Connect with us

.

Kadın

11 yaşındaki kız çoğuna ‘cinsel istismara’ iyi hal indirimi!

AleviNet

Published

on

ÖĞRETMENİ DAVRANIŞLARINDAKİ DEĞİŞİKLİĞİ FARK ETTİ

Ayrancılar Mahallesi’ndeki ilkokulda dördüncü sınıfta okuyan İ.M.’nin rehber öğretmeni, öğrencisinin davranışlarında bir gariplik sezdi. Öğretmenin konuşmak için odasına çağırdığı İ.M., başından geçenleri anlattı. Durum, okul yönetimi tarafından jandarmaya bildirildi ve ardından soruşturma başlatıldı. Çocuk İzlem Merkezi’nde ifadesi alınan İ.M.’ye, burada ayrıca fiziki muayene de yapıldı. Çıkan raporda, livata bulgusuna rastlandı. Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen Gökhan B., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

İYİ HALDEN 15 YIL

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın geçen yıl temmuz ayında sanık Gökhan B. hakkında ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan hazırladığı iddianame, İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Bir yıldır süren davanın son duruşmasına, tutuklu sanık Gökhan B., küçük kızın annesi H.M. ve tarafların avukatları katıldı. Son savunmasını yapan Gökhan B., suçlamaları kabul etmeyerek, beraatine karar verilmesini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Gökhan B.’yi ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. İyi hal indirimi uygulayan mahkeme, cezayı 15 yıla düşürdü.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Uluslararası kadın örgütleri ve şahsiyetlerinden deklarasyon

AleviNet

Published

on

Çok sayıda uluslararası kadın örgütü ve şahsiyetin imzaladığı deklarasyonda şunlar belirtildi:

“9 Ekim 2019 tarihinde, Türk devleti Kuzey Suriye topraklarına yönelik istila ve işgal savaşını başlattı. Türk ordusu sınır boyunca konumlanmış başlıca yerleşim yerleri ve kasabaların tümüne hava ve havan saldırısı düzenlemektedir. Kürt Kızılayı tarafından yayınlanan verilere göre saldırıların salt ilk beş gününde, aralarında birçok kadın ve çocuk da olan, en az 46 sivil öldürüldü ve 139 sivil de yaralandı. Türk ordusu, şu an, farklı terör gruplarından paralı askerlerden oluşan sözde “Milli Suriye Ordusu” ile birlikte, karadan da işgal etmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda, Kuzey Suriye genelinde İŞİD’in uyuyan hücreleri yeni saldırılar düzenlemeye başladı. Kuzey Suriye’yi İŞİD teröründen özgürleştiren SDG ve YPJ-YPG güçleri, şimdi de halkları yeni işgal ve katliamlardan korumak için hayatlarını adamaktalar. İŞİD’in köleleştirdiği binlerce kadını özgürleştiren kadınlar, şimdi NATO ordusu tarafından bombalanmaktadırlar.  

Bölgedeki tüm farklı etnik ve dini topluluklardan olan milyonlarca insanın hayatı tehdit altındadır. On binlerce aile yerinden edildi. Çoğunlukla Kürt ve Arapların yaşadığı köylerin yanı sıra, Hristiyan komşuları da özellikle hedef alınmaktadır. Bu saldırıların etnik temizlik ve demografik değişiklik amacıyla gerçekleştirildiği açıktır. Ocak 2018’den itibaren Efrîn’e yönelik Türk işgali ve savaş suçlarına uluslararası toplum tarafından hala göz yumulmaktadır. Bundan ötürü de, Türkiye, uluslararası hukuk ve Suriye’nin egemenliğini ihlal ederek, sınırlarını Kuzey ve Doğu Suriye’ye genişletmek için çabalamaktadır.

‘KADINLAR ÖLÜM ÇETELERİ TARAFINDAN HEDEF ALINIYOR’

Aynı zamanda, Türkiye, bölgede demokratik öz yönetim altında, barış içerisinde, birlikte yaşayan halkların iradesini yok saymaktadır. Türkiye’nin saldırıları tüm dünyadan kadınlara ilham olan, Rojava’daki kadın devriminin kazanımlarına karşı yapılmaktadır. Kadın özgürleşmesine dayalı, demokratik, ekolojik, alternatif bir toplumsal model inşasında öncü olan kadınlar, cihatçı ölüm çeteleri tarafından hedef alınmaktadırlar. Suriye Gelecek Partisi Eş Başkanı Hewrîn Xelef 12 Ekim’de, Til Temir bölgesinde yaralı ve yerinden edilmiş insanları ziyaret etmeye gittiği sırada, pusu kurularak katledildi. Suriye’de 8 yıldır devam eden savaşa rağmen, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, tüm bölge hakları için, insan ihtiyaçları ve demokratik hakları güvence altına almayı başarmıştı. Suriye’nin farklı bölgelerinden savaştan ötürü yerlerinden edilmiş olan yüzbinlerce insan buraya sığınmıştı. BM kurumlarının kayda değer bir desteği olmaksızın, bu zorla yerinden edilmiş kişiler, Özerk Yönetim yapıları tarafından karşılandı, korundu ve desteklendiler. 

‘ERDOĞAN HÜKÜMETİ İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLİYOR’

Erdoğan hükümeti bu savaşı ve işgal planlarını açıkça duyurmuş olmasına rağmen, BM kurumları da dahil olmak üzere, uluslararası kamuoyu bunun gerçekleşmemesi için yeterli hiçbir önlem almadı. Bunun yanı sıra, Rusya ve ABD gibi hegemonik güçler, Türkiye’nin saldırısını cesaretlendirdi. Ermeni ve Süryani halklarına karşı 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun gerçekleştirdiği soykırımlar ve Dersim, Halepçe, Nusaybin, Cizire, Efrîn ve diğer yerlerde Kürt halkına karşı gerçekleştirilen katliamlar hala aklımızdadır. Savaş karlarının hesaplanması uluslararası hukuk, insan hakları ve değerlerinden daha önemli görüldüğünden, bugün, bir kez daha insanlığa karşı suçlar açıkça işlenmektedir.  

‘KADINLAR ROJAVA’YI SAVUNUYOR’

Rojavadaki kadınlar kadın devrimini fedakarlıkla koruduklarını ve tüm dünya kadınları adına mücadelelerini yürüttüklerinin altını her zaman çizdiler. Türkiye’nin, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlara ve halklara karşı yürüttüğü savaşı bize yapılan bir saldırı olarak algılıyoruz. Kadın hakları, özgürlük ve adalet için olan mücadelelerimizin heryerdeki kazanımları ve değerlerini hedef almaktadır. Kadınlar Rojava’yı Savunuyor isimli uluslararası kampanya ile faşizm, işgal ve ataerkiye karşı birleşiyoruz. Suriye’de barış ve adalet, Kuzey ve Güney Suriye’deki özerk öz-yönetimin tanınması için seslerimizi yükseltiyoruz.

TALEPLER

21. yüzyılda yeni soykırımlar ve kadın kırımları gerçekleşmesini engellemek için BMGK’ni, uluslararası toplumun tüm ilgili kurumlarını ve hükümetleri acil eyleme davet ediyoruz: 

• Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’deki işgal ve istilasını derhal durdurun;

• Kuzey ve Doğu Suriye’deki halkları korumak için uçuşa yasak bölge oluşturun;

•Türkiye ordusu, İŞİD, El-Nusra ve diğer cihatçı örgütlerin savaş suçları ve etnik temizlik gerçekleştirmesini engelleyin;

• Tüm savaş suç ve suçlularını yargı önüne çıkarın;

• Türkiye ile silah ticaretini sonlandırın;

• Türkiye aleyhine siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulayın;

• Kuzey ve Doğu Suriye halklarının demokratik özerk yönetimini tanıyın;

• Suriye krizinin kadınların ve Suriye’deki tüm farklı ulusal, kültürel ve dini toplumlardan temsilcilerin katılımı ile siyasi çözümü için adımlar atın.”

İLK İMZACILAR

Kadın örgütleri:

Meclîsa Jinên Bakûr û Rojhilatê Sûryê; Kongra Star;  Meclîsa Jinên Sûryê, Komelgeha Jinên Azad a Rojhilatê Kurdistan KJAR; Rêxrawê Jinên Rojhilatê Kurdistan RONAK; Rêxrawê Jinanê Azadîxwazî Kurdistan RJAK; Rêxrawê Peywendiyên Afratanî Kurdistan REPAK; Tevgera Jinên Kurdistanê li Ewrûpê TJK-E; Nûnertiya Navnetewî ya Tevgera Jinên Kurd IRKWM; Buro ya Jinên Kurd ji bo Aşitî CENÎ; Yekitiya Jinên Xwendekar ên Kurdistan JXK; Tevgera Jinên Ciwan; Tevgera Azadiya Jinên Êzidî TAJÊ; Tevgera Jinên Elewî yên Demokratîk; Weqfa Jinên Azad a (WJAR); Înîsyatîfa Jinên Misilman ên Demokratîk; Akademiya Jineolojî; Komeleya Jinên Filistînî li Libnanê; Desteya Jinê ya Partiya Yekitiya Suryanî li Libnanê; Terretorios y Resistancias (Bolîvya); Southall Black Sisters (Brîtanya); Revolutionary Association of the Women of Afghanistan RAWA (Afxanîstan); Women’s Strike Polonya; Mujeres Libres (CNT / Spanya); Union Syndicale Solidaires France (Frensa); International Labour Network of Solidarity and Struggles; Feminist Assembly of Madrid (Spanya); Feministas de Abya Yala (Uruguay); Centro de Intercambios y Servicios Cono Sur CISCSA (Arjantîn)

ŞAHSİYETLER:

Mahila Kisan Adhikaar Manch (Forum ji bo Mafên Jinên Cotkar, Hîndîstan); Sylvia Marcos (nivîskar, Meksîko); Meredith Tax (nivîskar & Emergency Committee for Rojava, DYA); Nadje Al-Ali (rewşenbîr, DYA); Collette McAllister (Sinn Féin, Irland); Maria Luiza Duarte Azedo Barbosa (Meşa Jinên Cihanê, Brazîlya); Dr Radha D’Souza (Zanîngeha Westminster, Brîtanya); Dr Mahvish Ahmad (Zanîngeha Western Cape, Afrîka Başûr), Francesca Gargallo Celentani (nivîskara femînîst, Meksîko); Laura Quagliuolo (edîtor, Îtalya); Teresa Cunha (rewşenbîr, Portugal); Tor Bridges (xaltîka Anna Campbell, hilberîner, Brîtanya);  Lilian Galan (MPP, Uruguay); Nancy Fraser (professora felsefê û siyasetê, DYA);  Dr Mithu Sanyal (nivîskar û weşankar, Elmanya); Margaret Owen (Jinebiyên ji bo Aşitî û Demokrasî WPD & Seroka Kampanya Aşitî ji bo Kurdistan, Brîtanya); Alba Sotorra Clua (derhêner, Spanya); Rahila Gupta (nivîskar and aktivist, Brîtanya); Dr Mónica G Moreno Figueroa (sosyolog, Brîtanya); Julie Ward (Endama Parlamana Ewrûpê, Brîtanya); Prof Sarah Franklin (sosyolog, Brîtanya); Wendy Lyon (parêzera mafên mirovan, Irlanda); Dr Zahra Ali (sosyolog, DYA); Fatemeh Sadeghi (McGill University, Canada/Iran); Dr Sarah Glynn (rewşenbîr, Scotland); Maryam Ashrafi (social documentary photographer & film-maker, Îran); Dr Hettie Malcomson (rewşenbîr, Brîtanya); Debbie Boockchin (journalist & nivîskar, Brîtanya); Selay Ghaffar (Solidarity Party of Afghanistan); Dr Marina Sitrin (Binghamton University, DYA); Amber Huff (lêkolînvan, Brîtanya); Christelle Terreblanche (Zanîngeha Kwazulu-Natal, Afrîka Başûr); Erella Shadmi (rewşenbîr, Îsrael); Molly Crabapple (artist and nivîskar, DYA); Dr. Soraya Fallah (California State University, DYA); Dr. Camilla Power (Radical Anthropology Group, Brîtanya); Prof. Flavia Almeda Pita (State Zanîngeha Feira de Santana Bahia & Incubadora de Economia Popular Soldidaria, Brazîlya); Houzan Mahmood (nivîskar, Brîtanya); Dina al-Kassim (Zanîngeha British Colombia, Kanada), Vilma Rocio Almendra Quiguanas (Indigenous Nasa/Misak, Pueblos en Camino, Kolombya); Helina Paul (ecologist, Brîtanya); Rane Khanna (derhêner & lecture, Brîtanya); Mechthild Exo (lêkolînvan & activist in peace and conflict studies, Elmanya); Rita Lora Segato (Zanîngeha San Martin, Brazîlya); Prof Emeritus Ana Falu (Zanîngeha Cordoba, Arjantîn); Janet Sarbanes (nivîskar and professor, DYA);  Charlotte Maria Saenz (rewşenbîr, DYA); Monika Gärtner-Engel (endama damezrîner a Konferansa Jinên Cihanê WWC, Elmanya); Carla Bergman (nivîskar & film-maker, Kanada); Targol Mesbah (rewşenbîr, DYA); Lilián Raquel Galán Pérez (Endama Konseya Parla Sur, Amerîka Latîn); Sally Jackson (rewşenbîr, DYA); Verónica Mounier (rewşenbîr, Meksîko);

Continue Reading

Kadın

HDP Kadın Meclisi: AKP Kürt ve kadın düşmanı

AleviNet

Published

on

HDP Kadın Meclisi tarafından bugün yapılan yazılı açıklamada, “Eşbaşkanlık sistemine dönük saldırılar kadın mücadelesinedir” denildi.

Açıklamada, “Belediye eşbaşkanlarımıza dönük operasyonlara hız verilmiş bir şekilde neredeyse her gün eşbaşkanlarımız gözaltına alınıyor. Dün de 3 ilde, 4 belediye eşbaşkanımız gözaltına alındı. Hakkâri Merkez ve Yüksekova, Erciş ve Nusaybin belediye eşbaşkanlarımız haksız, hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı. Bu gözaltı ve tutuklama furyası sadece belediye eşbaşkanlarımızla sınırlı değil, meclis üyelerimiz, il ve ilçe yöneticilerimiz planlı bir şekilde sürekli gözaltına alınarak tutuklanmaktadır” denildi.

‘KÜRDÜN HER ŞEYİNİ GASP ETMEK İSTİYORLAR’

“Bu gözaltı ve tutuklama furyası dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan siyasi soykırım operasyonlarıdır” vurgusunda bulunulan açıklamada, “Özellikle; belediyelerimize kayyım atanması, eşbaşkanlarının gözaltına alınması Kürdün en ufak bir kazanımına tahammül edemeyip gasp etme politikasıdır. Siyasi iktidar, kayyımlar eliyle kazanımlarımızı çalmaktır. Burada el konulan belediyelerimize dönük gaspçı kayyım politikası da, Rojava halklarına, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesine dönük işgal ve savaş da artık tüm dünyanın net bir biçimde ifade ettiği Kürt düşmanlığının göstergesidir. Kürdün en ufak bir kazanımına tahammül edemeyip gasp etme politikasıdır” diye belirtildi.

‘AKP ARTIK DÜNYADA KÜRT DÜŞMANLIĞIYLA BİLİNİYOR’

Açıklamada şunlar da ifade edildi:

“Sadece ülke içinde ve Rojava’da değil, Güney Kürdistan’da da Kürtlerin kazanımlarına el koyma siyaseti yürütülüyor. Bakın AKP hükümeti, Japonya’da Kürtçe dil kursunun verilmesine bile tahammül edemeyip bunu durdurmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Yani Somali’de bir Kürt bir dükkân açsa bunu kapattırmak için bile çekinmeden uğraşacak bir hükümet var karşımızda. AKP hükümeti ile tarihin en saldırgan ve en pervasız Kürt karşıtlığıyla karşı karşıyayız.

Hükümetin bu gaspçı ve işgalci politikalarını ve Kürt karşıtlığını perdelemek için Kürtleri kriminalize etmeye çalışması artık nafile bir çabadır. Özellikle belediyelerimize kayyım atanması ve Rojava topraklarına saldırısı AKP’nin maskesini bir kez düşürmüştür. Tüm dünya kamuoyu da AKP’yi ‘Kürt düşmanı’ olarak iyice tanımış ve her gün dünya basına bu manşetlerle çıkmaya başlamıştır.

‘KADIN MÜCADELESİ DE HEDEFTE’

HDP’ye, Kürt halkına yönelik saldırılar aynı zamanda kadın mücadelesine dönük saldırılardır. Çünkü kadınların yüzlerce yıldır verdikleri var olma, eşitlik ve özgürlük mücadelesi bugün Kürt kadınları şahsında dünyada ilgi görüyor, kadın mücadelesine, ezilen halkların mücadelesine ilham veriyor.

Eşbaşkanlık sistemine dönük saldırıların, eşbaşkanlarımızın rehin alınması ve eşbaşkanlık gerekçe gösterilerek belediyelerimize kayyım atanması hazmedemedikleri kadın mücadelesine, kadın kazanımlarına dönük en somut göstergedir.”

HDP Kadın Meclisi, bugün Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’ın Malatya’da duruşmalarının olacağına dikkat çekerek, “Diğer tüm yargılamalar gibi bunun da hukuki bir yargılama değil, siyasi, bir cezalandırma olduğu açıktır. Siyasetçi kadınlara dönük bu saldılar AKP’nin Kürt karşıtı siyasetinin yanı sıra kadın karşıtı siyasetinin devamıdır” dedi.

Continue Reading

Kadın

Teknoloji şirketleri kadınlar için umut vadediyor

AleviNet

Published

on

Türkiye son dönemde bir yandan kadın cinayetlerindeki artışı ya da kadınlara yönelik toplumsal ve sosyal hayattaki ayrımcılıkları tartışmaya devam ederken, diğer yandan kadınların iş yaşamındaki konumu açısından görece olumlu gelişmelere de sahne oluyor.

Kadınların iş yaşamında giderek daha çok tercih ettiği sektörlerden birisi teknoloji ve sektör, Türkiye’de kendini bu alanda yetiştirmiş kadınlar için giderek daha çok umut vadediyor. Bu çerçevede çok uluslu teknoloji şirketlerinin Türkiye ofislerindeki kadın çalışanlar ve yöneticilerin oranlarının diğer çoğu sektördeki kadın oranlarına kıyasla daha yüksek olduğu gözlemleniyor.

Ancak kadın istihdamı Türkiye’de halen istenen düzeyde değil. TÜİK verilerine göre kadınlarda istihdam oranı 2017’de yüzde 28,9 olurken, eğitim seviyesi arttıkça kadınların iş gücüne katılımı da artıyor.

Oranlar yine de yeterli değil

Teknoloji sektöründeki kadın dayanışmasını güçlendirmek için kurulan sivil toplum kuruluşları arasında olan TechWomen Club’ın etkinliği için Ankara’da bir araya gelen çeşitli şirketlerden kadın yöneticiler de Türkiye’de teknoloji alanında kadın çalışan oranlarının bilinenin aksine yüksek olduğu noktasında birleşiyor. Ancak bu oranların yeterli olmadığı da sektördeki kadınların hemfikir olduğu bir başka husus.

Danışmanlık firması Deloitte’in Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) ile işbirliği içinde 2018’de gerçekleştirdiği ve toplam 486 beyaz yakalı kadının katıldığı çalışma da bu açıdan çarpıcı sonuçlar içeriyor.

Çalışmaya göre teknoloji sektöründeki beyaz yakalı kadınların yüzde 85’i bu sektörde olmaktan memnun ve bu oran diğer sektörlerdeki kadınlar arasında yapılan araştırmalarda ortaya çıkan memnuniyet oranlarından oldukça yüksek durumda.

Pınar Rua Aksu

Pınar Rua Aksu

Oracle’da üst düzey yönetici olan Pınar Rua Aksu, şirketindeki kadın çalışan oranının en az yüzde 40’larda olduğunu söylerken, yönetici kademesinde ise bunun daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Aksu, durumu “Teknoloji günümüz dünyasında artık makinelerin çok ötesinde bir şey ve önyargıların aksine erkeklerin tekelinde olmaktan çıktı” sözleriyle özetliyor.

Kadınlar sayesinde belirgin iyileşme

Finans, otomotiv ve enerji sektörleri üzerine yapılan araştırmaların sonuçları ile kıyaslandığında ise teknoloji sektöründeki kadınların insan kaynakları, iletişim gibi alanlardan ziyade ağırlıklı olarak daha teknik, satış, iş geliştirme ve ürün geliştirme gibi alanlarda ön planda oldukları saptamalar arasında.

Sodexo’da yine yönetici kademesindeki Berna Şamiloğlu Acar da kendi çalıştığı kurumda kadın oranının yüzde 47-48 dolayında olduğunu belirterek, sektörde eğitim oranının yüksek olmasının erkeklerin kadınları kabullenişi açısından önemli bir faktör olduğunu söylüyor.

Berna Şamiloğlu Acar

Berna Şamiloğlu Acar

Acar, kurum bünyesinde 30 ülkede yapılan küresel bir araştırmanın da kadın çalışanların önemini ortaya koyduğunu belirterek, bu oran yüzde 45’i geçtiği zaman iş verimliliğinde belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade ediyor.

Çok hızlı büyüyen ve kendini hızla geliştiren teknoloji sektöründe kadınların özellikle yaratıcılıkları ve tasarım güçleri ön plana çıkıyor. Aksu kadınların sektördeki artılarını şöyle açıklıyor:

“Teknoloji aslında kadının yetenekli olduğu bir alan. Aynı anda birden fazla işi yapabilmek kadınların özellikle üstün olduğu bir konu. Algıların açık olması, içgüdülerin gelişmiş olması da artılar arasında. Analitik zeka kadınlarda çok yüksek ve bu da teknolojiye eğilim sağlıyor.”

Acar da aynı noktaya işaret ediyor ve kadın emeğinin gerek yazılım gerekse yaratıcı teknoloji için yaşamsal olduğunu söylüyor. Acar, “Software dediğinizde mutlaka tasarımdan da bahsetmek gerekiyor ve kadınların doğasından gelen empati kurmak, yaratıcılık ve sorgulama gibi bazı yetenekleri var. Bunlar da sektörde başarılı olmak için olmazsa olmaz unsurlar” diyor.

Liderlik pozisyonu kadınlar için hâlâ zor

Teknoloji alanında da liderlik pozisyonunda kadınların görece azlığı diğer alanlar gibi ön plana çıkıyor. Diğer sektörlere kıyasla daha çok kadın bu şirketlerde yöneticiliğe yükselmiş olsa da bazı ön yargı ve zorluklar kadınların hâlâ mücadele etmesi gerekenler arasında.

TÜBİSAD’ın çalışmasına göre kadın liderlerin azlığının sektörden bağımsız sistemik temelleri bulunuyor. Bunlar arasında liderlik pozisyonları için erkek adaylara daha meyilli olunması, sektörün erkek egemen olması ve yönetimlerin yeterli destek sağlamaması gibi nedenler sıralanıyor.

Sevilay Kurt

Sevilay Kurt

Kadınların yöneticiliğe yükselebilmesi açısından IBM Türkiye ofisi iyi örnekler arasında. Şu anda üst yönetimin yarısı kadınlardan oluşuyor. Şirketin üst düzey yöneticilerinden Sevilay Kurt, yetenekli olan kadınların aile ya da özel hayatları bir engel oluşturmadan terfi edebilmesinin önünün açılmasının önemine dikkat çekiyor.

Rol modellerinin artması hedefleniyor

Oracle’dan Aksu ise kendi şirketi gibi kurumsal yerlerde bir yetenek havuzunun söz konusu olduğunu ve işinizi iyi yapıyorsanız bu havuz içinde değerlendirildiğinizi belirtirken, buna rağmen hâlâ bazı ön yargılarla da karşılaşılabildiğini kaydediyor. Bu nedenle kadınların bu ön yargıları kırmak için aynı yetenekteki erkeklerden daha çok çalışması gerekebiliyor.

Birleşmiş Milletler’in kadınların aleyhine olan bu durumun 2030 yılında dengeleneceğini öngörmesine karşılık, hâlihazırda dünya çapındaki büyük teknoloji şirketlerinin orta seviye yönetim pozisyonlarının sadece yüzde 25’i kadın yöneticilerden oluşuyor.

TechWomen Club kurucularından Özge Yıldız ve Ferigül Güngören sektörde rol modellerinin artması ve kız çocuklarının eğitiminin bu alana yönlendirilmesinin hedefleri arasında yer aldığını söyleyerek, Türkiye’deki kadınların teknoloji ile ilgili işlerde daha çok rol almasının önemine işaret ediyor.

 

Gülsen Solaker / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI