Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

Türkiye’de 1 milyon mayın toprak altında

AleviNet

Published

on

Geçen hafta Tunceli’de iki çocuğun topraktaki patlayıcının patlaması sonucu yaşamını yitirmesi, gözleri bir kez daha Türkiye’nin “mayın” gerçeğine çevirdi. Türkiye’de 1 milyondan fazla mayının ve sayısı bilinmeyen el bombası, havan topu gibi patlayıcıların toprak altında bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, devletin vakit kaybetmeden ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlaması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de 1950’li yılların ortalarından bu yana giderek büyüyen bir sorun haline gelen mayınlı araziler, can almaya devam ediyor. Son olarak geçen hafta Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Bilgeç köyünün Çakılyayla mezrasında, patlayıcıya basan 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu hayatını kaybetti. Tunceli Valiliği’nden yapılan açıklamada, söz konusu patlayıcılara ilişkin “Bölücü Terör Örgütü mensuplarınca araziye önceden yerleştirildiğinin değerlendirildiği” bilgisi verildi. Ayaz ve Nupelda kardeşlerin ölümü, özellikle sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

35 yılda 1409 kişi öldü

Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda mayın ve patlayıcılar nedeniyle gerçekleşen ölümler uzun yıllardır sürüyor. Kara Mayınlarının Yasaklanması Uluslararası Kampanyası – Misket Bombaları Koalisyonu’nun (ICBL-CMC) araştırma birimi olan Kara Mayınları İzleme Örgütü’nün (MONITOR) 2018 raporuna göre Türkiye, sınırları içerisinde 100 kilometrekareden fazla mayınlı alana sahip 10 ülkeden biri. Bu ülkeler arasında Afganistan, Angola, Irak ve Yemen yer alıyor.

Aynı rapora göre, Türkiye’de son 35 yılda Türkiye’de 1409 kişi mayın patlaması ya da topraktaki patlayıcı malzemenin infılak etmesi sonucu yaşamını yitirirken, 5432 kişi ise yaralandı. Yalnızca 2017’de patlama sonucu hayatını kaybeden 42 kişiden 23’ünü ise çocuklar oluşturdu. Bu 23 çocuğun 16’sının cinsiyeti, patlamanın şiddeti ile vücutlarının paramparça olması nedeniyle tespit edilemedi.

Srebrenitsa'da bir mayınlı alan

Srebrenitsa’da bir mayınlı alan

Türkiye, imha sürecini 2022’ye erteledi     

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 164 ülkenin taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması kapsamında, bu ülkeler topraklarındaki mayınları imha etmekle yükümlü. Ancak Mart 2004’te Ottowa Sözleşmesi’ne imza atan Türkiye’ye yönelik, mayın temizleme ve mayın imhasına ilişkin olarak uluslararası kuruluşları bilgilendirme konusunda yetersiz bir performans sergilediği eleştirileri yapılıyor.

Türkiye’nin Ottowa Sözleşmesi gereğince 1 Mart 2014’e kadar elindeki mayınları temizlemiş olması gerekiyordu. Ancak Türkiye, 2014’te ek süre talep ederek imha sürecini 2022’ye kadar erteledi. Son olarak 2017’de toprak altındaki 26 bin 381 mayını imha ettiğini açıklayan Türkiye’nin mayın temizleme işini ağırdan aldığını öne süren Tunceli Barosu’ndan Avukat Barış Yıldırım, son ölümlerin Tunceli’de yaşanmasının da tesadüf olmadığını söylüyor.

Tunceli il sınırları içerisinde 10 bin 557 adet anti personel kara mayınının faal biçimde toprak altında olduğunu kaydeden Avukat Yıldırım, şöyle konuşuyor: “Özellikle 90’lardan bugüne kadar köy boşaltmaları ile yaklaşık 40 bin kişi bu bölgede yer değiştirdi. Son yıllarda bu köyler altyapıları olmamasına ve mayın incelemesi yapılmamasına rağmen tekrar yaşama açıldı. İnsanlar köylerine geri döndükçe, topraktaki mayınlar ve patlayıcılar imha edilmediği için ölümler yaşıyoruz.”  

Bölgede kullanılan mayınların ömrünün insan ömründen uzun olduğunu ve yüzde 75’i dağlık arazi olan bölgede yaşanan heyelan ve yağışların bu mayınların yerlerini değiştirmeye başladığını ifade eden Barış Yıldırım, “Başta bölgemiz olmak üzere tüm mayınlı bölgelere yönelik bir ‘Mayın İmha Eylem Planı’ hazırlanması gerekiyor. Aksi takdirde, ne yazık ki insanlarımızı, çocuklarımızı kaybetmeye devam edeceğiz” diye konuşuyor.

Toplam 1,1 milyon mayın

Mayınsız Türkiye Girişimi verilerine göre, halihazırda Türkiye’de 839 bin anti-personel kara mayını, 164 bin 797 adet anti-tank mayını olmak üzere bir milyon 101 bin 389 adet mayın bulunuyor. Toprağa gömülü olan el bombası, havan topu ve roket gibi patlayıcı maddelerin sayısı ise bilinmiyor. Mayınlar Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Dersim ve Van’da olmak üzere toplam 3 bin 174 alanda bulunuyor.

“İç bölgelerde 100 bin mayın var”

DW Türkçe’ye konuşan Mayınsız Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten, Ottowa Sözleşmesi’ne göre Türkiye’de devletin mayınlı bölgelerdeki sivilleri korumak için 2004’ten bu yana ciddi bir seferberlik içine girmesi gerektiğini söylüyor. Ancak son 15 yıldaki pratiğin böyle olmadığını ve sivillerin mayınlı bölgelerden uzak tutulması ve mayınlı arazilerin işaretlenmesi gibi önlemlerin alınmadığını kaydeden Öğreten, halen doğu ve güneydoğuda çoğunluğu sınır bölgelerinde olmak üzere 1 milyonu aşkın mayının toprak altında olduğunu, bu mayınlardan 100 bin tanesinin ise iç bölgelerdeki yerleşim yerleri ile iç içe olduğu uyarısında bulunuyor.

“En fazla çocuklar zarar görüyor”

Son yıllarda özellikle topraktaki mayın ve patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitiren çocuk sayısının giderek arttığına işaret eden Öğreten, “Bölgedeki çocuklar özellikle yaz aylarında köylerine gidiyor ve burada kırsal alanlarda oyun oynarken ya mayına basıyor, ya da bir patlayıcı bulup karıştırıyor ya da uzağa atmak isterken patlamasına neden oluyor. Mayın tehlikesinden en fazla çocuklar zarar görüyor” diye konuşuyor.

Devletin iç bölgelerdeki mayınları temizlemek yerine başta Suriye ve Irak sınırı olmak üzere, sınır bölgelerindeki mayınların temizliği ile uğraştığını dile getiren Öğreten, “Güney sınırına duvar inşa edilmesi nedeni ile burada mayın temizliği ve yer değişikliği yapılıyor. Ancak, ölüm olaylarının yaşandığı iç bölgeler için kayda değer bir çalışma yapılmıyor” diye konuşuyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na mayınlı bölgelerdeki okullarda ‘patlayıcılardan korunma’ üzerine bir ders konulması önerisinde bulunduklarını anlatan Öğreten, henüz bu konuda olumlu bir geri dönüş alamadıklarını da sözlerine ekliyor.

Aram Ekin Duran

©Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Kayyumlara karşı, Ulm’de protesto mitingi

AleviNet

Published

on

Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine yönelik yapılan kayyum darbesi, ilerici, göçmen kurumların  oluşturduğu “Ulm HDP ile Dayanışma İnisiyatifi”  tarafından düzenlenen bir mitingle protesto edildi.

(Ulm)

Amed, Van ve Mardin belediyelerine yönelik yapılan kayyum saldırısı, ilerici, göçmen kurumların  oluşturduğu “Ulm HDP ile Dayanışma İnisiyatifi”  tarafından düzenlenen bir mitingle protesto edildi.

Ulm şehir merkezinde akşam saatlerinde  insiyatifin çağrısıyla bir araya gelen kitle “Yaşasın uluslarası dayanışma, Kayyumlara izin vermeyeceğiz,  Türk askeri, kürdistandan defol” sloganlarıyla başladı. Kadınların da yoğun katıldığı mitingte yapılan Almanca  konuşmada, halkın oyuyla seçilen belediyelere yönelik kayyum darbesini protesto ettiklerini söyleyen insiyatif sözcüsü,  “HDP’liler ve Kürt halkına yönelik süren bu darbe saldırıları tüm Türkiye ve Ortadoğu haklarına ilgilendirmektedir. Bu saldırıları sokaklarda, birleşik bir mücadele ve birleşik direnişle  yenebiliriz dedi.

Yerli ve göçmen kurumlardan yoğun katılımın olduğu mitingte , İnternatıonal Bündis adına yapılan konuşmada “Bizler Türkiye’deki demokrasi mücadelesini destekliyoruz  Faşist Erdoğan rejiminin uygulamalarına karşı direnmek hepimizin görevi olduğu bilincindeyiz” diyen temsilci , son 4 ayda Alman devletinin Erdoğan rejimine sattığı silah tutarı 184 milyon euro  olmasına dikkat çeken konuşmada, Erdoğan’ın  Alman devleti tarafında ekonomik ve siyasi  olarak desteklendiğinin altını çizerek,  birlikte mücadele etmenin önemini  vurguladı.

ADHF, AGİF, AGEB, ATİK, DİDF, İnternational Bündis, MLPD, KON-MED, ÖDP, SKB, SYKP’nin katıldığı mitingte , kurumların HDP ile dayanışmanın sürdüreceği vurgulanırken, önümüzdeki günler için yapılacak etkinliklere katılım çağrısı yapıldı.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

HDP’den “defterleri açın” çağrısı

AleviNet

Published

on

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 7 Haziran-1 Kasım 2015’te ilgili olarak “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” şeklindeki sözleri üzerine HDP konuyu meclise taşıyarak araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, PKK ile yürütülen çözüm sürecinin sona ermesine ve AKP’nin tek başına iktidar olamadığı seçimlerin yenilenmesine yol açan dönemin incelenmesi için TBMM Başkanlığına dilekçe verdi. Dilekçede “2014-2016 arasındaki yaşanan saldırıların ve katliamların araştırılması,  sorumluların yargı önüne çıkarılması, önceki Başbakan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bahsi geçen döneme ilişkin beyanlarının incelenmesi” ifadesine yer verildi.

Davutoğlu ne dedi?

HDP’li belediyelere kayyum atanmasını eleştirdiği için iktidar çevrelerinin hedefi olan yeni parti kurma hazırlığında olan Davutoğlu, Cuma akşamı Sakarya’da katıldığı bir programda şu sözleri söylemişti:

“Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olacaktır.”

 

Suruç'taki saldırıda 34 kişi hayatını kaybetmişti.

Suruç’taki saldırıda 34 kişi hayatını kaybetmişti.

7 Haziran- 1 Kasım arasındaki dönemde dönemde yaşanan Suruç saldırısında ölen ve yaralananların yakınlarının oluşturduğu Suruç Aileleri isimli platformdan yapılan açıklamada, “Herkes ne biliyorsa söylemelidir. 7 Haziran ile 1 Kasım arası ne oldu? Biz ne için, ne uğruna bu kadar öldük ve yaralandık?” denildi.

2015’te Neler yaşanmıştı?

5 Haziran: Diyarbakır’daki HDP mitinginde bombalı saldırı düzenlendi, 5 kişi öldü.

7 Haziran: Genel seçimler yapıldı. Sonuçlara göre AKP ilk kez tek başına iktidar olma çoğunluğunu el edemedi. HDP ilk kez parti olarak girdiği seçimlerde barajı geçerek meclise 80 milletvekili kazandı.

20 Temmuz: IŞİD’in Suruç’ta düzenlediği saldırıda Kobani’ye yardım götürmek için toplanan gönüllüler hedef alındı. 34 kişi hayatını kaybetti.

22 Temmuz: Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis evlerinde, başlarından vurularak öldürüldü. Eylemi önce üstlenen PKK daha sonra reddetti. Olay çözüm sürecinin sonu oldu.

24 Temmuz: PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlar başlatıldı.

29 Temmuz: Cumhurbaşkanı Erdoğan çözüm sürecinin sona yürütülemeyeceğini açıkladı.

26 Ağustos: Koalisyon görüşmelerinen sonuç alınamayıp hükümet kurulamayınca anayasa gereği erken seçim kararı alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerde en çok oy alan ikinci parti olan CHP’ye hükümet kurma görevi vermedi.

7 Eyül: PKK’nın Dağlıca’daki saldırısında 16 asker hayatını kaybetti.

8 Eylül: Iğdır’daki PKK saldırısında 13 polis yaşamını yitirdi.

10 Ekim: Ankara’da sol grupları düzenlediği barış mitingine düzenlenen bombalı saldırıda 102 kişi hayatını kaybetti.

1 Kasım: Yenilenen seçimlerde AKP tek başına iktidar oldu. HDP oy kaybetse de barajı aşarak meclise girdi.

DW/GY,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Avusturya Alevi Kültür Merkezi açılışını yaptı

AleviNet

Published

on

Hafta içinde yapılan açılışa merkezin eşbaşkanları Hediye İmanlı ve Şahin Kuçin ile FEDA Eşbaşkanı Veli Kaya, Yeşiller Partisi’nden Berivan Aslan, Civaka Azad ada Nurcan Güleryüz, Kamil Dede ve Dursun Dede katıldı.

Dursun Dede, açılışta dülbent duasını okurken, merkezin eşbaşkanları katılımcılara teşekkür konuşması yaptı. Şahin Kuçin, Kürtler ve demokratik çevrelerin birlik olmasının önemine vurgu yaptı. Kuçin, soykırım politikalarına karşı herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. FEDA Eşbaşkanı Veli Kaya, Osmanlı’dan günümüz AKP yönetimine kadar işlenen katliam ve soykırımlara dikkat çekerken, en son 19 Ağustos’ta HDP’li üç belediyenin gasp edildiğini hatırlattı. Örgütlenmenin önemine vurgu yapan Kaya, kurumsal çalışmalar için üye olma ve üye kazandırmanın öneminden bahsetti.

Yeşiller Partisi’nden 29 Eylül’de yapılacak parlamento seçimlerinin vekil adayı Berivan Aslan, farklı kültürler, inançlar ve kimliklerin birlikte yaşamasının önemli olduğunu kaydetti. Lokmaların dağıtıldığı açılışta, Naime Can bir müzik dinletisi verdi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI