Connect with us

.

Kültür-Sanat

Sokakta Mahallede Köyde Tiyatro Var

AleviNet

Published

on

William Shakespeare’in “Bütün dünya sahnedir” sözünden hareketle düzenlenen Toprak Sahne Tiyatro Festivali, İzmir’in Urla ilçesinde başladı. Bu yıl sekizincisi düzenlenen festivalin amacı tiyatroyu sokağa, mahalleye, köye taşımak. Türkiye’nin farklı şehirlerinden 20 tiyatro ekibinin katıldığı festival, 20 Haziran’a kadar sürecek. 22 farklı oyun sahnelenecek.

Beş köyün meydanına sahne kuruldu

Festivalin açılış kortejine kostümleriyle katılan oyuncular yol boyunca halkı selamladı. Uzun bacak, zıplayan bacak, canlı heykel ve pantomim sanatçıları Urla sokaklarını sahneye çevirdi. Urla Belediyesi’nin katkılarıyla festivali organize eden Toprak Sahne Tiyatrosu’nun Sanat Yönetmeni Onur Çatal, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, 2011 yılında yola çıkarken amaçlarının tiyatroyu köylere taşımak olduğunu söyledi. Çatal, “Urla’da köyler merkeze uzak. Bu nedenle onlar gelemiyorsa, biz köylere gidelim diye düşündük. Başlangıçta tiyatromuzun adı da Kaldırım Sahne idi. İşin içine köyler girince festivalin adını da tiyatromuzun adını da Toprak Sahne olarak değiştirdik. Bu yıl beş gün boyunca beş farklı köyde sahne kuruyoruz. Bademler, Özbek, Yağcılar, Uzunkuyu, Balıklıova ve Urla merkezde her gün hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik oyunlar sergilenecek” diye konuştu.

“İnsanlar tiyatroya gelemiyorsa, tiyatro insanların ayağına gitmeli”

​Festivale katılan tiyatro ekiplerinden biri de Samsun Sanat Tiyatrosu. Ekip, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Ağlasın Ayşafağı” adlı kitabından sahneye uyarlanan “Gölgesinde Çınarın” adlı oyunu sergileyecek. VOA Türkçe’nin sorularını cevaplayan ekibin sanat yönetmeni Yaşar Gündem, “Bu festivalde tiyatronun sokağa, mahalleye, köye taşınması başarılıyor. Biz burada konuşurken şu anda Bademler köyünde perde açılmak üzere. Düzenlenen kampta 150 öğrenci bütün gün eğitmenleriyle beraber tiyatroyu öğrenecek. Ama bu festival beş gün sürüyor. Türkiye genelinde de duyarlı belediyeler öncelikle kendi tiyatrolarını kurmalı, kapalı salonları tiyatroya açmalı ve tiyatroyu mahalle arasına taşımalı. Ayşe teyzenin evine, Mehmet dedenin kahvesinin önüne taşımalı. Eğer insanlar tiyatroya gelemiyorsa, tiyatro insanların ayağına gitmeli” dedi.

Tarihi meydanda tiyatro söyleşisi

​Festival kapsamında planlanan söyleşilerin ilki de Urla’nın tarihi Malgaca pazarında gerçekleşti. Cezmi Baskın, Orhan Aydın, Cengiz Toraman ve Orçun Masatçı “Sanatın muhalefeti, yasaklamalar” başlıklı söyleşide tarihsel süreçten günümüze kadar tiyatronun ve tiyatro sanatçılarının karşılaştığı engellemeleri, baskı ve yasakları örnekleriyle anlattı.

Söyleşiden sonra Urla meydanına kurulan sahnede Aydın’dan gelen Ekip Atölye, Ekrem Reşit Rey’in unutulmaz eseri “Lüküs Hayat” oyununu sergiledi. Meydanı dolduran her yaştan Urlalı, oyunu izlerken tiyatronun büyülü dünyasına daldı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Şair-yazar Ünlü yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

1928 yılında Elazığ’ın Harput ilçesinde doğan Ünlü’nün şiir ve yazıları birçok derginin yanı sıra Cumhuriyet gazetesinde yayımladı. Ünlü, “Yukarışehir” ile 1987 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, “Toprak Kurşun Geçirmez” ile 1989 Madaralı Roman Ödülü’nü, “Eksi Beş Kelaynak” ile 1999 Kültür Bakanlığı Cumhuriyetin 75. Yılı Eser Yarışması Deneme Ödülü’nü aldı. 2004’te “evrensel sanata ve edebiyat dünyasına katkısı” dolayısıyla Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası verilen Ünlü, Türkiye Yazarlar Sendikası, Dil Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesiydi. Kore gazisi olan ve albay rütbesiyle TSK’den emekli olan Ünlü, yazar Mahir Ünlü’nün kardeşiydi.

Continue Reading

Kültür-Sanat

SİYAD’dan çağrı

AleviNet

Published

on

Gezi Direnişi’ni konu alan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” filmi 2014’teki Altın Portakal’da sansüre uğramış, bunun üzerine çok sayıda film üreticisi, filmini yarışmadan çekmiş, bazı jüri üyeleri istifa etmişti.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından bir açıklama yapılarak 2014 yılındaki Altın Portakal Film Festivali’nde yaşanan sansür olayıyla yüzleşmek gerektiği ifade edildi. SİYAD açıklamasında ayrıca aynı yıl sansürlenen Gezi Direnişi hakkındaki “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” belgeselinin ve dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösteriminin yapılması istendi.

‘Sansüre meşru zemin’
Açıklamanın tamamı şöyle: “2014 yılında Altın Portakal’da yarışmaya seçilen belgesel ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’e uygulanan sansürün ardından, birçok film üreticisi filmini dayanışma adına yarışmadan çekmiş, çok sayıda jüri üyesi görevlerinden istifa etmiş, sansüre uğrayan, sansüre karşı çıkan kişi ve kurumlar, festival yönetimi ve destekçileri tarafından çok yönlü baskılara, son derece çirkin yıpratma ve karalama faaliyetlerine, hakaretlere maruz bırakılmıştı. Bu sansür, ulusal, belgesel ve kısa film yarışmalarının festivalden kaldırılmasına kadar gidecek olan sürecin başlangıcı oldu. Böylelikle, sansür mekanizmasına meşru bir zemin sağlanmış oldu ve sansür vakaları ivmelenerek arttı. Bu yılki yerel seçimlerin ardından ise belediye yönetiminin değişmesiyle Antalya’ya ulusal yarışma, belgesel ve kısa film yarışmalarının geri geleceği açıklandı. Birçok belediye de kültür sanat politikalarını gözden geçireceklerine dair taahhütler verdi. Memnuniyetle karşıladığımız bu gelişmelere karşın hem festivallerin hem de el değiştiren belediyelerin geçmişin hatalarıyla hakiki bir biçimde yüzleşmediklerini gözlemliyor ve Sinema Yazarları Derneği olarak taleplerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Festivallere ve belediyelere çağrımızdır:
– Dijital mecraların bile sansürlenmeye teşebbüs edildiği bir dönemeçte, Altın Portakal’ın 2014’te yaşanan sansür vakasıyla yüzleşmeden, geçmişin üzerini örterek yeni bir sayfa açması mümkün değildir. 2014 yılında festival yönetiminde yer alıp sansür vakasında doğrudan sorumlu olan veya o dönemde festival danışmanlık vb. kadrolarında yer alıp sansüre uğrayan belgeselle dayanışma göstermemiş kişilerin kamu önünde özeleştiri vermeden festivallerde görev almaları kabul edilemez.
– Bu yılki Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmiş “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in ve 2014 yılında dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösterimi yapılmalıdır.
– Festivaller birincil misyonunu hatırlamalı, ticari gösterim ağları ya da sansür nedeniyle gösterilemeyen filmlerin izleyicilerle buluşabilmesinde ısrarcı olmalıdır.
– Yönetmenlerin yargılandığı, filmlerin sansürlendiği, her mecranın büyük bir baskı altına alındığı bir dönemde festivaller, sansür meselesinin tartışılabileceği alanlar açmalıdır.

‘Cinsiyet eşitliği’
– Son yirmi yıldır süregiden, kültür sanat alanlarını çoraklaştıran politikalar, alternatif basın kuruluşlarının kapatılmasına, kültür sanat alanında çalışan birçok arkadaşımızın işsiz kalmasına neden olmuşken, festival ekipleri ve belediyelerin kültür sanat daireleri ezberci reflekslerle oluşturulmamalı, baskıcı politikalar nedeniyle işinden olmuş liyakatli meslektaşlarımızın istihdamına önem verilmelidir.
– Adana Altın Koza Film Festivali ve !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, sinema sektöründe cinsiyet eşitliğini hedefleyen uluslararası #5050X2020 (2020 yılına kadar yüzde 50 eşitlik) taahhüdünü kabul etti. Türkiye’de Filmmor Kadın Kooperatifi’nin öncülüğünü üstlendiği kampanyaya diğer festivaller ve belediyeler de katılmalı, ekiplerinde ve programlarındaki filmlerde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmalıdır.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Leylâ Erbil’in arşivi dijitale aktarılıyor

AleviNet

Published

on

“Kişisel Arşivi Işığında Leylâ Erbil’in Edebi Dünyası” projesi, Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülüyor. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. üyesi Olcay Akyıldız tarafından yürütülen projede, yazarın yayımlanmış eserleri ile eserlerinin müsveddeleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulması hedefleniyor. Yazarın arşivi üç ana kategoriye ayrıldı. İlk kategoride kişisel mektuplar, resmi yazışmalar ve biyografik malzemeler; ikinci kategoride yazarın metinleri; son kategoride ise ilk iki kategoriye de girmeyen çeşitli nesneler, kupürler, gazeteler, dergiler gibi malzemeler yer alıyor. Erbil, 2013 yılında hayatını kaybetmişti.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI