Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

DSP’de flaş gelişme: Muammer Aydın partisindeki görevlerinden istifa etti

AleviNet

Published

on

31 Mart seçimlerinde DSP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Muammer Aydın istifa haberini Twitter hesabından duyurdu. Aydın, şu açıklamay yaptı: “DSP ‘deki genel başkan yardımcılığı ve başkanlar kurulu üyeliğinden istifa ediyorum. Haziran 2013 itibariyle üyesi olmaktan onur duyduğum ve bu güne kadar ilke ve kararlarına uyarak görev yaptığım DSP’deki genel başkan yardımcılığı ve başkanlar kurulundaki görevimden gelinen süreçte, Genel Başkan Önder Aksakal’ın genel olarak partide rahatsızlık yaratan olumsuz tutumu ve 23 Haziran seçimi sürecindeki parti tüzük ve ilkeleri ile başkanlar kurulunun ve parti meclisinin kararlarına aykırı, tamamen bireysel şahsi menfaate dayalı, parti kurumsal kimliğine ve bu güne kadarki partinin fiili ve teorik uygulamalarına, parti menfaatlerine , onursal genel başkanımız sayın Bülent Ecevit‘ in öğretisine ve demokratik sol kültüre , ülke menfaatlerine ve bu doğrultudaki siyaset anlayışıma ters , toplumda dsp’nin yanlış algılanmasına neden olan açıklamaları benim artık bu görevlerde kalmamam için yeterli sebep oluşturmuştur. Bu güne kadar DSP Çatısı altında tanıdığım ve birlikte çalışmaktan onur duyduğum önceki Genel Başkanım Masum Türker’e, tüm Başkanlık Kurulu Üyesi ve Parti Meclisi Üyesi arkadaşlarıma, bu İlkeleri yaşatan ve paylaşan tüm Demokratik Solculara teşekkür etmeyi bir borç ve görev biliyorum. Siyaset ilke ve doğrultu tutarlılığı gerektirir. Saygılarımla.”

DSP’nin 31 Mart yerel seçimlerindeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Muammer Aydın, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla iptal edilen ve 23 Haziran’da yenilenecek olan İBB Başkanlığı yarışından çekildiğini duyurmuştu. Twitter hesabından açıklama yapan Aydın, “24.05.2019 Saat 09.54 itibariyle DSP İBB Başkan adaylığından çekilme dilekçemi İl Seçim Kurulu Başkanlığı’na sundum. Her şey güzel olacak” ifadesini kullanmıştı.

KAMUOYUNA

DSP ‘DEKİ GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI VE BAŞKANLAR KURULU ÜYELİĞİNDEN İSTİFA EDİYORUM.
SİYASET İLKE VE DOĞRULTU TUTARLILIĞI GEREKTİRİR
Saygılarımla
30.Haziran.2019
Av.Muammer Aydın
DSP PARTİ MECLİSİ ÜYESİ

— Av. Muammer AYDIN (@AvMuammerAYDIN) 30 Haziran 2019

İKİ İSTİFA DAHA

DSP Genel Başkan Yardımcıları Erdinç Özdil, ve Hasan Uğurtürk’ün de görevlerinden istifa ettikleri bildirildi.

DSP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Meclisi Üyesi Erdinç Özdil, yaptığı yazılı açıklamada, “DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ile derin fikir ayrılıkları yaşadıklarını” belirtti.

“Demokratik Sol rotasından çıkmış bir genel başkanın arkasından gitmemek ve yanlışlarına ortak olmamak adına genel başkan yardımcılığı ve parti sözcülüğü görevlerimden istifa ediyorum.” ifadelerini kullanan Özdik, “Demokratik Sol mücadelesinin nefesinin yettiği yere kadar devam edeceğini” kaydetti.

DSP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Meclisi Üyesi Hasan Uğurtürk ise Twitter hesabından, “23 Haziran seçimleri sürecinde DSP Genel Başkanı Sayın Önder Aksakal ile oluşan derin anlayış farklılığım genel başkan yardımcılığı görevimi sürdürebilmemi olanaksız kılmıştır. Gizlenemez hale gelen ve artık partimize zarar verebileceğini düşündüğüm bu olumsuz duruma genel başkan yardımcılığı görevinden istifa ederek son veriyorum.” paylaşımında bulundu.

Özdil, Aydın ve Uğurtürk, parti meclisi üyesi olarak görevlerini sürdürecek.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Avrupa Yatırım Bankası Türkiye’ye kredileri kesti

AleviNet

Published

on

Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) kurum içi kaynaklara dayandırdığı haberine göre Avrupa Yatırım Yatırım Bankası (AYB), Türkiye ile planlanan yeni kredilerin neredeyse tamamını askıya aldı. Haberde kurum içi yetkililerin “Türk siyaseti değişmediği sürece sıfıra doğru gidiyoruz” ifadesine yer verildi.

AYB’nin bu yıl içinde Türkiye ile bağlantılı kredilerde hiçbir olumlu karar almadığının aktarıldığı haberde, Mayıs ayında sadece daha önce izni verilen 67 milyon euroluk bir kanalizasyon projesine imza atıldığı belirtildi.

Haberde AYB’nin normal koşullarda Türkiye’ye farklı projeler için yılda ortalama 1,5 milyar euro kredi aktardığı, hatta 2016 yılında bu rakamın 2,2 milyar euroya çıktığı, ancak bu yıl ise Türkiye için 100 milyon eurodan az kredi beklendiği vurgulandı.

AYB’nin aslında Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra Türk hükümetinin OHAL sırasındaki baskıcı politikaları nedeniyle Türkiye’ye kredi desteğini kıstığı belirtilen haberde, Türkiye’ye 2017 yılında 500 milyon euro, 2018 yılında da yaklaşık 390 milyon euro kredi verildiği kaydedildi.

Avrupa’da ekonomik yaptırım talepleri

Avrupa ülkelerinde Suriye’nin kuzeyinde düzenlediği operasyon nedeniyle Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırım uygulanması yönünde talepler var. FAZ’in haberinde Hollanda parlamentosunun hükümetten Avrupa Birliği düzleminde Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırım uygulanması için çağrıda bulunduğuna işaret edilerek alınan parlamento kararında Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye hiçbir kredi vermemesi talep edildiğine de dikkat çekildi.

Almanya’da da 2017 yılında olduğu gibi Türkiye ile iş yapan Alman şirketlerine güvence olarak verilen Hermes kredilerinin kesilmesi tartışılıyor. Hermes kredileri, Alman hükümeti tarafından ülke dışında ticaret yapan Alman şirketlerine güvence amaçlı sağlanıyor.

Reuters,FAZ/HS,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Mezopotamya İnançlar Platformu: Barbarlara karşı Brüksel’e!

AleviNet

Published

on

Mezopotamya İnançlar Platformu, Türk devletinin Rojava’ya dönük işgalci saldırılarına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı.

‘BU BARBARLARI DURDURMALIYIZ’

Açıklamada, “İnsanlığını ve vicdanını yitirmemiş her şahıs, Rojava’daki katliamın durdurulması için çalışmalıdır. Bu katliam ve vahşeti uygulayan barbar Turan devleti, onun baş çetesi Erdoğan ve ona biat etmiş çetelerini durdurmak zorundayız. Dinlerin ve milletlerin bahçesi olan Kürdistan’ı kan deryasına çeviren bu barbarları bertaraf etmek için, dindarlar olarak sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz” denildi.

“Bu vahşet ve barbarlık durdurulmalı, aksi durumda dinler, mezhepler bu çeteler ve onlara destek sunan zalimlerin eli ile yok olacaklardır” uyarısında bulunan Mezopotamya İnançlar Platformu, şu çağrıyı da yaptı:

“Bu vahşeti durdurmak için yarın (Çarşamba) Brüksel’de yapılacak olan protesto eylemine herkesin katılması çağrısını yapıyoruz.

İnsanlık için herkes Rojava’ya sahip çıkmalı. Gün, bu barbarlığı durdurma, insanlığa sahip çıkma günüdür.”

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Altan: İşgal AKP’nin çöküşüyle alakalı

AleviNet

Published

on

Hava Kuvvetleri’nden emekli pilot Bahadır Altan, Türkiye’nin Rojava’yı işgal girişimini ANF’ye değerlendirdi. Bu işgal girişiminin AKP’nin ülke içindeki çöküşüyle bire bir alakalı olduğunu vurgulayan Altan, 7 Haziran seçimlerinde iktidarı kaybeden AKP’nin nasıl çözüm sürecini bitirip savaş çıkarttıysa, şimdi de iktidarını korumak için aynı taktiği uyguladığını belirtti. Yarattığı kaos ortamlarıyla tek adam rejimine giden AKP’nin, özellikle 15 Temmuz sonrası Kürtler başta olmak üzere diğer kesimler üzerindeki baskılarını artırdığını hatırlatan Altan, 23 Haziran’da da muhalefetin bir araya gelmesiyle yerel seçimleri kaybeden iktidarın tekrar savaşa giriştiğini söyledi.

Bu taktiğin Mussolini’nin de taktiği olduğunu belirten Altan, İtalya’da ekonomi çok kötüye giderken savaş çıkardığını bizzat kendi ağzıyla itiraf ettiğini anımsattı. AKP’nin savaş ilan ettiği Kuzey ve Doğu Suriye’nin sahibinin ne Türkiye, ne de Amerika olduğunu hatırlatan Altan, “O toprakların bir sahibi var” vurgusunda bulundu.

Ateşkese rağmen bölgeden saldırı, çatışma ve sivil ölüm haberlerinin gelmesinin ateşkes maddelerinin net olmamasından kaynaklandığını belirten Altan, “Karşı tarafın katılmadığı görüşmelerle bölgeye dolaylı müdahil olan Türkiye ve ABD’nin anlaşması zaten ateşkes getirmeyeceği gibi barışı hiç getirmez. Orada barışı getirecek adım, ancak o toprağın sahipleriyle görüşerek mümkün. En başta bölgeyi IŞİD’e karşı savunan Demokratik Suriye Güçleri ve Suriye rejimi ile görüşerek kalıcı bir ateşkes sağlanabilir, barış gelebilir” dedi.

‘ESAS SAVAŞ SUÇU CİHATÇI ÇETELERİ BÖLGEYE SALDIRTMAK!’

Savaş ve insanlık suçları işlendiğine dair gelen enformasyonlara da değinen Altan, burada işlenen esas savaş suçunun cihatçı çeteleri ‘Suriye Milli Ordusu’ adı altında tekrar örgütleyip bölgeye saldırtmak olduğunu vurguladı. “Komşu ülkeye işlenmiş bundan daha büyük savaş suçu olabilir mi?” diyen Altan, Suriye’nin bölünmesi için savaşan cihatçı çeteleri silahlandırıp eğitip “milli” diyerek oraya göndermenin büyük bir suç olduğunun altını çizdi.

Bu cihatçı çetelere “milli ordu” ismini veren AKP’nin aslında niyetini de açık ettiğini vurgulayan Altan, “Siz Suriye’ye karşı IŞİD’vari çetelerden kopup gelen grupları milli deyip saldırtıyorsanız demek ki o ülkenin toprak bütünlüğünü de tanımıyorsunuz demektir. O nedenle bu bir savaş ve işgal” diye konuştu.

‘TESLİM EDİLEN IŞİD’LİLER GELECEKTE KAOS YARATACAK!’

Cezaevlerindeki IŞİD’lilerin Türkiye’ye teslim edilmesinin de gelecekte büyük bir kaos yaratacağı uyarısında bulunan Altan, ülkede göz göre göre katliamların yaşandığını anımsatarak, “Dün Diyarbakır, Suruç, Ankara ve birçok katliama göz yumanlar yarın bu çetecilerle nasıl bir ittifaka girecekler acaba? Bunları daha önce yaptıkları gibi içeride de mi kullanacaklar ? Benim en büyük endişem budur” dedi.

İktidarın bu savaşta diğer bir amacının, Türkiye’ye teslim edilen IŞİD’çileri Suriye Milli Ordu şemsiyesi altında örgütleyip kullanmak olduğunu belirten Altan, olacak her türlü olumsuzluktan savaşa destek veren CHP ve anti-emperyalizm adı altında yapılanları alkışlayan diğer kesimlerin de sorumlu olacağını vurguladı.

AKP’nin bir eliyle rabia, diğer eliyle kurt işareti yapan kendi ordusunu kurduğuna işaret eden Altan, bu ordunun Türkiye’nin neye dönüştüğünün açık ifadesi olduğunu belirtti. Ordunun Atatürkçü, laik zeminini kaybettiğini vurgulayan Altan, “AKP iktidarı tarafından ordu ÖSO gibi silahlı bir birliğe dönüştürülmeye çalışılıyor. Tamamen İslami motiflerle bezenmiş bir ordu bu. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusu hiçbir zaman böyle bir hale düşmedi; aynı şekilde polis de artık tamamen siyasi bir partinin silahlı gücü olmuştur” diye konuştu.

‘SANA BANA DÜŞMAN BİR KAFA BU’

Altan, devletin 1990’larda işlenen Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi birçok siyasi cinayetlerle, faili meçhullerle taşları döşeyerek AKP rejimine zemin hazırladığını belirtti. O dönemde ordu, polis, devlet içinde buna karşı kadrolar varken bugün hepsinin tasfiye edildiğine dikkat çeken Altan, şöyle konuştu: “Bugün Harp Okulları gibi ordunun eğitim kurumları tarikatların elinde. Gelinen noktada Türk-İslam sentezi gerici sistemi devletin bütün kurumlarına yerleşmiş durumda. Bir eliyle bozkurt, bir eliyle rabia işareti yapan, sana bana, özgürlüklere, kadınlara , laik kesimlere de düşman olan, şeriatçı kurallara göre kafası şekillenmiş kişiler bunlar. Suruç, 10 Ekim gibi katliamları önlemeyen, önünü açan bir kafa bu. Şimdi de aynı tehlike IŞİD ile beraber kapıda.”

Bu savaşın AKP iktidarı dışında Türkiye’deki hiçbir kesimin çıkarına olmadığını kaydeden Altan, dünyanın gördüğünü içeride de uzun süre saklayamayacaklarını, halkın eninde sonunda gerçekleri göreceğini ve AKP’nin de bu savaşın bedelini iktidarını kaybederek ödeyeceğini vurguladı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI