Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Ermeni halkının izleri tek tek siliniyor

AleviNet

Published

on

Malatya’da Hrant Dink’in çocukluğunun da geçtiği mahalledeki tarihi Taşhoron (Surp Yerrortutyun) Kilisesi 2012’deki restorasyon çalışmasının yarım bırakılması nedeniyle kaderine terk edildi. Malatya’da 18’inci yüz yılın ikinci yarısında inşa edildiği tahmin edilen kentte o dönem Ermenilerin yoğunlukta yaşadığı Çavuşoğlu Mahallesi’ndeki Taşhoran Kilisesi 2012 yılında başlanan restorasyonu bitirilmeden yarım bırakıldı.

Mülkiyeti Malatya Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü arasında paylaşılan kilisede 5 yıl önce başlanan restore ve onarım çalışmalarında, tarihi binaya dikilen iskeleler olduğu gibi dururken, bakımsız ve ilgisiz olmasından dolayı harabeye dönen kilise kaderine terk edildi. Halk arasında Taş Horan olarak da bilinen kilisenin kitabesi zamanla silindiğinden ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor.

TARİHİ KİLİSE DEFİNECİLERİN HEDEFİNDE

1970’li yıllara kadar çok sayıda Ermeni aile burada yaşıyordu. O tarihteki saldırılar ve 1980 darbesi sonrasında kalan son aileler de göç etmek zorunda kaldı. Yıllar önce kilisenin topraklı olan kubbesi bakımsızlıktan çöktü. 2012 yılında restore ve onarımı için başlatılan çalışmalar ermeni halkını ve mahalle sakinlerini sevindirmişti. Kilisenin onarım ve restore çalışmalarını yürüten taşeron firma, duvarlardaki derzleri dolgularla kapatıldıktan sonra dış çevresini de beyaz kumla yıkadı. Kilisenin içine, restore ve onarım için, iskeleler kuruldu.

Mahallelilerin verdiği bilgiye göre firmaya verilecek olan ödenek sağlanmadığı için firma işi bıraktı. Kilisenin bakım ve ilgisizlikten dolayı kaderine terk edildiğini dile getiren insanlar, yıllar önce kilisenin topraklı olan kubbesinin çöktüğünü, son zamanlarda ise definecilerin hedefinde olduğunu aktardılar. Bakımsızlık nedeniyle çürümeye yüz tutan tarihi kilise madde bağımlıların yuvası haline geldi. Yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalan kilise, define avcıları tarafından da talan edildi.

Continue Reading
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Ermeni halkının izleri tek tek siliniyor – HyeTert

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Dersim’de yayla zamanı

editor

Published

on

By

Dersim’de besicilik yapan köylüler, havaların ısınmasıyla birlikte yaylalara çıkmaya başladı. Köylüler, yayla yaşamının zahmetli olduğu kadar birçok güzelliği de içinde barındırdığını dile getirdi.

Havaların ısınmasıyla birlikte yaylacılar yaylaya çıkmaya başladı. Dersim’de göçer aileler, hayvan sürülerini daha serin yaylalara götürmek için yollara çıktı. Kentin özelikle Pülümür ve Ovacık ilçeleri verimli yaylalara ev sahip. Bunlardan biri olan Pülümür’de yer alan Hel Dağları yamaçlarında son bir hafta içerisinde 300’e yakın yaylacı çadır kurdu. Yaylalara çıkanları başında Çemişgezek ve Pertek ilçelerinde yaşayan Şavaklılar geliyor.
GÜN SABAH 5’TE BAŞLIYOR
Dersim dağlarının en yüksek yamaçlarını mesken tutan yaylacıların soldukları temiz hava ve doğanın eşsiz güzelliği cezbetse de, yaşamları oldukça zahmetli. Çobanlar gece gündüz hayvanların başından ayrılmazken, sürü sahipleri için gün sabah saat 05.00’de başlıyor. Yaylacılar günlerinin nasıl geçtiğini anlattı.
PEYNİR VE YOĞUR ELDE EDİLİYOR
600’e yakın küçükbaş hayvanı olan Sultan Çınar (59), her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte uyandığını, önce peynirlerini mandıraya götürdüğünü, daha sonra ise günlük ekmek, çamaşır, temizlik gibi işleri bitirip, yeniden hayvan sağmaya gittiklerini dile getirdi. Koyunları günde 2 kez sağdıklarını söyleyen Çınar, sağdıkları sütten peynir ve yoğurt elde ettiklerini belirtti.
İŞLER ZOR AMA BİR O KADAR DA GÜZEL
Yaptıkları işlerin yoğunluğundan günlerinin nasıl geçtiğini bile anlayamadıkları söyleyen Çınar, “Hayvancılığı ve yaylalara çıkmayı çok seviyorum. Eşim geçen yıl hayvanları satmak istedi, ancak izin vermedim. Yaylara çıkmak için iki çoban tutum. Bütün işlerimi kendim görüyorum. 28 yıldır yaylacılık yapıyorum. Kendi topraklarımda kendi işimin sahibiyim. Herkes kendi doğasından faydalanıp hayvancılığı geliştirmeli. En azından başkasının işini yapmamış olurlar. İşimiz zor belki ama bir o kadar da güzel” diye konuştu.
GECE GÜNDÜZ DAĞLARDA 
15 yaşından beri çobanlık yapan Celal Koçyiğit (62) gece gündüz demeden sürüleri otlatıyor. Çobanlık yaparken yaban hayvanları gördüğünde mutlu olduğunu dile getiren Koçyiğit, çobanlık zor bir iş olsa da, dağlarda temiz hava soluduğunu ifade etti.
HAYVANCILIK BİTME NOKTASINDA 
Yaylaya çıkan Süleyman Koçaslan’ın da 400’e yakın küçükbaş hayvanı var. Ailece uzun yıllardır besicilik yaptıklarını söyleyen Koçaslan, çıktıkları yaylaları Mera Komisyonları’ndan kiraladıklarını kaydetti.
Yaşadıkları zorlukları anlatan Koçaslan, “Yaylacılar olarak devlet teşviklerinden faydalanamıyoruz. Her koyun başına devlete 7 buçuk TL veriyoruz. Her kuruşunda çocuklarımızın alınteri var. Devletin bizden aldığı parayı yaylacıların koşullarının iyileştirmesi için kullanması gerekir. Ancak hiçbir şeyi göremiyoruz. Memleketin kalkınması için üreticilerin desteklenmesi gerekir. Üreticiler desteklenmezse memleket biter, farklı ülkelere bağımlı oluruz. Böyle olduk mu da, hazıra dağ dayanmaz. Türkiye’de hayvancılık bitme noktasında, çünkü üreticiye destek yok” dedi.
MA / Semra Turan

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

7’nci kez taşınacak Yusufeli yeni yerleşim projesinde sona gelindi

AleviNet

Published

on

Türkiye sınırları içerisinde 410 kilometrelik uzunluğa sahip Kuzeydoğu Anadolu’nun en büyük nehirlerinden olan Artvin’deki Çoruh Nehri üzerinde 26 Şubat 2013 tarihinde dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından telekonferans bağlantısı ile temeli atılan Yusufeli Barajı ve HES Projesi inşaatı sürüyor.

270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise Çin’deki 292 ve Gürcistan’daki 272 metre yüksekliğindeki barajlardan sonra çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde 3’üncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı, ilçeyi sular altında bırakacak. İlçe merkezi ile 4 köyün sular altında kalacağı Yusufeli’nde yaklaşık 5 bin konut, 270 iş yeri ile 9 bin 430 dönüm tarım arazisi sulara gömülecek.

150 yıllık tarihinde 6 kez yerleşim yeri değiştirilen ve 7’nci kez taşınmaya hazırlanan Yusufeli, Yansıtıcılar Mevkii’nde 150 hektarlık alanda 3 bölgede yeniden inşa ediliyor. Yeni yerleşim alanına bin 638 konut inşa edilecek, 1600 yetişmiş ağaç, 16 bin adet çalı türü peyzaj bitkisi ekilecek. Bölgede, 100 dönümlük alan tarımsal alan olacak. Yeni yerleşim yeri inşaatlarının sürdüğü ilçede 2’nci bölgede ise kaymakamlık, kamu binaları ve merkez cami yapımı sürüyor. Bu bölgede toplam 238 iş yeri inşa edilecek. Yeni yerleşim yeri için başlatılan alt yapı çalışmalarında sona gelindi. 1950 yılında son yerleşim yerinde kurulun Yusufeli ilçe merkezi inşaatların tamamlanmasının ardından gelecek yıldan itibaren Yansıtıcılar mevkiine taşınmaya başlanacak.

Alt yapı yatırımları ile bin 638 konut inşaatının planlandığı yeni yerleşim yerine mezarlar da taşınıyor. Yusufeli Belediyesi sular altında kalacak 7 farklı toplu mezar yerinde bilirkişiler, muhtarlar ve belediye meclis üyelerinden oluşan komisyonlarla birlikte inceleme yaptı, taşınacak mezarları kayıt altına aldı. Vatandaşların talepleri ile tespit edilen 500 dolayında mezar, yeni yerleşim yerindeki toplu mezar alanına taşınıyor.

‘YENİ YERDE HAYVANLARIMIZI OTLATIYORDUK’

Yusufelinde yaşayan Nihat Çelik, yeni ilçenin heyecanını yaşadıklarını belirterek, “Yeni ilçenin kurulacağı yerde önceden hayvanlarımızı otlatıyorduk. Bildiğimiz yer. Yine de Yusufeli sular altında kaldığı zaman en iyi yer orasıdır” dedi.

Esnaf Esma Ayşegül Kitapçı ise “Ben yeni yeri çıktım, gördüm. Eksiklikleri var elbette. Mesela balkonların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ama yine de güzel olacağına inanıyorum. Halkın isteklerine göre yapılacak düzeltmeler ve giderilecek eksikliklerden sonra güzel bir ilçe olacağını düşünüyorum. Çünkü orada yaşayacak olan halktır bu yüzden onların istekleri daha önemli. İnşallah biterse güzel bir ilçemizin olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Ayşe Erdoğan da “Yeni Yusufeli hayırlı olsun ama tereddütlerimiz de var. Çünkü yukarda patlama oluyor ama biz etkisini burada daha fazla hissediyoruz. Bir diğer korkumuz evlerin ne kadar sağlam olup olmadığını bilmememiz. Tüm bu tereddütlere rağmen yine de yeni ilçemizin güzel olacağına inanıyoruz. Taşınacak yerin konumunun da güzel ve ferah olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Katliam görüntüsü!

AleviNet

Published

on

Rusya’daki doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye’ye ulaştıracak Türk Akımı Projesi çalışmaları kapsamında Kıyıköy’de yapılan tahribat uydudan bile görünüyor. Fotoğrafta Kıyıköy’deki alım terminali çalışmaları sonucu on binlerce ağacın katledildiği görülüyor.

Fotoğraf Kuzey Ormanları Savunması’nın sosyal medya hesaplarında da paylaşıldı. Savunma yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Istrancalar’ın eşsiz güzellikteki Kıyıköy’üne yaptıkları zulme bakın. Rusya Avrupa’ya doğalgaz satsın diye Trakya’nın nefesi yüz binlerce ağacı katlettiler, ormanı 30 km boyunca 50 metre genişlikte tıraşlayıp tellerle ikiye bölüyorlar. Rusya başka hangi ülkenin ormanlarından bu şekilde bir boru hattı geçirebilirdi? Tek kuruş kamulaştırma bedeli ödememek ve kesilecek 1.5 milyon ağacı ‘ekonomiye kazandırmak’ için Trakya’nın yaşam kaynağı eşsiz Kuzey Ormanları ekosistemi bir kez daha hançerlendi.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI