Connect with us

.

Kültür-Sanat

Orson Welles’in son filmi

AleviNet

Published

on

Sinema tarihinin çok etkili bir adı olan Orson Welles, olumsuzluklarla boğuşan, yarım kalmış filmlere imza atmakta başı çeken bir yönetmendir. 1941’de Meksika, Arjantin ve Brezilya’da başlayan çalışmalarından altı ay sonra RKO şirketi Welles’e It’s All True (1942) adlı belgeselini tamamlatmadı. Bu çalışma Samba dansının tarihçesi üstüne egzotik bir söyleşiydi. 1955’te Meksika’da Don Kişot’a (1957-1975) başlayan yönetmen onu da bitiremedi. Bu kez Don Kişot’u Ne Zaman Bitireceksin ? adlı bir belgesel çekti.

Orson Welles’in Heart of Darkness (1939), The Deep (1967), The Merchant of Venice (1969), The Magic Show (1969), The Other Side of the Wind (1970-1972), The Dreamers (1978) gibi çok sayıda filmi tamamlanamadı. Welles yine de sinema sevgisini ve umudunu yitirmedi, oyunculuktan ve yönetmenlikten kazandığı paraları yarım kalmış projelerine yatırarak parça parça çekimler yaptı.

1966’da Orson Welles, beş yıl sonra intihar edecek olan yazar Ernest Hemingway ile dostluğunu anlatan The sacred beasts adlı bir senaryo yazmaya başladı. Filmin öyküsü ölmeden önce ünlü bir yönetmenin arkasında bırakmak istediği bir projeyi tamamlamak için çabalamasını anlatıyordu. Her ne kadar bu yönetmen Ernest Hemingway’i anımsatsa da Orson Welles’ten belirgin izler taşıyordu. Welles senaryosunda sanatçının para, endüstri, toplum, eleştiri karşısındaki tutumunu vurguluyordu. Bu Amerikalı yönetmen tıpkı Welles gibi Avrupa sürgününün ardından 1970’te ülkesine dönüyordu. Efsanevi filmleriyle sinema tarihindeki yerini sağlamlaştırmıştı. Yeni projeleri için ekonomik destek arıyordu. Film içinde film çeken Welles o dönemde sinemada moda olan çağdaşlık, yenilikçilik akımını alaycı bir yaklaşımla irdeliyordu.

Welles, Rüzgarın Öteki Tarafı’nın çekimine 1970’de başladı. Başta projesini kendi finanse etti, sonra İran Şahı Rıza Pehlevi’nin kayınbiraderi Mehdi Boushehri’nin yapım şirketi Les films de l’Astrophore’dan geri kalan bütçeyi tamamladı. Çekim bütçesini denkleştirmek için çok sıkıntı çekti, 1976’ya dek aralıklarla çekim yaptı. İspanya’daki çalışma su baskınları ve ahlaksız bir yerel yapımcının yüzünden kısa sürdü. Teknik ekip gün geçtikçe azalırken Welles 1974’te Arizona’da bir villaya yerleşti. Bu villanın bitişiğindeki evde 1970’de Michelangelo Antonioni Zabriskie Point’i çekmişti. Başrolü Welles’in kadim dostu John Huston oynuyordu.

1976’da ekonomik sorunlardan ötürü çekim yeniden durdu. Belirleyici ana sahneler bitmişti ama eksik sahneler de vardı. Rüzgarın Öteki Tarafı, yönetmenin yarıda kalan filmlerinin listesinde yerini aldı. Welles için kurgu yaratım aşamasının en önemli süreciydi. Senaryonun yazımı ve çekimden sonra gelen son kompozisyon seansı kurguydu. 1972’de yönetmen Paris’te filmin ilk kurgusunu yaptı. Böylelikle ABD’inde iki yıllık çekimin ardından filmin bir saatlik bölümü hazırdı. 1976’dan sonra Welles’in kurgu masasında sürdürdüğü mücadeleye yasal boyutta bir savaşta eklendi. Bu uzun metrajın telif hakları yönetmen Orson Welles’e mi yoksa İranlı yapımcı Mehdi Boushehri’ye mi aitti ?

1979’un başında İran şahı ülkesinden kaçınca Boushehri tüm mal varlığını yitirdi. Fransız adaleti şöyle bir karar verdi: Rüzgarın Öteki Tarafı İranlı yapımcının malıydı, filmin negatifleri Paris’te korunmaya alındı, Welles negatiflere dokunamayacaktı.

1985’te Orson Welles vefat edince filmin oyuncusu ve ortak senaristi Oja Kodar, oyuncusu yönetmen Peter Bogdanovich ve kameraman Gary Graver kırk dakikası Orson Welles tarafından kurgulanan Rüzgarın ÖtekiTarafı’nı bitirmek için para aramaya başladılar. Otuz yıl süresince yapım zorluklarından telif haklarından, Paris’te bloke edilen on saatlik negatiflerden ötürü film çok kez küllerinden yeniden doğdu.

2015’te Paris’teki iş kopyasına ulaşan Oja Kodar, Peter Bogdanovich’in yardımıyla Netflix kanalına ulaştı. 2017’de postprodüksiyon ve dağıtım haklarını edinen Netflix yüz saatten fazla orjinal negatifi taradı. Kurgu, Welles’in bıraktığı notlara göre gerçekleştirildi. Film yenilendi, ses bandının miksajı yapıldı. Filmin müziği Michel Legrand’a teslim edildi. 2 Kasım 2018’den beri Orson Welles’in versiyonuna sadık şekilde tamamlanan Rüzgarın Öteki Tarafı, Netflix kanalında izlenebiliyor. Orson Welles’in 48 yıl sonra tamamlanan, sinema endüstrisini ironik bir dille eleştiren çalışması her sinefilin izlemesi gereken bir çalışma.

The Other Side of the Wind (Rüzgarın Öteki Tarafı) Yönetmen: Orson Welles, Oynayanlar: John Huston, Lilli Palmer, Peter Bogdanovich, Oja Kodar, Susan Strasberg, Robert Random, Edmond O’Brien, Mercedes McCambridge, Cameron Mitchell, Yapım yılı: 1970-1976, Ülke: ABD-Fransa-İran, Süre: 2 saat 2 dakika.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Mısır’da tarihi keşif

AleviNet

Published

on

Mısır’ın güneyindeki Luksor’da keşfedilen 30 ahşap lahit Cumartesi günü Krallar Vadisi’nde sergilendi. Mısır Tarihi Eserler Bakanı Halid El Enani içindeki mumyalarla birlikte iyi korunmuş durumda olan ahşap lahitleri Asasif gömütündeki kazı çalışmalarında bulduğunu açıkladı. Bakan El Enani 19’uncu yüzyılın sonundan bu yana ilk kez içinde insan mumyaları olan bu kadar çok lahitin keşfedildiğini kaydetti. Bakan lahitlerin önümüzdeki yıl yeni açılan Büyük Mısır Müzesi’nde sergilenmesinin planlandığını söyledi.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Yetkililer lahitlerin kadın ve erkek ve çocuklar için hazırlandığını ve bundan yaklaşık 3 bin yıl önce kurulan 22’nci hanedanlığa ait olduğunu açıkladı. Tarihi Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mustafa El Veziri mumyaların üst düzey rahipler ve yakınlarına ait olduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Lahitlerin üzerindeki siyah, yeşil, kırmızı ve sarırenkli yılan, kuş ve lotus çiçeği süslemeleri halen görülebiliyor. Restoratör Salih Abdülcelil eserler üzerinde çok küçük onarım işlemleri gerçekleştirildiğini belirtti. Lahitlerin yakınında neredeyse hiç yerleşim yeri bulunmadığı için bu kadar iyi korunmuş olduğu tahmin ediliyor.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Krallar Vadisi’nde lahitlerin çıkarılması için çalışmalar bundan yaklaşık iki ay önce başlamıştı. Luksor’da 1881 ve 1898 yıllarında firavun mezarları tespit edilmişti. Arkeologlar 1891 yılında da rahiplere ait mumyalar bulmuştu.

dpa,AFP / BW,EC

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Kültür-Sanat

Brezilyalı ünlü fotoğrafçıya Barış Ödülü

AleviNet

Published

on

Alman Kitap Basım ve Yayıncıları Derneği Borsa Birliği tarafından verilen Barış Ödülü’nün bu yılki sahibi Brezilyalı ünlü fotoğrafçı Sebastiao Salgado oldu. Ödül Frankfurt Aziz Pavlus Kilisesi’nde (Paulskirche) yapılan törenle 75 yaşındaki sanatçıya takdim edildi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Alman Yayıncılar Birliği Salgado’nun “fotoğrafçılığıyla sosyal adalet ve barışı talep ettiği, doğa ve iklim koruma konusunda dünya çapında süren tartışmaya aciliyet kazandırdığı” gerekçesiyle ödüle layık görüldüğünü açıkladı. Ayrıca sanatçının Instituto Terra adlı kuruluşla biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin yeniden canlandırılmasına katkı sağladığı da ifade edildi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Salgado Alman Yayıncılar Birliği’nin 1950 yılından bu yana verdiği ödülü kazanan ilk fotoğrafçı oldu. Brezilyalı sanatçı Frankfurt’taki törende yaptığı teşekkür konuşmasında kendisini “hayatının büyük bir kısmını gezegenin ve onun sakinlerinin içinde bulunduğu acil durumu belgelemeye hasretmiş bir fotoğrafçı” olarak gördüğünü söyledi.

Salgado altın madenlerindeki insani olmayan çalışma koşullarını, Ruanda’daki soykırımı ya da sığınmacıların durumunu fotoğraflarına yansıtmıştı. Brezilyalı fotoğrafçı ayrıca Genesis adlı fotoğraf derlemesinde gezegenin güzelliklerini sergilemişti. Sebastiao Salgado eşi Lelia ile birlikte ülkesinde Instituto Terra adlı bir kuruluşa da hayat verdi. Enstitü, yağmur ormanlarının bir bölümünü yaklaşık 2 milyon 700 bin ağaç dikerek yeniden canlandırmıştı.

Fotografie Sebastiao Salgado

Wim Wenders’ten övgü konuşması

Frankfurt’taki ödül töreninde Dünyanın Tuzu (2014) adlı filminde Salgado’nun hayatı ve eserlerini ele alan ünlü yönetmen Wim Wenders da bir konuşma yaptı. Wenders Salgado’nun “sosyal adalet ve çalışma olmadan, insan onuru tanınmadan, yoksulluk ve açlık gibi gereksiz koşular sona ermeden ve dünyamızın güzelliği ve kutsallığına değer vermeksizin barışın mümkün olamayacağını” eserlerinde ortaya koyduğunu söyledi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Para değeri 25 bin euro olan ödül 1950’den bu yana edebiyat, bilim, sanat ya da barış düşüncesinin gerçekleşmesi için katkı sağlayan kişilere veriliyor. Ödülü Türkiye’den şimdiye kadar 1997 yılında Yaşar Kemal ve 2005’te Orhan Pamuk kazandı.

dpa / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Kültür-Sanat

Koma Berxwedan: Sesimizi halkımız sesine katalım

AleviNet

Published

on

Koma Berxwedan, Rojava’ya dönük işgalci saldırılara ilişkin bugün yazılı bir açıklama yayımladı.

‘TÜM İNSANLIĞIN ONURU KORUNDU’

Koma Berxwedan’ın açıklaması şöyle:

“Rojava Devrimi, başta Kürt halkı, Kuzey ve Doğu Suriye halkları ve dünyanın her yerinden onurlu enternasyonalist devrimci bireylerin katılımıyla, yıllarca amansız bir mücadele yürütmüştür. Bu mücadelede güçlü kazanımlar elde edilmiştir. 11 bin şehidi olan Rojava Devrimi aslında Ortaçağ’ın karanlık barbar zihniyetine karşı kazanılmıştır. Kazanılan, insanlık değerleri ve dünya halklarıdır. Destansı direniş ile aslında tüm insanlık savunulmuş ve onuru korunmuştur.

‘ERDOĞAN KÜRT SOYKIRIMINDA’

Şimdi insanlığı DAİŞ belasından kurtaran özgürlük savaşçıları ve Rojava Devrimi’ne karşı DAİŞ’in örtük şefi Erdoğan, üzerindeki örtüyü tümden atarak, çok açık bir Kürt soykırımına girişmiştir. Devletler düzeyinde direkt ya da dolaylı Erdoğan’a destek sunulsa da insanlık vicdanı dünyanın her yerinde QSD, YPG, YPJ güçlerinin yanındadır. Tüm ilerici insanlığın yüreği Rojava halkları için çarpıyor. Bu yürekler çok iyi biliyor ki, Rojava Devrimi’nde ortaya çıkan değerler, bu dünyayı kendi çıkarları için kaosa çeviren, toplumsallık adına her şeyi tahrip eden, halkları birbirine düşman eden kapitalist modernite sisteminin panzehiridir. Bu değerler her geçen gün daha da büyüyerek halklara umut olmuştur. Bu umut, diktatörleri, tekçi ulus-devletleri korkuttuğundan hedef haline getirilmiştir.

Oysa ki, dünyanın bütün güzel insanları, hümanistleri, sosyalistleri, çevrecileri, demokratları, feministleri, insanlıktan yana her kesimi,  Rojava Devrimi’ne yapılan bu saldırıyı kınıyor ve karşısında duruyor. Ve biliyoruz ki, bu direnişi, halkların güç birliğini hiçbir güç yıkamaz.

‘ORTAK DÜŞMAN KARŞISINDA BİRLEŞMEK ÇOK ÖNEMLİ’

Ne kadar zulmetseler, katliamlar gerçekleştirseler, savaş suçu işleseler de onurlu insanlığı asla korkutamayacak ve sindiremeyeceklerdir. Rojava Devrimi’nin kadın devrimi olduğundan korkup Hewrin Xelef’i katlederek bu kazanıma saldırmak isteseler de asla amaçlarına erişemeyecekler.

Bu önemli tarihi süreçten geçerken dünya halklarının desteği kadar, Kürtlerin kendi iç barışını sağlayarak ortak düşman karşısında birleşmeleri çok önemlidir.

Bu yönlü çabalar ve gayretler halkımızı ve biz sanatçıları sevindiriyor, heyecanlandırıyor ve mücadele azmimizi pekiştiriyor, direnç gücü katıyor.

Bedeli ağır da olsa , karanlığın en zifiri vaktinde, şafağın atacağı unutulmamalıdır.

SANATÇILARA ÇAĞRI

Biz, bu mücadelenin ve halkımızın stranlarını söyleyen, resmini çizen, filmini çeken, tiyatrosunu yapan, ateşle dansını icra eden bütün sanat çevrelerini, sanatçı arkadaşımızı halkımızın bu zor ve  bir o kadar da tarihi zaferleri içinde barındıran süreçte sesini, yüreğini halkımızın sesine katmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.

Özgürlük ve zafer sadece direnenlerin olacaktır. Ve son sözü her zaman direnenler söyleyecektir.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI