Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

“Padişah Hastalığı” olarak biliyor: Genç erkekleri hedef alıyor

AleviNet

Published

on

Ayak bileği, diz gibi vücudun birçok farklı ekleminde görülebilen gut hastalığına genç erkeklerde romatizmal olarak rastlanılıyor.

Çoğunlukla eklemde aniden gelişen ağrı, şişlik, kızarıklık ve hassasiyetle karakterize olan gut hastalığı tedavi edilmediği takdirde eklemlerde kalıcı hasardan böbrek yetmezliğine kadar birçok ağır hastalığa yol açabiliyor. Ülkemizde gut hastalığı birçok kişi tarafından bilinmiyor ya da bulaşıcı, kalıcı hastalık olarak yanlış algılanabiliyor. Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Özbek, 22 Mayıs Gut Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirilen “Geç Olmasın Gut Olmasın” projesiyle toplumda hastalık hakkında farkındalığın yaratılması ve hastalığın önlenmesi için erken tanının önemine dikkat çekilmesinin önemini vurguluyor.

Genç erkeklerde en çok rastlanan hastalık

Kanda ürik asit fazlalığı ile ortaya çıkan gut hastalığı genç erkeklerde en sık karşılaşılan romatizmal hastalık olarak dikkat çekiyor. Kırmızı et, sakatat, deniz ürünleri gibi bazı yiyecekler pürinlerin vücutta ürik asit haline dönüşmesine neden olarak gut hastalığına yol açabiliyor. Özellikle fazla miktarda alkol tüketilmesi, mayalı içecekler gibi besinler ürik asit seviyesini artırarak hastalığa davetiye çıkarabiliyor.

Gut hastalığının eklemlerde aniden gelişen ağrı, şişlik, kızarıklık ve hassasiyetle karakterize olduğunu belirten ve ağrının ilk olarak ayak başparmağında başladığını belirten Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Özbek, bu hastalığın ataklar şeklinde seyrettiğinin altını çizerek “Akut gut atağı, genellikle sabaha doğru ayak başparmağın ekleminde dayanılmaz, tahammülsüz şiddetli ağrı, şişlik, kızarıklık, hassasiyet ve ısı artışıyla başlıyor. Eklemdeki ağrı ve hassasiyet o kadar şiddetlidir oluyor ki kişi ayağının üzerine basamıyor hatta çorap, ayakkabı dahi giyemiyor. Atağın görüldüğü ilk gün ağrı zamanla daha da şiddetleniyor” diyor.

Gut hastalığı 4 evreden oluşuyor, erken tanı büyük önem taşıyor

Gut hastalığının şeker, kolesterol, trigliserit yüksekliği, hipertansiyon, aterosklerotik kalp hastalığı, obezite gibi diğer rahatsızlıkla birlikte görülebileceğini de belirten Prof. Dr. Süleyman Özbek gut hastalığının dört evreden oluştuğunun altını çiziyor. Özellikle erken tanının her hastalıkta olduğu gibi gut hastalığında da çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özbek gut hastalığının tedavisinde geç kalınırsa eklemlerde kalıcı hasardan kronik böbrek yetmezliğine kadar birçok ağır hastalığa da yol açabileceğini belirtiyor.

Bulaşıcı ve kalıcı bir hastalık sanılabiliyor

Ülkemizde çok yaygın olmasa da birçok gut hastası bulunuyor. Nüfusun belli bir bölümünün sahip olduğu bu hastalık bulaşıcı, kalıcı, genetik bir rahatsızlık sanılabiliyor. Gut hastalığının alerji, migren gibi normal ve kronik bir hastalık olduğunun altını çizen ve hastalığın önlenmesi için herkesi kontrole gitmeye teşvik eden Geç Olmasın Gut Olmasın projesine dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Özbek “Birçok hastalık için gerçekleştirilen farkındalık kampanyaları o hastalığın önlenmesi, erken tanısının sağlanması, klinik seyrinin olumlu şekilde değiştirilebilmesi gibi faydalı sonuçlar doğuruyor. Bu açıdan ülkemizde de ilk defa gut hastalığı bir “Dünya Gut Hastalığı Farkındalık Günü” çerçevesinde etkinlikler oluşturulması mutluluk verici” diyor.

Yılda en az 1 kez kontrole gitmek gerekiyor

Sağlığı için herkesi kontrole gitmesi için davet eden Prof. Dr. Süleyman Özbek, “serum ürik asit değerinin normal sınırlarda tutmak amacıyla kontrollerin yapılması gerektiğinin önemini vurgulayarak, hastalığın önlenmesi için yılda en az 1 kez kontrole gidilmelidir” diyor.

Yaşam-Ekoloji

Caretta caretta yuvalarının yok edildiği iddiası

AleviNet

Published

on

Serik Belediye Başkanı Enver Aputkan, akşam saatlerinde Belek Turizm Merkezi’nin Boğazkent sahilindeki caretta carettaların yuvalama alanı olan yaklaşık bin metrelik sahilin, traktörle tarla gibi sürülerek düzleştirildiği yönünde bilgi geldiğini söyledi.

Caretta carettaların nesli tükenmekte olan hayvanlar olduğunu belirten Aputkan, bu açıdan kendilerinin de gereken hassasiyeti gösterdiklerini bildirdi.

Bölgenin en fazla caretta caretta yuvalarını barındırdığını anlatan Aputkan, “Olayı öğrenir öğrenmez kimin ya da kimlerin bunu yaptığını ortaya çıkarmak için çalışma başlattık. Olayın takipçisiyiz. Belediye olarak orada herhangi bir çalışma yapılmadı, benim de böyle bir talimatım hiç olmadı. İlgili arkadaşlarımızla da görüştük, böyle bir çalışma yapmadıklarını söylediler.” diye konuştu.

Ayrıca olayın belediye tarafından yapıldığının ileri sürüldüğünü aktaran Aputkan, bu iddiaların da asılsız olduğunu kaydetti.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Havayı kirletenlere son 1,5 yılda 15,5 milyon lira ceza

AleviNet

Published

on

Kurum, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in “Emisyon ölçüm sistemi vasıtası ile takip edilen yerlerde kurallara uygun olmadığı belirlenen işletme ve kuruluş sayısı ile kesilen ceza tutarlarına” ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.

Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelik kapsamında “sürekli emisyon ölçüm sistemi” kurma zorunluluğu olan 296 tesis ve 680 baca bulunduğunu belirten Kurum, bu tesislerde sistemin kurulması ve verilerin aktarılmasına yönelik işlemlerin Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri Tebliği kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütüldüğünü ifade etti.

Bakan Kurum, ülke genelinde 2018 yılında hava kirliliği konusunda 47 bin 375 denetimde 311 tesise 12 milyon 25 bin 598 lira, bu yıl ise 14 bin 622 denetimde 74 tesise 3 milyon 403 bin 963 lira idari yaptırım uygulandığını kaydetti.

– “Sürekli eğitim sağlanmalıdır”

CHP’li Gürer, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yaşanabilir bir dünyanın, doğayı kirletmeden mümkün olabileceğine işaret etti.

Kanuna gerek kalmadan herkesin bu konuda duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Gürer, şöyle devam etti:

“Su kaynaklarını ve havayı kirletmeden, oksijen kaynağı ormanları tüketmeden yaşamayı öğrenmeliyiz. Halen kuruluşların baca gazları ile salınım sağlayan, dünyayı kirleten gazların, kirleticilerin varlığı kaygı verici. Cezaların caydırıcı olmaması yanında bu tür yerlerin sorunlarını gidermeden faaliyetlerini sürdürmesi korkutucu. Rant uğruna insan ve canlı yaşamı risk altına giriyor. Yapılan denetimlerin yanında bu konuda sürekli eğitim sağlanmalıdır.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Dersim’de yayla zamanı

editor

Published

on

By

Dersim’de besicilik yapan köylüler, havaların ısınmasıyla birlikte yaylalara çıkmaya başladı. Köylüler, yayla yaşamının zahmetli olduğu kadar birçok güzelliği de içinde barındırdığını dile getirdi.

Havaların ısınmasıyla birlikte yaylacılar yaylaya çıkmaya başladı. Dersim’de göçer aileler, hayvan sürülerini daha serin yaylalara götürmek için yollara çıktı. Kentin özelikle Pülümür ve Ovacık ilçeleri verimli yaylalara ev sahip. Bunlardan biri olan Pülümür’de yer alan Hel Dağları yamaçlarında son bir hafta içerisinde 300’e yakın yaylacı çadır kurdu. Yaylalara çıkanları başında Çemişgezek ve Pertek ilçelerinde yaşayan Şavaklılar geliyor.
GÜN SABAH 5’TE BAŞLIYOR
Dersim dağlarının en yüksek yamaçlarını mesken tutan yaylacıların soldukları temiz hava ve doğanın eşsiz güzelliği cezbetse de, yaşamları oldukça zahmetli. Çobanlar gece gündüz hayvanların başından ayrılmazken, sürü sahipleri için gün sabah saat 05.00’de başlıyor. Yaylacılar günlerinin nasıl geçtiğini anlattı.
PEYNİR VE YOĞUR ELDE EDİLİYOR
600’e yakın küçükbaş hayvanı olan Sultan Çınar (59), her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte uyandığını, önce peynirlerini mandıraya götürdüğünü, daha sonra ise günlük ekmek, çamaşır, temizlik gibi işleri bitirip, yeniden hayvan sağmaya gittiklerini dile getirdi. Koyunları günde 2 kez sağdıklarını söyleyen Çınar, sağdıkları sütten peynir ve yoğurt elde ettiklerini belirtti.
İŞLER ZOR AMA BİR O KADAR DA GÜZEL
Yaptıkları işlerin yoğunluğundan günlerinin nasıl geçtiğini bile anlayamadıkları söyleyen Çınar, “Hayvancılığı ve yaylalara çıkmayı çok seviyorum. Eşim geçen yıl hayvanları satmak istedi, ancak izin vermedim. Yaylara çıkmak için iki çoban tutum. Bütün işlerimi kendim görüyorum. 28 yıldır yaylacılık yapıyorum. Kendi topraklarımda kendi işimin sahibiyim. Herkes kendi doğasından faydalanıp hayvancılığı geliştirmeli. En azından başkasının işini yapmamış olurlar. İşimiz zor belki ama bir o kadar da güzel” diye konuştu.
GECE GÜNDÜZ DAĞLARDA 
15 yaşından beri çobanlık yapan Celal Koçyiğit (62) gece gündüz demeden sürüleri otlatıyor. Çobanlık yaparken yaban hayvanları gördüğünde mutlu olduğunu dile getiren Koçyiğit, çobanlık zor bir iş olsa da, dağlarda temiz hava soluduğunu ifade etti.
HAYVANCILIK BİTME NOKTASINDA 
Yaylaya çıkan Süleyman Koçaslan’ın da 400’e yakın küçükbaş hayvanı var. Ailece uzun yıllardır besicilik yaptıklarını söyleyen Koçaslan, çıktıkları yaylaları Mera Komisyonları’ndan kiraladıklarını kaydetti.
Yaşadıkları zorlukları anlatan Koçaslan, “Yaylacılar olarak devlet teşviklerinden faydalanamıyoruz. Her koyun başına devlete 7 buçuk TL veriyoruz. Her kuruşunda çocuklarımızın alınteri var. Devletin bizden aldığı parayı yaylacıların koşullarının iyileştirmesi için kullanması gerekir. Ancak hiçbir şeyi göremiyoruz. Memleketin kalkınması için üreticilerin desteklenmesi gerekir. Üreticiler desteklenmezse memleket biter, farklı ülkelere bağımlı oluruz. Böyle olduk mu da, hazıra dağ dayanmaz. Türkiye’de hayvancılık bitme noktasında, çünkü üreticiye destek yok” dedi.
MA / Semra Turan

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI