Connect with us

.

Politika

İmamoğlu’ndan işsizliğe ve uyuşturucuya karşı mücadele sözü

AleviNet

Published

on

İstanbul halkının oyları ile İBB Başkanı seçilen ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun tartışmalı kararı ile mazbatası geri alınan Ekrem İmamoğlu, muhtarlar ile bir araya geldi. İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada genç işsizliğinin çok yüksek olduğuna dikkat çekerek, işsizliğe karşı mücadele sözü verdi. Uyuşturucu bağımlılığının da İstanbul’un en önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden İmamoğlu, “Gençleri madde bağımlılığında kurtarmak zorundayız” dedi.

İŞSİZLİĞE VE UYUŞTURUCUYA KARŞI MÜCADELE SÖZÜ

İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

İsrafı bu şehrin damarlarından söküp atacağız. Sizin aldığınız oylar ne kadar helalse benim ki de o kadar helal. Belediye ne yapacaksa sizin haberiniz olacak bir sistemi hayata geçireceğiz. Bunu size taahhüt ediyoruz. Herkesin söz sahibi olacağı mahalle meclislerini kuracağız. Dayanışmayı, birlikte iş yapabilme kültürünü yeniden hayata geçireceğiz. Ben bu şehri barıştırmaya geldim. Türkiye tarihinde 7 aylık seçim kampanyasını da bize yaşattılar. Sizlerin derinden yaşadığınızı düşündüğüm sorunun yoksulluk, uyuşturucu bağımlılığı olduğunun farkındayım. Yoksullukla en etkin mücadelenin istihdam olduğunun farkındayız. Özellikle gençlerimizin işsizlik sorunuyla baş etmeye öncelik vereceğiz. Türkiye son 30 yılın en yüksek seviyeli işsizlik oranına sahip. Her 3 gencin birisi işsiz. Açlık ve yoksulluğun kesin çözümü için işsizliği yenmek zorundayız. Birileri gibi bu sorun belediye başkanının sorunu değil demeyeceğiz. İş imkanı yaratacağız. Ev kadınlarına yönelik istihdam yaratacağız. Ne mutlu ki bütün sorunlar artık siyasetin temel konusu olmaya başladı. Onların gözü binaları, köprüleri görüyordu, ben olara 16 milyon İstanbulluyu hatırlattım. Kendimle gurur duyuyorum. Gençleri madde bağımlılığında kurtarmak zorundayız.

MÜLTECİ SORUNU

Mülteci sorunu yanlış yönetildi. Savaştan kaçmış insanların yanlız bırakılması elbette isteyeceğimiz bir şey değil. Malesef İBB’nin bu konuda ne bir sözü ne de kalıcı bir eylemi olmuştur. Hızlıca mültecilere yönelik aktif bir birim kuracağız. Öncelikle ayrıntılı bir envanter çıkaracağız. Sorunlardan kaçmayacağız. Sorunların çözümü için maksimum önlemler alacağız. Konuyu uluslararası düzleme taşıyacağız. Bu bizim konumuz değil demeyeceğiz. Her konunun muhatabıyız. 16 milyon İstanbul’u yönetiyoruz. Göçmenlerin kendi memleketlerine dönmesinin sağlanması gerekir. Huzur ve barış için göçmenlerin yaşamlarını kendi vatanlarında sağlamasının yolu çizilmelidir.

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentsel dönüşümde aktif rol üstlenecek olan KİPTAŞ ile birlikte, milletin malına göz dikmeden sağlıklı kentler oluşturmaya çalışacağız. Vatandaşlarımız proje fesh edilir, evsiz kalırım korkusu yaşamayacak. Ben kentsel dönüşümde insanların nasıl mağdur edildiğini çok iyi biliyorum. Biz bu işi milli bir mesele olarak ele alacağız. Bu işin bir can güvenliği boyutu var, bir de ekonomik boyutu. Biz bu işi siz muhtarlarımızla birlikte çözeceğiz.

“23 HAZİRAN’DAN SONRA HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK”

Bu süreci yaşamak istemezdim. Bu sürecin en büyük şahidi sizlerdiniz. O sandık kurullarını en iyi siz tanıyorsunuz. Allah aşkına, o zarftan çıkan muhtarların, meclis üyelerinin, ilçe belediye başkanlarının hepsi pırıl pırıldı, tek sorun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Bir avuç kibirli insan belediye başkanlığının milletin malı olduğunu unuttular. İnanıyorum ki önümüzdeki hafta, sizleri bu ülkenin asil demokrasi unsuru kabul ederek, çok daha mutlu bir İstanbul için birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Az kaldı. İBB ile vatandaş arasındaki en sağlam köprülerden biri sizler olacaksınız. Sizlere söz veriyorum ki 23 Haziran’dan sonra her şey çok güzel olacak!

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading

Politika

Taşçıer: Kürt sorunu çözülmeden kimse hakkını kullanamaz

AleviNet

Published

on

Mardin’de kayyum gasplarına karşı 29 gündür süren Demokrasi Nöbeti, HDP binası önünde devam etti. Eylemlerini Karayolları Parkı’nda yapmak isteyen HDP’lilere polislerce yine engel olunurken, zırhlı araç, gözaltı otobüsleri ve çevik kuvvet polisleri ile abluka altında tutulan il binası önünde oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminin ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer açıklama yaptı.

YÜZ YILLIK İNKÂRA DİKKAT ÇEKİLDİ

Taşçıer, “Sadece bugün Kürt halkının iradesine kayyum atanmıyor. Tarihsel olarak baktığımızda 1924 yılında Türkiye’nin yeni Anayasası yapıldığında da Kürt halkı yok sayıldı. Bu da Kürt halkının iradesinin yok sayılmasıydı. Ardından yapılan değişikliklerde de Kürt halkının iradesi yok sayılmaya, Kürt halkı inkâr edilemeye bugüne kadar devam etti” dedi. Kürtlerin haklarını talep ettiklerini ve her dönem baskı ile karşılaştıklarını dile getiren Taşçıer, Şeyh Sait ve arkadaşlarının İstiklal Mahkemelerince idam edilmesini hatırlattı.

‘HER ŞEYDEN ÖNCE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ’

Taşçıer, 31 Mart seçimlerine de değinerek, önceki dönem yapılan kayyum atamalarına rağmen halkın tercihini yine HDP’den yana yaptığını söyledi. HDP Milletvekili İmam Taşçıer, AKP-MHP’ye “Ne olursa olsun, bu halk size destek vermeyecek” derken, şunları da söyledi: “Kürt sorununu çözmek adına bir adım atılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülene kadar Türkiye’de Kürt halkının da Türk halkının da haklarını kullanması mümkün değil. Demokrasi de Türkiye’de hayat bulamayacak. Öncelikle Kürt sorunu çözülecek, ondan sonra hep birlikte çalışabileceğiz, kendimizi yönetebileceğiz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI