Connect with us

.

Medya

HDP: Hüseyin Aykol’un kalemi Musa Anter’in kalemidir

AleviNet

Published

on

HDP Basın, Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Azad Barış, Gazeteci Hüseyin Aykol’un tutuklanmasına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı.

‘UTANÇ TABLOSUNA BİR ÇENTİK DAHA’

“AKP iktidarı, basın özgürlüğü utanç tablosuna bir çentik daha attı. 2016’da KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin eş genel yayın yönetmenliğini yapan Gazeteci Hüseyin Aykol, hakkında kesinleşen hapis cezası bulunması nedeniyle tutuklandı” diyen Barış, şunları kaydetti:

‘AYKOL’UN KALEMİ SUSMAZ’

“Hayatını gerçekleri yazmaya adayan, özgür basın geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Aykol’un tutuklanması hem gazetecilere hem de Kürt halkına yönelik bir mesajdır. Bu mesajı verenler unutmasın ki, Hüseyin Aykol, Musa Anter’in kalemini taşıyan Kürt halkının derdini dert edinmiş enternasyonalist bir gazetecidir. Bugün Aykol’un kalemini taşıyan, onun yetiştirdiği yüzlerce onurlu gazeteci vardır. O gazeteciler Aykol’un özgür basın için verdiği mücadeleyi, gerçekleri yazma azmini; Kürtlerin, ötekilerin, ezilenlerin sesi olma kararlılığını sürdürecek, nesilden nesle aktaracaktır.

Basın özgürlüğü konusunda dünya sıralamasındaki yeri her geçen gün gerileyen, fikir ve ifade özgürlüğünün olmadığı, halkın haber alma hakkının engellendiği bu ülkede her şeye rağmen gerçekleri yazan gazetecilerin varlığı umuttur. Aykol, bu umudun yürütücüsü olan gazetecilerin hocası, ağabeyi, yoldaşıdır. Onun kaleminin duracağını, sesinin kısılacağını sananlar büyük bir yanılgı ve çaresizlik içindedir.”

Açıklamanın sonunda, Hüseyin Aykol’un bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Medya

Çıra TV: Reşo’nun kamerasını yerde bırakmayacğız

AleviNet

Published

on

İşgalci Türk devletinin  dün Serêkaniyê’de gerçekleştirdiği sivil katlımada yaralanan ve bugün şehit düşen Gazeteci Mihemed Hisen Reşo, ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, ““Türk devletinin Serêkaniyê’de sivil konvoyu hedef alması sonucunda Muhabirimiz Mihemed Hisen Reşo da ağır yaralanmıştı. Ağır yaralanan arkadaşımız bu gün hastanede şehit düştü.

Türk devleti insan hukukunu tanımıyor. Dün Serêkaniyê’de bir kez daha bunu gördük. Sivil halk Serêkaniyê’ye geçmek isterken Türk devleti onları bombaladı. Bombardıman sonucu onlarca sivil katledildi. Bu bombardımanda gazeteci arkadaşlarımız da bulunuyordu. Arkadaşımız Mihemed Hisen Reşo da bu konvoyda bulunuyordu.

Arkadaşımız Mihemed 1996’da Efrîn’de dünyaya geldi. Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırılarında bire bir o tarihi direnişte yerini aldı. İşgal ardından Mihemed ailesi ile beraber göç yoluna düştü. Bir süredir Abisi Mıstefa Reşo ile beraber Rojava alanında Çıra TV çalışmalarını yürütüyordu.

Kısa sürede kendini geliştiren arkadaşımız halkın sesi oldu. Amacı Efrîn’den göç etmek zorunda kalan halkın, Rojava’daki Ezidîlerin sesi ile Rojava devrimini tüm dünyaya duyurmaktı.

Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırıları başlayınca hızlı ve kararlı bir şekilde haberleri televizyonumuza iletti” denildi.

Çıra Tv açıklamasında şu hususlara dikkat çekildi:

“Dünde Serêkaniyê’ye giden sivil konvoyunda haber takibi sırasında şehitler kervanına katıldı. Bombardıman sonucunda şehit düşen arkadaşımız bu katliam ve soykırımın sembolü oldu. Ağır yaralanan arkadaşımız tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve Özgür basın şehitleri kervanına katıldı.

Başta Mihemed Hisen Reşo’nun ailesi olmak üzere bu soykırımda saldırılarında şehit düşenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz.

Çıra TV olarak arkadaşımızın kamerasını yerde bırakmayacağımızın sözünü veriyoruz. Özgür basın yolunda gidenler olarak her alanda işimizi yapmaya devam edeceğiz.

Başta Ezidî halkımız olmak üzere tüm halklara bu soykırım saldırılarına sessiz kalmama çağrısı yapıyoruz.”

Continue Reading

Medya

HSt: Mülteci anlaşması Erdoğan’ın elindeki joker

AleviNet

Published

on

Frankfurter Allgemeine Zeitung Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’ye yönelik operasyonla iç siyasette iki hamleyi aynı anda yaptığını öne sürüyor:

“Avrupa IŞİD’in dirilmesinden ve yeni bir sığınmacı akınından korkuyor. Erdoğan’ın ise bu durum hiç umrunda değil. Kendi yarattığı krizle siyasi durumunu güçlendirmesi ilk defa yaşanan bir şey değil. Operasyon, hükümdarlığını tehdit eden iki durumu etkisizleştiriyor. Bir yandan harekatı destekleyen CHP ile Kürt yanlısı HDP’nin arasını açıyor. Diğer yandan partisi AKP’den ayrılan muhalifler savaş zamanında, daha önce dile getirdikleri gibi parti kuramayacak. Ancak uluslararası desteğin olmadığı bir ortamda Türkiye‘nin, ‘Barış Pınarı Operasyonu‘ ile ulaşmak istediği hedeflerin daha azına razı olma olasılığı büyük. Zira ancak bu şekilde savaşın uzamasının önüne geçip saygınlığını koruyabilir.”

Heilbronner Stimme gazetesi ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sığınmacı sorununu elinde bir koz olarak gördüğünü şu yorumla sayfalarına taşıyor:

“Türkiye’nin Suriye’ye askeri operasyonuna yönelik uluslararası tepkiler, Boğaz’ın inatçı despotunu yola getirmekten çok, onu daha da güçlendirecektir. Etkisi çok az olan ve zaten kısıtlı uygulanan Alman silahlarının Türkiye’ye ihracat yasağı da Erdoğan’ı askeri harekatından vazgeçirmeyecektir. O, bunun yerine NATO müttefiklerini tehdit ediyor ve hatta onlardan destek talep ediyor. Bilindik tehditler zaten beklenen bir şeydi. Mülteci Anlaşması Erdoğan’ın elindeki jokeri. Çünkü o, iltica başvurusunda bulunanların sayısında yaşanacak artışın, Avrupa’yı yeni bir krizle baş başa bırakacağını biliyor.”

Konuyu Almanya’nın Türkiye’ye silah satışı üzerinden değerlendiren bir başka gazete de Rhein-Neckar-Zeitung. Gazete, daha önce anlaşması yapılanlar da dahil, bu ortamda Türkiye’ye hiç silah gönderilmemesi gerektiğini savunuyor:

“Türk ordusunun şu an kullandığı birçok silah, henüz birkaç ay öncesine kadar gönderiliyordu – Made in Germany. Almanya hükümetinin şimdi Ankara’ya silah satışını onaylamayacağını açıklaması tam bir ikiyüzlülük. Zira Alman silah üreticilerinin defterleri çoktan onaylanmış olan siparişlerle dolu. Ancak bu silahlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de sebebiyet verdiği insani felaket nedeniyle Türkiye’ye gönderilemez. Bu arada, böylesi bir silah ihracatını durdurma kararı, Berlin’in elindeki çok az sayıda baskı unsurlarından bir tanesi. Almanya belki bu sayede Suriye’ye barış getiremeyecek ama bir ihtimal Erdoğan’ı frenlemesi mümkün. Silah ihracatı ile sığınmacıların birbiri ile alakalı olduğunun hala pek bilinmiyor oluşu ise çok tuhaf.”

Straubinger Tagblatt gazetesi Almanya’nın Suriye sorununda arabulucu rolü üstlenmesi gerektiğini ancak Berlin’in bu konuda artık pek rağbet görmediğini okuyucularıyla paylaşıyor:

“Almanya’yı Suriye sorunu konusunda arabulucu olarak kabul ettirebilmesi, hem Maas’ın (Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas) kendisinin, hem de Alman dış politikasının parlamasına yardımcı olur. Maas geçen yıl buna yönelik bir girişimde bulundu ancak devamında teklifinin pek de kabul görmediğini izlemek zorunda kaldı. Almanya bir zamanlar faal arabuluculuk yapması için sık sık kapısı çalınan bir ülkeydi. Ancak bu durum çoktan mazide kaldı.”

dpa,AFP / ET,BW

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Medya

Independent: ABD müttefiki Kürtlere ihanet etti

AleviNet

Published

on

İsviçre’nin başkenti Zürih’te yayımlanan Neue Zürcher Zeitung’da yer alan yorum Suriye’nin kuzeyine harekat düzenleyen Türkiye’ye Avrupa Birliği cephesinden verilen tepkileri değerlendiriyor:

“Erdoğan’ın taarruzuna karşı Avrupa şimdiye kadar etkili bir cevap veremedi. Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin tüm uyuşmazlık taraflarına çağrıda bulunarak düşmanlığa bir son verme talebi acizlik göstergesi ve üstüne üstlük gülünç. Sanki Erdoğan’ı yok etmeye çalışan Kürt milis grubu YPG’imiş ve askeri operasyonun düzenlenmesinden aynı derecede onlar da sorumluymuş ve Avrupa, IŞİD’in bertaraf edilmesinde en büyük pay sahibinin kim olduğunu unutmuş gibi. Brüksel ve Berlin’de bugünlerde bile sık olarak duyulan cümleler arasında yer alanlardan biri de “Türkiye’nin meşru güvenlik çıkarlarına anlayış gösterilmesi gerekiyor” cümlesi.  Ancak yine de IŞİD ile mücadelede güvenilir bir müttefikin çöküşüne izin vermek ve komşu bölgenin istikrarsızlaşmasını izlemek Avrupa’nın güvenlik çıkarlarına ne ölçüde uygun?”

Hollanda’nın Amsterdam kentinde yayımlanan Trouw gazetesi Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı hakkında aşağıdaki değerlendirmeyi yapıyor:

“Amerikalıların (Suriye’nin kuzeyinden) geri çekileceklerini açıklamaları ve bunun ardından Türkiye’nin askeri operasyonu, bilindik milliyetçi coşkuyu açığa çıkardı. Diğer askeri operasyon dönemlerinde olduğu gibi Türkiye’de Twitter, dağların zirvesine Türk bayrağı diken kahraman asker fotoğrafları, son model savaş uçakların yer aldığı harekat videoları ve Türk milliyetçiliğinin simgesi kurt sembollerinden geçilmiyor. Kutuplaşmış Türkiye’yi birleştirecek bir şey varsa o da bir savaş. Türk askerinin efsanevi statüsü Türk toplumunda hâlâ derin etkilere sahip. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği rivayet edildiği gibi: ‘Türkler ordusu olan bir millet değil, milleti olan bir ordudur.”

İngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye’nin kuzeyinden birliklerini çekme kararı ve Türkiye’nin Suriye operasyonuna ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Jeopolitik boyutları açısından, daha fazla hata yapmamaya çalışırken yapılan bir hata izlenimi veren bir hareketle ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin Kuzey Suriye’yi işgaline yeşil ışık yaktı – bu durumu anlatacak daha iyi bir ifade yok. ABD ordusuna, dışişleri bakanlığının temsilcilerine, ABD’nin müttefiklerine danışılmadan, büyük bir hazırlık olmaksızın karar veren Trump ayrıca şunu yaptı: Komşusu olan egemen bir ülkenin topraklarının bir kısmını ilhak edebilmesi için Türkiye’ye izin verdi, ABD müttefiki cesur Kürtleri, düşmanları olan Türk hükümetinin ellerine bırakarak, güvenlerine ihanet etti ve böylece aslında şimdiye kadar Kürtlerin gözetimi altında tutulan IŞİD teröristlerinin serbest bırakılması ihtimaline neden oldu.

Polonya’nın başkenti Varşova’da yayımlanan Gazeta Wyborcza, Trump’ın Suriye kararının bölgede çatışma riskini artırdığına dikkat çekiyor:

“ABD, sözüne güvenilmeyen ve başında megaloman bir dolandırıcının bulunduğu bir ülkeye dönüştü. Bu sadece ülkenin kendisi için değil aynı zamanda NATO dahil, diğer müttefikleri açısından da bir tehdit. Bu, aynı zamanda, tüm dünyanın güvenliğini tehdit ediyor. Çünkü bu durum, Ankara’dan Tahran’a, Moskova’dan Pekin’e potansiyel saldırganların kullanmaktan çekinmeyeceği bir fırsat sunuyor. Hem de bu sefer tank göndermenize bile gerek yok. Potansiyel saldırganların, örneğin Letonya’ya veya Tayvan’a ‘Yoksa Amerika’nın size vermiş olduğu garantilere mi güveniyorsunuz? Size bol şans dileriz.’ demesi yeterli olacaktır.

DW/MY,AÜ

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI