Connect with us

.

Dünya

Nxivm: Seks tarikatı davası ve yıllarca silikleşen kimlikler

AleviNet

Published

on

New York’ta Brooklyn’de Federal Mahkeme binasının 3 numaralı salonunda görülen, sanık koltuğunda Nxivm tarikatinin lideri Keith Raniere’in bir başına oturduğu, mağdurların haftalardır her gün nefes nefese takip ettiği, dünyanın en garip davalarından biri olarak tarihe geçen seks tarikatı davası yedinci haftasında sona erdi.

Altı hafta boyunca tanıkların anlattıklarını dinleyen jürinin aldığı notlara defterler yetmedi.

Savcılığın kanıt olarak sunduğu belgelere, fotoğraflara bakmak, tanık sandalyesine oturan herkesin itirafları sırasında dakikalarca gözyaşı dökerek anlattıklarını dinlemek, az ötede oturan, yıllarca taptıkları şimdi bir “şeytan” olduğunu söyledikleri eski liderleriyle vedalaşmalarını seyretmek, “Hepiniz benim kölemsiniz, ben sizin sahibinizim” diyerek kadınları korkuyla, şantajla yönettiği 17 yıllık hesaplaşmanın bitişini görmek kimse için kolay olmadı.

Tanıklar dinlendi. Kapanış konuşmaları yapıldı.

ReutersKeith Raniere’in avukatları Marc Agnifilo ve Paul DerOhennesian

Savcılık, Nxivm’in lideri Keith Rainiere’in öncelikle kadınları köleleştirme sisteminin kurucusu, bir dolandırıcı, bir sahtekâr olduğunun altını ısrarla çizerken, savunma avukatları tüm bunların karşılıklı rızayla yaşandığını, mide bulandırıcı zevkleri olan bir adamın sadece mide bulandırıcı olduğunu ama suçlu ilan edilemeyeceğini öne sürdü.

Ve hatta sanık sandalyesinde oturan liderin iyi niyetinin kurbanı olduğunu, kadınlar için bir kız kardeşlik ortamı yarattığını söyleyecek kadar da ileri gitti. Jüri odaya girdi. Karar beklenmeye başladı.

Ve çok kısa bir süre sonra odadan “Kararımızı verdik” açıklaması geldi. Belli ki jürinin de artık dayanacak gücü kalmamıştı. 12 kişilik heyet, Nxvium iderini tüm unsurlardan suçlu bulduğunu açıkladı. “Guilty” (Suçlu) açıklaması yedi kez duyuldu ve lider ömür boyu hapse mahkûm oldu.

Reuters

Aslında dava yedi hafta sürse de havada yüzlerce soru işareti asılı kaldı, sorulan soruların çoğu cevap bulamadı.

Lider ifade vermedi

Nxivm’in lideri ifade vermeyeceğini açıklayınca, hikâyenin karanlık tarafı aydınlanamadı.

Kendini dünyanın en zeki üç insanından biri olarak tarif eden, “Dünyayı pisliklerden arındıracağım” diye yola çıkıp tarikatını köle fabrikasına döndüren lider Keith Raniere söz alsaydı, tüm bu yaşananları bir de kendi cephesinden anlatsaydı, dünyayı nasıl kurtaracağının detaylarını paylaşsaydı, kadınları güçlendireceğini iddia eden bir yapının lideri olarak niye kendini konumlandırdığını söyleseydi, IQ’sunun 240 olduğunu iddia eden adam zeka kırpıntılarından biraz da jüriye bahsetseydi, jüriyi ikna edip paçayı kurtarabilir miydi? Sanmıyorum.

Dinleyici sıralarında oturan, bu hatayı nasıl yaptıklarını belki de ömürleri boyunca düşünecek olan kadınlar bu sabah başka bir sabaha uyandılar.

Artık ne tehdit edilecekleri dosyalar kaldı ortada, ne de o fotoğraflar, belgeler bir daha ortaya saçılacak.

Zira bu davada en büyük yük onların üzerindeydi. Haftalarca bir mahkeme salonunda tüm mahremleri ortaya döküldü.

Kendilerini öncelikli sanıp sonra sonra hayatlarını mahvedecek bir haremin kölesi olduklarını anladıklarını, tarikattaki hiyerarşinin yıkıcı baskısından kaçıp kurtulamadıklarını anlatmaları kolay olmadı.

Yıllarca silikleşen kimlikler

Yıllarca kimlikleri silikleşen, kendilerine ne söylense onu yapmak zorunda kalan, aşk sandıkları derin tutkunun aslında cinsel saldırı olduğunu çok sonra anlayan yüzlerce kadının iyileşmesi de kolay olmayacak.

Muhtemelen jüri de günlerce önlerine kanıt olarak sunulan, sapkınlık seviyesi hayli yüksek fotoğrafları, “Eğlenmek için sipariş ediyorduk, ne var bunda?” denilen ve cinsel ilişki sırasında kullanması zorunlu deriden köpek maskelerini, demirden seks kafeslerini, kadınların boyunlarına takılan tasmaları, liderin çocuk denecek yaştaki kızlarla cinsel ilişkiye girip, onları bir bodrum katında yıllarca alıkoymasını uzun bir süre zihinlerinden silemeyecekler.

Getty ImagesSmallville dizinin oyuncularından Allison Mack tarikattaki ünlü isimlerden biriydi.

Kızı India’yı tarikattan kurtarması yıllarını alan Hanedan dizisinin yıldızlarından aktrist Catherine Oxenberg, “Dünya bir pislikten kurtuldu, bundan sonra hiçbir kadın aynı duruma düşmeyecek” derken, yıllarca liderin sevgilisi olan, defalarca tecavüze uğrayan, tehditlerinden hayatı zindana dönen Toni Natalie de mahkemeye çizgili gömleğini bilhassa giydiğini, Keith’in çizgili hapishane üniformasıyla dolaşacağı günleri kutladığını söylüyordu.

Ceza 25 Eylül’de açıklanacak

“Dünyayı ben kurtaracağım” diyen bu atanamayan Superman’in, Nxivm saadet zincirinin en kilit isminin, dünyada kurulan garip tarikatların sonuncusu olmayacağı çok aşikar olsa da en acayiplerinden birinin hikayesi sona erdi.

Rainiere’in alacağı ceza ve ömrünün bundan sonrasını geçireceği hapishane 25 Eylül tarihinde yine aynı duruşma salonunda yargıç Nicholas Garaufis tarafından açıklanacak.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Afganistan’da Cumhurbaşkanı’nın mitingine intihar saldırısı

AleviNet

Published

on

Afganistan’ın doğusundaki Parvan vilayetinde Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin seçim mitingi yaptığı alan yakınlarında intihar saldırısı düzenlendi. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Nasrat Rahimi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada saldırganın, motosiklete yerleştirdiği bombayı, Parvan vilayetinin Cengel Bağ bölgesinde miting için toplanan kalabalığın yakınında patlattığını söyledi.

Yapılan açıklamada Cumhurbaşkanının herhangi bir yara almadığı belirtildi.

Reuters haber ajansı, patlamada en az 30 kişinin öldüğünü, 45 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Parvan Hastanesi Başhekimi Kasım Sengin de yaptığı açıklamada, patlama sonrası  tedavi altına alınanlar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu belirtti.

İkinci saldırı Kabil’de

Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin katıldığı seçim mitingi yakınlarında düzenlenen saldırıdan hemen sonra Kabil’de de bir patlama oldu. Polis yetkilileri ilk belirlemelere göre altı kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Patlamanın ABD Büyükelçiliği yakınlarında meydana geldiği belirtildi. 

Taliban yayınladığı açıklamada her iki saldırıyı da üstlendiğini duyurdu.

Taliban ülkede 28 Eylül’de yapılacak seçimleri boykot etme çağrısında bulunarak, şiddet kullanma tehdidinde bulunmuştu. Taliban, düzenlenebilecek saldırılarda hedef olmamak için halka seçim mitinglerinden uzak durma çağrısı yapmıştı.

AFP, Reuters,dpa/MK,JD

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Dünya

İsrail’de halk sandık başında

AleviNet

Published

on

İsrail’de yaklaşık 6 milyon 400 bin seçmen 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’in yeni üyelerini seçmek üzere bugün sandık başına gidiyor. Erken genel seçimler için TSİ ile 07.00’da başlayan oy verme işlemleri saat 22.00’da sona erecek. Seçmenler, farklı partilerin oluşturduğu 30 liste arasından seçim yapacak. Bu partilerin üçte birinin yüzde 3,25 seçim barajını aşarak parlamentoya girmesi bekleniyor. 

Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı’nın oyları başa baş

Kamuoyu yoklamaları Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı’nın seçimi başabaş tamamlayacağını gösteriyor. Evimiz İsrail (İsrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman’ın ise vereceği destek ile hangi partinin hükümeti kuracağı konusunda belirleyici bir rol oynayacağı tahmin ediliyor. 

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Benny Gantz ve Benyamin Netanyahu

Milliyetçi çizgideki Lieberman, erken seçimler öncesinde Likud ve Mavi-Beyaz İttifakı’nın oluşturacağı büyük koalisyondan yana olduğunu gösteren açıklamalarda bulunmuştu. Gantz ise Netanyahu başbakanlığı üstlenmediği takdirde, Likud ile koalisyona gidebileceklerinin sinyalini vermişti. Seçimler sonrasında Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in en çok oyu alan partiye hükümeti kurma görevi vermesi öngörülüyor. 

İsrail’de Nisan ayında yapılan genel seçimler sonrasında en yüksek oyu alan Netanyahu yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmiş, ancak sağcı ve dindar partilerin katılımı ile koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olmuştu. Nisan seçimleri sonrasında Netanyahu’ya destek veren eski Savunma Bakanı Lieberman’ın Ultra-Ortodoks erkeklerin de zorunlu askeri hizmeti yapması yönündeki talebi Ultra-Ortodoks partiler tarafından reddedilmiş, hükümetin  kurulamaması üzerine de parlamento kendini feshetmişti. 

Filistin açısından durum

Ülkenin ve halkın güvenliğine yönelik tutumları açısından Likud ile Mavi-Beyaz İttifakı arasında büyük bir fark bulunmadığı için, seçim sonuçlarının Filistin konusunda değişiklik yaratması beklenmiyor. Bu nedenle de Filistinle barış sürecinin yakın bir gelecekte canlandırılması ihtimal dışı olarak görülüyor. 

AFP,dpa/JD,SÖ
© Deutsche Welle Türkçe 

Continue Reading

Dünya

Êfrîn’deki etnik temizlik BM oturumlarında

AleviNet

Published

on

9 Eylül’de Cenevre Birleşmiş Milletler (BM) Ofisinde başlayan BM İnsan Hakları Konseyi 42. İnsan Hakları Oturumları, ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri üzerine yapılan tartışmalarla devam ediyor. Oturumlarda söz alan sivil toplum kuruluşlarından Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltildi.

‘TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI YOK’

Oturumlarda Halklar Arasında Dayanışma ve Irkçılık Karşı Hareket (MRAP) adına yapılan konuşmada 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan askeri darbe girişiminin ardından Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dikkat çekildi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırıldığının ifade edildiği konuşmada, terörle mücadele adı altında başta Kürtler olmak üzere binlerce insanın tutuklandığına vurgu yapıldı.

MRAP temsilcisi “Diyarbakır, Van ve Mardin Büyük Şehir Belediye Başkanları görevden alınıp yerine kayyumlar atandı ve bine yakın Kürt vatandaş tutuklandı” dedi.

Türkiye’de yargı bağımsızlığının işlemediğini kaydeden temsilci, son olarak, konudan sorumlu BM özel raportöründen Türkiye’deki hakimlerin ve avukatların bağımsızlığı konusunda bir çalışma içerisine girmesini istedi.

‘ULUSLARARASI TOPLUMUN SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ’

Yine oturumlarda African Agency for Integrated Development (AAID) adlı sivil toplum kuruluşu adına söz alan Thoreau Redcrow ise Türk devleti ve himayesindeki çetelerin işgali altında bulunan Êfrîn’de yaşananlara dikkat çekti.

“Êfrîn hala Türk devleti ve ona bağlı silahlı grupların ağır işgali altında kalmaya devam ediyor” diyen Redcrow, uluslararası toplumun bu işgale karşı sessiz kalmaya devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Redcrow, “Erdoğan ve hükümetine karşı hiçbir uluslararası baskı olmadığından kaynaklı, Türk ordusu ve müttefiki olan askeri gruplar Êfrîn’in Kürt nüfusu üzerindeki baskı, şiddet ve kültürel yıkım çalışmalarını sürdürüyor. Êfrîn’de yaşayan Kürtler keyfi olarak tutuklama ve işkenceye maruz kalıyor. Şehir etrafına duvar örmek için mahalleler yıkılıyor” diye ekledi.

‘ETNİK TEMİZLİK YAPILIYOR’

“Êfrîn’de yaşayan Kürtlerin evlerine ve toprağına zorla el konulduğu gibi şeriat vergileri vermeye zorlanıyor” diyen Redcrow, Êfrîn’deki zeytinlik alanların nasıl yok edildiğine ve zeytinlerin nasıl Avrupa’ya satıldığına dikkat çekti.

Êfrîn’de demografik yapının değiştirildiğini ve kültürel mirasın yok edildiğini söyleyen Redcrow, “Êfrîn’de etnik temizlik yapılıyor. Eğitim sistemi olduğu gibi sokak isimleri de Türkçe olarak değiştiriliyor. Kürtlerin kültürel eserleri tahrip ediliyor, mezarları yıkılıyor. Bölgedeki tarihi eserler çalınıp daha sonra yasadışı yollarla Türkiye’deki müzelere satılıyor” diye konuştu.

Yüz binlerce Êfrînlinin Türk devlet teröründen kaçmak zorunda kaldığını kaydeden Redceow, “Êfrîn’deki işgale sessiz kalınmaması gerekir. Bu konseyin insan haklarını savunmak için ahlaki bir görevi var” ifadelerini kullandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI