Connect with us

.

Politika

İmamoğlu’ndan istifa eden isimlerle ilgili soruya yanıt

AleviNet

Published

on

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’yı ziyaret etti. Basına kapalı yapılan ziyaret yaklaşık 1 saat sürdü. Vali Yerlikaya ziyaretin ardından İmamoğlu’nu aracına kadar uğurladı. Valilikten çıkan İmamoğlu, Gülhane Durağı’nda tramvaya bindi. Yolcularla sohbet eden İmamoğlu bol bol fotoğraf çektirdi. Vatandaşların trafik yoğunluğuna dikkat çekmesi üzerine İmamoğlu, konuyla ilgili önlemler alacaklarını söyledi. Laleli Durağı’nda inen İmamoğlu, belediyeye kadar yürüyerek gitti. Vatandaşlarla fotoğraf çektiren İmamoğlu esnafın sorunlarını da dinledi.

Daha sonra belediyeye gelen İmamoğlu gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, Vali Yerlikaya ile yaptığı görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada “Karşılıklı sohbetimizin konusu İstanbul. Önümüzdeki aylarda nasıl bir başlangıç yapmamız gerektiğini, İstanbul’un temel sorunlarına eğileceğimiz; ortak nasıl hamleler yapabileceğimizi konuştuk. Açıkçası 45-50 günlük süreci konuşamadık. Onunla ilgili de ek görüşmelerimiz olacak. Devlet geleneği gereği nezaket gereği valimizi ziyaret ederek önümüzdeki günlerde beklentilerimizi, onların beklentilerini daha çok İstanbulluların ne istediğini konuştuk. Verimli bir sohbet oldu. Umarım İstanbul’a güzel hizmetlerin işbirliği ile çünkü her iki kurumda devlet kurumu. Valimiz ve bizler kurumlar hizmet seferberliği başlatacağımızı söyledik” dedi.

“BU TALİMAT BENİM BİLGİM DAHİLİNDE DEĞİLDİ”

İmamoğlu, “Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden Sosyal Yardım Kartı kullananlara giden bir mesaj var. 30 Haziran tarihi itibariyle bu kartların kapatıldığı söyleniyor. Son durum nedir?” şeklindeki soruya ise “Arkadaşlarım bu haberi alır almaz hafta sonu görüştük. Cumartesi sabah hemen bununla ilgili bir toplantı yaptılar ve bu sorun düzeltildi. Kartların kullanıma açıldığına dair mesajlar iletildi. İletilmeye de devam ediyor. Bu konuda bir sıkıntı yaşamayacağız. Sadece teknik bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Bu talimat benim bilgim dahilinde değildi. İnceliyor arkadaşlarımız” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanlığının, çakarlı araç kullanımına ilişkin uyarısıyla ilgili bir soruya İmamoğlu, “Olumlu değerlendiririm tabii ki. Türkiye’nin normalleşmesi, uygar tavırlara, davranışlara erişmesi her hususta bunlar önemli. Sayın Cumhurbaşkanının buna dikkat çekmesi doğru. Ancak devletin her kademesinde fark edilir bir şekilde bunun değişmesi lazım” dedi.

“GEREKSİZ DUYURULARLA BELEDİYENİN BÜTÇESİNİ HARCAMAYACAĞIZ”

İmamoğlu, “Köprülerde ne kadar afiş asıldı maliyeti nedir?” sorusuna “Sanıyorum 300’ün üzerinde köprü ve bunun gibi bir takım mecralarda afiş asılması yapıldı. Tabii bu 5 yıllık bir dönemin başlangıcı. Özellikle 31 Mart sonrası bizim sorguladığımızı birinci boyutu hak olmadan haksız yere bir takım afişlemenin yapılmasıydı. Özellikle sorguladığım seçim devam ederken son seçimden önce belediyenin yönetiminin her tarafı savunmacı afişlerle donatması ki muhatabımız o dönemin yönetimi değildi. Zira vali bey başkanlık yapıyordu. Böyle bir dönem değildi. Sorguladığımız tarafı bu. Şu anda vatandaşla bütünleşmenin duyurusunu çok masum bütçelerle yaptığımızı düşünüyorum. Elbette biz tasarrufu her noktada düşüneceğiz. Bu israfı tanımlayacak bir durum değildir. Bundan sonra bu tür aşırılıklara ya da az önce anlattığım benzeri gereksiz duyurularla belediyenin bütçesini harcamayacağız. Şunu ifade edeyim belediyenin özellikle bazı kalemlerdeki harcamaları ile kültür sanat başlığı adı altında yapılan harcamaları ile İstanbul’un kültür sanat yaşamının ne kadar büyüyebileceğini görmüş durumdayım. Bunun için her kuruşunu her lirasını bu şehrin hangi konuda olursa olsun lehine çıkarına ve geleceğini güzel şeyler için harcayacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Gerçekten bu manada değerli bütçeleri var. O bütçeleri en değerli şekilde kullanacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” yanıtını verdi.

“SIKINTI YAŞAMAMASI ADINA TEDBİRLERİ ARKADAŞLARIMLA ALACAĞIZ”

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki yoğunlukla alınacak önlemlerin sorulması üzerine İmamoğlu, “Araçlarla ilgili ve 2. köprünün tamiratı ile ilgili olarak yoğunlaşan hatlarımız var. Bununla ilgili arkadaşlarım bir tedbir hazırlığı yaptılar. Sanırım gün içinde bilgi aktarılacak. Bir kısım raporunu aldım bir kısmını da inceleme fırsatım olacak birazdan. Dolayısıyla bu tür noktaları hafifletecek yaz dönemi değil de kış dönemi gibi ulaşım akslarımızı rahatlatacak tedbirlerimizi aldık. Bunun gibi şikayet oluşturan hatlar varsa da gözleyeceğiz. Bu yaz döneminde turist sayısında yoğunlaşacağını görüyoruz. Geçmiş yıllara dönük rakamlara göre çok daha fazlasını bekliyoruz. Bu yaz ve sonbahara doğru. Yaz döneminin de turistlerin yoğunlaşacağı hatlarda sıkıntı yaşamaması adına tedbirleri arkadaşlarımla alacağız. Bugün 2. mesai günüm. Yine de bu tür sorumluluk soruları ile karşılaşmak beni mutlu ediyor” yanıtını verdi.

“NEZAKETİMİZİ VE DİYALOG KURMA KONUSUNDAKİ ÇABAMIZI GÖSTERMİŞ OLDUK”

“İstifa eden genel sekreter ve yardımcılarıyla ilgili bir temasınız oldu mu?” sorusuna İmamoğlu şöyle yanıt verdi: Temasımız oldu. Bugün davet ettim. Bir kısmının izin aldığı ve şehir dışında olması gerektiği konusunda dönüş yapmışlar. Yoksa bu saatlerde kendileriyle toplantım olacaktı. Tahmin ediyorum ki ya tamamı ya büyük kısmı burada yok. Biz davetimizi yaptık. İzin alma hakları vardır. Ona bir şey diyemem. İstifa eden de var. Bundan sonra biz işimize bakacağız. Nezaketimizi ve diyalog kurma konusundaki çabamızı göstermiş olduk. Arkadaşlarımız zaten görüşmüşlerdi. Görüşmelerine devam edecekler. Kurumun hafızası burada. Biz onu muhafaza edeceğiz. Kurum içi hafızayı en üstü seviyede değerli kılacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. İştiraklerle ilgili yönetim kurulunda olmalarına dönük elbette yenilikçi yönetim kadrolarımız var. Mevcut kadronun içinden değerlendireceğimiz insanlar da var. Dolayısıyla iştiraklerle ilgili de hem genel kurul çağrıları hem de oradaki yönetimlerin değiştirilmelerine dönük arkadaşlarım çalışmalarını sürdürüyorlar. Bir kısım, genelgeyle ilgili ‘sorun çıkar çıkmaz’ yorumları yapılıyor. Buna dair de hukukçu arkadaşlarımız devrede. Bir sorun yaşamayacağımızı düşünüyorum. Çünkü biz kanuna uygun davranıyoruz ve o noktada yenilikçi, uzman, liyakati olan insanlarla iştiraklerimizde dev bir atılım yapma düşüncesindeyiz. Hem şeffaflığı hem gelirlerini artırıcı hem bazı iştiraklerimizin bugüne kadar hiç kullanmadığı yeteneklerini kullanarak çok ciddi anlamla yeni gelirler yaratıcı fikirler var. Bunların tamamını hayata geçireceğiz. Türkiye’nin en büyük kazançlarını elde edebilecek iştiraklere sahip olduğumuzun farkındayız. Avantajlarımızı vatandaşımızın lehine kullanacak bir kadromuz da buna hazır şekilde var. Hızlıca göreve başlamalarını bekliyorum.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

Başka Bir İhtimal Daha Var…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Canlı yaşamak için mümkün bulduğu tüm sınırları zorlar. Yaşamak ne kutsal bir eylemdir. Reya Heq / Hakk Yol inanç dünyasında ölmek tekrar Çark-ı Pervaz olma hali olarak nam bulur. Yani tüm kainat doğum halindedir. Yani külli kainat rahimdir, rahim rahman olanın gayreti ile yeniden yeniden doğum çarkına girer. Bir can önce kendi zerrelerinin her birine ikrarlıdır. Tek bir an, tek bir sanise vazgeçmez ondan. Çünkü her varlık görünmek ister. Görünen sevilmek ister. Sevmek var olmanın temel ilkesi. Aşure ayındayız Ana kadının / Qile’nin Şir’i / Süt’ü  ile mayaladığı Aşir /Eşir lokmasının verildiği can lokması zamanlarındayız. Yaşama yeminli, ölüme mühürlü ayın içerisindeyiz. Karalara büründüğümüz aydayız. Karanlık doğumun, ışığın habercisidir derdi Qile, bizler aynalarımızı ters çevirdiğimizde cemalimize bakmadan cümle varlık ile bir olmak derdindeyiz. Çünkü can ilk kendi cemali ile nefsini yüceltir. Cemal cemale değmezse iki göz alemi toz zerresi sayar. Hakk görülmeyince cemal kendini Hakk sayar. Lakin bilmez misin evlat aynanın ardı da sırlıdır. Karanlıktır ayna da görünmek için karanlıkta çağırır ışığı. Yasımız bilir birileri kara giyinmemizi, dilimizi bilmeyen Xorte Qemer( Esmer Cengaver) Hüseyin Xorrte Qemer’dir.  Qemeri bilmeyen( Qemer/Kamber) Ali’yi bilmez, Qember’i bilmeyen Qemter’i / Kemter (Ana Fatma’dır) bilmez, çünkü onlar canı noksan bilir. Qember’i hamal, Qemer’i hayal sanırlar. Cenk meydanı vicdan meydanıdır. Vicdanı ile cenk eden Mervan olur. Vicdanı olan Sulha meydan bırakır. Çünkü can sürekli Berzah’tadır. Doğmak için meydan bırakmazsan kendi celladın olursun. O nedenle biz aynanın arkasına da bakarız.

Anadolu ve Mezopotamya canları bir Peygambere verdiği sözü binlerce yıl tutan canlardır. Ape Qeqil’in deyişi ile “ Ez bi cane ki hezar cane pışta xwe bardıkım, bare insan ne ye ke hezare” / Ben bir canla bin canı sırtımda taşırım, insanın yükü bir değil binlercedir. Yaptıkların senden öncekilerin mirası ve sonraya bırakacağın hikayeler olur. Canlılık birbirinin ayak izlerini takip eder. Bugün ülke ve dünya bir kaus aralığında. Bugün toplumlarımıza yön vermeye çalışanlar verdiğimiz sözleri ne kadar uzun tuttuğumuz farkında değil. Dünya bir atımlık lokma görülüyor. Ayna da şirk koşan nefisler var. Cenk meydanları mertlikten uzak tutulup, savaş meydanlarına dönüştürülmüş. Sulh ise nefsini yaşatma adına, kemaletten uzak kurnazlıklara kurban verilmekte. Ama herkes ve her hal bir çıkış derdinde. Çıkış ancak feryada cemal dönülür ise mümkündür. Çıkış ancak vicdan meydan bulur ise, Anaların açık Bahtına sığınılarak o ahlaki değerler hatırlanarak olabilir. Baht kadınındır, erkek o bahtı görmek istemediği için sürekli kapatmaya çalışmakta, çünkü Baht vicdan makamıdır, Hakk meydanıdır. O bahta dönen en masum çocukluğuna döner. Ya da en aşık sevgili hülyasına çekilir. Ya da baba olmanın muazzam emeğine döner yüzünü. Diyarbakır’da Anneler bir eylem başlattı, ondan çok önce Cumartesi Anneleri eylemlerini başlatmıştı. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış meydanı Anaların gayreti ile kurulur. Bugün Diyarbakır’da Devlet bir diyalog alanı açmak istiyor ise kıymetlidir. Bu kıymeti en çok Kürtler verir. Fakat zaman ile yüzleşmek, zamandan, mirastan ders çıkarmak kıymetlidir. Anadolu ve Mezopotamya Halkları komşuları için çok bedel verdi. Bugün Kürtler’in durumu doğru anlaşılmalı. Komşuluğun yüzü suyu hürmetine elleri arasında çok evlat can verdi. Halen bir devleti yoksa bu komşuluk hakkının yüzü suyu hürmetinedir. Çünkü burada sınırlar nafiledir. Bu topraklarda çok cenk oldu. Bu topraklar Kerbela’yı gördü. Peygambere verdikleri sözü tutmayanların karşısında dimdik durdu. Bu topraklarda İnsana Dini sorulmaz çünkü aşiretleri kadim ve geniştir. Bir Aşiret’de bile dört ya da beş farklı din görürsünüz. Hangisi ile kendini sınayacak. Bugün siyasetçilik yapmaya çalışanlar bundan bi haber davranıyor. Kurnazlığı çok gördü bu topraklar. Bu topraklar Hurri’lerin, Hitit’lerin torunları, tanrısı ile tarım yapmış insanların toprakları. Her canı kendi hali ile kabul eden “Bin Tanrı İli” bu topraklar. Hurri’leri gören Sami halkların Hurriyet manasını biçtikleri topraklar. Ana kadının / Qile’nin Eşir/Aşure lokması pişirip Şir’i ile mayaladığı topraklar. Şir’in hakkı için Şire gelenlerin, nefislerine Şeriat belirleyip, Şirazeden çıkıp Şirk koşmalarına fırsat vermemek gerek. Bir İhtimal Daha Var. O da birlikte yaşam da ısrar. Dünya kirletiliyor. Doğa can çekişiyor. Ekonomi dedikleri nüfus hareketi bu topraklar çok uygarlık besledi. Bugün tohumunu bile yasaklayıp devşirme tohuma tamah ettiriyor. İşte bu şirk’e müsade etmemeli her can. Ölümle beslenenlere o savaşı vermeyeceğiz, birlikte yaşam için barışı inşa edeceğiz. Bir İhtimal Daha Var cümle varlığın yüzü suyu hürmetine Sulha kapı aralamak.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading

Politika

Almanya ‘güvenli bölge’den bihabermiş!

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut, Ankara ile Washington’un arasında anlaşmaya varılan “güvenli bölge” ve Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rojava Kürdistanı ile Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditlerini Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi’ne sormuştu.

“Bilirkişi” konumundaki daire, Rojava Kürdistan’ın sınırında kurulan “güvenli bölge”nin uluslararası yasalara aykırı olup olmadığını ve Almanya’nın Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısındaki yaklaşımına ilişkin kısa bir rapor hazırladı. Uluslararası medya kuruluşlarında çıkan haberlerin bir özeti andıran raporda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik saldırı planlarına ilişkin somut bilgilerin olmadığı ifade edildi.

ALMANYA’NIN POZİSYONUNU AÇIKLAMADILAR!

Raporu hazırlayan uzmanların “Güvenli bölge” tartışmalarına ilişkin Almanya’nın pozisyonu açıklamaktan kaçındıkları görülürken, Angela Merkel’in başbakanlığındaki hükümet adına şu açıklamayı yapmaları dikkat çekti: “Federal Hükümet Türkiye- Suriye sınırında durumu tespit edecek bir malumata sahip değil.”

Türk devletinin Rojava ve Suriye’nin kuzeyine yönelik tehditleri için ise Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi “meşru müdafaayı” gerektirecek gelişmelerin olmadığını ifade ederek, YPG güçlerinin sınırdaki ağır silahlarını çektiğine dair medyada çıkan haberleri hatırlattı.

Türkiye’nin Suriye politikası çerçevesinde Ankara rejimine silah ihracatının devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Bilimsel Hizmetler Dairesi, bu konuda 2 Şubat 2018’de açıklanan raporun geçerliği olduğunu bildirdi. Türk devletinin Efrîn’e Alman yapımı Leopard tanklarıyla saldırısı sonrasında Sol Parti’nin talebi üzerine daire “Türkiye’ye yapılan tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmiyor” görüşünü öne sürmüştü.

Continue Reading

Politika

Van’dan Soylu’ya: Çok kalitesiz ve devşirmesin!

AleviNet

Published

on

19 Ağustos’ta Amed, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesine karşı 29 gündür Demokrasi Nöbeti adı altında oturma eylemleri yapılıyor.

Van’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu İlçe Binası önünde devam eden eyleme, belediye eşbaşakanları, milletvekilleri, Barış Anneleri, HDP’liler, TJA’lılar, Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği’nin (KAYYDER) temsilcilerinin de içinde olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Eylem yine polis ablukası altında gerçekleşti. “Kayyum idaresi değil halk iradesi” yazılı pankart açıldığı eylemde konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Amed ziyaretini sert bir dille eleştirdi.

Bu çerçevede esnaflara seslenen Bülbül, “Siz de gidin Süleyman’ın kapısında oturun. Süleyman’a deyin ki ‘Sen HDP’nin kapısında oturmak için bakan olmadın, sorunlara çözüm bulmak için bakan oldun.” şeklinde konuştu.

Bülbül, “Süleyman Soylu ve avanesi Kürt halkına, demokrasiye karşı her gün her dakika suç işliyor. Çocukları dağa gitmiş olan mazlum İnsanları kullanarak da suç işliyor. Biz o annelere diyoruz ki HDP’nin kapısı önünde oturmayın, içeri girin HDP çözüm kapısıdır. Süleyman Soylu çözüm bulamayıp tıkandığı için HDP’nin kapısına geldi” ifadelerini kullandı.

DEVLETİN BİR KAPISI YOK, SOYLU ÇOK KALİTESİZ

Bülbül, 17 bin faili meçhul cinayetin hesabının verilmesi gerektiğini belirtirken, katledilen Mehmet Sincar’ın, Musa Anter’in, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un hesabının verilmediğini hatırlattı.

HDP’li vekil Bülbül, “Sizin kapınızda bütün Türkiye’nin oturması lazım değil. Sizin kapınız olsa Pir Sultan Abdal’ın tabiri ile ‘Bizim sorunumuz kapının ipi ile değil, o kapının sahibi iledir.’ Ama kapı yok, düşmanlığın da bir adabı olur. Süleyman Soylu sen çok kalitesizsin” diye konuştu.

“SEN BİR DEVŞİRMESİN”

Hükümetin organizesiyle HDP Amed İl binası önünde oturan bazı aileleri ziyaret eden Soylu’ya seslenen Bülbül, şunları belirtti:

“Süleyman Soylu, avaneni de al git Kandil’de oturma eylemi yap. Çocuklar Diyarbakır’da değil, Kandil’de. Sizin yönteminizle siyaset yapılmaz. Şah Hüseyin Kerbela’da beklerken yanında kimse gitmedi. Çünkü; Yezit her kapıya bir asker dikmişti kimse gitmesin diye. Süleyman Soylu, her sokağa bir TOMA koymuş, diyor; ‘HDP’lilerin yanına giden yok’ diyor. Sen bu TOMA’yı, gözaltı furyasını, işkenceyi, baskıyı kaldır bakayım Van nasıl yerinden sarsılıyor. Sen bize siyaset öğretemezsin, sen bir devşirmesin. AKP’ye, Tayyip Erdoğan’a küfür ve hakaret ederek geldin. Sen Fethullah Gülen ile birlik oldun AKP’yi vurmaya çalıştın. Şimdi AKP ile birlik olup bizi vurmaya çalışıyorsun. Bu siyasetin adı, hokkabazlıktır, düzenbazlıktır.”

“Biz belediyelerimizi tekrar geri alacağız” diyen Bülbül, şunları ekledi: “Ya seçimle ya hukukla ama bir şekilde alacağız. Hakkımızı yerde bırakmayacağız. Bu gökten parlayan güneş, kıpırdayan yapraklar, Van halkı şahit olsun ki, dünya insanlığı şahit olsun ki Süleyman Soylu ve zihniyeti kaybedecek, haklar kazanacak. Eşitlik, özgürlük, barış ve adalet kazanacak. Hani tecridi kaldırmıştınız, hani söz vermiştiniz, hani Kürt Halk Önderi ile düzenli avukat görüşmesi olacaktı. Be hey yalancılar, be hey sahtekârlar bu ne biçim politikadır. Kendi sözünüzü tutmuyorsunuz. Kendi yasanıza uymuyorsunuz. Kendi yasanıza uyun. Sizin yasanıza göre Van’ın meşru başkanı Mustafa Avcı ve Bedia başkanımızdır. Kabul etmiyorsanız bunun adı faşizmdir.”

Bu açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar ve ezgilerle oturma eylemi yapıldı ve sonlandırıldı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI