Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının davası başlıyor. 4 TCDD görevlisi yargılanacak

AleviNet

Published

on

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan haklarında kamu davası açılan TCDD görevlisi 4 sanık, çarşamba günü hakim karşısına çıkacak.

“Kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu” bulunan TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demir Yolu Bakım Müdürlüğü Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, Çerkezköy 143 Yol Bakım Şefliği Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım ve Hat Bakım Onarım Memuru Celaleddin Çabuk, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul eden Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince 3 Temmuz Çarşamba günü yargılanmaya başlayacak.

Cumhuriyet Savcısı Galip Yılmaz Özkurşun tarafından hazırlanan iddianamede, kazanın ray ve traverslerin altındaki menfezin üst tarafında bulunan balast ve dolgu zeminin boşalması ve hareket halindeki lokomotifin ağırlığı ile altı boş rayların esnemesi ve açılması, 2’nci vagondan itibaren dizinin devrilerek sürüklenmesi neticesinde gerçekleştiği belirtilmişti.

Ayrıca iddianamede, askıda kalan travers ile hat dolgusu arasındaki kot farkının 65 ila 104 santimetre arasında değiştiği, altı boşalan kesimde sadece dolgu zeminin kaldığı bilgisine yer verilmişti.

Trenin raydan çıkmaya başladığı noktanın sehimli bölgeden hemen sonra olduğunun anlatıldığı iddianamede, şu ifadelere yer verilmişti:

“Balast tabakasının mansap tarafına taşındığı ve hatta uzun mesafelere taşındığı, menfez içinden su akışının devam ettiği, tıkalı olmadığı, yapısal bir hasar oluşmadığı, boşlukta kalan çerçevede yapıda rayda ve traverste bir hasar meydana gelmediği, kırılma olmadığı, askıda kalan çerçevenin tam menfez üzerinde olmadığı, memba tarafına doğru bakıldığında sol tarafında kaldığı, boşlukta kalan çerçevenin son traversin de rayda düşey doğrultuda kalıcı bir sehimin oluştuğu, trenin raydan çıkmaya başladığı noktanın sehimli bölgeden hemen sonra olduğu, menfezin 1,5 metre genişliğinde 2 metre yüksekliğinde ve kargir yapıda olduğu, muhtemelen İstanbul-Edirne hattının imal edildiği 1873 yılında yapıldığı, yani yaklaşık 145 yıllık olduğu anlaşılmıştır.”

İddianamede, TCDD görevlileri Kurt, Polat, Yıldırım ve Çabuk’un “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 2 ile 15 yıl arasında cezalandırılmaları isteniyor.

Uzunköprü-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 8 Temmuz 2018’de Çorlu yakınlarında vagonlarından bazılarının devrilmesi sonucu 25 kişi yaşamını yitirmiş, 340 kişi yaralanmıştı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Garbis Altınoğlu hayatını kaybetti

AleviNet

Published

on

Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden Garbis Altınoğlu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu yaşamını yitirdi…

NTV’den Burak Cop’un 1 Eylül 2010’da yayınlanan söyleşisinde Altınoğlu, “Pek çok devrimcinin gördüğü işkenceleri, bir parça fazlasıyla ben de gördüm; Ermeni kökenli bir komünist olmam nedeniyle bu konuda da ayrıcalıklıydım” demişti.

Sinop Cezaevi’nde 1987 ve 1988 arasında, 7 ay boyunca yeraltındaki bir hücrede tek başına tutulduğunu anlatan Altınoğlu, şunları söylemişti:

“Ölmemeyi nasıl başardığımı ben de merak ediyorum. Yakalandığım sırada (31 Aralık 1981) meydana gelen boğuşmada polisin elinde patlayan tabancadan çıkan mermi beni öldürebilirdi. Bunu ‘sadece’ sağ gözümü yitirmek suretiyle atlattım. 2 Şubat 1984’de sevk edildiğimiz Antep E-Tipi Cezaevi girişinde tek tip elbise giymediğim için vahşice dövüldüm. Ardından ağır bir rahatsızlık geçirdim ve uzun süre bir şey yiyemedim. 2 Mart’ta helikopterle Çukurova Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılmasaydım, belki de ölebilirdim.”

GARBİS ALTINOĞLU KİMDİR?

1946’da Amasya’da doğdu. 1960’lı yıllarda sol düşünceyle tanıştı. Proleter Devrimci Aydınlık grubundan ayrılarak İbrahim Kaypakkaya ile birlikte TKP-ML, ardından MLKP örgütünün kurucuları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde çok ağır işkencelere uğradı.

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Federe Kürdistan Parlamentosu işgale karşı ‘tutum’ için toplandı

AleviNet

Published

on

İşgale ilişkin özel gündemli toplantı, saat 11.00’de başladı. Parlamentoda temsili bulunan bütün partilerin, Türk işgaline ilişkin değerlendirmelerde buluyor.

Parlamenterler özellikle Kürt ulusal birliğine dikkati çekerken, uluslararası güçlere Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı ortak savunma çağrısı yapıldı.

Parti sözcülerinin konuşmaları ardından parlamentonun Türkiye’ye karşı tutum belirlemesi bekleniyor.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Berlin: Harekâtın hukuka uygunluğundan şüpheliyiz

AleviNet

Published

on

Alman hükümeti, askeri harekâtın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü, Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını askeri harekât gerekçesi olarak görmediklerini kaydetti.

Alman hükümeti, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda şüpheleri bulunduğunu açıkladı.

Berlin’deki olağan basın toplantısında konu ile ilgili soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Suriye’deki mevcut durumun orada bulunan Kürt gruplara yönelik askeri müdahaleyi uluslararası hukuk çerçevesinde meşrulaştırdığı görüşünde değiliz” dedi. Türkiye’nin “Gereken ve orantılı bir çerçevede” hareket etmesi gerektiğine işaret eden sözcü, sivillerin hayatının korunmasının ve insani açıdan uluslararası hukuka uymanın şart olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri harekâtı teröre karşı mücadele olarak gören Türkiye, bu harekâtın uluslararası hukuk çerçevesinde haklı gerekçelerle düzenlendiğini savunuyor.

Güvenlik kaygısı askeri harekât için gerekçe değil

Türkiye’nin askeri harekât ile gerekçelerine atıfta bulunan Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert de sıklıkla terör ile tehdit edilen Türkiye’nin güvenlik kaygılarının “haklı” olduğunu, ancak bunu “Şimdi başlatılan askeri harekât için bir gerekçe” olarak görmediklerini vurguladı. Bu konuda Türkiye ile Almanya arasında “görüş ayrılığı” bulunduğunu belirten Seibert, bu çerçevede Türkiye’ye derhal harekâta son verilmesi çağrısı yapıldığını sözlerine ekledi.

“Bölgede istikrarsızlığın artmasının, yeni sığınmacı akınlarının oluşmasının, bölgede yaşayanların insani durumun daha da kötüleşmesinin” güvenlik kaygılarını azaltmayacağı görüşünde olduklarına işaret eden Seibert, bu askeri harekâtın bölgede yaşayan halkın büyük bölümünün yerinden olması ve bölgedeki istikrarsızlığı artması tehdidi yarattığını ifade etti. Seibert, harekâtın IŞİD’in yeniden güçlenmesine de yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

ABD’nin birlikleri çekmesine karşı

Alman hükümet Sözcüsü Seibert, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde konuşlu askerlerini çekmesine Almanya’nın karşı olduğuna da işaret etti.  Türkiye’nin askeri harekâtı dolayısıyla Avrupa Birliği içindeki müttefikleri ve ABD hükümeti ile temasta olduklarını ifade eden Seibert, Washington ile yapılan görüşmelerde “ABD’nin taahhütlerine bağlı kalması” beklentisinin iletildiğini kaydetti. Seibert, ABD hükümetinin talebine rağmen, Almanya’nın Suriye’ye asker göndermeyi düşünmediğini de sözlerine ekledi.

Silah ambargosu çağrısı 

Öte yandan Berlin’de Türkiye’ye karşı silah ambargosu uygulanmasına ilişkin tartışmalar da devam ediyor. Koalisyon ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Röttgen, sadece yeni silah satışı izni verilmemesi değil, Türkiye’ye silah sevkiyatının tamamen durdurulmasından yana olduğunu vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye’ye silah satışı için yeni izin verilmeyeceğini duyurmuştu. İzni daha önce verilen silahların sevkiyatı konusunda ise bir karar alınmamıştı. Almanya’da ülke dışına silah satışı hükümetin onayına bağlı. Almanya, daha önce hem silah satışı izinlerini hem de sevkiyatı durdurmaya yönelik kapsamlı bir silah ambargosunu Suudi gazeteci Cemal Kaşıkcı’nın öldürülmesinden sonra Suudi Arabistan’a karşı uygulamıştı.

AFP,dpa,Reuters/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI