Connect with us

.

Medya

Özgür Gündem davasında hapis cezası

AleviNet

Published

on

2016 yılında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yönetici ve yazarlarına ilişkin 23 sanıklı davada, mahkeme karar açıkladı. 

Gazete eş yayın yönetmenleri, sorumlu yazı işleri müdürü ve 20 yazarının yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, örgüt propagandası suçlamasıyla 7 kişiye ceza verilirken, 8 kişi beraat etti. Diğer yedi kişinin ise dosyasının ayrılmasına karar verildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkan Yardımcısı ve gazetenin eş genel yayın yönetmenliğini yapan Eren Keskin 3 yıl 9 ay, diğer eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol 2 yıl 1 ay ve yazı işleri müdürü Reyhan Çapan 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin paylaştığı bilgiye göre, propaganda suçundan Hüseyin Güçlü ve Tahir Temel 1 yıl 6 ay, Ayşe Batumlu ve Reyhan Hacıoğlu 1 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Avukat Ayşe Batumlu ve cezaevinde açlık grevinde olan Reyhan Hacıoğlu’na verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ertelendi.

Mahkeme, sanıklardan Filiz Koçali, Enver Baysal, Hasan Başak, İhsan Yorulmaz, Muzaffer Ayata, Serbest Zan ve Züleyha Yılmaz hakkındaki yakalama kararı infaz edilemediği ve savunmaları alınmadığı için dosyanın ayrılmasına karar verdi.

Ayşe Berktay, Celalettin Can, Cemal Bozkurt, Çetin Ulu, Nuray Özdoğan, Özlem Söyler ise “propaganda” suçundan beraat etti.

2016 Mayıs ayında Özgür Gündem’in kapatılmasına karşı çıkmak için nöbetçi yayın yönetmenliği kampanyası başlatılmıştı. Aynı yılın Ağustos ayında biten kampanyaya çok sayıda isim katılmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile ilgili davada Türkiye’ye Mart ayında para cezası verdi. Mahkeme, gazeteye karşı soruşturmaların “sistematik bir şekilde” başlatıldığına hükmetti. Kararda Türk hükümetinin gazetenin sahibi Ali Gürbüz’e 3 bin 500 euro (yaklaşık 21 bin 500 TL) tazminat ödemesi belirlenmişti.

DW,GA/BW

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

YENİ BİR YAŞAM VE UTANÇ

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Yeni bir hayat arayışıyla ABD’ye geçmeye çalışırken Meksika sınırındaki Rio Bravo nehrinde hayatını kaybeden El Salvadorlu Oscar Alberto Martinez Ramirez ve 2 yaşındaki çocuğu Valeria’nın görüntüsü, 2015’de Yunanistan’a geçerken boğularak hayatını kaybeden Aylan Kurdi’yi hatırlattı.

Toprak doğmak ve doymak ah Aşure Ana Kadının Dayenin, Qile’nin ilk ahdı can doğduğu toprakta yaşam hakkına sahiptir. Her evlat anasının peşine düşer. İlk mürşidi makamın eteğidir o. Hakk’ın temel yasasıdır yaşam hakkı. Nehaklık bu yaşam hakkına zulüm edenlerin nefsani yenilik vaatleri. Sınırlar ise zülümkarların nefis arzuları. Onlar ölümsüz olmak isterken Şir(Süt) sahibi ana kadının rıza ahlakına Şirk koşanlardır. Şirden gelen hukuklarından Şeriat doğururken. Eşir(Aşiret- Sütünü helal edenler) değil Beşir(Sütünü helal etmeyenler) lerdir. Hakk Yasası külli evrende birdir. Değişmez her can doğmak için gayret eder. Gayret ile doğan yaşamak ve doymak hakkına haizdir. Her can bu hali bilmelidir. Lakin tüm yasalar bu yasa üzeri kuruludur. Muhammet Mustafa İkra(İkrar) derken bu hakikatten bahsetti. Ne mutlu Fakir olana dedi. Fakir olmak Fikir sahibi olmaktır. Fikir sahibi olmayan Kafir olur çünkü. Qile’nin, Daye’nin, Ma’nın, Ana’nın takipçisi tüm Peygamberler buna şahitlik ve elçilik ettiler.

Aylan bebek sahile vururken, rızasız yaşanmışlıkla soyu tükenmekte olan bir yunus sürüsü de ordan geçiyordu, Ramirez evladı ile can verirken Meksikalı kardeşleri topraklarında eziliyordu. Her kardeşi sokak başında katili olmuştu. İlk inka evladının başı kesilirken donuk gözlerle İspanyolun gözlerine bakıyordu. Kendi krallığını ölülerimiz üzerine kuran parlak kentler Rızalı tarlasını haram kılarken sınırlar çizdi. Şimdi bu sınırlarında reklam parlaklığında çaldığı insanlığı bize satarken ölüyoruz tel çitlerinin önünde. Hakkın Deryası olan denizlerinde kıyıya vuruyor. Doğmak için milyon gayret etmiş evlatler. Zaman da hiçbir ah kaybolmaz. Hesapsız değil hiçbir an herşey birbiriyle bağlı. Başına vura vura derisi için öldürülen Fok’un çığlığı, eriyen buzul üzerinde kolonsi yok olan Penguenin ahı, güzel kokacaz diye katledilen balina sürülerinin çığlığı, acısına dayanamayıp insan ırkının karaya vuran balina sürülerinin şehadet bedeleni görmemek ve utanmamak ah utanmamak. Ananın ilk sözü utan yaptığından utan nasihati. Aylan bebek kıyıya vururken herkes evladına daha sıkı sarılıp kendi hanesini koruduğu için mutlu oldu biraz. Dünya ikrarsızlaşırken hangi soy kendini koruyabilir. Soysuzlaşırken soylu hukuklardan milyonlarcası bir canlının varlığını önemsemeden işkembesini doyururken. Evladını heykel gibi severken kim utanabilir. Utanmak ah utanmak Ana kadının ilk düsturu. Lokmasını paylaşmanın onurlu hanedanlığı.

Marguez tişörtünün altına sığdırdığı “ Ez bi rahme ki, hezar rahme pişta xwe dikişinim” diyen Ape Kekil’in iki büklüm bilgece çaresizliği gibi. Evladı sırtında aynı cümleyi kuruyordu. “ Ben bir rahimle, sırtımda binlerce rahmi taşıyorum” dedi. Ah o sen evlat nefislerimizin ve dünyayı koruyamadığımızın kurbanısın. Nefislerimizin hırsızlığından, utanmayan yüzsüzlüğümüzden karaya vuran balinaların ibretlik kurban ritüeli, gibisin evlat. Yol gör der evlat, niyaz ol ki göresin. Görmezsen suç olur, görmezsen rızalık biter. Hakk ta görünmek ister. Semahını Çark-ı Pervaz ederken bu Alem’de döner seninle kollarını açarken bahtında açılır. O baht anadır. Anaların gücü Alemi kurtaracak. Bir Yol evladı olarak ah dört bir yanda ölen evlatlar, nefislere kurban giden evlatlar. Barış ve rızalık mücadelesinde ısrar etmeden geçirdiğimiz her saniye kurbanların arttığı zamanlara sebep. Israrla, sabırla, ikrarla Barış için mücadele boynumuza borç. Sırtımızda taşıdığımız rahimdir. Gayret ile her can yaşam ve doyma hakkını korumalıdır.Sınırlar Fakir’in değil, sınırlar küfre girenlerin işidir. Kefareti ise külli Alemin omuzunda döner.

Xızır yardımcımızdır.

Continue Reading

Medya

Savcı, Gazeteci Canözer’e 15 yıl hapis istedi

AleviNet

Published

on

Gazeteci Beritan Canözer hakkında, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın 2’nci duruşması, Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. DuruşmaYa, Canözer ve avukatı Resul Tamur katıldı.
Gazeteci Canözer, “Tanık beyanlarını kabul etmiyorum. Gazeteciyim, sadece görevimi yapıyorum” dedi.

SAVCIDAN CEZA TALEBİ

Savcı, haklarında “örgüt üyeliği”nden soruşturması süren Canan Ceylan, Rıfayi İpek, Mehmet Salih Ateş ve Baran Aslan’ın alınan ifadelerinin birbiriyle tutarlı olduğunu ileri sürerek, 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.

AV. TAMUR: MAKTULSÜZ CİNAYET DOSYASI GİBİ!

Tanık Canan Ceylan’ın “örgüt üyeliği”nden 3 yıl cezaevinde kaldıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlandığı ve 186 kişi hakkında beyanda bulunduğunu hatırlatan Av. Resul Tamur, şöyle dedi: “Canan Ceylan ve Rıfayi İpek’in müvekkil hakkında beyanları vardır. Mahkumiyet istenildiğine göre iki tanığın yapmış olduğu tüm teşhislerin ve vermiş oldukları ifadelerin dosya arasına alınmasını istiyoruz. Dosya maktulsüz cinayet dosyalarına benziyor. Müvekkilin örgüt üyeleriyle röportaj yaptığı ifade ediliyor ancak ortada yaptığı röportajlar yok.”
Duruşma Ekim ayına ertelendi.
 

Continue Reading

Medya

FAZ: Rus vekillerin dönüşü Avrupa Konseyi’ne atılan bir tokat

AleviNet

Published

on

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Rusya’nın bu kurumdaki oy hakkını iptal etmişti. Meclis Salı günü yapılan oylamada Rusya’ya bu hakkını iade etti. Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’a göre alınan bu karar doğru değil:

“Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki Ukraynalı vekiller, Rus delegasyonuna oy hakkının iade edilmesinin, bu kurumun sonu olacağı uyarısında bulunmuştu. Bu biraz abartılı ama yanlış değil. Avrupa‘nın en eski devletlerarası örgütü olan Avrupa Konseyi kendini insan haklarının koruyucusu olarak tanımlıyor. Üyelerinden birinin diğerine silahlı saldırı uyguladığı ve bu tavrın kurullarında karşılıksız kaldığı bir Konsey gelecekte hangi otorite ile varlığını sürdürecek? Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, görünürde bu ülkenin herhangi bir karşı adım atmamasına rağmen kaldırıldı. Rus vekillerin parlamentoya dönüşü bu açıdan, Avrupa Konseyi’ne atılan ve bu kurumu uzun süre kendine getiremeyecek bir tokat olabilir.”

Aynı konuyu irdeleyen Badische Neueste Nachrichten gazetesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kapılarının Rus halkına açık kalması açısından alınan kararın doğru olduğu görüşünde:

“Rusya Avrupa Konseyi’ne dönüyor. Avrupa kıtasında demokrasi ve hukukun üstünülüğünü gözeten örgütün en sorunlu üyelerinden biri, 2014 yılından bu yana ilk kez AKPM çalışmalarına katılacak. Böylece uluslararası hukuka aykırı olarak, beş yıl önce Kırım Yarımadası’nı ilhak eden, otoriter başkan Vladimir Putin yönetimindeki süper güce uygulanan Avrupa bazındaki yaptırımların ilki düşmüş oluyor. AKPM, Rusya’daki iktidar sahipleri tarafından, bu büyük hukuksuzluk devletindeki insan hakları ihlallerini teşhir ettiği için can sıkıcı bir denetleme kurumu olarak, nefret edilen bir örgüt. Peki bu kararın alternatifi ne olabilirdi? AKPM’de şu an var olan statüko sonsuza dek böyle devam edemezdi. Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden tamamen ihracı da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kapılarını bu ülkede yaşayan insanlara kapatmış olur ve bir nükleer süper güç olan ülkeyi izolasyona sürüklerdi. Böyle bir şeyi de, şu anda daha başka acil problemleri olan Avrupa’da kimse istemez.”

Nordwest Zeitung ise Avrupa ile Rusya arasındaki diyaloğun devam edebilmesi açısından alınan kararı doğru buluyor:

“Kırım’ı ilhak eden Rusya’yı cezalandırmak adına izole etmek, siyasi açıdan sembolik bir adım olmaktan öteye gitmedi. Sorunun bu şekilde çözülmemesi bir yana, Rusya ile Avrupa’nın geri kalanı arasındaki uçurumu da derinleştirdi. Avrupa için de yararlı olmadı. Bu sebepten dolayı Rusya’yı yeniden Avrupa Konseyi’ne entegre etme kararı doğru. En azından bu düzlemde, karşılıklı suçlamalar ve uyarıların ötesinde bir diyalog temeli oluşabilir. Avrupa Birliği, büyük komşusu ile arasındaki sorunu, sadece kendi fikirlerini ve görüş açılarını kıstas alarak çözemez. Gerilimin çözülmesi ancak diyalogla mümkün olabilir. Bunun da temeli, karşındakinin fikrini anlamaktan geçer, her ne kadar bu fikir kabul edilmese de.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın danışmanı ve damadı Jared Kushner’in, İsrail ile Filistin arasındaki sorunların çözümü için hazırladığı Ortadoğu planı Frankfurter Rundschau gazetesinde mercek altına alınıyor. Gazete, ABD’nin bu planla tarafsızlığını yitirdiği görüşünde:

“Planın Beyaz Saray’daki girişimcileri 50 milyar dolarlık bir yatırımdan söz ediyor, her ne kadar bu parayı kimin vereceği şu ana dek bilinmiyor olsa da. Trump’ın damadı Jared Kushner, yüzyılın planı olarak lanse ettiği taslağında Filistinlilere yeryüzünde cenneti vaadediyor… Bu halkın kendi devletine sahip olma isteğinden vazgeçmesi ve İsrail işgalini kabul etmesi koşuluyla. Kushner bu tavrıyla, yeterince para sahibi olunması durumunda her şeyin satın alınabileceğine inanılan emlakçı mantığı içinde hareket ediyor. Ancak Bahreyn’de tanıtımını yaptığı parlak ekonomik broşürü Ortadoğu sorununu çözmeyecek. Trump ailesi bir yandan ABD’nin şu ana dek takındığı bir nebze tarafsız arabulucu rolünü radikal bir şekilde yok edip tamamen İsrail’in yanında yer alıyor. Diğer yandan da Beyaz Saray, yapılacak tüm yatırımların istikrarlı bir siyasi temele ihtiyaç duyduğu gerçeğini görmezden geliyor.”

dpa / ET,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI