Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Türkiye iklim krizinin etkilerini ağır hissedecek!

AleviNet

Published

on

İklim değişikliği artık dünya çapında hissedilebilir seviyede fakat bunun için uygulanacak politikalar ve önlemler, başta ABD olmak üzere birçok büyük ülke tarafından ciddi anlamda hayata geçirilmiş değil.

Geçtiğimiz Haziran ayı Avrupa merkezli Copernicus İklim Değişikliği Servisine göre Avrupa en sıcak haziran ayını yaşarken; çevre ve ekonomi konularında uzman gazeteci yazar Pelin Cengiz, dünyanın en sıcak 5 yazını 21’inci yüzyılda geçirdiğini aktarıyor. Cengiz’e hem iklim değişikliğinin seyrini hem de büyük ülkelerin ve Türkiye’nin iklim politikalarını sorduk.

KARBONDİOKSİT EMİSYONU 1,7 ORANINDA ARTTI

İklim değişikliği Avrupa’yı ve dünyanın birçok yerini vurdu. Avrupa merkezli Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), geçen ayın yeryüzünde kayıtlara geçen en sıcak haziran ayı olduğunu açıkladı. İklim değişikli artık daha hissedilir ve daha çok dillendirilir hale geldi peki önlemler ciddi anlamda ele alınıyor mu?

Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne göre, 2019 yılının haziran ayı dünyada ve Avrupa’da şimdiye kadar en sıcak haziran ayı olarak kayıtlara geçti. 2019 yılının haziran ayının daha önce kaydedilen en sıcak haziran ayından 2 derece daha fazla sıcak olduğu tespit edildi. Avrupa son 500 yılın en sıcak haziran ayını geride bıraktı. Dünyanın gördüğü en sıcak beş yaz 21’inci yüzyılda yaşandı.

Paris İklim Anlaşması’ndan sonra fosil yakıtlardan kademeli olarak çıkış, yenilenebilir enerjilere geçiş politikalarıyla karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik dünyanın farklı yerlerinde çabalar olsa da hala çok yetersiz ve maalesef azaltım ve uyum çalışmaları birbiriyle senkronize değil. Üstelik birkaç ay önce Uluslararası Enerji Ajansı’nın açıkladığı Küresel Enerji ve Karbondioksit Emisyonları Statü Raporu’na göre, dünyada enerji sektörü kaynaklı karbondioksit emisyonu 2018’de bir önceki yıla göre 1,7 artışla 33 gigatona yükseldi. Böylece küresel karbondioksit emisyonunda tarihi zirve görüldü. Açıklanan bir başka rapora göre, dünyanın en büyük küresel 33 bankası fosil yakıtlara Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana toplamda 1,9 trilyon dolarlık finansman sağladı. Bunun 600 milyar doları, iklim bilimcilerin dünyanın yenilenebilir enerjiye hızla geçiş yapılmasının gerekli olduğunu söylediği bir zamanda fosil yakıt projelerini hızlı bir şekilde genişleten 100 şirkete gitti.

DÜNYA 1 DERECEDEN FAZLA ISINDI

Dünya hâlihazırda 1 dereceden daha fazla ısınmış durumda. Bunun 1.5 derecede sınırlandırılabilmesi için çok daha fazla eylem ve hedef gerekli. Dünyada özellikle gençlerin başını çektiği Extinction Rebellion ve FridaysForFuture hareketleri, aylardır barışçıl sivil itaatsizlik protesto eylemleri düzenleyerek ülkelerden, hükümetlerden bir an önce harekete geçmelerini, kendilerinden çalınan geleceklerini talep ediyor.

FRANSA, TÜRKİYE VE BREZİLYA’NIN ÇEKİLMESİNİ ENGELLEDİ

Trump G20’de Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararını savundu. ABD’nin bu tavrı iklim protokolünü zora sokar mı yakın gelecekte?

Donald Trump’ın ABD Başkanlığı görevine gelir gelmez ilk icraatlarından biri -seçim vaatlerinden biriydi- ülkesini Paris İklim Anlaşması’ndan çekmek olmuştu. İflah olmaz bir iklim inkârcısı olan Trump, Obama dönemindeki kazanımları geriye döndürdü.

Öte yandan, Japonya’nın Osaka şehrinde 28-29 Haziran tarihlerinde düzenlenen G20 Zirvesi’nden oybirliği ile yayımlanan bildiride, iklim değişikliğiyle ilgili ilginç ifadelere yer verildi. Bildiride, ABD’nin emisyonların azaltılmasında dünya lideri olduğu ifade edildi.

Zirvedeki en büyük mücadelenin de iklim değişikliği yüzünden olduğu belirtilirken bildiride, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda Paris Anlaşması’na güçlü bir atıfta bulunma talebi karşılık buldu. Liderlerin iklim değişikliği konusunda “değişikliğe karşı olduğunu” belirten Macron, Trump’ın Türkiye ve Brezilya’yı da Paris Anlaşması’ndan çekilmeye ikna etme tehdidini engellediğini açıkladı.

ABD BİLDİRİDE KENDİ İKLİMİNİ ÖVDÜRDÜ

Ama ABD hala anlaşmaya yanaşmıyor değil mi?

Evet, üstelik Fransa’nın hamlesi karşılığında ABD, itirazlarının güçlü bir ifadesini içeren ve kendi iklim politikasına övgüler düzen bir paragrafı bildiriye sokmayı başardı. Bildiride, “ABD, Amerikalı işçilerin ve vergi mükelleflerinin dezavantajları nedeniyle Paris Anlaşması’ndan çekilme kararını yineliyor. ABD emisyonların azaltılmasında bir dünya lideridir” ifadesi yer aldı.

Trump, zirvede yaptığı konuşmasında, ABD’nin “şimdiye kadarki en temiz hava ve suya sahip olduğunu” söyleyerek “Ancak uzun bir süre boyunca kurduğumuz şeyin muazzam gücünü feda etmeye istekli değilim” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararını da savunan Trump sorunu “görmezden geldiğini” reddetti. Trump, öteden beri küresel ısınmayla ilgili önlem almaya çalışmanın ABD ekonomisini etkileyeceğini savunuyor.

Elbette tüm bu gelişmeler, iklim kriziyle mücadele için kritik gelişmeler. Her ne kadar ülkeler bazında, Avrupa Birliği gibi kıtasal bazda ve hatta Trump’a rağmen ABD’nin eyaletleri bazında iklim mücadelesi sürüyor. Ancak, yine de ABD gibi bir ülkenin başındaki siyasi figürün bu söylemlerinin mücadeleyi sekteye uğratmasa da yavaşlamasına sebep olduğunu söyleyebiliriz.

AKDENİZ HAVZASI EN SICAK NOKTALARDAN BİRİ

Türkiye de son 48 yılın en sıcak haziran ayını geçirdi. Yağış miktarına bakıldığında bazı illerde rekor kırıldı. Türkiye iklim değişimin etkilerini nasıl hissediyor?

Türkiye iklim krizinin etkilerini aşırı hava olaylarının artan sıklığı, şiddeti ve yoğunluğuyla deneyimliyor. Geçen ay Karadeniz’de sel ve su taşkınları ölümlere sebep oldu. Geçen yıl da yine aşırı yağış, fırtına ve dolu yağışları gözlemlenmişti. Bunun yanı sıra özellikle haziran ayında başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok noktasını etkisi altına alan sıcak hava dalgasından Türkiye de ciddi oranda etkilendi.

İstanbul Politikalar Merkezi tarafından geçen hafta bilimsel raporlardan derlenerek açıklanan bir rapora göre; Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzası iklim değişikliğinin sıcaklık artışı, yağışların ve toprak neminin azalması, bunlara bağlı kuraklık ile aşırı sıcak dönemlerin yaşanması gibi etkileri açısından en sıcak noktalardan biri olarak kabul ediliyor.

1998’DEN BU YANA SICAK DALGA ARTIŞI VAR

Nedir bu sıcak dalgası?

Gündüz en yüksek ve gece en düşük sıcaklıkların 95. persentil üzerinde en az 3 gün devam etmesini sıcak dalgası olarak tanımlayan araştırmacılar, 1960 ile 2006 arasında sıcak dalgalarının hem sayısının hem de süresinin ve yoğunluğunun önemli ölçüde arttığını bulmuşlar. Özellikle de Türkiye’nin batı, güneybatı ve iç bölgeleriyle Doğu Karadeniz kıyılarını ve Balkanların batısını sıcak dalgası için sıcak noktalar olarak değerlendiriyorlar.

Sadece Türkiye’yle ilgili yapılan çalışmalarda da sıcak dalgalarındaki artış net olarak görülüyor. Raporda bahsedilen bir başka çalışma, Türkiye’nin batı bölgelerinde 1965-2006 yılları arasındaki sıcak dalgalarını hissedilen sıcaklık endeksini kullanarak ve sıcaklıkların en az 3 gün 90. persentil üzerinde devam etmesini sıcak dalgası şeklinde tanımlayarak inceledikleri çalışmalarında sıcak günlerin, sıcak dalgaları sayısının ve sıcak dalgalarının süresinin incelenen 41 yıl içinde artış gösterdiğini, özellikle de 1998’den sonra çok arttığını bulmuşlardır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Araştırma Dairesi tarafından yapılan bir çalışmada ise günlük en yüksek sıcaklıkta normalden 5 derece daha sıcak değerlerin 5 gün devam etmesi durumu sıcak dalgası olarak tanımlanmış ve bütün Türkiye’de 1971 ile 2016 yılları arasında toplam sıcak dalgası sayısının arttığı bulunmuştur. Bütün Türkiye’de 1971-2016 yılları arasında toplam sıcak dalgası sayısı arttı. Aynı çalışmaya göre iklim değişikliği nedeniyle sıcak dalgası yaşanan gün sayısı 2013-2098 arasında RCP 4,5 senaryosuna göre yılda ortalama 42 gün (20-110 gün arasında), RCP 8,5 senaryosuna göre ise yılda ortalama 78 gün (27-2014 gün arasında) artacak.

TÜRKİYE’NIN SICAK HAVA EYLEM PLANI YOK

Yani yaz artık eskisinden de sıcak mı geçecek?

Türkiye hem iklim krizinin etkilerini giderek daha fazla hissedecek hem de özellikle yaz aylarında sıcak hava dalgalarına daha maruz kalacak. Dünya Sağlık Örgütü iklim değişikliği nedeniyle artan sıcak dalgalarının sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine karşı koruyucu ve önleyici tedbirler alınabilmesi için ulusal ve bölgesel düzeyde Sıcak-Sağlık Eylem Planları’nın hazırlanmasını ve uygulanmasını tavsiye ediyor. Türkiye’nin maalesef sıcak hava eylem planı yok. Meteoroloji sadece sıcak hava dalgası geleceğiyle ilgili uyarı yapıyor. Oysa önlemleri alacak olan ve sıcak hava dalgası başladığında alarm seviyelerini belirleyecek olan Sağlık Bakanlığı…

Türkiye’de de en kısa zamanda yetkili kuruluşların yerel yönetimler, üniversiteler, meslek ve uzmanlık kuruluşları ve sivil toplumla iş birliği yaparak ve pilot illerden başlayarak iller ve bölgeler düzeyinde Sıcak-Sağlık Eylem Planları’nın hazırlanması için gerekli çalışmaları başlatması gerekiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Yüzlerce ekolojistten ve STK’dan ortak çağrı: İstilayı durdurun!

AleviNet

Published

on

Dünyanın birçok noktasında ekolojik ve demokratik bir gelecek için çalışan örgütler, sivil toplum kuruluşları ve aralarında dünyaca tanınmış bilim insanlarının da olduğu aydınlar, yayınladıkları ortak bildiri ile Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı işgal saldırılarını kınayarak, işgalin durdurulması ve Rojava ile dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

‘BU BİR İSTİLA GİRİŞİMİDİR’

Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı tek taraflı savaşı kınıyoruz denilen bildiri de devamla şunlar ifade edildi:

Bu savaş kesinlikle meşru bir gerekçeye sahip olmadığı gibi bir suçtur ve bölgedeki çatışma ortamı ve savaş koşullarını çok ciddi bir şekilde derinleştirmektedir. Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların ve Kuzeydoğu Suriye’de barış içinde birlikte yaşayan diğer halkların demokratik kazanımlarını hedef alan bir istila girişimidir.

Kuzey Doğu Suriye’de uygulanan ve “Demokratik Özerklik” olarak adlandırılan özyönetim modeli, temel olarak kadın özgürleşmesi, doğrudan demokrasi, etnik ve dini çeşitlik ve ekoloji ilkelerine dayanmaktadır. Rojava sekiz yıl süren savaştan sonra Suriye’nin en barışçıl ve demokratik bölgesi olmuştur. Suriye için herhangi bir demokratik değişim fırsatı sağlanması ise bu demokratik bölgenin tüm dünya halkları ve demokratik kurumların ortak çabası tarafından savunulmasına bağlıdır.”

‘SİVİLLER VE SİVİL ALT YAPI HEDEFLENİYOR’

Türk ordusunun şuana kadar sürdürdüğü askeri operasyonların, sivilleri, onların geçim kaynaklarını ve sivil alt yapıları da hedeflediğinin belirtildiği bildiride, “Su temini tesisleri, barajlar, elektrik santralleri, hastaneler ve diğer altyapılar tahrip edilmektedir. İnsan toplumuna ev sahipliği yapan doğal dünyanın tamamı, hava ve topçu saldırılarından ağır şekilde etkilenmektedir.

Ekolojik, demokratik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum için mücadele eden ve birçoğu enternayonalistler ve uluslararası sivil toplum kuruluşların desteğiyle kurulmuş projeler tehdit altındadır. Bir kez daha görüyoruz ki; savaş, insanlığa ve doğaya karşı bir suçtur.

‘İSTİLAYA KARŞI DİRENİŞ DEVAM EDİYOR’

Bölgenin demografisini mümkün olan her yolla değiştirmeye çalışan bu istilaya karşı direniş devam ederken büyük bir NATO devletine karşı verilen bu savunma savaşındaki dengesizlik her kesin gözlerinin önünde gerçekleşmektedir. Bu zalim savaşta Türkiye’ye alan açan ABD’nin rolü ise utanç verici olmanın da ötesindedir. Bunun yanında diğer tüm Batılı devletler, Rusya ve diğer bölgesel ve küresel devletlerin rolü de unutulmamalı ve yoğun bir şekilde eleştirilmelidir.

SAVAŞI DURDURUN VE YAPTIRIM UYGULAYIN ÇAĞRISI

Türk Hükümeti’nin açıkça uluslararası hukukun ihlali olan Kuzeydoğu Suriye’ye karşı savaşı durdurulmazsa, feci sonuçları olacak ve hiçbir sorunu çözemeyip sorun ve çatışmaları daha da derinleştirecektir. Demokratik olduğunu iddia eden tüm uluslararası örgütlerin ve hükümetlerin bu savaşa karşı çıkmaları zorunlu olup ekonomik alanı kapsayacak şekilde yaptırımlar uygulamalıdır.

Tüm demokratik ve ekolojik kurumları Kuzeydoğu Suriye halkına ses vermeye, kamusal alanda demokratik eylemlere katılmaya ve düzenlemeye ile siyasetçilerden derhal masum insanlara, demokrasiye ve doğaya karşı bu acımasız savaşı durdurmak için adım atmalarını talep etmeye davet etmeye çağırıyoruz!

Rojava ve tüm Kuzeydoğu Suriye ile dayanışma ve somut adımlar atma zamanıdır!” denildi.

Bildiri de imzası bulunan uluslararası sivil toplum kuruluşları ve aydınların isimleri şu şekilde:

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Türkiye

Make Rojava Green Again, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Internationalist Commune, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

DOZ, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Waterkeeper Irak

Civil Development Organization (CDO), Irak

Save the Tigris Campaign, Irak

Iraqi Civil Society Soloidarity Initiative (ICSSI) Irak

Metro Center for Journalists Right & Advocacy, Irak

Polen Ekoloji, Türkiye

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye

Kareza Institution, İran

Chiya Environmental Institution, İran

Green Kurdistan Environmental Organization, İran

Green Chiya Organization, İran

Mariwan Cultural and Literary Organization, İran

Rojiyar Cultural and Literary Organization, İran

Pajin Environmenal Organization, İran

Saqiz Environment protectors Organization, İran

Ashti Cultural Development Foundation Bane. İran

Mariwan Teachers Union, İran

Ronan Scientific and Cultural Center, İran

Shney Nojin Organization of Sine. İran

Green Kurdistan Population, İran

Sardasht Environment Protectors Institution. İran

Hetaw Environmental Organization of Sardasht, İran

Kurdistan Green Jiwan Organization, İran

Baroje Literary Center, İran

Zagros Oak Organization of Rabbat, İran

Inter-American Vigilance for the Defense and the Right to Water (Red VIDA), Amerika

Movement of Dam Affected People (MAB), Brezilya

Movement of Dam Affected People from Latin America (MAR), Amerika

Movement of Defence of Water, Land and Environment (MODATIMA), Şili

Platform for Public and Community Partnerships of the America’s (PAPC), Amerika

Fundación Abril, Bolivya

ECOS, El Salvador

Corporación Ecológica y Cultural Penca de Sabila, Kolombiya

Red de Sistemas Comunitarios y Comités por la Defensa del Agua, Meksika

Agua para [email protected], Agua para la Vida, Meksika

Rivers Without Boundaries International Coalition, Asya

First Ecosocialist International, Evrensel

FairCoop, Evrensel

Ende Gelände, Almanya

FridaysForFuture Frankfurt, Almanya

Fridays For Future, UK

International Rivers, USA

Balkanka Association Sofia, Bulgaristan

Fundacja Zielone Światło, Polonya

ATTAC, Italya

Australians for Kurdistan, Avusturya

European Water Movement

Afro Yaqui Music Collective, ABD

Women’s Strike Assembly, Cymru (Wales)

Kurdish Solidarity, Cymru (Wales)

IWW, Cymru (Wales)

Popular Unity Candidacy (CUP), Katolanya

Ekolologistak Martxan, Basque Country

Komite Internazionalistak, Basque Country

Kurdistanekin Elkartasun Ekimena, Basque Country

Catalan Network for a New Water Culture, Katolanya

Cambridge Social Ecology, İngiltere

Italian Forum of Water Movements, Italy

Association Town Partnership Oldenburg-Efrîn, Almanya

Plan C, UK

Kurdistan Solidarity Network, UK

The Corner House, UK

Solidarity Economy Association, UK

Cambridge Zero Carbon Society, UK

EcoMujer, Almanya

Devon and Cornwall Green Anti Capitalist Forum, UK

Umweltgewekschaft e.V. – Regional Group Bremen/Oldenburg, Almanya

Bristol Social Ecology, UK

Frances Libertes, France

Danish Ecologist Tannie Nyboe, Denmark

Solidarity Economy Association, UK

Campaign against Animal Factories, Niedersachsen, Almanya

Ecosocialist Horizons, ABD

Plataforma Ciudadana Zaragoza sin Fractura, Spain

Asociacion de Cultura Popular Alborada, Spain

Aigua és Vida, Catalonia

Associació Catalana d’Enginyeria Sense Fronteres, Catalonia

Moviment per l’aigua pública i democràtica, Catalonia

Zukunftskonvent, Almanya

Un Ponte Per, Italy

XR Youth Denmark (Extinction Rebellion Ungdom), Denmark

Klimakollektivet, Denmark

Free the Soil, Denmark

Städtepartnerschaft Friedrichshain-Kreuzberg – Dêrîk, Almanya

Peace in Kurdistan (PIK), UK

Campaign Against Criminalising Communities (CAMPACC), Birleşik Krallık

Allmende e.V. – gemeinschaftlicher Waldgarten, Germany

Our Future Now, UK

Jay Geils, IWW, DSA-LSC, Symbiosis Congress, Birleşik Krallık

Décentrale Synergiehub, Mont-Soleil, İsviçre

St-Imier.org Anarchist Gatherings, İsviçre

Solidarity. fm, Self-empowered Culture Radio, İsviçre

Tamera Peace Research & Education Center, Portekiz

TRADENER, Bask Ülkesi

TRISE – Transnational Institute of Social Ecology, Küresel

Ecologistas en Acción, İspanya

Earth Thrive – Birleşik Krallık/Sırbistan

CODEPINK, Kanada

Coordination EAU Bien Commun, Fransa

Coordination EAU Île-de-France, Fransa

Azadi, Plataforma en suport amb el poble kurd, Katalonya

Permaculture, İsveç

Xarxa per la Sobirania Energetica, Catalonia, İspanya

Aydın ve akedemisyenler

Noam Chomsky, linguist, political dissident, Institute Professor Emeritus at the Massachusetts Institute of Technology (MIT) and laureate professor at the University of Arizona,

UABDSA

Gustavo Esteva, founder of Universidad de la Tierra, Oaxaca / Meksika

Ashish Kothari, chairman of Greenpeace India’s Board, Hindistan

Janet Biehl, Independist Scholar, ABD

Eyal Rozenberg, Activist, Filistin/Israel

Joost Jongerden, Associate Professor Wageningen University, Hollanda

Debbie Bookchin, Activist and Writer, ABD

Himanshu Thakkar, South Asia Network on Dams, Rivers & People, Hindistan

Abdurrezzak İlge, Mardin Artuklu University, Fine Arts Faculty, Türkiye

Dr Felix Padel, Centre for World Environment History, University of Sussex, Galler

Dr Derek Wall, former International Coordinator of the Green Party, İngiltere ve Galler

Linda Farthing, Journalist, Bolivya

Dr. Savaş Ergül, Trinity College, Hartford, CT, Irlanda

Burcu Seyben, Academician, ABD

Prof. Neşe Özgen, Duke University, ABD

Prof. Michael Pimbert, Birleşik Krallık

Prof. John Tully, Avustralya

Dimitrios Roussopoulos, writer and president of MPCC, Kanada

Sina Arnold, Academician, Almanya

Professor Kariane Westrheim, University of Bergen, Norway. Chair of EUTCC, Norveç

Federico Venturini, PhD, University of Udine, Italya

Enrica Saraullo, International Solidarity Officer, International Workers of the World, Birleşik Krallık

Gisela Penteker, IPPNW, Almanya

Heike Geisweid, Lawyer, Almanya

Pete Davies, Organising Department Chair, Industrial Workers of the World,Birleşik Krallık

Erling Folkvord, Former MP in Norway and today the leader of Solidarity with Kurdistan, Norveç

Nadia Alexan, Professor, Kanada

Kati Engel, Member of Thuringia Parliament, DIE LINKE, Almanya

Beata Nowak, Co-Chief Editor of Zielone Wiadomości, Polanya

Mar Carrera, Education Activist, Katalonya

Giannis Papadimitriou, Ativist, Yunanistan

Wasilis von Rauch, Ecology Activist, Almanya

Rüdiger Bahr, IG-Metall member, Almanya

Matt Heinrich, Birleşik Krallık

Julian Melamade, Brighton IWW Secretary, Birleşik Krallık

Raphaël Favier, Fransa

Dr. Judith Dellheim, Economist Analyst, Almanya

Elke Dangeleit, Anthropologist, Journalist, Almanya

Annelies Broekman, phd, Autonomous University of Barcelona, Katalonya

Enric Duran, Cooperativa Integral Catalana and Faircoop founder, Katalonya

Dr. Vildan Seckiner, Almanya

John Bradley, Community Organizer, Kanada

Dominik Lehmann, Social Worker, Almanya

Núria Vidal de Llobatera, Ecologistes en Acció, Barcelona, İspanya

Prof. Haim Yacobi, The Bartlett Development Planning Unit, University College London, Birleşik Krallık

Luis Andueza, Geographer, University of St Andrews, Iskoçya

Andrea Levy, Ph.D, historian, Montreal, Kanada

Pierre Jasmin, classical pianist, Universite du Quebec a Montreal, Kanada

M. Athna Palaeologu, Ph.D, writer and activist, Thessaloniki, Yunanistan

Angel Martinez, Ph.D. trande unionists, Montreal, Kanada

Chris Zumbrunn, Forum for Direct Democracy, İsviçre

Tannie Nyboe, Political and Ecologist Activist, Danimarka

Brian Tokar, activist and educator, Birleşik Krallık

Christine Perret, Fransa

Ersilia Verlinghieri, researcher, University of Oxford, Birleşik Krallık

Lara Vilanova, Cinematographer, Katalonya

Ömer Faruk Yekdeş, phd student, Boğaziçi Iniversity, Türkiye

Jodie Evans, CODEPINK cofounder, Kanada

Medea Benjamin, CODEPINK cofounder, Kanada

Engin Sustam, Academician, Paris 8 University, Fransa

Prof. Adriana Allen, The Bartlett Development Planning Unit, University College, Birleşik Krallık

Barbara Lipietz, Birleşik Krallık

Mechthil Theilmann, İsviçre

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Alamos Gold Kaz Dağları’ndaki çalışmalarını askıya aldı

AleviNet

Published

on

Kaz Dağları’ndaki altın madenciliği faaliyetleri sebebiyle uzun süredir tepki toplayan Kanadalı şirket Alamos Gold, çalışma ruhsatının yenilenmediğini ve bu sebeple Kaz Dağları’ndaki faaliyetine ara verdiğini açıkladı.

Açıklamaya göre, Toronto merkezli şirketin projeyi yürütmesini sağlayan ruhsatın süresi 13 Ekim’de doldu. Ruhsatın yenilenmesi için gereken şartları yerine getirdiğini duyuran şirket, bu konuda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile çalıştıklarını ve aynı bakanlıktan tekrar ruhsat almayı beklediklerini açıkladı. Alamos Gold ayrıca, ruhsat yenilenmesinin gecikmesi sebebiyle 2020 sonunda üretime geçmesi planlanan projenin gecikebileceğini söyledi.

Alamos Gold’un Kaz Dağları’ndaki projesini yürüten Doğu Biga Madencilik’in Twitter hesabından ise Kirazlı Altın Madeni Projesi’nin kurulum aşamasında olduğuna ve 2021 yılında faaliyete geçeceğine ilişkin bir Tweet atıldı.

Alamos Gold’un açıklama metninde ayrıca “yerel toplulukların Kirazlı projesine destek vermeye devam ettiği” yönünde bir ifadeye yer verildi. Projeyle ilgili sosyal medyada yanlış bilgiler yayıldığını ve bunun protestoların artmasına neden olduğunu iddia eden şirket, “projeyle ilgili doğru bilgileri paylaşmaya devam ettiklerini” ifade etti.

Kaz Dağları’nda yapılan doğa tahribatıyla gündeme gelen Alamos Gold projesinde TEMA Vakfı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650 ağacın kesilmesi öngörülen proje için 195 bin ağaç kesildiğini belirlemiş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise kesilen ağaç sayısını 13 bin 400 olarak açıklamıştı. Ancak daha sonra Orman Genel Müdürlüğü’nün internet üzerinden ilan ettiği ihale kayıtlarında ÇED raporunun, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ya da TEMA’nın belirttiği sayıda bir orman ürününün yer almadığı ortaya çıkmıştı.  

ŞŞ/HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Antibiyotiğe alternatif

AleviNet

Published

on

Modern antibiyotiklerden önce doktorlar, hastalıkların tedavilerinde bakır ve cıva gibi maddelerden yararlanıyorlardı. Antibiyotik dirençliği problemi yüzünden bazı araştırmacılar artık bu eski geleneğe dönüş yapıyorlar.

Peki, metaller gerçekten antibiyotiklere karşı alternatif olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden Christopher Goss, bu amaçta galyumu inceledi. Çünkü galyum, demire benzer bir yapıya sahip ve mikroplar da özümleme için buna besleyici madde olarak gereksinim duyuyorlar. Gross, “Galyum bir Troya Atı gibi hastalık etkeninin metabolizma sistemine aşılanabilir. Galyum bakterileri beslemekle kalmayıp onlara zarar da verir” diyor. Bu yöntemin pratikte ne derece işlediğini bilim insanları tipik bir hastane bakterisi olan Pseudomonas aeruginosa üzerinde denediler.

UMUT VERİCİ

Özellikle ağır akciğer enfeksiyonlarına neden olan bu bakteriyi taşıyan hastaların tükürük/balgam örneklerine dayanan incelemeler, düşük dozda galyumun bile mikropların üremesini engellediğini gösterdi. Daha sonraki incelemelerde ise bakterilerin tıpkı etkili antibiyotiklerde olduğu gibi galyuma çok yavaş direnç kazandıkları görüldü. Dahası Colistin gibi maddelerle kombine edildiğinde galyum tedavisinin oldukça etkili olduğu anlaşıldı. Umut verici sonuçlar hayvan deneyleriyle de tespit edildi. Galyum, ciddi yan etkiler yapmadan akciğer fonksiyonlarını iyileştirdi.

(Science Translational Medicine)

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI