Connect with us

.

Medya

FAZ: Erdoğan da 2002’de mağduriyetten yararlanmıştı

AleviNet

Published

on

YSK’nin İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini yenilemesi kararı sonrası Frankfurter Allgemeine Zeitung‘da yer alan yorum yaklaşan seçimlere ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

“31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kararı muhalefetteki CHP’nin adayı için kitleleri harekete geçirebilme etkisi doğurdu. Bu durum aynı zamanda AKP’nin yenilenecek seçimlerde işini zorlaştırabilir. Çünkü seçimlerin yenilenmesini doğru bulmayan ve 23 Haziran’da CHP adayını destekleyeceğini beyan eden AKP seçmenleri ve AKP sempatizanları da var. Erdoğan’ın 17 yıllık iktidarın ardından halka yakınlığını kaybettiği izlenimi doğuyor. Parti tabanındaki bir kesimde AKP’nin artık bir reform partisi değil, yasaklar ve adaletsizliklerin partisi haline geldiği şikayetleri duyuluyor… İmamoğlu ise seçim kampanyaları dönemine iktidar gücünün mağduru algısından faydalanarak giriyor. Aynen 2002 yılında olduğu gibi. Recep Tayyip Erdoğan da dönemin siyasi elitlerinin kapatmak istediği partisinin 2002’de iktidara gelmesinde bu mağduriyet algısından yararlanmıştı.”

28 üyeli AB’de Avrupa Parlamentosu seçimleri için dört gün sürecek oy verme işlemleri dün başladı. Neue Osnabrücker Zeitung Britanya’nın AB’den ayrılış sürecinin (Brexit) gölgesinde gerçekleşen seçimlere ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Avrupa Birliği’nden çıkmak isteyen Britanyalılar Avrupa Parlamentosu seçimleri için açılışı yaptı. Ne büyük bir absürdlük. Bu durumun iyi ancak çılgın bir yönü de var: Brexit draması tüm dikkatleri Avrupa seçimlerine yöneltti. Euro krizi, dış göçe ilişkin tartışmalar ve Brexit Avrupalılara devletlerin aslında ne kadar iç içe olduğunu gösterdi. Avrupa politikası aynı zamanda iç politika meselesidir. Ve Avrupa rastgele yan yana gelenlerden oluşmuş kader ortaklığı değildir, aksine geleceğin sorunlarını birlikte çözebilmek için bilinçli olarak bir araya gelmiş bir devletler birliğidir. Her beş yılda bir insanların bu duruma meşruiyet kazandırma şansları vardır. Onlar bu şanslarını kullanmalıdırlar.”

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve partisi Hristiyan Demokrat Birlik’i (CDU) eleştiren bir YouTube videosu 7 milyon izleyiciye ulaştı. Rezo takma adını taşıyan bir YouTuber’ın hazırladığı videoda parti iklim değişikliğiyle mücadeleyi savsaklamak, dijital telif hakları konusunda yetersiz kalmak, savaş suçlarına ortak olmakla suçlanıyor. CDU Genel Başkanı’nın “her şeyden biz sorumluyuz” şeklindeki ironik dili tepki çekmiş, ardından parti Youtuber’ı görüşmeye davet etmişti. Schwäbische Zeitung konuya ilişkin yorumunda şu değerlendirmeyi yapıyor:

“CDU’nun yayınlanan videoya verdiği tepkiyle utanç verici bir duruma düştüğü doğru. Görmezden gelmek, en iyisi olmasa da, bir seçenek olabilirdi. Kısa, ciddi bir yorum yapmak da ayrı bir seçenek. İçeriğe ilişkin önce alay edip, sonra da barışmak için el uzatma stratejisini izlemek ise, pek inandırıcı değil. Bu yaklaşım iklim koruma ya da dijital içeriklerin telif hakları konusunda sokağa çıkıp eylem yapan pek çok gencin, siyasetin onların çok uzağında olduğu yönündeki inançlarının kuvvetlenmesine neden oluyor.”

Straubinger Tagblatt gazetesinde yer alan aynı konuya ilişkin yorumda siyasilerin gençlerin eleştirilerine daha duyarlı olmaları gerektiği ifade ediliyor:

“Rezo’nun videosu ya da Gelecek için Cumalar (Fridays-for-Future) hareketi farketmez, sadece CDU değil, siyasiler eleştiriyi ciddiye almıyor. Hoşnutsuzluklardan haberdar oluyor, kendi aralarında övgüleri dile getiriyor ve gündemde yer alan diğer konulara geçiyorlar. Gençlerin sinirini bozan ve tarafları birbirinden uzaklaştıran, tam da bu siyaset yapma şekli. Her ne kadar arada sırada can sıkıcı olsa da siyasiler genç jenerasyonlar için önemli görülen taleplere ilişkin olarak esaslı bir tartışma yapmalı.”

MY,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Medya

Yıldırım, neden Uğur Dündar’ı teklif ettiğini açıkladı

AleviNet

Published

on

AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım A Haber’de gündeme dair soruları yanıtladıç

Ekrem İmamoğlu ile yapılacak ortak yayınla ilgili konuşan Yıldırım, her adaya 15 soru sorulacağını ve 3’er dakika süre verileceğini belirtti.

İMAMOĞLU’YLA ORTAK YAYIN AÇIKLAMASI: BAŞLANGIÇTA DÜŞÜNMÜYORDUM

Binali Yıldırım, ”Böyle bir karşılaşmaya gerek var mıydı? sorusuna, ”Şöyle gerek vardı. Başlangıçta düşünmüyordum, ancak zaman içerisinde bu işi çok fazla gündeme getirdiler. Bir ayıbı mı var, korktuğu mu var? Niye yayına çıkmıyor? gibi dolaylı olarak yayınlar artarak devam edince, ben de dedim bu arkadaşın bu hevesini kursağında bırakmayalım. Ne istiyorsa onları konuşalım” şeklinde yanıt verdi.

”BİR ŞAŞIRTMA YAPAYIM DEDİM”

Yıldırım, moderatörlük için neden Uğur Dündar’ı teklif ettiğini şöyle açıkladı:

Uğur Dündar’ı iki sebepten dolayı teklif ettim. Baştan beri şunu yayıyorlar; yandaş televizyonda yaparlar kendin çal kendin oyna yaparlar dediler. Ben bir şaşırtma yapayım dedim. Şaşırtmadan ziyade öyle olmadığını ortaya koydum. Uğur Dündar açık taraf olan biri. Benim için hiç mahzuru yok. Yeter ki bahaneleri kalmasın. Sonra vazgeçti Niye vazgeçtiğini anlayabilmiş değiliz. Sen soru soracaksın biz cevap vereceğiz, adaylar demokrasi bundan nasıl zarar görecekler bilemem dedim. Sonra işte kutuplaşma bilmem ne bir şeyler anlatmaya çalıştı. Ben de tam onun için Dündar ismini telaffuz ettim. Niye? Bir kutuplaşmadır gidiyor. öyle mi kardeşim, madem ki bu kutuplaşmayı yumuşatacak bir süreç için Uğur Dündar bu işi üstlensin. Bu şekilde bir iletişim kurulsun. Tam da onun isteyeceği şeyi sağlayacak bir fırsat doğdu aslında. Bu fırsatı değerlendirebilirdi. Ancak büyük bir ihtimalle CHP’nin telkiniyle bu yayını yapmaktan vazgeçti. Kendisinin açıklamaları ne kadar kabul gördü, ne kadar ikna edici oldu bilemem. Ben ikna olmadım.

Continue Reading

Medya

Oberhessische Presse: İtalya’nın hamlesi Orta Çağ’a atılan bir adım

AleviNet

Published

on

İtalyan hükümeti, Akdeniz’de göçmenleri kurtaran yardım gemilerine 10 bin ile 50 bin euro arasında para cezası öngören bir uygulamaya hazırlanıyor. Marburg’da yayımlanan Oberhessische Presse gazetesindeki yorumda İtalya’nın bu hamlesi eleştiriliyor:

“İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin ‘Ülkenin güvenliğini sağlama yönünde atılan bir adım’ olarak nitelendirdiği kararname aslında karanlık Orta Çağ’a atılan etkin bir adım. Özel bir deniz kurtarma gemisinin kaptanı 50 bin euroya kadar olan para cezasını ödedi diye kimse İtalyan’da daha ‘güvende’ olmayacak. İçişleri Bakanı’nın izlediği bu bölme siyaseti nedeniyle Akdeniz’deki insani yardım faaliyetleri konusunda İtalyanlar arasındaki cephelerin daha da sertleşeceği ve hoşgörüsüzlük ikliminin daha da etkin olacağı tahmin edilebilir. Güvenlik? Kesinlikle bu şekilde sağlanamaz. Deniz kurtarma faaliyetleri bir suç değil, tam aksine Avrupa siyasetinin İtalyanlara öğretmesine gerek olmayan insani bir yükümlülük. Sığınmacıları kaçtıkları bir hayata geri göndermeye çalışmanın kusurlu ve hatalı olduğunu bizim ülkemizde yaşayan insanların da çoğu anlamadı.”

Neue Osnabrücker Zeitung‘da da İtalya’da yardım gemilerine para cezası öngören planlar ele alınıyor:

“İtalya’nın tutumu Avrupa Birliği’ne de bir uyarı olmalı. Planlanan kararname, Birliğin hâlâ en fazla mülteci kabul eden ülkelerin üzerindeki yükü hafifletemediğini, Avrupa genelinde sınırların korunması, mültecilerin dağıtımı, uyumu ve sınır dışı edilmesini tatmin edici ve kararlı bir şekilde bir araya getirecek bir mülteci siyaseti geliştirmekte yetersiz kaldığının bir göstergesi.”

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Annegret Kramp-Karrenbauer, Almanya’daki tartışmalarda ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile karşılaştırılmasını eleştirdi. Frankfurter Allgemeine Zeitung‘un konuya ilişkin yorumunda şu satırlar dikkati çekiyor:

“Almanların çoğu Trump’a güven duymuyor, Beyaz Saray’daki düzen bozucu bunun için yeterince neden sunuyor. Ama Kramp-Karrenbauer Trump’ın ‘kusursuz demokrat’ Putin ve otokrat Erdoğan ile aynı cümlede anılmasını kabul etmiyor. ABD’nin de Rusya gibi, yakın bir gelecekte stratejik bir ortak olmaktan uzaklaşacağına dair söylemlere karşı çıkıyor. Almanya’nın itici gücü Batı ile olan ittifakı. Trump’ın kendini güçlü bir adam olarak göstermesi ve bu politikacı tipinin etkileyici olması da inkâr edilemez. Kramp-Karrenbauer bir atış yaptı ama somut bir şekilde hükümette olunca birçok zorunluluk, itiraz ve dikkate almalar nedeniyle her şey farklı olacak.”

Hamburg’da yayımlanan haftalık Die Zeit gazetesinde, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın nükleer anlaşmanın kurtarılması için İran’a yaptığı ziyaret ele alınıyor:

“İran 60 yıldan bu yana Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun üyesi ve öyle de kalacak. Almanya, anlaşmaya taraf olan diğer ortaklarıyla birlikte İran’daki tesislerin denetimine devam edilmesinin nasıl garanti altına alınacağını düşünmeli. Nükleer anlaşmayı ne pahasına olursa olsun koruma isteği, Almanya’yı dış politikada İran konusunda bağımlı bir hâle getirdi. Öyle ki, Tahran Berlin’e şantaj yapabileceğine inandı: Bizi ABD’nin yaptırımlarından koruyun, aksi takdirde Temmuz ayının başında anlaşmadan çekiliriz mesajı verdi. İran, onun için mücadele etmeyi gerektirecek bir ortak değil.”

AFP,dpa/JD,ET

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Medya

CHP’li Ali Öztunç: RTÜK’te 42 personel adeta sürgün yedi

AleviNet

Published

on

Öztunç, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, “TRT’den sonra havuz sisteminin bu defa Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) uygulanmaya başlandığını” öne sürdü.

RTÜK’ün, en kötü günlerini yaşadığını savunan Öztunç, şunları kaydetti:

“Şu an RTÜK’te israf var, adam kayırmacılık var, ne ararsanız var. Devasa bir binaya sahip olan RTÜK, burası yetmiyormuş gibi TOBB’da iki kat kiraladı ve bu iki kat için 150 bin lira aylık kira bedeli ödüyor. Şahin başkan olduktan sonra RTÜK’ün kimyası bozuldu. Başkanlık makamının bulunduğu 6. katta Hukuk Daire Başkanlığı ve Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı vardı. Bu katta sadece Başkanlık makamı kaldı ve inanılmaz bir savurganlıkla makam yenileniyor.”

RTÜK’te 42 personelin Strateji Daire Başkanlığına gönderildiğini ileri süren Öztunç, “Kim bu 42 personel diye soracak olursanız RTÜK’ün hafızası konumundaki isimlerdir. RTÜK’te kurumun hafızası konumundaki 42 personel adeta sürgün yedi. 28 yeni daire başkan yardımcısı atandı. Bakanlıklarda yok bu kadar daire başkan yardımcısı. Her birinin maaşı da 10 bin 500 lira. Bu kuruma çok büyük bir külfet getirmektedir.” diye konuştu.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI