Connect with us

.

Politika

Bahçeli: İzlememe tercihimin haklı olduğu ortaya çıktı

AleviNet

Published

on

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 23 Haziran’da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için açıklama yaptı. Bahçeli, “İstanbul’un ehline emaneti için 23 Haziran dönüm noktasıdır. İstanbul’u uçuruma çekmek için kuyruğa giren iç ve dış mihraklara karşı 23 Haziran vatan ve millet sevdasıyla mühürlenmiş cevap olmalıdır” dedi.

Bahçeli, Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki ortak yayına ilişkin çıkan iddiaları da değerlendirerek, “16 Haziran öncesinde, CHP adayı ile sözde gazetecinin otel buluşması kesinlikle iyi niyetle izah edilemeyecektir. Elbette ayinesi iş olanın lafına bakılmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

‘TARİHİMİZİN HEM KRİTİK HEM DE STRATEJİK KARAR ANLARINDAN BİRİSİNİ İFADE ETMEKTEDİR’

– 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçimi siyasi ve demokrasi tarihimizin hem kritik hem de stratejik karar anlarından birisini ihata ve ifade etmektedir. İstanbul’da yaşayan her insanımız müstesna ve müreffeh bir geleceği inşa ve ihya etmek maksadıyla sandık başına gidecektir. Temennimiz ve beklentimiz oy kullanma hakkına sahip bütün kardeşlerimizin ahlaki, hukuki ve vicdani görevlerini temin amacıyla anayasal ve vatandaşlık görevlerini ifa ve icra etmeleridir. 23 Haziran’da seçime katılımın yüksek olması amacıyla demokratik sorumluluk mutlaka yerine getirilmelidir.

– İstanbul’un ufkunu perdelemek, önünü kesmek, tarihsel sürekliliğini engellemek için pusuda bekleyen, hatta punduna getirip fethin mirasını yağmalama hedefi taşıyan karanlık odaklara izin ve icazet asla verilmemelidir. İstanbul’da yaşayan her vatandaşımızdan dileğimiz, hangi şart ve durumda olurlarsa olsunlar sandığa giderek Türk ve İslam’ın simge ve şeref nişanesi kentimize sahip çıkmalarıdır.

‘FETÖ VE PKK’NIN TERTİP VE KİRLİ SENARYOLARIN MAHVI VE MAĞLUBİYETİ SAĞLANMALIDIR’

– Adaletin tecellisi, hakkın tezahürü, hakkaniyetin ve haysiyetin tahkimi, hepsinden mühimi parlak ve umut dolu bir istikbalin tescili için İstanbullu kardeşlerimizin iradelerini kullanmaları ertelenemez değer ve önemdedir. 23 Haziran’da yalan siyaseti, istismar ve inkar emelleri bizzat milli iradenin müdahale ve mücadelesiyle çok net biçimde mahkum edilmelidir. 23 Haziran’da FETÖ ve PKK’nın tertip ve kirli senaryoların mahvı ve mağlubiyeti sağlanmalıdır.

‘BÜTÜN ŞER HESAPLARIN ZEHİRLİ OKLARI İSTANBUL’UMUZU İŞARET ETMEKTEDİR’

– İstanbul bir büyükşehirden daha fazlasıdır. İstanbul medeniyetimizin beşiği, müftehir milli vicdanın onur eşiği, mihnet ve musibetlere meydan okuyan fazilet şehridir. Aynı zamanda bağımsızlığımızın, bekamızın ve birlikte yaşama inancımızın nişanesi olmakla birlikte nigehbanı, nefaset zirvesidir. Bu nedenle 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçimi ülke gündemiyle birlikte dünya gündeminin başköşesindedir. Bütün şer hesapların zehirli okları İstanbul’umuzu işaret etmektedir. Hesap yapanlarla tuzak kuranlar ortadadır.

– Bir yanda yabancıların gözetim ve denetimindeki proje isim duruyorken, diğer yanda projeci vasfıyla sivrilen devlet ve siyaset adamı Sayın Binali Yıldırım vardır ve bilinmektedir. Geldiğimiz bu aşamada CHP adayının maskesi düşmüş, aldatma ve yalanla makyajladığı gerçek yüzü ortaya çıkmış, deşifre olmuştur. Özellikle, 16 Haziran 2019 Pazar günü televizyon ekranlarında sahnelenen tartışma programının öncesi ve sonrasında tetiklenen ve tırmandırılan bayağı tartışmalar, ibretlik gelişmeler, ayak oyunları, dalavereler aslında İstanbul’un nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gözler önüne sermiştir.

Hatırlanacağı üzere, taraflı, yanlı ve bir maksada hizmetkârlığı malum ve matuf olan sözde gazetecinin sunucu olduğu mezkûr tartışma programını izlememe kararımı daha önce kamuoyuyla paylaşmıştım. Gerçekten de bu tercihimin ne kadar haklı olduğu teyit edilmekle kalmamış, skandallar zincirinin kumpasla imal edilmiş halkaları birer birer açığa çıkmıştır.

‘İYİ NİYETLE İZAH EDİLEMEYECEKTİR’

– Sayın Binali Yıldırım’ın, malum tartışma programı öncesi soruları aldığı iddiasının kuyruklu yalan çıkmasından sonra, bu defa da otel lobilerinde gizli kapaklı yapılan temas ve taktik alışverişini esas alan sinsi görüşmenin ifade edildiği gibi 2-3 dakika değil, 46 dakikayla sabit olduğu anlaşılmıştır. 16 Haziran öncesinde, CHP adayı ile sözde gazetecinin otel buluşması kesinlikle iyi niyetle izah edilemeyecektir. Elbette ayinesi iş olanın lafına bakılmayacaktır.

– Yayın çizgisi mahsurlu ve marazi olan bir kanalın sunucusu olan sözde gazetecinin yandaşlık ve candaşlık damarının kabarması, hazırladığı sorular üzerinde CHP adayıyla birlikte hararetle çalışması, suiistimale kapı açıp gayri ahlaki ve etik dışı bir ilkesizliğe savrulması vicdan sahibi hiçbir vatan evladının gözünden kaçmamıştır. Esasen bu durum bizim içim sürpriz ve şaşırtıcı olmamıştır. Testide ne varsa dışarı o sızmıştır. Meşum niyetle menhus eylem kısa sürede örtüşmüştür. Devletin valisine küfür ve hakaret eden, vatandaşlarımıza nezaketsiz ve saygısız bir şekilde sataşan, sabırlı görünüp adeta öfke nöbetleri geçiren CHP adayının şanzımanı dağılmış, ipliği pazara çıkmıştır.

– Böylesi bir zihniyetin her şey çok güzel olacak demesi ise yalnızca kandırma, riyakarlık ve saptırmadır. Bütün gelişmeler İstanbullu kardeşlerimin gözü önünde vasat ve varlık bulmaktadır. Hiçbir hazırlığı olmayan, hiçbir projesi görülmeyen, hizmeti hezimet olarak algılayıp macera ve masaldan başka bir hikayesi okunmayan şahsın sadece zaman kaybı, emek ve demokrasi israfı olduğu barizdir, bellidir.

– İstanbul’un ehline emaneti için 23 Haziran dönüm noktasıdır. İstanbul’u uçuruma çekmek için kuyruğa giren iç ve dış mihraklara karşı 23 Haziran vatan ve millet sevdasıyla mühürlenmiş cevap olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olması hususunda samimi, inançlı ve heyecanlı bir mücadele yürütmektedir. Bizim mitilimizin derdine düşenler, mitilin de, milli beka ve birlik ruhunun da çırpına çırpına altında kalmışlardır. İstanbul’da bir gece kalıp döndüğümüzü söyleyen sahtekarlara sevdamızın bir gecelik değil ömürlük olduğunu ikazla bildirmek, küçük akıllarıyla, dönek şahsiyetleriyle, çürük siyasetleriyle mesafe alamayacaklarını, bizimle de boy ölçüşemeyeceklerini söylemek isterim.

– 23 Haziran yalan kaybedecek, doğruluk kazanacaktır. 23 Haziran’da İstanbul’u düşürmek isteyen husumet ve hıyanet cephesi kaybedecek, fetih ruhu, fetih namusu, Türk ve İslam’ın emanetleri kazanacaktır. Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı 23 Haziran’da başarılı olacaktır. İstanbullu kardeşlerim iradelerine koyulmak istenen ipotekleri reddeceklerdir. 23 Haziran’da umut, huzur, beka, birlik ve dirlik açık ara farkla öne geçecek, İstanbul ehliyle ve emanete sahip çıkıp yükseltecek şehreminiyle kavuşup kucaklaşacaktır.

-Bu vesileyle İstanbul’da yaşayan her vatandaşıma en kalbi selamlarımla birlikte şükranlarımı sunuyorum. 23 Haziran seçiminin ülkemize, milletimize, İstanbul’umuza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Zilletin değil bin yıllık kardeşlik hukukuyla harcı karılan Türk milletinin kutlu bir neticeyle iç ve dış sorunlarla boğuşan Türkiye’mize muazzam bir destek vereceği, istiklal ve istikbal haklarına sahip çıkacağı inancındayım. Allah bizleri mahcup etmesin diyorum.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading

Politika

Taşçıer: Kürt sorunu çözülmeden kimse hakkını kullanamaz

AleviNet

Published

on

Mardin’de kayyum gasplarına karşı 29 gündür süren Demokrasi Nöbeti, HDP binası önünde devam etti. Eylemlerini Karayolları Parkı’nda yapmak isteyen HDP’lilere polislerce yine engel olunurken, zırhlı araç, gözaltı otobüsleri ve çevik kuvvet polisleri ile abluka altında tutulan il binası önünde oturma eylemi yapıldı. Oturma eyleminin ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer açıklama yaptı.

YÜZ YILLIK İNKÂRA DİKKAT ÇEKİLDİ

Taşçıer, “Sadece bugün Kürt halkının iradesine kayyum atanmıyor. Tarihsel olarak baktığımızda 1924 yılında Türkiye’nin yeni Anayasası yapıldığında da Kürt halkı yok sayıldı. Bu da Kürt halkının iradesinin yok sayılmasıydı. Ardından yapılan değişikliklerde de Kürt halkının iradesi yok sayılmaya, Kürt halkı inkâr edilemeye bugüne kadar devam etti” dedi. Kürtlerin haklarını talep ettiklerini ve her dönem baskı ile karşılaştıklarını dile getiren Taşçıer, Şeyh Sait ve arkadaşlarının İstiklal Mahkemelerince idam edilmesini hatırlattı.

‘HER ŞEYDEN ÖNCE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ’

Taşçıer, 31 Mart seçimlerine de değinerek, önceki dönem yapılan kayyum atamalarına rağmen halkın tercihini yine HDP’den yana yaptığını söyledi. HDP Milletvekili İmam Taşçıer, AKP-MHP’ye “Ne olursa olsun, bu halk size destek vermeyecek” derken, şunları da söyledi: “Kürt sorununu çözmek adına bir adım atılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülene kadar Türkiye’de Kürt halkının da Türk halkının da haklarını kullanması mümkün değil. Demokrasi de Türkiye’de hayat bulamayacak. Öncelikle Kürt sorunu çözülecek, ondan sonra hep birlikte çalışabileceğiz, kendimizi yönetebileceğiz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI