Connect with us

.

Celal Fırat

“Ramazan bayramı cem’i” etkileşimli asimilasyonudur…

CELAL FIRAT

Published

on

Aleviler ya da Alevi inancı Sünni, Şii olmak üzere hiçbir dinin veya kültürün artığı değildir.

Gün geçtikçe çoğulculuk, demokratik, özgürlük, akılcılık ritmini yitiren, farklı halkların gerçekliğinden uzak “Fethetmek ”,(bozmak, yeni düzen kurmak) anlayışıyla dayatılan Sünni din anlayışı yeni bir sosyal işlev kazanmış durumda.

Bu anlayış; kaotik ve tehlikelidir! Sadece birkaç cemaat ve topluluğa güvence sağlamış olup, Toplumun tüm farklılıklarıyla kavga eden ve sadece ticari faaliyetler çerçevesinde oluşan gerici bir anlayıştır.

Kamu ve özel yaşama bulaşan bu anlayış, tüm düzenlemelerde yönlendirici, tartışan ve planlayan taraf olmuş kendi padişahını yaratmıştır.

Her dini gün ya da haftada “Boş Zaman” yaratılarak ödül niyetine dayatılan tatil kavramı da padişah ve tebaa ilişkisine bir gönderme olup yeni düzenin sosyal asimilasyon aracıdır.
Ve biz Aleviler;

Sanayileşmeyi, üretmeyi unutan, fabrikaları, maden yataklarını satan, dibine kadar çürümüş toplumsal ahlakı görüyoruz ve çağdaş, laik bir devletin sosyal yapısının egemen sınıfın din anlayışına göre dizayn edildiğinin farkındayız.

Bu sosyal düzene zorlanan, bireysel inanç özgürlüğü yok sayılan, inançsal gün ve haftaları görünmezlikten gelinen Aleviler her şeyin Farkında…

Sizlerde farkındasınız…

Siz; Yası- Matem (Muharrem Orucu) için iş yerinde erken çıkan bir Alevi çalışanına rastladınız mı?

Ya da siyasilerin oy şölenine dönen bir Alevi evinin iftar sofrasına tanık oldunuz mu ?

veya sokakta herkesin vergileriyle hazırlanan miting niyetindeki oruç açma,

Çadırlarına…

İşte kendi din anlayışlarını ve ideolojilerine derin bir anlam ve alışkanlık yaratmak isteyen bu anlayış Aleviler RAMAZAN BAYRAMI CEMİ ’yapar uydurmasını Birkaç Alevi kurum aracığıyla Alevi halkına dayatıyor.

Tarihsel, sosyolojik, kültürel, geleneksel hiçbir mantığı olmayan bir tanım ile Alevilere sevgide buluşalım aklı verilerek Alevilerin aklıyla alay edilmekte oysa Alevilere dolaylı NAMAZ KILIN Deniliyor…

Asıl amaç ise;

Sünnilik ve Şiilik içinde Aleviliğe bir imge kazandırmak, bir kaç Alevi kurumunu taslak olarak kullanmak ve deneyim kazandırarak ölçülebilen Sünni eğilimli Alevi şablonu oluşturmaktır.
Ve bizler bu şablona hayır diyoruz Namazı İnanç Erkanlarımızla süsleyip Sünniliğe bir adım daha yürüyenlere durun diyoruz.

Saygılarımla…

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Celal Fırat

Kurban rızalıktır

CELAL FIRAT

Published

on

İnancımızda Rızalık; insanlık onurunu ve özgürlüğe olan saygının sözleşmesidir. Tüm olumsuzluklara karşı bireylerin haklarını koruma tedbiridir.

İnsanlık tarihi boyunca ister arkaik dönem ister organize olmuş dinler olsun hepsinde KURBAN ritüelli insanlık tarihi kurban olgusunu farklı şekilde uygulamıştır. Medeniyet anlayışının farklı olduğu toplumlarda doğa ve insandaki dönüşümü engellemek için veya kontrol altına almak amacı doğrultusunda doğaüstü güçleri harekete geçirir inancıyla KURBAN adanırdır.

gelecek felaketlere karşı aldığı bir önlem ve ya tanrılar tarafından isteklerinin yerine getirildiğine inanılan ve bu yüzden teşekkür etmek amacıyla “insan ve tanrı “arasındaki bağı güçlendirdiğine inanılırdı.
Nefeslerimizde, deyişlerimizde yeri hayvan olarak geçmeyen kurban Tanrı, insan ve doğanın her zerresiyle bir olmayı ve tüm canlıların adaleti için nefsi tığlamak, “canım kurban, tenim tercüman“ diyerek Mansur dârında ikrar verip ikrarında durmaktır”

Aleviler tanrıya yaklaşmak için ibadetlerine anlaşılmaz ve bireycilik bir anlam yüklemezler her şey net ve bir o kadar güzeldir. Bu sonsuz dirilik ve tazelikte gönülleri,ruhları ve kalpleri pas tutmayan Aleviler “Kurban Rızalıktır ,Kurban ikrar vermektir ve ikrarında durmaktır der.

Sevgili canlar; kısacası kurban zenginlerin fakirlere pay verdiği ve cenneti düşlediği bir dini ritüel olmadığı gibi farz,sünnet,vacip arasında sürekli tanımlanan tanımı zenginlerin yaşam koşullarına kadar indirgenen ve fakirlere de ödeme kolaylığını fethaya dayandıran bir din anlayışı değildir bu zihniyetin Alevilerin inancıyla hiçbir ilgisi ve alakası da yoktur.

Ancak her alanda olduğu gibi; ideolojik tanımlarla kendi standart inanç sisteminden uzaklaştırılan Aleviler dayatılan baskın kültüre, sosyal yaşama ve din anlayışına dahil olmak zorunda bırakılıyor bilinçli yapılan bu iletişim metodu ile Alevi toplumu yeni gelenekler, kendisine ait olmayan dinsel ilklerle yeniden şekillendirilmek istenmektedir.

Bu nedenle;
Tüm canlarımızın ve kendi öz değerleri ile fert ve toplum arasında sevgi,hoşgörü ve en önemlisi tüm doğaya adalet vurgusuyla rızalık içinde kurbanlarını adamalarını istiyor.

Kimsenin açlık, sefalet, evlat acısı ile sınanmamasını ve doğanın her zerresine saygı ve adaletle yaklaşmanın önemini vurguluyor tüm canlarımıza nice bayramlar diliyorum.

Continue Reading

Celal Fırat

Ilımlı diyaloglarla gizli, çatışma yaratan zihniyete dur de !

CELAL FIRAT

Published

on

Din,inanç,kültür ve toplumların tüm farklılıklarına hatta özgürlüklerine “ ılıman projelerle” giren her türlü cemaat,grup ve örgüt kendi siyasi iktidarlarını inşa ederek ,yeni bir rejim kurmanın hayaliyle çalışır.

Bu projelerde her şey özünü yitirir; her şey birbirinin bozması gibi durur mesela, kiliseden bozma camii, camiden bozma cem evi, cem evinden bozma camii olduğu gibi…

Bireylerde de durum değişmez kendini ne tam Sünni, ne tam Şii ne tam Alevi gibi hissetmeyen bir toplum hedeflenir.

iyi niyetli, başarılı, masum insanların akıllarıyla, vicdanlarıyla oynayıp kendi ideolojik planlarına alet eden, kendine bağımlı köle bir toplum yaratıp, yargıya, emniyete ve devletin kritik kadrolarına sızan sonunda devleti ele geçiren FETÖ de bu örneklerden biridir.

FETÖ ‘örgütünün kuruluş temelinde eğitim ve çocuklar vardı Anadolu’nun yoksul ve zeki çocuklarını devşirip tek tipleştirdiler ve toplumun dokusuyla oynayarak biat eden köle bir toplum yarattılar.
Biz Aleviler “İSTİSMARCI“ bu örgütlerle yıllarca mücadele ettik ama ne yazık ki; biri bitiyor biri onun uzantısı olmaya devam ediyor.

Örneğin İstanbul’un göbeğinde açılan “Hacı BEKTAŞ-I Veli Anadolu Proje Lisesi” de Alevi görünen iştirakçi – işbirlikçiler tarafından kurulmuş bir “ Alevi İmam Hatip Lisesidir” Alevi çocuklarına ahlakı, edebi ve temizliği öğreteceğiz diye demeçlerde bulunan bu okulun kurucularının sloganı aynen şöyle.

“Bu Okul Herkese İyi Gelecek” tamda FETÖ tarzı herkese iyi görünüp, herkesi birbirine karıştırıp yeni bir nesil amaçlamaktadırlar.

Aleviler bu özel statülü okula çocuklarını yollamayacaktır tıpkı “Fetö” okullarına yollamadıkları gibi.

Çünkü
Fetih anlayışı olan bu proje okulu, Sosyal örgütlemede ve eğitimde akıl ve bilimi yok edecektir.

Eğitime ideolojik kadrolarla girip , “Birileri gelsin, birileri gitsin, ya da birileri yok olsun “ anlayışına hizmet edecek yeni “Fetö” örgütleri yaratacaktır.

Ve sonuç olarak
Dini ve İnancı ideolojiye alet eden, insanları kendi fikirleri ve düşünceleriyle koşullandıran FETÖ ve onun devamı olan “ılımlı Alevi projelerine” de karşı tavrımız net olacaktır.

Bizler; ” herkese iyi gelecek “ bir okul değil herkesin farklılıkları ile özgürleşeceği sevgide buluşacağı Laik ve bilimsel eğitimden yanayız.

Saygılarımla…

Continue Reading

Celal Fırat

Toplumların vazgeçilmez kaidesi: hoşgörü

CELAL FIRAT

Published

on

Biz Aleviler için özgürlük; bireyin yaşam içinde düşünce, ifade ve inanç serbestliği anlamına gelir. Sosyal yaşam açısından özgürlüğün pratikliğinden söz etmek Aleviler için hiçbir zaman mümkün olmadı.

Farklılıklara özgürlük açısından bakmayı yasaklamak, hoşgörüden ayrı tanımlamak ya da hoşgörüyü kayırmacı bir tavırla anlatmak bir dayatma bilincidir. Oysa inanç özgürlüğü, birlikte ama farklı yaşama hoşgörüsüdür. Aleviliğinde evrensel dayanaklarının da başında gelir.

Hoşgörüyü kendine göre yorumlayarak özgürlükten ayırmak, Farklı inanç grubundakilere saldırılar, aşırı ve geniş tabanlı ayrımcılığı oluşturmaktadır. Ve devamın da şiddet kültürüne dönüşerek toplumları karanlığa iter.

Bu karanlığın önüne geçmek için çoğulculuk, içtenlik özgürlük anlayışıyla bireyi korumak ve bu isteğin aslında bir eylem özgürlüğü olduğunu hatırlatmak gerekir.

Böyle yapıldığında; hoşgörü bireyi bağnazlıktan kurtarır ve özgürleştirir. Başka bir bireyin inancı, görüşü, ırksal, etniksel durumuna karşı kişi adil ve objektif olur, böylece farklılıklarını seven kaliteli bir toplumu oluşturur.

Hoşgörülü bir toplumda birey; bilime, felsefeye, doğaya dair düşünür, anlamsız bir bakış açısıyla yaşamaz, hatta yarınları için duygu ve düşüncüleri konusunda endişe duymaz ses çıkarır tepki gösterir. Bu tepkiler olumlu toplumsal değişimlere kendiliğinden evrilerek, başta bireyi sonra aileleri sonrasında toplumu mutlu eder.

Ve Hoşgörülü birey sağlıklı bireydir, şüphelerinden, sebepsizliklerinden kimseyi sorumlu tutmaz, boşluklarını kurallarla değil çevresindeki farklı kişiliklerle doldurur.
Yani kısacası hoşgörü toplumun ara renklerini veya tüm tonlarını görebilme güzelliğidir.

Biz Aleviler inancımızın ana dayanağı olan hoşgörü hiçbir zaman terk etmediğimiz için ayakta durmayı başarmışızdır. Ancak bilinmeli ki hoşgörü karşılıklıdır. Toplumun her kesiminin, her bireyinin taşıması gerektiği bir özelliktir. Karşılıklı olabildiği zaman anlam bulmaktadır. Aksi durumu yani tek taraflı hoşgörü ise her toplumda huzursuzluk yaratır ve bu toplumlar manipülasyonlara açık hale gelir.

İşte bütün bu sebeplerden hoşgörü vazgeçilmezdir….

Saygılarımla….

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI