Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

WHO, Ebolaya karşı küresel acil durum ilan etti

AleviNet

Published

on

Cenevre’de bir açıklama yapan WHO Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgına karşı dünyanın resmi olarak tutum alma vaktinin geldiğini belirtti. Ghebreyesus, bununla birlikte Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin komşuları ile sınırlarının açık tutulması tavsiyesinde bulundu.

BM’ye bağlı WHO, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ikinci büyük kenti Goma’da ölümcül bir vakanın ortaya çıkmasından sonra bu kararı aldı. Goma, Ruanda ile olan sınırda bulunuyor. Haziran ayında komşu Uganda’da da iki vaka tespit edilmişti.

Demokratik Kongo’da geçen yıl yaz aylarından bu yana 1700’e yakın kişi Ebola hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.

Küresel acil durum, WHO tarafından şimdiye kadar sadece dört kez ilan edilen istisnai bir tedbir olarak dikkat çekiyor.

2009 yılında H1N1 grip salgını, 2014’te poliomyelit (çocuk felci), 2014’te Ebola salgını ve 2016’da Zika virüsü için küresel acil durum ilan edilmişti.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde geçen yıl 1 Ağustos’ta başlayan yeni Ebola salgını, 1976’dan bu yana onuncu salgın olurken, tarihin en ağır ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. 2014 yılında Liberya, Gine ve Sierra Leone’yi kapsayan Batı Afrika’daki Ebola salgınında 11 bin kişi hayatını kaybetmişti.

WHO, küresel acil durum kararının, alandaki sağlık ekiplerinin etkili olmadığı anlamına gelmediğini ancak yerel ve bölgesel düzeyde potansiyel risklerini kabul etmek için bir tedbir olduğunu belirtti. Açıklamada, bunun da yoğunlaştırılmış ve koordineli bir eylem gerektirdiğinin altı çizildi.

KIZAMIK SALGINI UYARISI

WHO, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ayrıca mevcut kızamık salgını konusunda da uyardı. Kızamık da en az Ebola ve Kolera salgınlarının toplamı kadar kişinin ölümüne yol açtı.

Kızamık salgını, 1 Ocak’tan bu yana 115 bin vakaya ve 1981 kişinin ölümüne yol açarken, Ebola’dan dolayı bir yılda 1676 kişi öldü. 2019 yılının başından beri kolera salgını nedeniyle de 13.100 vaka tespit edildi, 279 kişi hayatını kaybetti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

İzmir Barosu’ndan Kanada Başbakanı’na Kaz Dağları mektubu

AleviNet

Published

on

Kanada Barosu, Ontario Barosu, Quebec Barosu, Toronto Avukatlar Örgütü, Ottawa Barosu, Montreal Barosu, Kanada Çevre Hakları Örgütü, İnsan Hakları İçin Kanadalı Avukatlar Örgütü ile başta Kanada Başbakanı Justin Trudeau olmak üzere mecliste temsil edilen siyasi parti ve temsilcilerine yollanan mektupta Kaz Dağları’nda yaşanan çevre katliamına karşı hem Kanada’da hem de Türkiye’de ortak bir hukuk mücadelesi yapma çağrısı yapıldı.

Çağrı mektubunda, “Sizi, Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.” İfadelerine yer verildi.

Yöre halkı tarafından başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti”ne de destek veren İzmir Barosu, Kanada baroları ve hukuk örgütleri ile ortak çalışmalar yürüterek sağlıklı çevrede yaşama hakkının korunması için her iki ülkede hukuki girişimlerde bulunmayı hedefliyor.

İşte gönderilen mektubun tam metni:

Muhtemelen bilginiz olduğu üzere Kanadalı bir şirket olan Alamos Altıncılık A.Ş. Türkiye’nin batısında yer alan Kaz Dağları bölgesinde üç farklı alanda altın madeni çıkarma hakkını almıştır. Alamos Altıncılık A.Ş. ilk çalışma sahası olarak belirlediği Kirazlı bölgesinde madencilik faaliyetlerine başlamış bulunmaktadır.

Merkezi hükümetin desteğiyle ve devam etmekte olan hukuki sürece rağmen Alamos Altıncılık, bölgedeki çalışmalarını sürdürmektedir. Binlerce insan her gün Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetini protesto ederek toplumun hemen her kesiminden insanların katılımı ile “Su ve Vicdan Nöbeti” adında bir eylem başlatmıştır. Çevre hakları alanında çalışan STK’ler, insan hakları örgütleri, siyasal partiler, barolar ve diğer hukuk kurumları altın madenciliğine karşı Kaz Dağları bölgesinde ve mahkemeler önünde yasal mücadelelerini sürdürmektedir. Alamos altın madeni sahası, antik Truva Kenti’ne yakın bir alanda bulunmakta ve yüzlerce endemik bitki ve hayvanın yaşadığı bir doğal miras olan Kaz Dağları üzerinde geniş bir alanı kaplamaktadır. Halihazırda sadece Kirazlı’da bulunan tek bir maden sahasında 195.000 ağacın kesildiği ifade edilmektedir. Ancak, altın madenlerinin yaratacağı zararın bundan çok daha büyük olacağı ve tarım arazileri ile tüm bölgenin su havzalarının da geri dönülmez şekilde altın madeni projesinden etkileneceği beklenmektedir.

İzmir Barosu, 10.000 üyesiyle ve Türkiye ile tüm Ege coğrafyasının en eski ve en prestijli resmi hukuk kurumlarından biri olarak 111 yıldır demokrasi ve insan hakları alanında çalışmalarını sürdürmektedir. İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu ile kendisine verilen insan haklarını savunmak görevi uyarınca Kaz Dağları’nda devam etmekte olan büyük çevre hakkı ihlalini durdurmak için üzerine düşen sorumluluğu bir görev olarak üstlenmiştir.

Biz bu vesile ile sizleri Alamos Altıncılık A.Ş tarafından Kaz Dağları’nda insan yaşamına, hayvan ve bitkilerin hayatına ve bölgemizin sonraki nesillerinin geleceğine karşı sürdürülmekte olan madencilik faaliyetlerine karşı birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Çok güçlü şekilde inanıyoruz ki, sizinle birlikte Kanada ve Türkiye’de başlatmayı hedeflediğimiz hukuki ve toplumsal mücadele, bölge insanının sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını korumamıza yardım edecek ve bu işbirliği aynı zamanda Kanada ve Türk halkları arasında sonsuza dek sürecek kopmaz bir bağ kurmamızı sağlayacaktır.

Hukuk ve çevre mücadelemize vereceğiniz katkıları konuşmak üzere sizlerle kısa sürede görüşmeyi dileriz.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Afşin’in Alevi köylerinde orman yangını

editor

Published

on

By

Maraş’ın Afşin ilçesinde Kepez Dağı’ndaki ormanlık alanda yangın çıktı.  Yangın çıkan bölgede Alevi Köyleri bunuluyor.

Alınan bilgiye göre, Kepez Dağı’nın Yazıköy ve Kötüre mahallelerinde kalan bölümünde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Maraş Orman Bölge Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Afşin Belediyesi ekipleri rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüyen yangına 1 helikopter, 6 arazöz, 2 dozer, 2 greyder, 4 su tankı ve ilk müdahale aracı ile çok sayıda orman işçileriyle müdahale etti.

Ekiplerin yaklaşık 5 hektarlık alanda etkili olan yangını söndürmek için havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Söndürme çalışmalarına katılan Afşin Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ekiplerin yangının kontrol altına alınması için canla başla çalıştığını dile getirerek kamu kurumlarından da iş makinesi takviyesi istediklerini belirtti.

Pirha’nın edindiği bilgilere göre;

Yangına müdahale edebilecek il ve ilçedeki tüm yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen köy halkı müdahaleye gelen gelen yetkililerin yangını sadece izlemekle yetindiğini vurguladı. Civar köylerden gelen insanların yangına müdahale ettiği ama yetersiz kaldığı dile getirildi.

Yangını söndürmeye gelen itfaiye ekiplerinin orman yolunu dört saat sonra kullanması ve yangın söndürme helikopterinin saatler sonra gelmesinin yangın alanını daha da genişlettiğinin altını çizen çevre köylüler, kimsenin seslerini duymadığını ve telefonlarına çıkmadıklarına dikkat çekti. 2000 yıllık ağaçlarında içerisinde bulunduğu ormanlık alanda birçok canlı ve mezar yerleri de ayrıca zarar gördü.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İklim inkarcılarının sesi medyada daha çok çıkıyor

AleviNet

Published

on

Nature Communications’da yayımlanan bir araştırmaya göre, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğuna karşı çıkan ‘iklim değişikliği inkarcılarının’ medya üzerinden toplumu etkileme olanakları oldukça fazla.

YÜZDE 50 DAHA FAZLA ALINTILANIYORLAR

2000-2016 yılları arasında yazılı basında çıkan 100 bin haber ve makalenin incelendiği araştırma kapsamında dünya çapında tanınmış iklim uzmanları, iklim inkarcısı uzmanlar, iş insanları ile politikacıların basında ne kadar yer aldığına bakıldı. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlar ise, küresel ısınmaya yönelik her yıl yayınlanan yüzlerce araştırmaya rağmen neden sessiz kalındığını izah eder nitelikte.

Buna göre, insan kaynaklı küresel ısınmanın iklimsel değişikliklerine yol açtığını kanıtlayan bilim insanları iklim inkarcılarından daha az medyada yer bulabiliyor. İklim değişikliği inkarcısı politikacı, iş insanı veya bilim insanları yüzde 49 daha fazla basında yer alıyorlar.

EN DUYARLI MEDYADA BİLE İNKARCILAR ÖNDE

Küresel ısınmaya karşı daha duyarlı oldukları bilinen gazetelerin dahi iklim değişikliği inkarcılarına daha fazla yer ayırması, araştırmanın çarpıcı sonuçlarından biri olarak dikkat çekiyor.

New York Times, The Guardian veya Wall Street Journal gibi gazetelerde iklim inkarcılarından daha fazla alıntı yapıldığı sonucu ortaya çıktı.

Araştırmaya dair makalede, siyasetçi veya iş insanlarının bilim ve siyaset dünyasında ciddi oranda bir ‘karşıt ses’ oluşturmayı başardıklarının altı çizildi.

Küresel ısınmanın ilk ölçümlerin yapıldığı 1880 yılına oranla 1 dereceyi aştığı biliniyor. Yapılan birçok araştırma, aşırı tüketim, fosil enerjilerin kullanımı ve tarımsal faaliyetler başta olmak üzere insan kaynaklı aktivitelerin atmosfere salınan sera etkili gazları arttırdığı ve bunun sonucu olarak yeryüzü sıcaklığının artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Küresel ısınmanın 2 dereceyi aşması halinde dünyada birçk iklimsel felaketin meydana geleceği ve yüz milyonlarca insanın doğrudan etkileneceği tahmin ediliyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI