Connect with us

.

Medya

Deniz Yücel’in Türk hükümetine yönelik tazminat talebi incelemeye alınacak

AleviNet

Published

on

Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in Türkiye’de hukuksuz şekilde tutuklu kaldığı gerekçesiyle açtığı ancak reddedilen tazminat davası yeniden incelemeye alınacak. Yücel’in avukatı Veysel Ok, Alman haber ajansı dpa’ya Salı günü yaptığı açıklamada, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin red hükmünün, İstinaf Mahkemesi tarafından bozulduğunu söyledi.

Yücel’in tazminat davası geçen Eylül ayında, tutuksuz yargılandığı dava devam ettiği gerekçesiyle reddedilmişti. Ok, İstinaf Mahkemesinin, Yücel’in tutuksuz yargılandığı dava sonuçlanmadan da tazminat davası talebinin incelenebileceğine karar verdiğini belirtti.

Gazeteci Deniz Yücel, 2017 Şubat ayında gözaltına alınarak tutuklanmış ve 2018 Şubat ayında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Yücel hukuksuz şekilde tutuklu kaldığını gerekçe göstererek, Türk hükümetine 2 milyon 980 bin TL’lik tazminat davası açmıştı.

Avukatının verdiği bilgiye göre, tazminat miktarı gazetecinin çalışmadığı süre boyunca oluşan maddi kayıp, avukat masrafları ve özgürlüğünün alıkonulması üzerinden belirlendi.

Yücel: Erdoğan sorumluluğunda işkence gördüm

Türkiye’de bir sonraki duruşması 16 Temmuz 2019 tarihinde görülecek Yücel, 10 Mayıs’ta yargılandığı dava kapsamındaki savunmasınıBerlin Tiergarten Asliye Mahkemesi’nde yaptı.

Savunma metnini Türkçe de hazırlayan Yücel, cezaevinde gördüğü fiziksel ve psikolojik işkenceyi anlattı. Yücel ifadesinde, “Bu yüzden, burada ilk defa alenen söylüyorum: Ben, Silivri 9 No’lu cezaevinde üç gün boyunca işkenceye maruz kaldım. Belki Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ya da yakın çevresinin talimatıyla, ama her hâlükârda onun tarafından hedef gösterilerek, onun sorumluluğunda işkence gördüm. Öyle ya da böyle yaşadıklarımın bir numaralı sorumlusu, Recep Tayyip Erdoğan’dır” demişti.

DW Türkçe’nin elindeki belgelere göre Deniz Yücel, cezaevinde kendisine işkence ettiğini öne sürdüğü gardiyanlara yönelik aynı dönem şikayetçi oldu. Ancak sonuç alamadı. Yücel’in avukatı Ok da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, olayın hemen ardından şikayette bulunduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını söylemişti.

Ok, “Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı işkence mağduru müvekkilimin ifadesini bile almamıştır. Bu da soruşturmanın şeffaf ve adil yürütülmediğinin göstergesi. Savcı sadece gardiyanların ifadesini alarak takipsizlik kararı verdi” demişti.

dpa,DW/GA,AÜ

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Medya

Metin Cihan: Türkiye’de kimse güvende değil

AleviNet

Published

on

Giresun’da yaşayan ve 2018 yılında henüz 11 yaşındayken hayata veda eden Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünü Türkiye’nin gündemine taşıyan gazeteci Metin Cihan, iki ay önce Türkiye’den yurtdışına çıkma nedenlerini, hedef olduğu baskıları DW Türkçe’ye açıkladı. 

Türkiye’den kendisini güvende hissetmediği için ayrıldığını söyleyen, “Bu belki de, Türkiye’de artık herkesin ya da çok sayıda insanın paylaştığı bir his” diyen Cihan, ayrılma kararının “çok kişisel bir karar olmadığını”, hayatında olan istisnasız herkesin kendisini Türkiye dışına çıkması konusunda inka etmeye çalıştığını anlattı.

“Hiç kimse güvende değil

Kendisiyle ilgisi olmayan konularla suçlanacağına dair emareler ve yürütülen hazırlık soruşturmaları olduğuna dikkat çeken gazeteci Cihan, “Bunlar benim için ihtimal olarak cezaevini ön plana çıkardı. Yargılansam aklanacağıma dair hiç bir şüphem yok ama Türkiye’deki adalet sisteminin özellikle son dönemde nasıl işlediğini biliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de bazen bir yıl boyunca, suçlamanın ne olduğunu bilmeksizin, cezaevinde tutulan insanlar olduğuna dikkat çeken Cihan, “Çok bedel ödedi insanlar, mahcubiyet hissederek onlara da karşı, ben bunu yapamadım, yapmamayı uygun gördüm” sözlerini kaydetti. 

Metin Cihan, aydınlatılması için yoğun çaba gösterdiği Rabia Naz cinayetine işaret ederek şöyle konuştu:

“Rabia Naz’ın ölümünün aydınlatılıp aydınlatılmayacağını, en azında bu yönde bir çaba olup olmadığını görmek istiyorum. Onun bile örtüldüğü bir Türkiye ne yazık ki hiç kimsenin güvende olmadığı bir Türkiye’dir diye düşünüyorum.”

Aslında iki aydır yurtdışında olduğunu ancak bunu iki gün önce Twitter’da açıkladığını anlatan Cihan, bunun bu denli yankı bulacağını beklemediğini de sözlerine ekledi.

“Oğlumun beni hapiste görmesini istemedim

Metin Cihan, Türkiye’den ayrıldığını iki gün önce Twitter’da, “Rabia Naz’ın ölümünün aydınlatılacağına dair birkaç kez çok umutlandım, maalesef olmadı. Aksine babasını akıl hastanesine yatırmaya çalıştılar, bana soruşturma açıldı. Şu an yurtdışındayım, zor zamanlar geçiriyorum, yaşadığım ve bildiğim her şeyi tüm açıklığıyla anlatmak istiyorum” ifadelerine yer verdiği paylaşımla duyurdu. 

Metin Cihan yurtdışında ve yalnız olduğunu, her anlamda yıprandığını anlattığı paylaşımlarında, “Oğlumun beni hapiste görmesini istemedim” ifadesine yer verdi, hedef gösterilmesinin nedenini de “Rabia Naz’ın ölümünü örtbas etme derdi” olarak nitelendirdi. 

“Mafyadan korkuyorum”

Eski Giresun Belediye Başkanı ve eski Savunma Bakanının Rabia Naz’ın ölümü hakkında hiç konuşmadıklarına işaret eden Cihan, “Hala korunuyorlar. Bir kez bile ifade vermediler. AK Partili değilim ama AK Parti içinde kimsenin bunları sevmediğini biliyorum. Hal böyle olunca karşında devlet değil mafya varmış gibi gibi hissediyorum, devlet neyse ama mafyadan korkuyorum” sözlerini kaydetti.

Cihan’a yoğun destek

Sosyal medyada büyük yankı uyarındıran Cihan’ın bu paylaşımına yoğun destek mesajları yağdı. 

Bu arada Cihan bugün yaptığı paylaşımda oğlunun bir yıllık okul masraflarının şarkıcı Haluk Levent tarafından üstlenildiğini duyurdu. 

Cihan, “Bu değişik iyi insan Haluk Levent çocuğumuz bir yıllık okul masraflarını üstlendi. Bilin istedim. Toparlayınca ben de başka bir çocuk için aynısını yapmak istiyorum” sözlerine yer verdi. 

Haluk Levent, destek tweeti attığı Cihan’a, “Seni yurtdışında yalnız bırakmayacağız. İş se iş bulacağız. Yanında olacağım” sözleriyle seslenmişti. 

DW / HT, DA, AÜ

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Medya

Cumhuriyet’in eski çalışanları serbest

AleviNet

Published

on

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararı sonrasında Cumhuriyet’in eski çalışanları Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Önder Çelik tahliye edildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerine “FETÖ’ye yardım” iddiasıyla verilen hapis kararının temyiz incelemesini tamamlayarak, Cumhuriyet dosyası için bozma kararı verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tebliğnamesi doğrultusunda, terör örgütüne yardım suçundan verilen mahkumiyet kararını bozan daire, bozma karınının, cezası istinafta kesinleşenlere de sirayet ettirilmesine, cezaevindekilerin infazının durdurulmasına ve salıverilmelerinin istenmesine hükmetti.

5 yıl altında ceza alan ancak temyiz yolu kapalı olan Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Önder Çelik’in serbest bırakılması için Yargıtay’dan bu yönde karar bekleniyordu.

Bu kararın duyurulmasından birkaç saat sonra Kandıra Cezaevindeki Cumhuriyet’in beş eski çalışanı tahliye edildiler, cezaevi çıkışı aileleri ve dostları tarafından karşılandılar.

“Her şeyin mizah olduğu bir dönem”

Cezaevi önünde açıklama yapan Musa Kart, “Mizah duygusunu kaybetmiş ülkelerde yaşamak zordur ama her şeyin mizah olduğu ülkelerde yaşamak daha da zor” diye konuştu.

Musa Kart sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne yazık ki her şeyin mizah olduğu bir dönemden geçiyoruz. Dava dosyamıza da bakıldığında bu görülecektir. Çağdaş hukuk devletlerinde insanlar önce yargılanırlar, sonra cezalandırılırlar. Bizde tam tersi oldu, dokuz ay  Silivri’de tutuklu kaldıktan sonra hakim karşısına çıkabildik… Peşinen cezalandırıldık.” 

Şıkın “propagandadan” cezalandırılması istendi

Bu arada Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında, Ahmet Şık’ın örgüte yardımdan değil, “propaganda” suçundan, “devletin kurum ve organlarını alenen aşağılamaktan” yargılanması isteniyor.

Daire dava kapsamında “FETÖ’ye yardım” suçlamasından 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan Emre İper’in cezasını ve yine Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “FETÖ üyeliği” suçundan 10 yıl hapis cezasını onadı.

AGİT’ten açıklama

Cumhuriyet’in cezaevindeki 5 yazar ve yöneticisinin serbest bırakılması uluslararası alanda da yankı buldu. 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Désir, Cumhuriyet’in cezaevindeki 5 yazar ve yöneticisinin serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu. 

Désir, Twitter’da yaptığı paylaşımda, “bu uzun süredir beklenen bir karardı” ifadelerine yer verdi.  

 

DW / DA, AÜ

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Medya

Gazeteci Candemir’e Cumhurbaşkanı’na hakaret davası

AleviNet

Published

on

Gazeteci Oktay Candemir’in Van’da düzenlenen HDP İl Kongresi’ni mizahi bir dille anlattığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile HDP kongresinin fotoğrafını paylaşarak yazdığı “Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP Kongresindeki coşkuyu izlerken” şeklindeki paylaşımına soruşturma başlatıldı.

Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında Candemir avukatı Cahit Ertan’la birlikte Emniyet’e giderek ifade verdi. Hakkında son iki yıl içinde 26 dava açılan Candemir, “ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP’yi çok sık eleştirdiği bir dönem içinde HDP’yi yakından takip ettiğine dair bir paylaşım yüzünden hakkımda soruşturma başlatıldı. Hakaret suçunun oluşabilmesi için onura, şerefe ve saygınlığa saldırı olması gerekiyor” diye konuştu.

Candemir’in Avukatı Cahit Ertan da Cumhurbaşkanı’na hakaret davalarının olabildiğince absürt bir hal almaya başladığını söyledi. Candemir’in mizahi bir dille HDP’ye olan yaklaşımı eleştirdiğine dikkat çeken Ertan, gazetecilerin bir şekilde baskı altında tutulmak istendiğine vurgu yaptı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI