Connect with us

.

Kadın

İHD’den Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne ilişkin rapor

AleviNet

Published

on

Açlık grevi eylemcilerinin de aralarında bulunduğu tutsaklara yönelik baskıların her gün arttığına dikkat çeken İHD Amed Şubesi, raporunda, açlık grevi eylemcilerinden Evin Kaya, Kibriye Evren ve Hilal Ölmez’in durumunun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekti.

“Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi inceleme e tespit raporu” başlığını taşıyan rapor şöyle:

“GÖRÜŞME HEYETİNİN OLUŞUMU

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan kadın mahpusların Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmeleri üzerine cezaevlerinde incelemelerde bulunmak ve yine sevk edilen kadın mahpuslar arasında açlık bulunanların olması nedeniyle durum tespitinde bulunmak amacıyla şubemiz Cezaevi Komisyonu Üyeleri tarafından bir heyet oluşturma kararı almıştır. Heyette;

İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gurbet Yavuz, İHD Diyarbakır Şube Denetleme Kurulu Başkanı Av. Hediye Saltan şer almıştır.

HEYETİN FAALİYET VE İZLENİMLERİ

Heyetimiz, 07.05.2019 tarihinde cezaevinde mahpuslarla görüşmelerde bulunmuştur. Görüşmelerin ardından heyetimiz, konu ilgili Cumhuriyet Savcılığı Cezaevi Savcısının izinli olması sebebi ile de bir görüşme gerçekleştirememiştir. Heyetimizin, cezaevinde mahpuslarla ilgili yapmış olduğu görüşmeler şu şekildedir:

Heyetimiz, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Songül Aşıla isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. 16 Aralık 2018 tarihinde açlık grevine giren ilk gruba refakat eden Songül Aşıla, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Evin Kaya adlı mahpusun diş etlerinde şişkinlik, kanama ve iltihaplanma mevcut. Ön üst dişlerinde tedavide kullanılan vidaların bu ağrıya ve şikayetlere sebebiyet verdiği düşünmekteyiz. İlk grupta bulunanlar arasında durumu en ağır olan kişidir. Evin’in nabzı son dört gündür 40-50 gibi çok düşük seviyededir. Çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Sol gözünde yoğun bir kızarıklık mevcut. Son zamandır kuru öksürükleri artmış durumda. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Uzun zamandır Kabızlık şikayeti bulunmaktadır. Regl düzensizliği ile birlikte çok yoğun regl kanamaları mevcut. Dün fenalaştığı için ambulans geldi, ancak Evin tedaviyi kabul etmediğinden koğuştan ayrılmadı. Kibriye Evren adlı mahpus son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Mahpuslar üşüdüklerini söylediklerinde; üzerlerine battaniye örtüp ısınmaları için sıcak su torbaları vermemize rağmen ısınmadıklarını söylüyorlar. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır. Hilal Ölmez adlı mahpusta diğer mahpuslardaki benzer şikayetler görülmektedir. Aşırı halsiz ve yorgun gözükmektedir. Son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Göz kapağının sarkmasıyla gözünde küçülme meydana gelmiştir. Yoğun uyku düzensizliği sorunu bulunmaktadır. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır.

Düzenli sağlık kontrolü yapılmaktadır. Bu kontrolü sağlıkçılar ve revir doktoru yapmaktadır. E Tipi Cezaevinde Araştırma hastanesinden bir hekim haftada iki kez gelmesine rağmen henüz dışarıdan bir hekim gelmemiştir. (29 Nisan 2019 tarihinde nakil olmuşlar)

Grevciler günde 1 adet B1 ve 2 adet kompleks B vitaminlerini almaktadırlar.

Birinci grupta bulunan grevciler nakil esnasında ayrı ayrı yanlarında refakatçi olmadan, kelepçeli şekilde ambulansla cezaevine getirilmişlerdir. Nakil sonrasında mahpuslarda yoğun baş dönmeleri ve halsizlik gözlemlenmiştir.

Yeni cezaevinde karşılaştığımız genel sorunlar ise şunlardır:

Nakil olduktan sonra (8 gün) bize yalnız iki kez sıcak su verildi. Koğuşta 12 kişi olmamıza rağmen bu su yalnız 4 kişiye yetmiştir. Kadın mahpusların temizliği regl kanamaları ve akıntılar açısından duş ihtiyacı acil bir durumdur. Saçlarımız çok uzun bu yüzden bitlenecek diye korkmaktayız. Cezaevi idaresi ile görüştüğümüzde bize sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını söylediler.

2 gün önce A 2 koğuşuna saat 3 civarında memurlar tarafından arama yapılacak diye baskın yapılmıştır. Aramanın sebebini söylemeyen memurlar sadece tuvalet ve banyoya bakıp çıkmışlardır. Bu durum açlık grevinde bulunan mahpusları endişelendirmiştir.

Avlularda hem kamera hem de her duvarda bir pencere bulunmaktadır. İnfaz koruma memurları ve teknisyenler bu pencereler önünden geçerken kafalarını uzatıp avluya bakmaktadırlar. Avluda bulunan çamaşır ipinde kadın mahpuslar iç çamaşırları da dahil bütün çamaşırlarını asmaktadır. Ayrıca koğuşun alt katında bir kamera bulunmaktadır. Bu kamera tuvalet ve banyoya dönük monte edilmiştir. Banyonun küçük ve uygun olmaması dolayısıyla mahpuslar kıyafetlerini banyo dışında giymek durumundadırlar. Bu yüzden banyodan havlu sarılı vaziyette üst kata çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Başı örtülü kadın mahpuslar da sürekli olarak tedirgin oldukları için örtülü bir şekilde dolaşmaktadır. Bu durumlar kadın mahpusların mahremiyetin önemsenmediğini göstermektedir. Mahpusların insan onuruna yakışır bir ortamda yaşama hakları bulunmaktadır.

Bu görüşmenin ardından heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Elif Atdemir isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Elif Atdemir, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: ‘Ben 2016 yılı Kasım ayından beri tutukluyum. Hüküm özlüyüm. Biz 30.04.2019 tarihinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildik. Ben A12 oda da kalıyorum. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeyim. Benimle aynı odada kalan mahpuslardan Zelal Fidan, Kumru Tokay da 1 Mart’tan beri açlık grevindedir. Şu an bize B12 vitamini veriliyor, B1 verilmiyor. Bize günde bir defa bir pet bardak içinde yoğurt ve meyve suyu veriliyor. Ben greve başladığımda 49,9 kilo iken, şu an 44,5 kiloyum Benim nabzım çok düşük seyrediyor. Bu cezaevinde revir doktoru günde bir iki defa geliyor, sağlık personeli ise düzenli olarak günde 2 defa geliyor. Açlık grevlerini bırakma için ikna veya herhangi bir saldırı olmadı. Her gün tansiyon, saturasyon, nabız, kilo ve ateş ölçülüyor. Benim daha önce geçirdiğim ameliyat veya herhangi bir hastalığım yoktur. Daha önce 3 günlük açlık grevine girmiştim; ama uzun süreli olmadı. Kan, kusma ve dişeti iltihabı yok. Kabızlık durumum var. Günde 5-6 defa idrar, dışkı ise 2 günde bir ancak olabiliyor. Herkes kendi iradesi ile başladı. Bende unutkanlık başladı, ellerim sürekli soğuk ve morarmış gibi duruyor. Mide ağrıları, baş ağrıları var. Uyku düzenim bozulmuş, bu cezaevine geldiğimizden beri 2 defa gece saat 01.30 sıralarında gelip sadece tuvalet banyoyu arıyorlar. Geçen gece saat 01.30-02.00 sıralarında gelip mazgala vurdular, sahur verme gerekçesiyle. Gürültü olunca sesten rahatsız oluyorum. Avukat görüş giriş ve çıkışlarında, oda giriş ve çıkışlarında ellerimizi T şeklinde yapmamızı bu şekilde üstümüzü arayacaklarını söylüyorlar, biz zaten kollarımızın yeteri kadar açık olduğunu arama yapabileceklerini söyleyince tartışma oluyor ve bu şekilde sıkıntı yaşıyoruz.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Berrin Kurt isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Berrin Kurt, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Ben B-11 odada 12 kişi kalıyoruz. Kaldığım odada 4 kişi açlık grevindedir. Bunlar Kibriye Evren, Evin Kaya, Hilal Ölmez ve Mekiye Ormancı’dır. Mekiye Ormancı 1 Mart 2019 tarihinde, diğer 3 kadın mahpus 16.12.2018 tarihinden beri açlık grevindedir. Ben tutuklanmadan önceki süreçlerde hastanede radyoloji bölümünde çalıştığım için sağlık alanında grevde olanlara bazı durumlarda yardımcı olabiliyorum. Greve ilk başladıkları 16.12.2018 tarihinden beri onlarlayım ve refakatçiyim. Ben grevde değilim. Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya ile ilgili şunları söyleyebilirim: Şu an tansiyonları sürekli düşük seyrediyor. (7-4) Gece fenalaşınca bazen revir aracılığıyla baktırabiliyoruz. Bu cezaevine yeni geldik ve grevdeki kişiler için tansiyon ölçüm aleti talep ettik henüz bir cevap alamadık. Şu an havalandırmaya çıkamıyorlar, biz onları havalandırmaya götürmezsek tek başlarına çıkamıyorlar tek başlarına kişisel ihtiyaçlarını gideremiyorlar.

Tek başlarına tuvalet ve banyoya da gidemiyorlar, biz mutlaka eşlik ediyoruz. Artık sıvı alımlarında da sıkıntı çekiyorlar, mide kabul etmiyor. Kibriye Evren’in kusma şeklinde, Evin Kaya’nın bağırsaklarında kanama şeklinde oldu. Kibriye Evren kanlı kusma şeklinde kusuyor. Baş ağrıları ve kas ağrıları sürekli var. Gece her saatte mutlaka kontrol ediyoruz. Sürekli uzanır pozisyonda ve tek başlarına yürüyemiyorlar. Kabızlık problemleri var. Şu an bir hafta 10 güne kadar bir defa dışkı için tuvalete çıkabiliyorlar. İdrar için de günde 3 -4 defa en fazla tuvalete çıkabiliyorlar. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Revir doktoru her gün sabah ve akşam geliyor. Sağlık personeli de her gün günde 2 defa geliyor, bu gelişler bazen doktorla bazen de ayrı oluyor. Evin Kaya sanırım ilk başladığında 55-56 kiloydu, Şu an 46 kilodadır. Kibriye Evren 8-9 kilo kadar vermiş. Hilal Ölmez sanırım ilk başladığında 68 kilodaydı, şu an 56 kilodadır. Unutkanlık yaşıyorlar, geçen günlerde Kibriye Evren benim soyadımı bilmesine rağmen soyadımı hatırlayamadığını unuttuğunu söyledi. Onlara seslendiğimizde sesli cevap vermek yerine, bizim olduğumuz tarafa dönüyorlar, sesli cevap veremiyorlar. Halsizlik var, günde en fazla 3 saat uyuyabiliyorlar. Denge de durma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Yaslanmadan oturamıyorlar, onları sandalyeye oturttuğumuz da ayaklarını uzatması için başka bir sandalye de getiriyoruz. Evin Kaya’nın gözlerinde bir haftadır kanlanma var. Hilal Ölmez 2-3 gün önce tüm gün boyunca süren kalp ağrısı vardı, o gün yataktan hiç kalkamadı. Göz altlarında şişme ve morarma var. Yüzde solgunluk var. Hilal Ölmez sigara kullanıyor. Evin Kaya’nın dişinde şişme ve kanama var, fırça dokunduramıyor. Mekiye Ormancı ile ilgili şunları söyleyebilirim: 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindedir. Tansiyonu bir düşük, bir yüksek seyrediyor. Koku, ışık ve sese duyarlılık var. Sanırım greve başladığında 56 kiloydu, şimdi 50 kilo kadardır. Sigara kullanıyor.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Özlem Seyhan isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Özlem Seyhan, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Oda B12 de 13 kişi kalıyoruz. Benim kaldığım odada 4 kişi açlık grevinde. Açlık grevinde olanlar: Derya Aslan (T), Semire Direkçi (H), Mehtap Metin (T) ve Zülfiye Kişmir. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeler. Ben açlık grevinde değilim. Açlık grevinde olan mahpusların yaşadığı sorunlar: Diş etinde şişlik var. Yüzde burun etrafında sivilcelenme ile birlikte şişlik oluyor. Baş ağrıları, uykusuzluk ve halsizlik var. Kabızlık problemi var. İdrar günde 8-10 defa oluyorken, dışkı ise daha geç oluyor, Zülfiye Kişmir 1 haftadır tuvalete gidemiyor kabızlık sorunu nedeniyle. Regl olduklarında ciddi sancılar ve baş ağrıları oluyor, regl kanamalarında azalma var. Unutkanlık problemi var. Sese kokuya ve ışığa duyarlılık var. Bu cezaevinde kameralar var. Ortak alanları gören kamera mutfağı görüyor, tuvalet ve banyonun da kapısını görüyor. Kamera havalandırma bölümünde de var bu kamera odalarımızı ve tuvaletin penceresini görüyor. Kadınlar olarak bu durumdan çok sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle grevde olan arkadaşlarımız. Diğer koğuşta gece araması yapılıyor ama sadece tuvalet ve banyo da. Gerekçe ise tuvalette uzun süre kalınca şüphe çektiği söyleniyor. B1 verilmiyor ancak B 12 veriliyor. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Günde 2 defa Sağlık personeli ve doktor kontrol için geliyor.

TESPİT VE SONUÇ

Açlık grevinde bulunan mahpusların sağlık durumlarının kritik aşamada olduğu tespit edildi.

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden, Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk işlemleri sırasında, açlık grevinde bulunan ve sağlık açısından kritik aşamada bulunan mahpusların, ambulansta kelepçelenerek götürüldükleri tespit edilmiştir.

Gece vakti yapılan aramanın hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Kimi mahpuslara iaşelerinin verilmediği tespit edilmiştir.

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki avluda yer alan pencerelerin ve koğuşlarda bulunan kameraların, mahpusların özel yaşam ve mahremiyetlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir.

Sıcak su ihtiyacının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Temel ihtiyaçlar arasına yer alan sıcak suyun mahpuslara verilmemesinin, sağlık hakkının ihlaline yol açtığı tespitine varılmıştır.

Heyetimiz, mahpuslara yönelik gerçekleşen ihlallerin önlenmesine dair şu önerilerde bulunmaktadır;

Öncelikle, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir,

Mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir,

Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

İmralı Hapishanesi’nde uygulanan tecridin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı, hukuk dışı bir infaz sistemi olduğu, Devletin İdari Yapısı tarafından ve Güvenlik Merkezli olarak yönetilip ve sürdürüldüğü görülmektedir. Tecridin kaldırılması amacıyla açlık grevine giren mahpusların talepleri, yasal ve meşrudur. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda, siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce Adalet Bakanlığı’nı sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Efrîn’de iki ayda en az 29 kadın kaçırıldı, intiharlar arttı

AleviNet

Published

on

ANHA’nın haberine göre Efrîn İnsan Hakları Örgütü, Ağustos ayı başında çete gruplarının kadın ve çocukların yaşadığı iki eve el koyarak kendi ailelerini yerleştirdiğini belgeledi.

İnsan Hakları Örgütü’ne göre son iki ayda en az 29 kadın kaçırılırken, bunların çoğunun akıbeti bilinmiyor. Çoğunluğu silah zoruyla kaçırılan kadınlar için, ailelerinden fidye istendiği belirtiliyor.

Aynı habere göre çete gruplarının kaçırılma, işkence ve tecavüz gibi savaş suçları nedeniyle bir çok kadın intihar ederek yaşamına son verdi. İntiharların son iki ayda arttığı ifade ediliyor.  İntihar vakalarına ilişkin henüz net bir bilanço bulunmuyor. 

Ankara rejimine bağlı Cebhet El Şamiye çeteleri tarafından kaçırılan 70 yaşındaki Hûriyê Mihemed isimli kadın da ağır işkencelerden geçirildikten sonra 6 Eylül’de hayatını kabetti.

Efrîn İnsan Hakları Örgütü Üyesi Cihan Ali, uluslararası hukuk kurumlarına, Efrîn’de yaşanan hak ihlallerini bir an önce gündemlerine alma ve durdurma çağrısında bulundu.

19 GÜNDE 101 KİŞİ KAÇIRILDI

ANHA ajansına göre Türk devleti ve çeteleri, toplamda son 2 ayda 140’a yakın Efrînli sivili kaçırdı. ANF’nin yerel kaynaklardan gelen haberlere dayanarak oluşturduğu bilançoya göre, 16-19 Eylül tarihleri arasında en az 24 kişi kaçırılırken, Eylül ayı başından bu yana kaçırılanların sayısı 101’e yükseldi. Bu da her gün en az 5 kişinin kaçırıldığı anlamına geliyor. Gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Sivillerin hedef alındığı bu saldırılar son aylarda boyutlandı. Kaçırma vakalarının yaşanmadığı gün yok gibi.

Efrîn, Türk devleti ve çetelerinin işgali altında bulunuyor. Türk devletinin 20 Ocak 2018’de Efrîn’e yönelik başlattığı saldırılar ve 18 Mart’ta kentin işgaliyle sonuçlanmıştı. İşgal saldırılarından bu yana bölgede sistematik bir şekilde savaş suçları işleniyor. Hemen her gün yerli halka ait mallara el konulması, sivillerin fidye için kaçırılması, işkence veya infazlara konu olması gibi ağır suçlar işleniyor.

Continue Reading

Kadın

İspanya’da kadınlar şiddet ve cinayetlere karşı sokağa indi

AleviNet

Published

on

Avrupa Birliği’nde (AB) kadına yönelik şiddete karşı kapsamlı ilk yasayı çıkaran ülke olan İspanya’da 2003 yılından bu yana bini aşkın kadın, eski veya birlikte yaşadıkları eşleri ya da partnerleri tarafından katledildi.

Aradan geçen sürede kadın cinayetlerine yeterli önlem alınmamasına karşı çıkan kadınlar, onlarca kentte gösteriler düzenledi. Birçok kadın hakları savunucusu kuruluşun çağrısıyla düzenlenen gösterilerde, “Bizleri öldürüyorlar”, “Cinayetin gerekçesi olmaz” ve “Cinayetlere son” gibi sloganlarla harekete geçilmesi çağrısı yaptılar.

Başkent Madrid’in yanı sıra Sevilla, San Sebastian gibi şehirlerin de olduğu ülke genelindeki eylemlerle, özellikle son dönemlerde gündemde olan tecavüz ve kadın cinayeti vakalarına dikkat çekildi.

2004 yılında AB’nin kadına yönelik şiddete karşı kapsamlı bir kanun hazırlayan ilk ülkesi olan İspanya’da 2017 yılındaki bir başka oylamayla da bu kanunu güçlendirecek önlemler kabul edilmişti. İlk kez partnerleri tarafından katledilen kadınlara dair istatistiklerin tutulduğu 2003 yılından bu yana bin 17 kadın katledilirken, bu yılın başından bu yana ise 42 kadın hayatını kaybetti. Cinayetlerin 19’u yaz aylarında işlendi.

Continue Reading

Kadın

Tehdit eden erkek değil, tehdidi kaydeden kadın sanık oldu!

AleviNet

Published

on

Kadın cinayetlerinde faillere verilen haksız “tahrik indirimi”kararlarıyla adeta erkek şiddetini teşvik eden yargı, bu defa da ölümle tehdit eden erkeği değil, maruz kaldığı tehditleri ispatlayan kadını sanık yaptı. Can güvenliği olmadığı gerekçesiyle yaptığı her suç duyurusu “delil yetersizliğiyle” sonuçlanan Münevver Kızıl, eski erkek arkadaşı ve onun ağabeyinin ölüm tehditlerini ses kaydıyla belgelediği için sanık durumuna düşürüldü. Bu kararla bir kez daha mağdur edilen Münevver Kızıl, yaşananları ANF’ye anlattı.

Eski erkek arkadaşı Seyfettin Tanko’nun tehdit ve tacizleriyle 6,5 yıldır uğraşan Kızıl, defalarca yargının kapısını çalmasına rağmen hiçbir sonuç elde edemediğini belirtti. Bugüne kadar yaptığı 44 suç duyurusu hakkında, “delil yetersizliği” gerekçesiyle 20 kez takipsizlik kararı verildiğine dikkat çeken Kızıl, 6284 Sayılı Koruma Yasası kapsamında 6’şar aylık sürelerle 17 kez çıkartılan tedbir kararının ise sadece kağıt üzerinde kaldığına işaret etti.

‘TEHDİTLERİ GÖRMEZDEN GELEN SAVCI BANA DAVA AÇTI!’

Can güvenliğinin olmadığını ispatlamak için çareyi Tanko’yu ses kaydına almakta bulan Kızıl, bu kez de izinsiz ses kaydı aldığı ve özel hayatı ihlal ettiği gerekçesiyle sanık yapıldığını ifade etti. 18 Eylül günü saat 11.10’da Anadolu Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşmada hakim karşısına çıkacak olan Kızıl, Seyfettin Tanko hakkında 20 kez delil yetersizliği kararı veren yargının, Tanko ve ağabeyinin yaptığı suç duyurusunu jet hızıyla kabul etmesine tepki gösterdi. Tutuklu yargılanması gereken Tanko elini kolunu sallayarak dolaşırken, kendisinin sanık sandalyesine oturtulduğunu vurgulayan Kızıl, “Söz konusu 56 dakikalık ses kaydında bana ağza alınmayacak cinsiyetçi küfürler eden Seyfettin Tanko, şikayetlerimi geri çekmem için beni; ağabeyi Mehmet Tanko ise ailemi yok etmekle tehdit ediyordu. Ancak ses kayıtları dosyada mevcutken tehditleri görmezden gelen cumhuriyet savcısı, can güvenliğim olmadığı için koruma altına alınmama rağmen, bana dava açtı” dedi.

‘KADIN KATİLLERİNİN YOLU AÇILIYOR’

Kızıl, yüzüne kezzap atmakla, tekerlekli sandalyeye mahkûm etmekle, silahla delik deşik etmekle tehdit eden Tanko’ya bugüne kadar açılan davaların hemen hemen hepsinin basit suçtan para cezasına çevrildiğini belirtti. İlk suç duyurusunda bulunduğunda savcının kendisini içeriye atmakla tehdit ettiğine dikkat çeken Kızıl, burada açıkça erkek egemen saltanatının yürütüldüğünü vurguladı. Kendisini hiç bu kadar yalnız hissetmediğini ifade eden Kızıl, başına gelecek her olumsuzluktan başta Tanko kardeşler ve önlem almak yerine onları koruyup kollayan yargının sorumlu olacağının altını çizdi. Tanko’nunen Nisan 2019’da evinin hemen aşağısındaki ankesörlü telefondan aradığını belirten Kızıl, şunları kaydetti:

“2013’ten bu yana tehdit ediliyorum ve hiçbir caydırıcı ceza söz konusu değil. Bu tamamen yargının kadına yönelik bakış açısının bir örneği. Resmen katillerin yolu açılıyor. Bu anlamda erkekler tek başına katil değil, bütün yetkililer bu katliamlara ortaktır ve onlar kadar suçludur. Bu sadece benim hikâyem değil, erkek şiddetine karşı sonuç alamayan milyonlarca kadının hikâyesi.”

‘ÖLDÜKTEN SONRA DEĞİL, SAĞKEN BANA DESTEK VERİN’

Bu konuda herkesin desteğini isteyen Kızıl, başına bir şey geldiği takdirde bu

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI