Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Hasankeyf’te su tutulma ertelendi

AleviNet

Published

on

Tarihi 12 bin yıl önceye giden, birçok istilayı atlatan ve bir açık hava müzesi olan antik ilçe Hasankeyf ile Dicle Vadisi, Dicle nehri üzerine inşa edilen Ilısu Barajı’nın suları altında bırakılmak isteniliyor. Batman ve Siirt Valileri daha önce yaptıkları açıklamalarda 10 Haziran’da (dün) Ilısu Barajı’nda su tutulmaya başlanacağı belirtildi. Ekoloji hareketleri de baraj kapaklarının kapatılması taktirde suni göl sular kısa bir dönemde Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin etmekte. 15 Mayıs’tan itibariyle halkın da tarihi kentten taşınmak zorunda bırakıldığı Hasankeyf’ten Haziran sonuna kadar da boşaltması bekleniliyor. Sanatçılardan Hasankeyf’e destek devam ediyor: Hâlâ umut var! İngiliz parlamenter: Erdoğan’a mektup yazdım
”10 Haziran diye tutturdu ama olmadı” DSİ 16. Bölge Müdürlüğü’nden bir yetkili ile yaptığımız görüşmede, ”Suyun yüksek olmasından, yağıştan dolayı başka bir tarihe erteledik. Kışın yağmur suyu ortalamadan fazla bir hızla yükseldi. Şuan suyun kotası 417 metre civarında, su tutulma, kota 400 metrenin altına indiğinde, su akışı yavaşlandığın da baraj kapaklarını kapatacağız. Bu yılkı mevsimden beklenilmeyen bir durum yaşandı. Civar şehirlerdeki ovalarda kar erimeye ve bölgede yağışlarda devam ediyor. Bundan dolayı yaptığımız yeni köy yolları var, bunlar tamamlanmadığı için ve bu yüksek kotadan dolayı ertelendi. Bakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız 10 Haziran diye tutturdu da olmadı. Ama en yakında tutulacak, gereken yapılacak. Suyun düşmesini bekliyoruz. En yakın 20-25 gün içinde belki Haziran sonu da, yada Temmuz ayının sonu da olabilir. Bu da havanın durumuna bağlı” ifadelerinde bulundu. ”Ne denli sorunlu olduğunu gösteriyor” Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Ercan Ayboğa ise su tutulmasındaki ertelemeye dair ”Son haftalardaki protesto ve kamuoyu ilgisinin etkili olduğunu düşünüyoruz. Yine Ilisu projesinin teknik-mühendislik açıdan ve sosyal-kültürel olarak ne denli sorunlu olduğunu gösteriyor” dedi. Onlarca isimden acil çağrı Ekoloji Birliği ve Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ni sular altında bırakılması planlanan Ilısu Barajı’nda 10 Haziran’da su tutulacağı açıklanmasına karşı 7 Haziran günü saat 20.00’da sosyal medya üzerinden #HasankeyfİçinGeçDeğil hashtag’ı ile kampanya başlattı. Ahmet Ümit, Bahar Feyzan, Barış Atay, Cemîl Koçgiri, Erkan Oğur, Ercan Y Yılmaz, Haluk Levent, Metin Uca, Mikail Aslan, Nazan Kesal, Pınar Aydınlar, Selim Temo ve Şebnem Sönmez’in kamuoyuna Hasankeyf için duyarlılık çağrısında bulunduğu kampanya videosu ise binlerce kes paylaşıldı. Ekoloji hareketlerinin Hasankeyf’in sular altında kalmaması ve Hasankeyf’e ses olmak için yaptığı çağrıya daha sonra bir çok sanatçı, aydın, siyasetçi ve STK’ten de destek geldi. Amberin Zaman, Apolas Lermi, Agah Aydın, Ayşe Berktay, Barbaros Şansal, Belçim Bilgin, Betüş Arım, Ferhat Tunç, Feryal Öney, Hicri İzgören, Orhan Aydın, Pelin Batu, Rustem Batu, Türkan Elçi, Tuncay Akgün, Yavuz Ekinci, Fransız sanatçı Elen Ture, Mazlum Çimen, Melis Aygen, Nurgül Yeşilçay, Nihat Behram, Kardeş Türküler, Sedef Ecer, Şehmus Diken, Zülfü Livaneli, Yaşar Seyman, Yusuf Nazım, Beşiktaş taraftar grubu Çarşı, Doğa Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Samsun Çevre Platformu ( SAMÇEP), Kuzey Ormanları Savunması, Karadeniz İsyandadır, Validebağ Savunması, Taksim Gezi Parkı, İstanbul Kent Savunması, CHP Milletvekillerinden Sezgin Tanrıkulu, Yıldırım Kaya, Burhanettin Bulut, Özkan Yalım, Hüseyin Yıldız, Ali Şeker, eski milletvekillerinden Zeynep Altıok Akatlı, Gülay yedekçi, Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Van, Diyarbakır Büyükşehir ve Batman Belediyesi Eş Başkanları ile HDP’li bir çok milletvekili de yaptıkları paylaşımlarda Ilısu Baraj projesinin durdurulması için çağrıda bulundu. Sanatçıların yoğun desteğiyle başlatılan kampanyaya dünyanın çeşitli bölgelerinden sanatçı ve vatandaştan dan destek gelmeye devam ediyor.

”300’ün üstünde höyük” Ekoloji hareketleri de kampanyaya, Hasankeyf kurtarılana kadar devam edileceğini belirterek yaptıkları çağrıda, “Barajda sular tutulması sonucunda kısa bir sürede milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan Dicle Vadisi yok olacak. Canlı bir varlık olan Dicle Nehri kendi sularında boğulacak. Milyonlarca canlı ölecek. Yine tarihi kent Hasankeyf ve Hasankeyf ile eş değer tarihi kalıntılara sahip 300’ün üstünde daha kazıları bile başlamamış höyük sular altında kalacak. 200 yerleşim yeri sular altında kalarak 75 bin insan evlerinden yurtlarından göç etmek zorunda kalacak. En az 20 endemik bitki türü, en az 4 balık türü, en az 10 kuş türü yok olacak,ölecek.. 1990’da bir yıl sonra Hasankeyf sular altında kalacak denilirken bugün Hasankeyf ve Dicle Vadisi verilen mücadele sonucu hala ayakta. Ama risk her gecen gün artıyor. Hasankeyf, insanlık tarihi sular altında kalmaması için bize sesleniyor. Bu dayanışma Hasankeyf’e köprü olacak, tarihe umut olarak geçeceğini can gönülden inanıyoruz. Umudumuz Hasankeyf ve Dicle Vadisinin sular altında bırakılarak, doğa, tarih ve hafızayı yok edecek barajı durdurmak” ifadeleri kullandı.

3. Hasankeyf Küresel Eylem Günü Yine Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi başta olmak üzere ulusal ve uluslararası bir çok ekoloji örgütünün 7 ve 8 Haziran’a ilan ettikleri 3. Hasankeyf Küresel Eylem Günü kapsamında ise dünya çapında 33 şehir de eylem yapıldı. Eylem yapılan 11 ülkeden bazıların ABD, İspanya, İtalya, Yunanistan, Fransa, Avusturya, Irak ve Suriye olurken Türkiye’de Hasankeyf ve İstanbul protestoların yapıldığı yerler oldu. Hasankeyf’teki protestoya İngiltere İşçi Partisi ve Avrupa Parlamentosu Kültür ve Eğitim Komite üyesi Julie Ward’da katıldı.

Vali: 10 Haziran’da su tutma başlanacak Siirt İl Koordinasyon Kurulu ikinci dönem toplantısında, 16 Nisan 2019’da konuşan Siirt Valisi Ali Fuat Atik, “DSİ 16. Bölge Müdürlüğü kontrollüğünde yapımı devam eden Ilısu Barajında 01 Haziran 2018 tarihi itibari ile su tutma kapsamında Derivasyon Tüneli-1 giriş kapakları kapatılmıştır. 2019 yılının son yılların en yağışlı yılı olması nedeniyle barajda su kotu 430 metre seviyelerine kadar yükselmiş ve yükselmeye devam etmektedir. 10 Haziran 2019 tarihinden itibaren Derivasyon Tüneli-3 giriş kapağı da kapatılarak su tutma işlemine başlanacaktır” açıklamasında bulunmuştu.
‘Ciddi şeyleri de kazandık. Göl kazandık’ Sular altında bırakılması planlanan tarihi antik kent Hasankeyf karşısında yapılan ”Yeni Hasankeyf Yerleşkesi”nin 28 Şubat 2019 tarihli Koordinasyon Toplantısı’nda kounşan Batman Vali Hulusi Şahin, “15 Mayıs-15 Haziran tarihleri arasında yeni Hasankeyf yerleşkesine taşınma işlemleri tamamlanmış olacak. Haziran ayının başından itibaren su tutulmaya başlanacak, su hızlı bir şekilde yükselecek. Tanıtma ve algıyı düzeltme operasyonuna başlayacağız. Sonbaharla birlikte mevcut algıyı düzeltmek için ilçede bir turizm hamlesi başlatacağız. Bazı hatalar olabilir, geçti gitti. Bundan sonra biz şehrimizi çok iyi bir şekilde tanıttıracağız” diye konuştu. Hasankeyf ilçesinde kazandıklarının kaybettiklerinden daha fazla olduğunu söyleyen Vali, “Kaybettiklerimizden çok kazandıklarımız var. Bazı şeyleri kaybettik ama ciddi şeyleri de kazandık. Göl kazandık. Bu şehir bir göle kavuşmuş olacak. Böyle bir göl etrafında tarihi eserlerin oluşmuş olduğu bir kültür park, turizm anlamında pazarlanabilir değeri var. Tarihi eserler üzerinden dolaşabileceğimiz bir tekne turu ve tarihi bir doku var. Bunları kullanarak bir senaryo oluşturacağız. Bu senaryo ile şehrimizi tanıtacağız ve şehrimiz bölgenin parlayan yıldızı olacaktır” demişti.

12,5 milyar TL Toplam maliyeti takriben 12,5 milyar TL olan Ilısu Baraj projesinin ömrü ise 50 ile 70 yıl arasında olacağı belirtiliyor. Türkiye’nin, kurulu güç bakımından 4’üncü büyük baraj olması planlanan Ilısu’da su tutulması taktir de ise 12 bin yıllık tarihi sular altında bırakacak.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

AOÇ arazisinin satışına yargıdan durdurma kararı

AleviNet

Published

on

Ankara 4’üncü İdare Mahkemesi, Şehir Plancıları Odası’nın açtığı davada, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 5 Eylül günü açık artırma ile satışa çıkarılması planlanan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisi için, “yürütmeyi durdurma” kararı verdi.

Kararın gerekçesinde, AOÇ Müdürlüğünün kuruluş kanunundaki “AOÇ arazileri üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapı yapılamaz” hükmüne atıfta bulunularak yapılan işlemin hukuka açık bir şekilde aykırı olduğu belirtildi.

Mahkeme kararında, “AOÇ’den Gazi Üniversitesine geçen parsellerde konut ve ticaret kullanımını getirecek söz konusu yasal düzenlemeye aykırı işlem tesis edildiği, AOÇ arazisinin halkın ortak kullanımına hizmet edecek şekilde düzenlenmesi gerekirken ranta yönelik bir düzenleme olduğundan kamu yararına uygun olmadığı” ifadesi yer aldı.

Kararda ayrıca, düzenlemenin Atatürk’ün mirasına uygun olmadığı vurgusu yapıldı.

TOKİ’nin 5 Eylül’de AOÇ arazisini satışa çıkarma planlarına tepki gösteren Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, mahkemenin kararına ilişkin olarak “Atatürk Orman Çiftliği arazisi değildir diyen TOKİ’ye bir yanıt da yargıdan” dedi. Candan, mahkeme kararının yazılı olduğu belgeyi Twitter hesabından paylaştı.

TOKİ yalanlamıştı

TOKİ’den 16 Ağustos’ta yapılan açıklamada ise, satışa çıkarılan taşınmazların Atatürk Orman Çiftliği arazisiyle hiçbir ilgisi bulunmadığı savunulmuş, fiziki olarak çok uzakta Çukurambar semtinde olduğu belirtilerek söz konusu iddialar yalanlanmıştı.

Combo Picture Atatürk Forest Farm Ankara TR

Atatürk Orman Çiftliği’nde yıllar içinde yaşanan ağaç kaybı, uydu görüntülerine böyle yansıdı

AOÇ mülkiyetindeki bir kısım arazi Mayıs 1983’te çıkarılan bir yasa ile tıp fakültesi yapılmak üzere kamu yararı gerekçesiyle Gazi Üniversitesi’ne devredilmişti. Bu devir sonrasında TOKİ ile Gazi Üniversitesi bir protokol yapmış ve protokol gereğince Gazi Üniversitesi mülkiyetindeki arazi TOKİ’ye devredilmişti.

Bu devir işleminde hukuksuzluk olduğu 2011 yılındaki Sayıştay raporlarında da belirtilmiş, arazilerin AOÇ’ye iadesi istenmişti. Ancak bugüne kadar bu iade gerçekleşmemişti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/GY,JD

 

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İzmir Barosu’ndan Kanada Başbakanı’na Kaz Dağları mektubu

AleviNet

Published

on

Kanada Barosu, Ontario Barosu, Quebec Barosu, Toronto Avukatlar Örgütü, Ottawa Barosu, Montreal Barosu, Kanada Çevre Hakları Örgütü, İnsan Hakları İçin Kanadalı Avukatlar Örgütü ile başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere mecliste temsil edilen siyasi parti ve temsilcilerine yollanan mektupta Kaz Dağları’nda yaşanan çevre katliamına karşı hem Kanada’da hem de Türkiye’de ortak bir hukuk mücadelesi yapma çağrısı yapıldı.

Çağrı mektubunda, “Sizi, Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.” İfadelerine yer verildi.

Yöre halkı tarafından başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”ne de destek veren İzmir Barosu, Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile ortak çalışmalar yürüterek sağlıklı çevrede yaşama hakkının korunması için her iki ülkede hukuki girişimlerde bulunmayı hedefliyor.

İşte gönderilen mektubun tam metni:

Muhtemelen bilginiz olduğu üzere Kanadalı bir şirket olan Alamos Altıncılık A.Ş. Türkiye’nin batısında yer alan Kaz Dağları bölgesinde üç farklı alanda altın madeni çıkarma hakkını almıştır. Alamos Altıncılık A.Ş. ilk çalışma sahası olarak belirlediği Kirazlı bölgesinde madencilik faaliyetlerine başlamış bulunmaktadır.

Merkezi hükümetin desteğiyle ve devam etmekte olan hukuki sürece rağmen Alamos Altıncılık, bölgedeki çalışmalarını sürdürmektedir. Binlerce insan her gün Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetini protesto ederek toplumun hemen her kesiminden insanların katılımı ile “Su ve Vicdan Nöbeti” adında bir eylem başlatmıştır. Çevre hakları alanında çalışan STK’ler, insan hakları örgütleri, siyasal partiler, barolar ve diğer hukuk kurumları altın madenciliğine karşı Kaz Dağları bölgesinde ve mahkemeler önünde yasal mücadelelerini sürdürmektedir. Alamos altın madeni sahası, antik Truva Kenti’ne yakın bir alanda bulunmakta ve yüzlerce endemik bitki ve hayvanın yaşadığı bir doğal miras olan Kaz Dağları üzerinde geniş bir alanı kaplamaktadır. Halihazırda sadece Kirazlı’da bulunan tek bir maden sahasında 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmektedir. Ancak, altın madenlerinin yaratacağı zararın bundan çok daha büyük olacağı ve tarım arazileri ile tüm bölgenin su havzalarının da geri dönülmez şekilde altın madeni projesinden etkileneceği beklenmektedir.

İzmir Barosu, 10.000 üyesiyle ve Türkiye ile tüm Ege coğrafyasının en eski ve en prestijli resmi hukuk kurumlarından biri olarak 111 yıldır demokrasi ve insan hakları alanında çalışmalarını sürdürmektedir. İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu ile kendisine verilen insan haklarını savunmak görevi uyarınca Kaz Dağları’nda devam etmekte olan büyük çevre hakkı ihlalini durdurmak için üzerine düşen sorumluluğu bir görev olarak üstlenmiştir.

Biz bu vesile ile sizleri Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.

Hukuk ve çevre mücadelemize vereceğiniz katkıları konuşmak üzere sizlerle kısa sürede görüşmeyi dileriz.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Afşin’in Alevi köylerinde orman yangını

editor

Published

on

By

Maraş’ın Afşin ilçesinde Kepez Dağı’ndaki ormanlık alanda yangın çıktı.  Yangın çıkan bölgede Alevi Köyleri bunuluyor.

Alınan bilgiye göre, Kepez Dağı’nın Yazıköy ve Kötüre mahallelerinde kalan bölümünde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Maraş Orman Bölge Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Afşin Belediyesi ekipleri rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüyen yangına 1 helikopter, 6 arazöz, 2 dozer, 2 greyder, 4 su tankı ve ilk müdahale aracı ile çok sayıda orman işçileriyle müdahale etti.

Ekiplerin yaklaşık 5 hektarlık alanda etkili olan yangını söndürmek için havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Söndürme çalışmalarına katılan Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ekiplerin yangının kontrol altına alınması için canla başla çalıştığını dile getirerek kamu kurumlarından da iş makinesi takviyesi istediklerini belirtti.

Pirha’nın edindiği bilgilere göre;

Yangına müdahale edebilecek il ve ilçedeki tüm yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen köy halkı müdahaleye gelen gelen yetkililerin yangını sadece izlemekle yetindiğini vurguladı. Civar köylerden gelen insanların yangına müdahale ettiği ama yetersiz kaldığı dile getirildi.

Yangını söndürmeye gelen itfaiye ekiplerinin orman yolunu dört saat sonra kullanması ve yangın söndürme helikopterinin saatler sonra gelmesinin yangın alanını daha da genişlettiğinin altını çizen çevre köylüler, kimsenin seslerini duymadığını ve telefonlarına çıkmadıklarına dikkat çekti. 2000 yıllık ağaçlarında içerisinde bulunduğu ormanlık alanda birçok canlı ve mezar yerleri de ayrıca zarar gördü.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI