayetler görülmektedir. Aşırı halsiz ve yorgun gözükmektedir. Son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Göz kapağının sarkmasıyla gözünde küçülme meydana gelmiştir. Yoğun uyku düzensizliği sorunu bulunmaktadır. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır.

Düzenli sağlık kontrolü yapılmaktadır. Bu kontrolü sağlıkçılar ve revir doktoru yapmaktadır. E Tipi Cezaevinde Araştırma hastanesinden bir hekim haftada iki kez gelmesine rağmen henüz dışarıdan bir hekim gelmemiştir. (29 Nisan 2019 tarihinde nakil olmuşlar)

Grevciler günde 1 adet B1 ve 2 adet kompleks B vitaminlerini almaktadırlar.

Birinci grupta bulunan grevciler nakil esnasında ayrı ayrı yanlarında refakatçi olmadan, kelepçeli şekilde ambulansla cezaevine getirilmişlerdir. Nakil sonrasında mahpuslarda yoğun baş dönmeleri ve halsizlik gözlemlenmiştir.

Yeni cezaevinde karşılaştığımız genel sorunlar ise şunlardır:

Nakil olduktan sonra (8 gün) bize yalnız iki kez sıcak su verildi. Koğuşta 12 kişi olmamıza rağmen bu su yalnız 4 kişiye yetmiştir. Kadın mahpusların temizliği regl kanamaları ve akıntılar açısından duş ihtiyacı acil bir durumdur. Saçlarımız çok uzun bu yüzden bitlenecek diye korkmaktayız. Cezaevi idaresi ile görüştüğümüzde bize sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını söylediler.

2 gün önce A 2 koğuşuna saat 3 civarında memurlar tarafından arama yapılacak diye baskın yapılmıştır. Aramanın sebebini söylemeyen memurlar sadece tuvalet ve banyoya bakıp çıkmışlardır. Bu durum açlık grevinde bulunan mahpusları endişelendirmiştir.

Avlularda hem kamera hem de her duvarda bir pencere bulunmaktadır. İnfaz koruma memurları ve teknisyenler bu pencereler önünden geçerken kafalarını uzatıp avluya bakmaktadırlar. Avluda bulunan çamaşır ipinde kadın mahpuslar iç çamaşırları da dahil bütün çamaşırlarını asmaktadır. Ayrıca koğuşun alt katında bir kamera bulunmaktadır. Bu kamera tuvalet ve banyoya dönük monte edilmiştir. Banyonun küçük ve uygun olmaması dolayısıyla mahpuslar kıyafetlerini banyo dışında giymek durumundadırlar. Bu yüzden banyodan havlu sarılı vaziyette üst kata çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Başı örtülü kadın mahpuslar da sürekli olarak tedirgin oldukları için örtülü bir şekilde dolaşmaktadır. Bu durumlar kadın mahpusların mahremiyetin önemsenmediğini göstermektedir. Mahpusların insan onuruna yakışır bir ortamda yaşama hakları bulunmaktadır.

Bu görüşmenin ardından heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Elif Atdemir isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Elif Atdemir, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: ‘Ben 2016 yılı Kasım ayından beri tutukluyum. Hüküm özlüyüm. Biz 30.04.2019 tarihinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildik. Ben A12 oda da kalıyorum. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeyim. Benimle aynı odada kalan mahpuslardan Zelal Fidan, Kumru Tokay da 1 Mart’tan beri açlık grevindedir. Şu an bize B12 vitamini veriliyor, B1 verilmiyor. Bize günde bir defa bir pet bardak içinde yoğurt ve meyve suyu veriliyor. Ben greve başladığımda 49,9 kilo iken, şu an 44,5 kiloyum Benim nabzım çok düşük seyrediyor. Bu cezaevinde revir doktoru günde bir iki defa geliyor, sağlık personeli ise düzenli olarak günde 2 defa geliyor. Açlık grevlerini bırakma için ikna veya herhangi bir saldırı olmadı. Her gün tansiyon, saturasyon, nabız, kilo ve ateş ölçülüyor. Benim daha önce geçirdiğim ameliyat veya herhangi bir hastalığım yoktur. Daha önce 3 günlük açlık grevine girmiştim; ama uzun süreli olmadı. Kan, kusma ve dişeti iltihabı yok. Kabızlık durumum var. Günde 5-6 defa idrar, dışkı ise 2 günde bir ancak olabiliyor. Herkes kendi iradesi ile başladı. Bende unutkanlık başladı, ellerim sürekli soğuk ve morarmış gibi duruyor. Mide ağrıları, baş ağrıları var. Uyku düzenim bozulmuş, bu cezaevine geldiğimizden beri 2 defa gece saat 01.30 sıralarında gelip sadece tuvalet banyoyu arıyorlar. Geçen gece saat 01.30-02.00 sıralarında gelip mazgala vurdular, sahur verme gerekçesiyle. Gürültü olunca sesten rahatsız oluyorum. Avukat görüş giriş ve çıkışlarında, oda giriş ve çıkışlarında ellerimizi T şeklinde yapmamızı bu şekilde üstümüzü arayacaklarını söylüyorlar, biz zaten kollarımızın yeteri kadar açık olduğunu arama yapabileceklerini söyleyince tartışma oluyor ve bu şekilde sıkıntı yaşıyoruz.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Berrin Kurt isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Berrin Kurt, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Ben B-11 odada 12 kişi kalıyoruz. Kaldığım odada 4 kişi açlık grevindedir. Bunlar Kibriye Evren, Evin Kaya, Hilal Ölmez ve Mekiye Ormancı’dır. Mekiye Ormancı 1 Mart 2019 tarihinde, diğer 3 kadın mahpus 16.12.2018 tarihinden beri açlık grevindedir. Ben tutuklanmadan önceki süreçlerde hastanede radyoloji bölümünde çalıştığım için sağlık alanında grevde olanlara bazı durumlarda yardımcı olabiliyorum. Greve ilk başladıkları 16.12.2018 tarihinden beri onlarlayım ve refakatçiyim. Ben grevde değilim. Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya ile ilgili şunları söyleyebilirim: Şu an tansiyonları sürekli düşük seyrediyor. (7-4) Gece fenalaşınca bazen revir aracılığıyla baktırabiliyoruz. Bu cezaevine yeni geldik ve grevdeki kişiler için tansiyon ölçüm aleti talep ettik henüz bir cevap alamadık. Şu an havalandırmaya çıkamıyorlar, biz onları havalandırmaya götürmezsek tek başlarına çıkamıyorlar tek başlarına kişisel ihtiyaçlarını gideremiyorlar.

Tek başlarına tuvalet ve banyoya da gidemiyorlar, biz mutlaka eşlik ediyoruz. Artık sıvı alımlarında da sıkıntı çekiyorlar, mide kabul etmiyor. Kibriye Evren’in kusma şeklinde, Evin Kaya’nın bağırsaklarında kanama şeklinde oldu. Kibriye Evren kanlı kusma şeklinde kusuyor. Baş ağrıları ve kas ağrıları sürekli var. Gece her saatte mutlaka kontrol ediyoruz. Sürekli uzanır pozisyonda ve tek başlarına yürüyemiyorlar. Kabızlık problemleri var. Şu an bir hafta 10 güne kadar bir defa dışkı için tuvalete çıkabiliyorlar. İdrar için de günde 3 -4 defa en fazla tuvalete çıkabiliyorlar. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Revir doktoru her gün sabah ve akşam geliyor. Sağlık personeli de her gün günde 2 defa geliyor, bu gelişler bazen doktorla bazen de ayrı oluyor. Evin Kaya sanırım ilk başladığında 55-56 kiloydu, Şu an 46 kilodadır. Kibriye Evren 8-9 kilo kadar vermiş. Hilal Ölmez sanırım ilk başladığında 68 kilodaydı, şu an 56 kilodadır. Unutkanlık yaşıyorlar, geçen günlerde Kibriye Evren benim soyadımı bilmesine rağmen soyadımı hatırlayamadığını unuttuğunu söyledi. Onlara seslendiğimizde sesli cevap vermek yerine, bizim olduğumuz tarafa dönüyorlar, sesli cevap veremiyorlar. Halsizlik var, günde en fazla 3 saat uyuyabiliyorlar. Denge de durma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Yaslanmadan oturamıyorlar, onları sandalyeye oturttuğumuz da ayaklarını uzatması için başka bir sandalye de getiriyoruz. Evin Kaya’nın gözlerinde bir haftadır kanlanma var. Hilal Ölmez 2-3 gün önce tüm gün boyunca süren kalp ağrısı vardı, o gün yataktan hiç kalkamadı. Göz altlarında şişme ve morarma var. Yüzde solgunluk var. Hilal Ölmez sigara kullanıyor. Evin Kaya’nın dişinde şişme ve kanama var, fırça dokunduramıyor. Mekiye Ormancı ile ilgili şunları söyleyebilirim: 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindedir. Tansiyonu bir düşük, bir yüksek seyrediyor. Koku, ışık ve sese duyarlılık var. Sanırım greve başladığında 56 kiloydu, şimdi 50 kilo kadardır. Sigara kullanıyor.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Özlem Seyhan isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Özlem Seyhan, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Oda B12 de 13 kişi kalıyoruz. Benim kaldığım odada 4 kişi açlık grevinde. Açlık grevinde olanlar: Derya Aslan (T), Semire Direkçi (H), Mehtap Metin (T) ve Zülfiye Kişmir. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeler. Ben açlık grevinde değilim. Açlık grevinde olan mahpusların yaşadığı sorunlar: Diş etinde şişlik var. Yüzde burun etrafında sivilcelenme ile birlikte şişlik oluyor. Baş ağrıları, uykusuzluk ve halsizlik var. Kabızlık problemi var. İdrar günde 8-10 defa oluyorken, dışkı ise daha geç oluyor, Zülfiye Kişmir 1 haftadır tuvalete gidemiyor kabızlık sorunu nedeniyle. Regl olduklarında ciddi sancılar ve baş ağrıları oluyor, regl kanamalarında azalma var. Unutkanlık problemi var. Sese kokuya ve ışığa duyarlılık var. Bu cezaevinde kameralar var. Ortak alanları gören kamera mutfağı görüyor, tuvalet ve banyonun da kapısını görüyor. Kamera havalandırma bölümünde de var bu kamera odalarımızı ve tuvaletin penceresini görüyor. Kadınlar olarak bu durumdan çok sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle grevde olan arkadaşlarımız. Diğer koğuşta gece araması yapılıyor ama sadece tuvalet ve banyo da. Gerekçe ise tuvalette uzun süre kalınca şüphe çektiği söyleniyor. B1 verilmiyor ancak B 12 veriliyor. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Günde 2 defa Sağlık personeli ve doktor kontrol için geliyor.

TESPİT VE SONUÇ

Açlık grevinde bulunan mahpusların sağlık durumlarının kritik aşamada olduğu tespit edildi.

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden, Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk işlemleri sırasında, açlık grevinde bulunan ve sağlık açısından kritik aşamada bulunan mahpusların, ambulansta kelepçelenerek götürüldükleri tespit edilmiştir.

Gece vakti yapılan aramanın hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Kimi mahpuslara iaşelerinin verilmediği tespit edilmiştir.

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki avluda yer alan pencerelerin ve koğuşlarda bulunan kameraların, mahpusların özel yaşam ve mahremiyetlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir.

Sıcak su ihtiyacının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Temel ihtiyaçlar arasına yer alan sıcak suyun mahpuslara verilmemesinin, sağlık hakkının ihlaline yol açtığı tespitine varılmıştır.

Heyetimiz, mahpuslara yönelik gerçekleşen ihlallerin önlenmesine dair şu önerilerde bulunmaktadır;

Öncelikle, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir,

Mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir,

Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

İmralı Hapishanesi’nde uygulanan tecridin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı, hukuk dışı bir infaz sistemi olduğu, Devletin İdari Yapısı tarafından ve Güvenlik Merkezli olarak yönetilip ve sürdürüldüğü görülmektedir. Tecridin kaldırılması amacıyla açlık grevine giren mahpusların talepleri, yasal ve meşrudur. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda, siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce Adalet Bakanlığı’nı sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Dansözlere para takan kocasını bıçakladı, mahkeme ‘ağır tahrik’ dedi

AleviNet

Published

on

Olay, geçen yılın Ekim ayında, Abant Tabiat Parkı yolundaki bir restoranda meydana geldi. Rukiye Çetin, boşanma aşamasında olduğu, 3 çocuğunun babası Fuat Cenikli’nin restoranda dansözlere para takıp, şampanya patlattığını öğrendi. Bunun üzerine mekana giden Rukiye Çetin, eşini meyve bıçağıyla karnından ağır yaraladı. Hastaneye kaldırılan Fuat Cenikli, bir süre yoğun bakımdaki tedavisinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Gözaltına alınan Rukiye Çetin ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Fuat Cenikli, olay sonrası eşinden şikayetçi olmayıp, kıskandırmak için dansözlere para taktığını söyledi.

Olaydan sonra çiftin arasında süren boşanma davası da sonuçlanarak, taraflar boşandı.

Rukiye Çetin hakkında, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Rukiye Çetin 27 Şubat’ta görülen duruşmada tahliye edildi. Tutuksuz sanık Rukiye Çetin, karar duruşmasında yeniden hakim karşısına çıktı.

DANSÖZLERE PARA TAKMAK ‘AĞIR TAHRİK’ SAYILDI

Duruşmada son sözleri sorulan Çetin, suçlamaları reddederek yaptıklarından dolayı çok pişman olduğunu ve eşiyle yeniden evlenmeyi düşündüğünü belirtti. Mahkeme heyeti, yaralama olayını ağır tahrik altında işlediği ve öldürme kastı bulunmadığına kanaat getirdiği sanığın 3 yıl 9 ay hapis cezasına çaptırılmasına karar verdi.

Rukiye Çetin’in ilk eşini de bıçaklaması ve Fuat Cenikli’yi de daha önce yumruklayarak dövmesi nedeniyle daha önce aldığı 4 yıl hapis cezasının ertelendiği, aynı suçu işlediğinden dolayı infazının yandığı tespit edildi. Dosya Ankara İstinaf Mahkemesi’ne gönderildi. İstinaf Mahkemesi kararı onarsa veya cezayı az bulursa Rukiye Çetin cezaevine girecek.

Continue Reading

Kadın

Diyarbakırlı Kadınlar Şiddete Karşı Yürüdü

AleviNet

Published

on

Bir süre önce iki hafta içinde 3 kadının öldürüldüğü Diyarbakır’da kadınlar, şiddeti protesto amacıyla yürüyüş yaptı. Yürüyüşe katılan kadınlar, tüm kesimleri cinayetlere karşı seslerini yükseltmeye çağırdı.

‘Kadın Cinayetleri Politiktir’ sloganıyla düzenlenen yürüyüş için, geçen ay kocası tarafından öldürülen Avukat Müzeyyen Boylu’nun vurulduğu Kayapınar ilçesi seçildi. Baro, Rosa Kadın Derneği, KESK, İHD, THİV, Tabip Odası, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlar düzenlediği yürüyüş için polis geniş güvenlik önlemleri aldı.

Ellerinde siyah pankartların yanı sıra, “Yasta değil isyandayız”, “Kadınlar durmayacak kadın susmayacak kadın haykıracak”, “Çocuk istismarı insanlık suçudur”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Sevgi öldürmez yaşatır” yazılı dövizler taşıyan kadınlar, sloganlar eşliğinde yürümeye başladı. Rojava Parkı’na kadar süren yürüyüşe çevrede toplanan vatandaşlar da alkış ve sloganlarla destek verdi.

Yürüyüşün sonunda katılanlar adına ortak bir açıklama yapıldı. Grup adına konuşan Rosa Kadın Derneği Üyesi Bedriye Aydın, tüm kesimleri kadına yönelik şiddete karşı seslerini yükseltmeye çağırdı. Açıklamayı kadınlarla birlikte okuyan Aydın, “Bir kez daha yineliyoruz; suça sessiz kalmak, suça ortak olmak demektir. Susmayın! Bu cinayetlere ortak olmayın! Bu, devletin, yargının, erkeklerin, medyanın ve tüm toplumun meselesidir. Rakamlardan ibaret değiliz. Fakat unutmuyoruz, her güne eksilerek başlıyoruz. Erkek aklının öldürmek için ortaya attığı bahanelerle toplumun sistematik olarak duyarsızlaştırılmasına, kayıplarımızın sıradanlaştırılmasına itiraz ediyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyiz. Boşanmak istiyoruz öldürülüyoruz, nafaka istiyoruz öldürülüyoruz, sokağa çıkıyoruz öldürülüyoruz. Artık yetti diyoruz. Biz yaşamak istiyoruz” dedi.

Yürüyüşe katılan kadınlar tepkilerini VOA Türkçe mikrofonuna anlattı. Aktivist Bahar Karakaş “Gerek bölgemizde gerek Türkiye genelinde kadın cinayetleri artarak devam etmektedir. İktidarın sürekli görmezden gelmesi kadına yönelik şiddeti yok saymaya çalışması, abartıldığını düşünmesi, öfkemizin sahaya çıkması gerektiği fikrini doğurdu” dedi.

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Esra Çevik ise herkesi bu tarz eylemlere destek vermeye çağırdı. Çevik, “Son süreçte artan şiddetten ötürü bütün kadın dernekleriyle birlikte bir çalışma yapma ihtiyacı duyduk. Gelen herkese yerimiz var gelemeyen ama gönülden destek verenlere cesaret vermek için buradayız” diye konuştu.

Yürüyüşe katılan kadınlar açıklamanın ardından 10 dakikalık oturma eylemi yaptı.

VOA

Continue Reading

Kadın

İzmir’de Onur Yürüyüşü Yasağına Protesto

AleviNet

Published

on

İzmir’de 7. LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında yapılması planlanan Onur Yürüyüşü’nün Valilik tarafından yasaklanması Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde düzenlenen bir basın açıklamasıyla protesto edildi.

Basın açıklaması öncesinde polis, yürüyüşün yasaklandığını hatırlatan anonslar yaparak izin verilmeyeceğini duyurdu. Ellerinde gökkuşağı rengindeki bayraklarla toplanan kalabalık sık sık “susma haykır, eşcinseller vardır”, “Trans cinayetleri politiktir”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

“Alışın çünkü hiçbir yere gitmiyoruz”

Tertip Komitesi adına okunan basın açıklamasında Valilik yasağının hukuksuz olduğu savunuldu, “Devlet bir kez daha LGBTİ+ yurttaşlarının var olma hakkını çiğnemeye çalışmaktadır” ifadesine yer verildi.

Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “LGBTİ+’ların Türkiye için bir tehdit olduğunu ilan etmeye kalkan iktidarın ne yapmaya çalıştığının farkındayız. Siz LGBTİ+’lardan yeni bir düşman yaratmak bize yöneltmeye çalıştığınız nefretle iktidarınızı güçlendirmek istiyorsunuz. Bunu nefrete ortak olan “pedofili” ya da “şehitlerimizin kemiklerini sızlatmak” gibi yalan ve tahrik dolu iddialarla LGBTİ+’ları hedef gösteren herkes; sizin de neyin peşinde olduğunuzu biliyoruz. İktidarın ucundan küçücük bir pay sahibi olmak uğruna bütün ülkeye nefret salmaktan, en temel insan hakkı olan var olma hakkımızı çiğnemekten çekinmiyorsunuz. Yasaklar ve tehditlerinizle bizleri ne kadar yıldırmaya ve utandırmaya çalışsanız da biz LGBTİ+’lar bugün buradayız var olduğumuzu haykırıyoruz. Yarın da yürüdüğünüz sokakta, alışveriş yaptığınız sokakta, gittiğiniz hastanede, çalıştığınız ofiste, okuduğunuz okulda olacağız. Alışın çünkü biz hiçbir yere gitmiyoruz.”

Basın açıklamasının ardından polis kitleyi dağılması için uyardı. Kalabalığın dağılması sırasında gruptan bazı kişiler gözaltına alındı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI