Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Suç isnat edilen Suriyeliler zorla ülkelerine gönderiliyor

AleviNet

Published

on

Türkiye, İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2011’de başlayan iç savaştan kaçıp gelen üç milyon 622 bin 284 kayıtlı Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Uzmanlara göreyse kayıt dışı Suriyelilerle birlikte bu sayı beş milyona dayanmış durumda.

Geçen hafta hem İçişleri Bakanlığı, hem de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan iki açıklama, “Suça karışan Suriyeliler sınır dışı edilecek” başlığıyla Türk basınında kendine yer buldu.

Açıklamaların ilkinde İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Çataklı’nın aylık bilgilendirme toplantısında suça karışan Suriyelilerin Türkiye’deki geçici koruma statülerinin iptal edildiğini ve ülkelerine geri gönderildiğini söylediği bildirildi.

DHA’da yer alan habere göre Çataklı 2019’un ilk altı aylık döneminde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şüpheli olarak karıştıkları olay sayısının nüfusa oranının yüzde 0,8; Suriyeli sığınmacılardaysa bu oranın yüzde 0,4 olduğunu açıkladı.

Suça karışan Suriyelilerin ülkelerine geri gönderildiğini söyleyen Çataklı, diğer taraftan Suriyelilerle ilgili haber akışı konusunda dikkatli olunması uyarısında bulundu. Sözcü şöyle konuştu: “Bu haberlerin son günlerde sosyal medya üzerinde dolaşıma sokulduğu ve Suriyeliler ile vatandaşlarımız arasında planlı bir şekilde gerilim amaçladığı aşikar. Sosyal medya üzerinde ırkçılığı, kin ve düşmanlığı körükleyenlerle ilgili araştırma yapılıyor.”

Yine Türk medyasında yer alan haberlere göre İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de tüm birimlerine yazılı bir talimat yolladı. Buna göre suçun niteliğine bakılmaksızın kamu düzeni ve güvenliğini bozan Suriyeliler, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edilecek.

Düzenleme yeni değil

Ancak suça karışan Suriyelilerin ya da yabancıların sınır dışı edilmesi yeni bir düzenleme değil.

2013 yılında yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54’üncü maddesine göre kamu düzeni ve kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturan yabancılar sınır dışı edilebiliyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 25 Temmuz 2014 tarihli, 429 sayılı talimatına göreyse suça karışmış ya da kamu düzeni ve kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu değerlendirilen Suriyeliler barınma merkezlerine sevk ediliyor. Buradan da sınır dışı ediliyorlar.

Syrien Atimah in der Provinz Idlib -Grenze mit der Türkei

Türkiye Suriye sınırı

Uygulama neden gündeme geldi?

Göçmen hakları üzerine çalışmalar yürüten hukukçu Ayşegül Karpuz, halihazırda yıllardır böyle bir uygulama olduğunu ancak yeniden gündeme gelmesinin akıllara “Acaba kapsamı mı genişletilecek” sorusunu getirdiğini söylüyor.

DW Türkçe’ye değerlendirmede bulunan Karpuz’a göre Suriyelilere yönelik işletilen bu uygulamada bazı sıkıntılar var.

Bir Suriyelinin ya da Türkiye’de suça karıştığı iddia edilen yabancının sınır dışı edilebilmesi için mahkemenin hakkında hüküm vermesi gerektiğine dikkati çeken hukukçu, bugüne dek kesinleşmiş karar beklenmeden pek çok Suriyelinin sınır dışı edildiğini söylüyor.

Ayşegül Karpuz “Yargılama sürecinde hakkında denetim kararı verilen Suriyeliler göç idarelerine sevk ediliyor. Burada beş, altı kişiyle aynı hücrede tutuluyor, televizyon ve kitap gibi haklardan mahrum bırakılılıyor, beslenme hakkından faydalanamıyorlar. Bunun sonucunda da özgürlüklerine kavuşmak adına ülkelerine geri dönmelerini talep ettikleri bir formu imzalamaya mecbur bırakılıyorlar” diyor.

Karpuz’a göre suçlu olduğu şüphesiyle denetim altına alınan Suriyelilerin, bu yöntemle yargılanmadan Türkiye’yi terketmesine de ortam hazırlanıyor ve bu durum suçlu olsun ya da olmasın ortada bir idari zafiyet olduğunu gösteriyor. 

Toplumun “gazı” alınıyor

Göçmen hukuku üzerine çalışmalar yapan Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı avukat Ebru Beşe DW Türkçe’ye yıllardır var olan bir şeyin yeniden gündeme getirilmesinin sebebinin son dönemde toplumda artan “Suriyeli nefreti” olduğunu söylüyor.

Beşe, “Suça karışan Suriyelilerin ülkelerine geri gönderileceğini söylenerek toplumu rahatlatmaya çalışılıyorlar. Bir nevi sıkışan gazı boşaltmak bu” diyor. 

Hakkında suç isnadı olan Suriyelilere zorla geri dönme talep formu imzalatıldığını teyit eden Beşe’ye göre bu durum baştan sona bir insan hakları ihlali. Zira hukukçulara göre şüpheli sıfatıyla Türkiye’yi terketmek zorunda kalan Suriyelinin, yargılama sonucunda masum olduğu da anlaşılabilir.

Hukukçu Ayşegül Karpuz, toplumu rahatlatmak adına son günlerde dile getirilen bu yöntemin ters tepkiye neden olacağını savunuyor. Karpuz’a göre bu tür söylemler toplumda Suriyelilere karşı nefretin artmasını, bu nefretin de suça dönüşmesine neden olabilir.

Bugüne dek suça karıştığı gerekçesiyle sınır dışı edilen ya da ülkesine geri dönmeye zorlanan kaç Suriyeli olduğuna dair bilgiyse mevcut değil. Hukukçulara göre Göç İdaresi bu tür istatistikleri kamuoyu ile paylaşmaktan kaçınıyor.

AYM’nin sınırdışı kararı

Anayasa Mahkemesi’nin de henüz yargılanmakta olan bir Suriyelinin sınır dışı edilmesine ilişkin geçen mayıs ayında verdiği bir karar bulunuyor.

Yargılaması devam ederken sınır dışı edilmesine karar verilen Y.T., 2016’da AYM’ye bireysel başvuruda bulunuyor ve Suriye’de işkence gördüğü için Türkiye’ye geldiğini anlatıyor. Y.T.’nin başvurusunu haklı bulan AYM, yeniden yapılacak yargılama sonuçlanıncaya dek Y.T.’nin sınır dışı edilmemesine karar veriyor.

İki hukukçuya göre AYM’nin bu kararı yargılama sonucu beklemeksizin sınır dışı edilen Suriyeliler açısından emsal teşkil ediyor.

Tunca Öğreten

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’de 1 milyon mayın toprak altında

AleviNet

Published

on

Geçen hafta Tunceli’de iki çocuğun topraktaki patlayıcının patlaması sonucu yaşamını yitirmesi, gözleri bir kez daha Türkiye’nin “mayın” gerçeğine çevirdi. Türkiye’de 1 milyondan fazla mayının ve sayısı bilinmeyen el bombası, havan topu gibi patlayıcıların toprak altında bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, devletin vakit kaybetmeden ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlaması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de 1950’li yılların ortalarından bu yana giderek büyüyen bir sorun haline gelen mayınlı araziler, can almaya devam ediyor. Son olarak geçen hafta Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Bilgeç köyünün Çakılyayla mezrasında, patlayıcıya basan 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu hayatını kaybetti. Tunceli Valiliği’nden yapılan açıklamada, söz konusu patlayıcılara ilişkin “Bölücü Terör Örgütü mensuplarınca araziye önceden yerleştirildiğinin değerlendirildiği” bilgisi verildi. Ayaz ve Nupelda kardeşlerin ölümü, özellikle sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

35 yılda 1409 kişi öldü

Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda mayın ve patlayıcılar nedeniyle gerçekleşen ölümler uzun yıllardır sürüyor. Kara Mayınlarının Yasaklanması Uluslararası Kampanyası – Misket Bombaları Koalisyonu’nun (ICBL-CMC) araştırma birimi olan Kara Mayınları İzleme Örgütü’nün (MONITOR) 2018 raporuna göre Türkiye, sınırları içerisinde 100 kilometrekareden fazla mayınlı alana sahip 10 ülkeden biri. Bu ülkeler arasında Afganistan, Angola, Irak ve Yemen yer alıyor.

Aynı rapora göre, Türkiye’de son 35 yılda Türkiye’de 1409 kişi mayın patlaması ya da topraktaki patlayıcı malzemenin infılak etmesi sonucu yaşamını yitirirken, 5432 kişi ise yaralandı. Yalnızca 2017’de patlama sonucu hayatını kaybeden 42 kişiden 23’ünü ise çocuklar oluşturdu. Bu 23 çocuğun 16’sının cinsiyeti, patlamanın şiddeti ile vücutlarının paramparça olması nedeniyle tespit edilemedi.

Srebrenitsa'da bir mayınlı alan

Srebrenitsa’da bir mayınlı alan

Türkiye, imha sürecini 2022’ye erteledi     

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 164 ülkenin taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması kapsamında, bu ülkeler topraklarındaki mayınları imha etmekle yükümlü. Ancak Mart 2004’te Ottowa Sözleşmesi’ne imza atan Türkiye’ye yönelik, mayın temizleme ve mayın imhasına ilişkin olarak uluslararası kuruluşları bilgilendirme konusunda yetersiz bir performans sergilediği eleştirileri yapılıyor.

Türkiye’nin Ottowa Sözleşmesi gereğince 1 Mart 2014’e kadar elindeki mayınları temizlemiş olması gerekiyordu. Ancak Türkiye, 2014’te ek süre talep ederek imha sürecini 2022’ye kadar erteledi. Son olarak 2017’de toprak altındaki 26 bin 381 mayını imha ettiğini açıklayan Türkiye’nin mayın temizleme işini ağırdan aldığını öne süren Tunceli Barosu’ndan Avukat Barış Yıldırım, son ölümlerin Tunceli’de yaşanmasının da tesadüf olmadığını söylüyor.

Tunceli il sınırları içerisinde 10 bin 557 adet anti personel kara mayınının faal biçimde toprak altında olduğunu kaydeden Avukat Yıldırım, şöyle konuşuyor: “Özellikle 90’lardan bugüne kadar köy boşaltmaları ile yaklaşık 40 bin kişi bu bölgede yer değiştirdi. Son yıllarda bu köyler altyapıları olmamasına ve mayın incelemesi yapılmamasına rağmen tekrar yaşama açıldı. İnsanlar köylerine geri döndükçe, topraktaki mayınlar ve patlayıcılar imha edilmediği için ölümler yaşıyoruz.”  

Bölgede kullanılan mayınların ömrünün insan ömründen uzun olduğunu ve yüzde 75’i dağlık arazi olan bölgede yaşanan heyelan ve yağışların bu mayınların yerlerini değiştirmeye başladığını ifade eden Barış Yıldırım, “Başta bölgemiz olmak üzere tüm mayınlı bölgelere yönelik bir ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlanması gerekiyor. Aksi takdirde, ne yazık ki insanlarımızı, çocuklarımızı kaybetmeye devam edeceğiz” diye konuşuyor.

Toplam 1,1 milyon mayın

Mayınsız Türkiye Girişimi verilerine göre, halihazırda Türkiye’de 839 bin anti-personel kara mayını, 164 bin 797 adet anti-tank mayını olmak üzere bir milyon 101 bin 389 adet mayın bulunuyor. Toprağa gömülü olan el bombası, havan topu ve roket gibi patlayıcı maddelerin sayısı ise bilinmiyor. Mayınlar Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Dersim ve Van’da olmak üzere toplam 3 bin 174 alanda bulunuyor.

“İç bölgelerde 100 bin mayın var”

DW Türkçe’ye konuşan Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten, Ottowa Sözleşmesi’ne göre Türkiye’de devletin mayınlı bölgelerdeki sivilleri korumak için 2004’ten bu yana ciddi bir seferberlik içine girmesi gerektiğini söylüyor. Ancak son 15 yıldaki pratiğin böyle olmadığını ve sivillerin mayınlı bölgelerden uzak tutulması ve mayınlı arazilerin işaretlenmesi gibi önlemlerin alınmadığını kaydeden Öğreten, halen doğu ve güneydoğuda çoğunluğu sınır bölgelerinde olmak üzere 1 milyonu aşkın mayının toprak altında olduğunu, bu mayınlardan 100 bin tanesinin ise iç bölgelerdeki yerleşim yerleri ile iç içe olduğu uyarısında bulunuyor.

“En fazla çocuklar zarar görüyor”

Son yıllarda özellikle topraktaki mayın ve patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitiren çocuk sayısının giderek arttığına işaret eden Öğreten, “Bölgedeki çocuklar özellikle yaz aylarında köylerine gidiyor ve burada kırsal alanlarda oyun oynarken ya mayına basıyor, ya da bir patlayıcı bulup karıştırıyor ya da uzağa atmak isterken patlamasına neden oluyor. Mayın tehlikesinden en fazla çocuklar zarar görüyor” diye konuşuyor.

Devletin iç bölgelerdeki mayınları temizlemek yerine başta Suriye ve Irak sınırı olmak üzere, sınır bölgelerindeki mayınların temizliği ile uğraştığını dile getiren Öğreten, “Güney sınırına duvar inşa edilmesi nedeni ile burada mayın temizliği ve yer değişikliği yapılıyor. Ancak, ölüm olaylarının yaşandığı iç bölgeler için kayda değer bir çalışma yapılmıyor” diye konuşuyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na mayınlı bölgelerdeki okullarda ‘patlayıcılardan korunma’ üzerine bir ders konulması önerisinde bulunduklarını anlatan Öğreten, henüz bu konuda olumlu bir geri dönüş alamadıklarını da sözlerine ekliyor.

Aram Ekin Duran

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Bitlis’te askeri araca roketli saldırı! 1 binbaşı öldü

AleviNet

Published

on

BİTLİS Bölükyazı köyü yakınlarında askeri araca roketli sadırı düzenlendi. Saldırıda 1 binbaşı öldü, 1 güvenlik korucusu ile araç sürücüsü yaralandı.

Saldırıda ağır yaralanan binbaşı Bitlis Devlet Hastanesi’nde tedavi altına aşındı ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bölgede operasyonların başlatıldığı belirtildi.

Öte yandan Irak’ın Kuzeyi Hakurk bölgesinde PKK’liler ile girilen çatışmada Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Ünal öldü. Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Ünal’ın haberi, Konya’nın Çeltik ilçesindeki ailesine ulaştı.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Kışanak ve Tuncel’e verilen ceza bozuldu

AleviNet

Published

on

DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve Amed Büyükşehir Belediye eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak hakkında verilen ceza İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu. 2 yıldan fazla süredir tutuklu bulunan Kışanak ve Tuncel’e, “Örgüt kurma ve yönetme”, ve “Örgüt propagandası yapma” iddialarıyla hapis cezası verilmiş, Kışanak 14 yıl 3 ay, Tuncel’e de 15 yıl hapis cezasına mahkum edilmişti. Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucu Tuncel ve Kışanak hakkındaki karar bozuldu.

Kararı, Avukat Mehmet Emin Aktar, sosyal medya hesabından duyurarak, “Gültan Kışanak ile Sabahat Tuncel’e de ceza verilen bu karar Gaziantep BAM tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucu 17.07.2019 tarihinde bozulmasına karar verilmiştir” dedi.

Antep BAM’ın kararı sonrası dosya tekrar ilk derece mahkemesine gönderildi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI