Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Onlarca sanatçıdan daha Hasankeyf bildirisi

AleviNet

Published

on

Tarihi 12 bin yıl önceye giden, birçok istilayı atlatan ve bir açık hava müzesi olan antik ilçe Hasankeyf ile Dicle Vadisi, Dicle nehri üzerine inşa edilen Ilısu Barajı’nın suları altında bırakılması bekleniliyor. Ekoloji hareketleri, Ilısu Barajı’nda 10 Haziran’da su tutulacağı açıklanmasına karşı, son haftalarda yoğun protestolar yaparak, 7 Haziran’da kamuoyuna Hasankeyf için duyarlılık ve ses olma çağrısında bulunup, sosyal medyadan bir çok sanatçının desteğiyle #HasankeyfİçinGeçDeğil kampanyası başlattı. Türkiye başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinden kampanya ya katılan onlarca sanatçı, aydın, siyasetçi ve STK yaptıkları paylaşımlarda Hasankeyf’in sular altında kalmamasını ve Ilısu Baraj projesinin durdurulmasını istedi. Ekoloji hareketleri kampanyaya, Hasankeyf kurtarılana kadar devam edileceği belirtildi. Kampanyaya dünyanın çeşitli bölgelerinden sanatçı ve vatandaştan destek gelmeye devam ediyor.

  ”Zulümdür, cinayettir!”
Aralarında İpek Reçber, Kazım Gündoğan, Füsun Demirel ve Akif Kurtuluş’un da bulunduğu çok sayıda sanatçı ve aydın, “Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ne Sahip Çıkalım!” diyerek çağrısıyla bir bildiri yayınladı. Ilısu Baraj projesiyle sular altında kalması öngörülen Hasankeyf ve Dicle Vadisi için çağrıda bulunan bildiri de, “12 bin yıllık bir uygarlıktır Hasankeyf. Dünya kültürel mirasının bir parçasıdır Hasankeyf. Hasankeyf insanlığın ortak tarihsel, kültürel ve doğal mirasıdır… Ne yazık ki bu antik uygarlık Dicle Vadisini sular altında bırakacak olan Ilısu Baraj Projesi’yle bu kadim Mezopotamya uygarlığı yok edilecek… Benzersiz biyoçeşitliliğiyle, 199 köyün tarihi, kültürü ve sosyal yaşamıyla Vadi ve Hasankeyf yok olacak. Bu doğadaki canlılara; tarihe, kültüre ve sosyal yaşama yönelik bir kırımdır. Zulümdür, cinayettir!” ifadeleri yer verildi.
  Bildiride imzası olan sanatçılar şu şekilde: Kazım Gündoğan (Yapımcı, Araştırmacı,Yazar),Kemal Yalçın ( Arastırmacı,Yazar), Mikail Aslan (Müzisyen), Lale Koçgin (Müzisyen), İpek Reçber (Müzisyen), Kenan Taşkesen (Tiyotrocu, Şair), Ozan Reçber ( Müzisyen), Berivan Canpolat, Erdal Yıldırım ( Araştırmacı,Yazar)Medet Aslan ( Müsizyen), Cemil Koçgiri (Müzisyen), Doğan Çelik (Müzisyen), Füsun Erdoğan (Gazeteci), İlyas Emir ( Eğitimci, Güney Dergisi), Meral Coşkun (Müzisyen), Füsun Demirel ( Yazar, Oyuncu), Nurten Yalnız (Müzisyen), Tülay Yıldırım Ede (Gazeteci), Latife Fegan (Aktivist), Defne Sandalcı (Yazar), Kenan Karabağ (Yazar), Abdullah Nefes (Yazar, Şair), Tunzale Rafiqqızı (Gazeteci), Seyit Soydan (Yazar), Namık Kuyumcu ( Şair, Yazar),Nevzat Oğuz (Şair), Yılmaz Demirel ( Yönetici, Politikacı), Metin Bozdağ (FDG Başkanı) Maris Karaburun, Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak (Muhasebeci), Fadıl Öztürk (Şair, Yazar), Mehmet Çetin (Şair, Yazar), Çetin Yiğenoğlu (Yazar, Gazeteci), Yasemin Göksu (Müzisyen, Aktivis), Mutlu Polat (Oyuncu, Yönetmen), Cafer Aktaş ( Politikacı), Ahmet Önal (Yayıncı, Yazar), Buşra Ersanlı (Akademisyen), Hüseyin Cengiz (Yazar), Pelin Batu (Oyuncu Yazar), Ali Haydar Avcı (Araştırmacı, Yazar), Tuğrul Keskin (Şair, Yazar), Coşkun Şimşekli (Şair), Nermin Bezmen (Yazar), Aydın Şimşek ( Şair, Yazar), Tolga Savacı ( Oyuncu), Cemalettin Zeyrek (Müzisyen), Hamit Demir (Oyuncu), Hasan Öztoprak (Şair, Yazar), Hasan Hüseyin Deveci (Ressam), Turgut Türksoy (Yazar, Yayıncı), Ünal Ersözlü (Şair, Yazar, Gazeteci), Neşe Yaşin ( Şair, Yazar), Erdal Boyoğlu (Yazar), Aziz Tunç ( Yazar), Rose Agum ( Sanatçı), Kenan Araz (Sosyolog, Psychososyal Danışman), Burhan Gündoğan (Şair,Yazar), İpek Bayrak ( Şair), Eyüp Kılıçkaya (Müzisyen), Hasan Hayri Ateş ( Yazar), Ahmet Özer (Akademisyen), Ali Haydar Çavuş (Aktivis), Mahmut Akgül ( Gazeteci), Mehmet Özer ( Sanatçı, Aktivist), Musa Kaplan ( Yazar, Yönetmen), Uğur Biryol ( Yazar), Zeynel Gül ( Gazateci), Emirali Yağan ( Şair, Yazar), Akif Kurtuluş ( Şair, Yazar), Zehra İpşiroğlu ( Akademisyen, Yazar), İsmail Çoban (Görsel Sanatçı), Gülizar Asik ( Aktivist), Halil Zengin ( Aktivist ), Doğan Çelik ( Aktivis), Firaz Demir (Aktivist), Müslüm Sakinç ( Aktivist, Yönetici),İbrahim Bahadır ( Araştırmacı, Yazar),Gamze Cantürk Gürel (Yazar)
 

Kampanya 7 Haziran’da başladı

Ekoloji Birliği ve Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ni sular altında bırakılması planlanan Ilısu Barajı’nda 10 Haziran’da su tutulacağı açıklanmasına karşı 7 Haziran günü saat 20.00’da sosyal medya üzerinden #HasankeyfİçinGeçDeğil hashtag’ı ile kampanya başlattı. Ahmet Ümit, Bahar Feyzan, Barış Atay, Cemîl Koçgiri, Erkan Oğur, Ercan Y Yılmaz, Haluk Levent, Metin Uca, Mikail Aslan, Nazan Kesal, Pınar Aydınlar, Selim Temo ve Şebnem Sönmez’in kamuoyuna Hasankeyf için duyarlılık çağrısında bulunduğu kampanya videosu ise binlerce kes paylaşıldı. Ekoloji hareketlerinin Hasankeyf’in sular altında kalmaması ve Hasankeyf’e ses olmak için yaptığı çağrıya daha sonra bir çok sanatçı, aydın, siyasetçi ve STK’ten de destek geldi. Amberin Zaman, Apolas Lermi, Agah Aydın, Ayşe Berktay, Barbaros Şansal, Belçim Bilgin, Betüş Arım, Ferhat Tunç, Feryal Öney, Hicri İzgören, Orhan Aydın, Pelin Batu, Rustem Batu, Türkan Elçi, Tuncay Akgün, Yavuz Ekinci, Fransız sanatçı Elen Ture, Mazlum Çimen, Melis Aygen, Nurgül Yeşilçay, Nihat Behram, Kardeş Türküler, Sedef Ecer, Şehmus Diken, Zülfü Livaneli, Yaşar Seyman, Yusuf Nazım, Beşiktaş taraftar grubu Çarşı, Doğa Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Samsun Çevre Platformu ( SAMÇEP), Kuzey Ormanları Savunması, Karadeniz İsyandadır, Validebağ Savunması, Taksim Gezi Parkı, İstanbul Kent Savunması, CHP Milletvekillerinden Sezgin Tanrıkulu, Yıldırım Kaya, Burhanettin Bulut, Özkan Yalım, Hüseyin Yıldız, Ali Şeker, eski milletvekillerinden Zeynep Altıok Akatlı, Gülay yedekçi, Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Van, Diyarbakır Büyükşehir ve Batman Belediyesi Eş Başkanları ile HDP’li bir çok milletvekili de yaptıkları paylaşımlarda Ilısu Baraj projesinin durdurulması için çağrıda bulundu.

Su tutma ertelendi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Mart 2019’da Mardin’de yaptığı mitingde Ilısu Barajı’nda 10 Haziranda su tutulacağını açıkladı. Barajın yapımında sorumlu DSİ 16. Bölge Müdürlüğü’nden bir yetkili ile yaptığımız görüşmede ”Su kotasının yüksek olmasından dolayı başka bir tarihe erteledik. Suyun kotası indiğinde kapaklarını kapatacağız. 20-25 gün içinde, belki Haziran yada Temmuz sonu da olabilir” ifadelerinde bulundu. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Ercan Ayboğa ise su tutulmasındaki ertelemeye dair ”Son haftalardaki protesto ve kamuoyu ilgisinin etkili olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

İzmir Barosu’ndan Kanada Başbakanı’na Kaz Dağları mektubu

AleviNet

Published

on

Kanada Barosu, Ontario Barosu, Quebec Barosu, Toronto Avukatlar Örgütü, Ottawa Barosu, Montreal Barosu, Kanada Çevre Hakları Örgütü, İnsan Hakları İçin Kanadalı Avukatlar Örgütü ile başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere mecliste temsil edilen siyasi parti ve temsilcilerine yollanan mektupta Kaz Dağları’nda yaşanan çevre katliamına karşı hem Kanada’da hem de Türkiye’de ortak bir hukuk mücadelesi yapma çağrısı yapıldı.

Çağrı mektubunda, “Sizi, Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.” İfadelerine yer verildi.

Yöre halkı tarafından başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”ne de destek veren İzmir Barosu, Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile ortak çalışmalar yürüterek sağlıklı çevrede yaşama hakkının korunması için her iki ülkede hukuki girişimlerde bulunmayı hedefliyor.

İşte gönderilen mektubun tam metni:

Muhtemelen bilginiz olduğu üzere Kanadalı bir şirket olan Alamos Altıncılık A.Ş. Türkiye’nin batısında yer alan Kaz Dağları bölgesinde üç farklı alanda altın madeni çıkarma hakkını almıştır. Alamos Altıncılık A.Ş. ilk çalışma sahası olarak belirlediği Kirazlı bölgesinde madencilik faaliyetlerine başlamış bulunmaktadır.

Merkezi hükümetin desteğiyle ve devam etmekte olan hukuki sürece rağmen Alamos Altıncılık, bölgedeki çalışmalarını sürdürmektedir. Binlerce insan her gün Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetini protesto ederek toplumun hemen her kesiminden insanların katılımı ile “Su ve Vicdan Nöbeti” adında bir eylem başlatmıştır. Çevre hakları alanında çalışan STK’ler, insan hakları örgütleri, siyasal partiler, barolar ve diğer hukuk kurumları altın madenciliğine karşı Kaz Dağları bölgesinde ve mahkemeler önünde yasal mücadelelerini sürdürmektedir. Alamos altın madeni sahası, antik Truva Kenti’ne yakın bir alanda bulunmakta ve yüzlerce endemik bitki ve hayvanın yaşadığı bir doğal miras olan Kaz Dağları üzerinde geniş bir alanı kaplamaktadır. Halihazırda sadece Kirazlı’da bulunan tek bir maden sahasında 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmektedir. Ancak, altın madenlerinin yaratacağı zararın bundan çok daha büyük olacağı ve tarım arazileri ile tüm bölgenin su havzalarının da geri dönülmez şekilde altın madeni projesinden etkileneceği beklenmektedir.

İzmir Barosu, 10.000 üyesiyle ve Türkiye ile tüm Ege coğrafyasının en eski ve en prestijli resmi hukuk kurumlarından biri olarak 111 yıldır demokrasi ve insan hakları alanında çalışmalarını sürdürmektedir. İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu ile kendisine verilen insan haklarını savunmak görevi uyarınca Kaz Dağları’nda devam etmekte olan büyük çevre hakkı ihlalini durdurmak için üzerine düşen sorumluluğu bir görev olarak üstlenmiştir.

Biz bu vesile ile sizleri Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.

Hukuk ve çevre mücadelemize vereceğiniz katkıları konuşmak üzere sizlerle kısa sürede görüşmeyi dileriz.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Afşin’in Alevi köylerinde orman yangını

editor

Published

on

By

Maraş’ın Afşin ilçesinde Kepez Dağı’ndaki ormanlık alanda yangın çıktı.  Yangın çıkan bölgede Alevi Köyleri bunuluyor.

Alınan bilgiye göre, Kepez Dağı’nın Yazıköy ve Kötüre mahallelerinde kalan bölümünde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Maraş Orman Bölge Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Afşin Belediyesi ekipleri rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüyen yangına 1 helikopter, 6 arazöz, 2 dozer, 2 greyder, 4 su tankı ve ilk müdahale aracı ile çok sayıda orman işçileriyle müdahale etti.

Ekiplerin yaklaşık 5 hektarlık alanda etkili olan yangını söndürmek için havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Söndürme çalışmalarına katılan Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ekiplerin yangının kontrol altına alınması için canla başla çalıştığını dile getirerek kamu kurumlarından da iş makinesi takviyesi istediklerini belirtti.

Pirha’nın edindiği bilgilere göre;

Yangına müdahale edebilecek il ve ilçedeki tüm yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen köy halkı müdahaleye gelen gelen yetkililerin yangını sadece izlemekle yetindiğini vurguladı. Civar köylerden gelen insanların yangına müdahale ettiği ama yetersiz kaldığı dile getirildi.

Yangını söndürmeye gelen itfaiye ekiplerinin orman yolunu dört saat sonra kullanması ve yangın söndürme helikopterinin saatler sonra gelmesinin yangın alanını daha da genişlettiğinin altını çizen çevre köylüler, kimsenin seslerini duymadığını ve telefonlarına çıkmadıklarına dikkat çekti. 2000 yıllık ağaçlarında içerisinde bulunduğu ormanlık alanda birçok canlı ve mezar yerleri de ayrıca zarar gördü.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İklim inkarcılarının sesi medyada daha çok çıkıyor

AleviNet

Published

on

Nature Communications’da yayımlanan bir araştırmaya göre, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna karşı çıkan ‘iklim değişikliği inkarcılarının’ medya üzerinden toplumu etkileme olanakları oldukça fazla.

YÜZDE 50 DAHA FAZLA ALINTILANIYORLAR

2000-2016 yılları arasında yazılı basında çıkan 100 bin haber ve makalenin incelendiği araştırma kapsamında dünya çapında tanınmış iklim uzmanları, iklim inkarcısı uzmanlar, iş insanları ile politikacıların basında ne kadar yer aldığına bakıldı. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlar ise, küresel ısınmaya yönelik her yıl yayınlanan yüzlerce araştırmaya rağmen neden sessiz kalındığını izah eder nitelikte.

Buna göre, insan kaynaklı küresel ısınmanın iklimsel değişikliklerine yol açtığını kanıtlayan bilim insanları iklim inkarcılarından daha az medyada yer bulabiliyor. İklim değişikliği inkarcısı politikacı, iş insanı veya bilim insanları yüzde 49 daha fazla basında yer alıyorlar.

EN DUYARLI MEDYADA BİLE İNKARCILAR ÖNDE

Küresel ısınmaya karşı daha duyarlı oldukları bilinen gazetelerin dahi iklim değişikliği inkarcılarına daha fazla yer ayırması, araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri olarak dikkat çekiyor.

New York Times, The Guardian veya Wall Street Journal gibi gazetelerde iklim inkarcılarından daha fazla alıntı yapıldığı sonucu ortaya çıktı.

Araştırmaya dair makalede, siyasetçi veya iş insanlarının bilim ve siyaset dünyasında ciddi oranda bir ‘karşıt ses’ oluşturmayı başardıklarının altı çizildi.

Küresel ısınmanın ilk ölçümlerin yapıldığı 1880 yılına oranla 1 dereceyi aştığı biliniyor. Yapılan birçok araştırma, aşırı tüketim, fosil enerjilerin kullanımı ve tarımsal faaliyetler başta olmak üzere insan kaynaklı aktivitelerin atmosfere salınan sera etkili gazları arttırdığı ve bunun sonucu olarak yeryüzü sıcaklığının artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Küresel ısınmanın 2 dereceyi aşması halinde dünyada birçk iklimsel felaketin meydana geleceği ve yüz milyonlarca insanın doğrudan etkileneceği tahmin ediliyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI