Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Meclis komisyonu ‘Mavi Balina’yı mercek altına aldı

AleviNet

Published

on

AKP Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı başkanlığında toplanan Meclis Araştırma komisyonunun çarşamba günkü toplantısında, son zamanlarda Türkiye’de ölümlere neden olduğu belirtilen “Mavi Balina” oyunu ele alındı.

Komisyonda bilgilendirme yapan Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ruh Sağlığı Daire Başkanı Esra Alataş, internet oyunu oynamanın bazı risklerinin bulunduğunu, bu risklerin, oyunların içeriğinden veya yaşa uygun olmamasından kaynaklanabileceğini belirtti.

Çevrimiçi oyunların getirdiği risklerden bir tanesinin oyun görünümlü kötü niyetli yazılımlar ve siber saldırılar olduğunu ifade eden Alataş, bu dönemde “Mavi Balina”, “Mariam” ve “Momo” isimlerinin sıkça duyulduğunu aktardı.

Alataş, bu oyunların nasıl oynandığı ve insanları nasıl hedef aldığı konusunda şunları söyledi:

“Kişiler, internet kullanımlarından edinilen, tahmini yaş, ilgi alanları, hatta psikolojik durumlarına göre hedef seçilebildikleri gibi arama motorlarında konu ile ilgili anahtar sözcükleri yazanlar da hedef olabiliyor. Bu kişilere herhangi bir sosyal medya ağı ya da whatsApp’tan herhangi link olarak oyun teklifi gönderilmektedir. Bu linke girildiğinde saldırı başlıyor. Oyunda kişiye çeşitli talimatlar veriliyor, 50 gün boyunca giderek korkunç hale gelen, kendini sakatlayabilecek hareketler, gece geç saatlerde korku filmleri izleme gibi 50 görevden oluşuyor. Bu talimatlar kişinin psikolojisini bozma üstüne talimatlar. ‘Koluna, bacağına çizik at’ gibi son derece riskli talimatlar veriyor. Görevler sırasında kişisel bilgiler ele geçirilerek bir müddet sonra tehdit ve şantaj yolu seçiliyor. Tehlikeli hale gelen görevlerin zorla yerine getirilmesi ise tehdit ve şantajla sağlanmakta. ‘Öl, nasıl olsa yeniden doğacaksın’ telkini ile sonlanmaktadır.”

“Mariam” ve “Momo” isimli oyun olmayan siber saldırılara da işaret eden Alataş, bu iki saldırının engellenebildiğini anlattı.

“Mavi Balina”nın tarayıcı tabanlı olmadığını, sabit bir site üzerinden de ulaşılmadığını söyleyen Alataş, bunun ayrıca indirme, satın alma gibi bir durumunun bulunmadığını, bir internet adresi olmadığı için engellemeler ya da kısıtlamalarla da önlenemeyeceğini ifade etti.

Alataş, şunları kaydetti:

“Bütün dünya bununla ilgili sorunlar yaşıyor. İnsanlar ne önlemler almış diye baktık, önlemlerin hemen tamamı farkındalık çalışmaları yürütmek üzerine. İngiltere’de Mavi Balina ile ilgili bir arama yapıldığında karşınıza ‘Yardımcı olabilir miyim?’ diye bir link açılıyor. ‘Hayır’ derseniz yine o aramanıza ulaşabiliyorsunuz. O aramada sizi tespit ediyorlar ve daha sonra hedef haline geliyorsunuz. Rusya, ‘internet aracılığıyla ölüme sebebiyet verme bir suçtur’ diye kanun çalışması başlatmış.”

“Merak ve korkuyla bağımlı hale geliniyor”

Türkiye Yeşilay Cemiyetinden psikolog Fatihcan Öncü, “Mavi Balina”dan kurtulmak için Yeşilay Danışmanlık Merkezine (YEDAM) gelen bir gencin durumunu anlattı. Öncü, YEDAM’a gelen kişinin, bu bağımlılıktan kurtulmak için bir poşet ilaç içtiğini söyledi.

Üye olunan internet siteleri ve oyunlar üzerinden kişinin bütün bilgilerine ulaşabildiğini dile getiren Öncü, kendisine link gönderilenin de, “Ben seçilmiş birisiyim. Herkesin girip de indiremeyeceği bir oyun bana gönderildi, ben özelim.” algısı üzerinden oyuna başladığına dikkati çekti.

İlk başta “Karanlıkta yalnız yürü”, “Kulağını çek” ya da “Birileriyle bağırarak konuş” gibi çok basit görevler verilen oyunda, daha sonra psikolojiyi bozmaya ve kişiyi savunmasız hale getirmeye yönelik görevler verildiğinin altını çizen Öncü, bu görevler arasında, “Mezarlığa git”, “Gece 03.00’te uyan ve bizim gönderdiğimiz videoları izle” talimatlarının bulunduğunu belirtti.

Öncü, şöyle devam etti:

“Böyle bir durumda bir yandan bağımlılık yapıcı bir etkiye sahip olan adrenalin seviyesi artarken, bir yandan merak ve korku unsuru meydana geliyor ve kişi, çocuk oyuna bağımlı hale geliyor. Oyunu bıraktığı anda ya da ‘Ben bırakmak istiyorum, artık oynamıyorum’ dediği anda daha önceden ele geçirmiş oldukları özel veriler ve bilgilerle tehdit ederek, şantaj uygulayarak, ‘Sana zarar veririz, ailene zarar veririz’ ya da ‘Bu fotoğraflarını, videolarını ifşa olarak bir yerlerde yayınlarız’ gibi telkinlerle oyuna devamını sağlıyorlar ve kişiyi iyice savunmasız hale getiriyorlar. Sonu maalesef intihara kadar sürükleniyor. Bize gelen danışana da en son söylenilen şey ‘Sana topla dediğimiz ilaçların her birinden birer tane iç, yüksek bir çatının tepesine çık, çıkarken cep telefonunu yanında götür ve oradan atla. Hiçbir şey hissetmeyeceksin, hiçbir şey olmayacak, tekrar canlanacaksın’. Ve çıkıyor çatıya, korkuyor, iniyor.

Bu oyunu sağlayan kişilerin ‘Cep telefonunu yanında götür.’ demelerinin temel mantığını da şöyle tahmin ediyorum. Telefonunu yanında götürürken ve atlama anındaki videoları kaydedip kendileri gibi sapkın düşüncedeki insanlara yasal olmayan derin internet üzerinden milyonlarca dolara varan rakamlara satıyorlar. O sapkın düşünce yapılarını bu şekilde doyuruyorlar.”

“Mavi Balina”yı telefonundan silenlerin, kendi isteğiyle oyunu tekrar yükleyemediğini ancak Mavi Balina kurucularının bu kişiye tekrar ulaşmaya çalıştığını dile getiren Öncü, bunun da engellenmesi için aile içi iletişimin geliştirilmesine işaret etti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Dersim’de yayla zamanı

editor

Published

on

By

Dersim’de besicilik yapan köylüler, havaların ısınmasıyla birlikte yaylalara çıkmaya başladı. Köylüler, yayla yaşamının zahmetli olduğu kadar birçok güzelliği de içinde barındırdığını dile getirdi.

Havaların ısınmasıyla birlikte yaylacılar yaylaya çıkmaya başladı. Dersim’de göçer aileler, hayvan sürülerini daha serin yaylalara götürmek için yollara çıktı. Kentin özelikle Pülümür ve Ovacık ilçeleri verimli yaylalara ev sahip. Bunlardan biri olan Pülümür’de yer alan Hel Dağları yamaçlarında son bir hafta içerisinde 300’e yakın yaylacı çadır kurdu. Yaylalara çıkanları başında Çemişgezek ve Pertek ilçelerinde yaşayan Şavaklılar geliyor.
GÜN SABAH 5’TE BAŞLIYOR
Dersim dağlarının en yüksek yamaçlarını mesken tutan yaylacıların soldukları temiz hava ve doğanın eşsiz güzelliği cezbetse de, yaşamları oldukça zahmetli. Çobanlar gece gündüz hayvanların başından ayrılmazken, sürü sahipleri için gün sabah saat 05.00’de başlıyor. Yaylacılar günlerinin nasıl geçtiğini anlattı.
PEYNİR VE YOĞUR ELDE EDİLİYOR
600’e yakın küçükbaş hayvanı olan Sultan Çınar (59), her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte uyandığını, önce peynirlerini mandıraya götürdüğünü, daha sonra ise günlük ekmek, çamaşır, temizlik gibi işleri bitirip, yeniden hayvan sağmaya gittiklerini dile getirdi. Koyunları günde 2 kez sağdıklarını söyleyen Çınar, sağdıkları sütten peynir ve yoğurt elde ettiklerini belirtti.
İŞLER ZOR AMA BİR O KADAR DA GÜZEL
Yaptıkları işlerin yoğunluğundan günlerinin nasıl geçtiğini bile anlayamadıkları söyleyen Çınar, “Hayvancılığı ve yaylalara çıkmayı çok seviyorum. Eşim geçen yıl hayvanları satmak istedi, ancak izin vermedim. Yaylara çıkmak için iki çoban tutum. Bütün işlerimi kendim görüyorum. 28 yıldır yaylacılık yapıyorum. Kendi topraklarımda kendi işimin sahibiyim. Herkes kendi doğasından faydalanıp hayvancılığı geliştirmeli. En azından başkasının işini yapmamış olurlar. İşimiz zor belki ama bir o kadar da güzel” diye konuştu.
GECE GÜNDÜZ DAĞLARDA 
15 yaşından beri çobanlık yapan Celal Koçyiğit (62) gece gündüz demeden sürüleri otlatıyor. Çobanlık yaparken yaban hayvanları gördüğünde mutlu olduğunu dile getiren Koçyiğit, çobanlık zor bir iş olsa da, dağlarda temiz hava soluduğunu ifade etti.
HAYVANCILIK BİTME NOKTASINDA 
Yaylaya çıkan Süleyman Koçaslan’ın da 400’e yakın küçükbaş hayvanı var. Ailece uzun yıllardır besicilik yaptıklarını söyleyen Koçaslan, çıktıkları yaylaları Mera Komisyonları’ndan kiraladıklarını kaydetti.
Yaşadıkları zorlukları anlatan Koçaslan, “Yaylacılar olarak devlet teşviklerinden faydalanamıyoruz. Her koyun başına devlete 7 buçuk TL veriyoruz. Her kuruşunda çocuklarımızın alınteri var. Devletin bizden aldığı parayı yaylacıların koşullarının iyileştirmesi için kullanması gerekir. Ancak hiçbir şeyi göremiyoruz. Memleketin kalkınması için üreticilerin desteklenmesi gerekir. Üreticiler desteklenmezse memleket biter, farklı ülkelere bağımlı oluruz. Böyle olduk mu da, hazıra dağ dayanmaz. Türkiye’de hayvancılık bitme noktasında, çünkü üreticiye destek yok” dedi.
MA / Semra Turan

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

7’nci kez taşınacak Yusufeli yeni yerleşim projesinde sona gelindi

AleviNet

Published

on

Türkiye sınırları içerisinde 410 kilometrelik uzunluğa sahip Kuzeydoğu Anadolu’nun en büyük nehirlerinden olan Artvin’deki Çoruh Nehri üzerinde 26 Şubat 2013 tarihinde dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından telekonferans bağlantısı ile temeli atılan Yusufeli Barajı ve HES Projesi inşaatı sürüyor.

270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise Çin’deki 292 ve Gürcistan’daki 272 metre yüksekliğindeki barajlardan sonra çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde 3’üncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı, ilçeyi sular altında bırakacak. İlçe merkezi ile 4 köyün sular altında kalacağı Yusufeli’nde yaklaşık 5 bin konut, 270 iş yeri ile 9 bin 430 dönüm tarım arazisi sulara gömülecek.

150 yıllık tarihinde 6 kez yerleşim yeri değiştirilen ve 7’nci kez taşınmaya hazırlanan Yusufeli, Yansıtıcılar Mevkii’nde 150 hektarlık alanda 3 bölgede yeniden inşa ediliyor. Yeni yerleşim alanına bin 638 konut inşa edilecek, 1600 yetişmiş ağaç, 16 bin adet çalı türü peyzaj bitkisi ekilecek. Bölgede, 100 dönümlük alan tarımsal alan olacak. Yeni yerleşim yeri inşaatlarının sürdüğü ilçede 2’nci bölgede ise kaymakamlık, kamu binaları ve merkez cami yapımı sürüyor. Bu bölgede toplam 238 iş yeri inşa edilecek. Yeni yerleşim yeri için başlatılan alt yapı çalışmalarında sona gelindi. 1950 yılında son yerleşim yerinde kurulun Yusufeli ilçe merkezi inşaatların tamamlanmasının ardından gelecek yıldan itibaren Yansıtıcılar mevkiine taşınmaya başlanacak.

Alt yapı yatırımları ile bin 638 konut inşaatının planlandığı yeni yerleşim yerine mezarlar da taşınıyor. Yusufeli Belediyesi sular altında kalacak 7 farklı toplu mezar yerinde bilirkişiler, muhtarlar ve belediye meclis üyelerinden oluşan komisyonlarla birlikte inceleme yaptı, taşınacak mezarları kayıt altına aldı. Vatandaşların talepleri ile tespit edilen 500 dolayında mezar, yeni yerleşim yerindeki toplu mezar alanına taşınıyor.

‘YENİ YERDE HAYVANLARIMIZI OTLATIYORDUK’

Yusufelinde yaşayan Nihat Çelik, yeni ilçenin heyecanını yaşadıklarını belirterek, “Yeni ilçenin kurulacağı yerde önceden hayvanlarımızı otlatıyorduk. Bildiğimiz yer. Yine de Yusufeli sular altında kaldığı zaman en iyi yer orasıdır” dedi.

Esnaf Esma Ayşegül Kitapçı ise “Ben yeni yeri çıktım, gördüm. Eksiklikleri var elbette. Mesela balkonların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ama yine de güzel olacağına inanıyorum. Halkın isteklerine göre yapılacak düzeltmeler ve giderilecek eksikliklerden sonra güzel bir ilçe olacağını düşünüyorum. Çünkü orada yaşayacak olan halktır bu yüzden onların istekleri daha önemli. İnşallah biterse güzel bir ilçemizin olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Ayşe Erdoğan da “Yeni Yusufeli hayırlı olsun ama tereddütlerimiz de var. Çünkü yukarda patlama oluyor ama biz etkisini burada daha fazla hissediyoruz. Bir diğer korkumuz evlerin ne kadar sağlam olup olmadığını bilmememiz. Tüm bu tereddütlere rağmen yine de yeni ilçemizin güzel olacağına inanıyoruz. Taşınacak yerin konumunun da güzel ve ferah olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Katliam görüntüsü!

AleviNet

Published

on

Rusya’daki doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye’ye ulaştıracak Türk Akımı Projesi çalışmaları kapsamında Kıyıköy’de yapılan tahribat uydudan bile görünüyor. Fotoğrafta Kıyıköy’deki alım terminali çalışmaları sonucu on binlerce ağacın katledildiği görülüyor.

Fotoğraf Kuzey Ormanları Savunması’nın sosyal medya hesaplarında da paylaşıldı. Savunma yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Istrancalar’ın eşsiz güzellikteki Kıyıköy’üne yaptıkları zulme bakın. Rusya Avrupa’ya doğalgaz satsın diye Trakya’nın nefesi yüz binlerce ağacı katlettiler, ormanı 30 km boyunca 50 metre genişlikte tıraşlayıp tellerle ikiye bölüyorlar. Rusya başka hangi ülkenin ormanlarından bu şekilde bir boru hattı geçirebilirdi? Tek kuruş kamulaştırma bedeli ödememek ve kesilecek 1.5 milyon ağacı ‘ekonomiye kazandırmak’ için Trakya’nın yaşam kaynağı eşsiz Kuzey Ormanları ekosistemi bir kez daha hançerlendi.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI