Connect with us

.

Kadın

Hêvî-Umut Kadın Atölyesi

AleviNet

Published

on

RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS/AMED

2009’dan bu yana kadınların üretime dahil olabileceği alanlar üzerinden çalışmalar yürüten Hêvî-Umut Kadın Atölyesi, bir atölyeden çok rehabilitasyon merkezi misyonuna sahip. Atölye ile üretim sürecine katılan kadınlar, ekonomik özgürlüğün sağladığı özgüvenle ‘evde oturmayın’ çağrısı yapıyor.

Êlîh Belediyesi’ne bağlı Hêvî-Umut Kadın Atölyesi, 2009’dan bu yana çeşitli alanlarda çalışmalarına devam ediyor. 20 bin nüfuslu Petrolkent Mahallesi’nde kurulan Atölye, kadınların üretime dahil olabileceği ve ekonomik özgürlüklerini elde edebilecekleri alanlar üzerinden çalışmalar yürütüyor. Bilinçli olarak dezavantajlı, 90’larda köy boşaltmalarından sonra göç almış bir mahallede kurulan Atölye, evden çıkamayan, sosyal aktiviteleri olmayan kadınların çevre edinip sosyalleşerek özgüven kazanmalarını da amaçlıyor.

Atölyeden eğitim alan kadınlar, kendi işyerini açmanın yanı sıra atölyelerde kazandıkları mesleki becerilerinin karşılığını dışarıda da alabiliyor.

Birçok alanda kurs ve eğitim

Mesleki eğitim kurslarında kadınlar, kadın ve çocuk giyimi, yöresel kilim dokumacılığı, kitre bebek yapımı, kuaförlük dallarından oluşan kurslardan faydalanıyor. Kadınlar katıldıkları kursların bitimiyle sertifika alıyor. Bu da daha sonra bir işletme açma imkanı sağlıyor. Bunun yanında kadınlara kuruma bağlı sosyolog tarafından eğitim ve danışmanlık hizmeti de veriliyor. Eğitimlerin çok önemsendiği ve aksatılmadan yürütüldüğü Atölye’de, aile içi iletişim dersi, toplumsal cinsiyet rolleri, şiddet ve şiddet türleri konulu eğitimler veriliyor.

Sosyal aktiviteler

Hêvî Kadın Atölyesi, bir atölyeden çok bir rehabilitasyon merkezi misyonunu taşıyor. Asıl amacı meslek edinmekten ziyade sosyalleşmeyi sağlamak olan Atölye’de, piknik, tarihi yerlere gezi, sinema gibi sosyal aktiviteler de düzenleniyor.

Satış noktaları oluşturulacak

Yapılan ürünlerin satışı için de projeler gerçekleştiriliyor. Şimdiki hedef ise kadın özgün tezgahları kurarak, satış noktaları yaratmak. Bu şekilde kadınlar ürettiklerini satarak doğrudan ve sürekli bir gelir elde edebilecekler.

‘Muhtaç olmamak güzel bir duygu’

4 buçuk senedir dikiş atölyesine katılan Fikriye Oğuz, kursa başlamadan önce ise hep evde oturduğunu söyledi. Oğuz, “Atölyenin bana çok faydası oldu. Çevre edindik, sosyalleştik, çok şey öğrendik. Bir şeyler üretiyoruz, satıp ekonomik özgürlüğümüzü elde ediyoruz. Günlerimiz çok güzel geçiyor. Bir derdimiz olunca kurumda çalışan sosyoloğumuzla konuşuyoruz. Yaşadığımız sorunlara çözüm üretebiliyoruz. Ev baskısından, sıkılmaktan kurtulduk. Buradaki kadın arkadaşlarla maddi manevi birbirimize destek oluyoruz. Burası  evimiz gibi oldu.

Hiç kimse bizi rahatsız etmiyor. Serbest ve özgürüz. Henüz kendime bir yer açmadım. Diktiklerimi komşularıma, tanıdıklarıma satıyorum. Artık kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Kadınlar evlerinde oturmasın. Bir şeye emek verirlerse elbet kazanırlar. İnsanın eşine muhtaç olmaması çok güzel bir duygu. İnsan çabasıyla bir şeyler üretince kendisiyle gurur duyuyor” dedi.

‘Hiçbir kadın evinde oturmasın’

Atölyeye başladıktan sonra hayatında çok şey değiştiğini anlatan Songül Akdemir de, kilim atölyesinde çalışıyor. Songül, “Ev benim için yalnızlıktı, sıkıntıydı. Buraya geldikten sonra insanları tanıdım, arkadaşlıklar kurdum, özgüvenim çok arttı.

Çalışınca biliyorum ki kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Ben de para kazanıyorum artık. Çocuklarımın masraflarını karşılıyorum. Aynı zamanda meslek de ediniyoruz. Ne eşim ne ailesi çalışmama izin verdi. Ben pes etmedim, baskı yapa yapa çalışmaya başladım. Hiçbir kadın evinde oturmasın. Çalışsınlar erkeklerin eline bakmasınlar. Mücadele etsinler. Ekmeklerini taştan çıkarsınlar. Kadınlara iş imkanı yaratılsın. Kadınlara meslek öğretilsin ve önleri açılsın. Kadınlar artık bu baskı ve zora dur demeli. Kadınlara fırsat verilse çok şey başarırlar. Kayyum geldiğinde burayı kapatmaya çalıştı.

Biz buna müsaade etmedik. Hiçbir ücret almadan geldik çalıştık. Tüm kadınlar bir araya geldik, direndik ve kazandık” diye belirtti.

Özgüven artıyor

Kuaför atölyesine katılan Tubanur Taşan ise, mesleği öğrendikten sonra kendi yerini açmak istediğini söyledi. Hem meslek hem de çevre edindiğini aktaran Tubanur, şöyle dedi: “Daha önce bu atölyeye katılıp kuaförlük yapan arkadaşlarımız var. Ben de buradan meslek edinip çalışmaya devam etmek istiyorum. Sabah saat 08.00 gibi gelip akşamüstü saat 17.00 gibi çıkıyoruz. Gelen kadınlardan hiçbir ücret almıyoruz. Dar gelirli kadınlar buraya gelip ihtiyaçlarını karşılıyor, biz de onlar sayesine pratik yapmış oluyoruz. Ekonomik özgürlüğü olan kadın, ihtiyaçlarını karşılayabilmenin yanında büyük oranda özgüvene sahip oluyor. Kadın ekonomik özgürlüğünü elde ettiğinde kendini bulabilir. Kadınlar, artık pasif değil daha aktif duruma gelmeli.”

Direniş kayyuma geri adım attırdı

Hêvî-Umut Kadın Atölyesi’nin kadınlar için anlamı çok ayrı. 11 Ekim 2016’da Batman Belediyesi’ne atanan kayyumla beraber Hêvî Kadın Atölyesi için de diğer tüm kadın kurumları gibi kapatma kararı alındı. Ancak kadınlar, bu kararı kabul etmeyerek direnişe geçti. Kurum önünde oturma eylemi yapan kadınlar, kurumlarının kapatılmasına müsaade etmedi. Kadınların direnişi sonucu kayyum tarafından verilen karar geri çekilmek zorunda kalındı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Fransız hükümetinde ilk kez kadın sayısı erkeklerden fazla

AleviNet

Published

on

Aşırı harcamaları ortaya çıkan Ekolojik Geçiş Bakanı François de Rugy’in istifası ardından yerine Elisabeth Borne’nun geçmesiyle birlikte, hükümetteki kadın sayısı erkekleri geçti. Bundan böyle hükümette 18 kadın ve 17 erkek yer alıyor. Buna karşın bakan düzeyindeki mevkilerde kadınların sayısı (9 kadın, 10 erkek) daha az. Sekreter düzeyinde ele alındığında kadınların sayısı 9 iken erkeklerinki 6 olarak dikkat çekiyor. Sosyal alanı hedef alan politikaları nedeniyle yoğun tepki konusu olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iktidara geldiğinden bu yana kadın erkek eşitliği konusuna öncelik verdi.

5. Cumhuriyet’ten bu yana uzun bir yol alındığı görülüyor. 1959’da hükümette sadece bir kadın vardı, o da Cezayir’deki sosyal işlerden sorumlu bakan Nafisa Sid Cara olarak dikkat çekiyordu. Cara’nın 1962’de hükümetten çıkması ardından hükümet yüzde 100 erkek oldu. Ancak Mayıs 1968 hareketi ardından Eğitim Bakanı olarak Marie-Madeleine Dienesch’in atanması ile hükümete kadınlar geri döndü. 1974’e gelindiğinde Simon Veil, Sağlık Bakanı oldu.

1995’te Jacques Chirac’ın seçilmesi ardından 12 kadının atanmasıyla bir bu alanda bir çıkış sağlandı. Böylece hükümetin yüzde 28’i kadınlardan oluştu. Sonraki hükümetlerde zaman zaman artan, bazen düşen kadın oranı, François Hollande döneminde yüzde 45 ile yüzde 50 arasında temsiliyet gördü. Emannuel Macron döneminde ise kadın oranı yüzde 47 ile yüzde 51 arasında değişiyor.

Ancak bazı bakanlıklarda halen erkeklerin varlığı oldukça güçlü kalmaya devam ediyor. Bununla birlikte 5. Cumhuriyet’te sadece bir kadın başbakanlık görevine geldi. Edith Cresson, Mayıs 1991 ile Nisan 1992 arası başbakanlık görevinde bulunmuştu.

Continue Reading

Kadın

Hatay’da 22 yıllık bir kadın eğitim programı: KİHEP

AleviNet

Published

on

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği tarafından 1995’den bu yana sürdürülen Kadın İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) 2005- 2011 yıllarında yapılan bağımsız araştırma raporuna göre 15 bin kadına ulaştı.

Bu çerçevede eğitimi yarıda kesilen her on kadından dördü eğitimini devam ettirebildi. Her on kadından üçü iş yaşamına katılabildi. Katılımcıların yüzde 94’ünün özgüveni arttı ve yüzde 89’u aile yaşamında daha fazla söz sahibi olmaya başladı. Yüzde 67’si siyasi açıdan aktifleşti ve yüzde 59’u kadın örgütlenmelerinde yer almaya başladı.

Hatay’da da Mor Dayanışma Kadın Derneği tarafından 16 hafta süren eğitim programın içeriğine ilişkin deneyimlerini paylaşan kadınlar, aldıkları eğitimden oldukça memnun.

Bu eğitim ile kadınların demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeninin kurulması ve korunması sürecine özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak katılımlarını destekleyen bir yerel taban oluşması amaçlanıyor.

Eğitimin içeriğinde, kadının insan hakları, anayasal ve medeni haklar, kadına karşı şiddet, aile içi şiddet, şiddete karşı nasıl stratejiler geliştirilebileceği, kadının ekonomik hakları, iletişim, toplumsal cinsiyetrollerine dayalı çocuk eğitimi ve çocuk hakları var.

Kadın ve cinsellik, doğurganlık hakları, kadın ve siyaset, feminizm, kadın hareketi ve kadın örgütlenmelerini kapsayan on altı hafta sürecek bir eğitim aslında bu.

Continue Reading

Kadın

Êzidi kadınlar 3 Ağustos’ta küresel eyleme çağırdı

AleviNet

Published

on

3 Ağustos 2014 günü Güney Kürdistan’ın Şengal kentine saldıran DAİŞ çeteleri binlerce çocuk, kadın, sivil insanı katletti. Binlerce Êzîdî kadın çeteler tarafından alıkonularak, cinsel köle statüsüne indirgendi, çok sayıda kadın işkencelere ve infazlara konu oldu. 21. yüzyılın en korkunç soykırımlarından birisiyle karşı karşıya kalan Êzidilerin onbinlercesi, YPG/YPJ savaşçıları ve HPG gerillalarının açtığı koridor sayesinde kurtarıldı.

Soykırım olarak kabul edilen bu saldırıların 5. yılı nedeniyle Almanya Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu 3 Ağustos’u Feminisid’e karşı eylem günü” ilan etti. Sadece kadın oldukları gerekçesiyle işlenen cinayetler için kullanılan Feminisid’e karşı dünyadaki bütün kadınları meydanlara çağıran federasyon 3 Ağustos’ta düzenleyecekleri renkli ve değişik eylem/etkinliklerle Şengal’e dikkat çekeceklerini bildirdiler.

Federasyonun öncülüğünde 3 Ağustos günü saat 11’de dünya çapında Şengal’de DAİŞ çeteleri tarafından katledilen ve kaçırılan kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleşecek.

Kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarına da ortak eylemler yapma çağrısı yapan Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu, eylemlerle başta Êzidi kadınların yaşadığı trajedi olmak üzere kadın cinayetlerinin son bulmasını talep edecek.

Feminisid’in bizzat DAİŞ çetelerinin eliyle gerçekleştiğine dikkat çeken federasyon, 3 Ağustos 2014’te kaçırılan Êzidi kadınların başta köle pazarlarında satılmak ve sistematik şekilde tecavüze uğramak olmak üzere her türlü insanlık dışı uygulamaya maruz kaldığını hatırlattı.

FEMİNİSİD NEDİR?

Yer yer batı Avrupa dillerinde “Femisid” olarak da kullanılan Feminisid kavramı ilk olarak İtalya ve Meksika’daki feminist hareketler tarafından kullanıldı. Kavram, 1970’li yıllarda feminist hareketinin öncülerinden Diana Russel’in geliştirdiği ve “cinsiyet nötrlüğünü” ifade eden “Femicide“ kelimesinden üretildi.

Cinayet anlamına gelen “homicide/homicide” kelimesiyle birleştirilerek üretilen kavrama göre kadın ölümleri ataerkil iktidar yapılarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Êzidî kadınlardan Merkel hükümetine suç duyurusu

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI