Connect with us

.

Dünya

Woodstock: 50 yıl geçmesine rağmen bu festival neden hâlâ gündemde?

AleviNet

Published

on

50 yıl önce düzenlenen Woodstock festivali 1960’ların simgesel bir anı olarak hatırlanıyor

Woodstock.

İnsanlar bu kelimeyi duyduğunda New York’un 171 kilometre kuzeyindeki küçük kasabayı değil, çağdaş kültürün en unutulmaz anlarından birine dönüşen o müzik festivalini hatırlıyor.

50 yıl önce bir çiftlikte dört gün boyunca düzenlenen festivalin tarihteki yeri bugün hâlâ ABD ve dünyada tartışmalara yol açıyor.

Peki insanlar neden, görgü tanıklarının kaotik, yağmurlu ve çamurlu, bol uyuşturuculu dediği festival hakkında hâlâ konuşuyor?

İşte bunun altı nedeni:

Sadece sayılar yeter

Festivale 500 bin kişinin katıldığı tahmin ediliyor

Resmi adı Woodstock Müzik ve Sanat Fuarı olan festival, Michael Lang’ın liderliğindeki dört iş insanı tarafından organize edildi.

Amaçları ABD ve Avrupa’da hızla çoğalan festivallerin bir benzerini düzenleyip para kazanmaktı.

Bunlardan biri 1967’de Simon and Garfunkel, The Who ve Jimi Hendrix’in sahne aldığı Monterey Pop Festivali’ydi.

Lang ve ekibi 200 bin kişinin katıldığı bir festival hayal ediyordu. Etkinlik öncesi 180 bin biletin satılmasına rağmen katılımın az olacağını düşünüyorlardı.

Biletlerin satış fiyatı ise 18 dolardı. Enflasyona göre ayarlayınca bu para günümüzde 120 dolara (666 TL) denk geliyor.

Getty ImagesAlanın tepeden görünüşü

Hedeflenen katılımcı sayısı o güne kadarki festivallere kıyasla çok büyüktü. Başarısına öykündükleri Monterey’de sahnenin olduğu bölgeye giriş için 7-10 bin arası bilet satılmıştı.

Woodstock’ta ise bir çiftliğe kurulan festival alanına 500 bin kişinin akın ettiği tahmin ediliyor.

Getty Images500 bin kişiyi zapt etmek kolay değildi

Bu sayıda insanın alana gelmesi, para kazanmak için yapılan bu festivalin denetlenmesini imkansız kılan, ücretsiz bir konsere dönüşmesine yol açtı.

Festival bölgesinin nüfusu kısa bir süreliğine New York eyaletindeki en kalabalık üçüncü kenti geride bıraktı.

Barış ve aşk

Getty ImagesFestivalde ciddi bir sorun yaşanmadı

1969’da ABD toplumu derin bir şekilde bölünmüştü.

Vietnam Savaşı’nın yarattığı toplumsal huzursuzluğa, önceki yıl Martin Luther King’in bir suikastla öldürülmesinin ardından 125 kentte isyanlara yol açan ırk kökenli gerilimler eklenmişti.

Woodstock’a 500 bin kişilik bir kitle geldiğinde organizatörler güvenlikten endişe duysa da festivalin son derece barışçıl bir ortamı vardı.

Dört gün boyunca 500 bin kişinin üçü öldü. Bunlardan ikisi aşırı doz uyuşturucudan, biri de civardaki bir çayırda otların arasında uyurken üstünden traktör geçmesi sonucu hayatını kaybetti.

Lojistik zorluklar da ciddi sorunlara dönüşmedi.

Bu yüzden Woodstock her zaman anılan bir festival olarak kaldı.

Birkaç ay sonra California eyaletinde düzenlenen ve Rolling Stones’un sahneye çıktığı Altamont Speedway Free Festival’da bir kişi sahnenin tam önünde bıçaklanarak öldürüldü.

Sinema etkisi

Woodstock’ın resmi belgeseli Oscar kazandı

Woodstock, cezbediciliğinin büyük bir kısmını festival sırasında çekilen belgesele borçlu.

Michael Wadleigh tarafından yönetilen ve aralarında geleceğin Holywood yıldızı Martin Scorsese’nin de bulunduğu bir ekip tarafından kurgulanan belgesel büyük maddi başarı sağladı ve 1970 yılında ABD’de en fazla gişe yapan beşinci film haline geldi.

Film 1971 yılında ‘En İyi Belgesel’ dalında Oscar kazandı.

Yıldızların gücü

Jimi Hendrix festivalin en büyük isimlerindendi ve ABD ulusal marşı Star Spangled Banner’ı (Yıldız Bezeli Bayrak) sahnede kendi tarzında yorumlaması çok beğenilmişti

Woodstock organizatörlerinin ünlü müzisyenleri sahneye çıkarması festivalin başarısına katkı sağladı.

Hendrix, The Who, Janis Joplin, Jefferson Airplane, The Grateful Dead ve o dönem yeni kurulan “süper grup” Crosby, Still, Nash & Young sahneye çıkan gruplardan bazılarıydı.

Hendrix’in ABD ulusal marşı Star Spangled Banner’ı (Yıldız Bezeli Bayrak) sahnede kendi tarzında yorumlaması festivalin en unutulmaz anlarından biriydi.

Sahneye çıkan sanatçıların bir kısmı o dönem meşhur değildi, fakat festivalin de katkısıyla yıllar içinde tüm dünyada tanındılar. Onlardan biri Meksikalı gitarist Carlos Santana, diğer de İngiliz şarkıcı Joe Cocker’dı.

Başarısız ardıllar

Woodstock 1999 şiddet ve vandalizm olaylarıyla anıldı

Woodstock efsanesinin hiçbir zaman unutulmaması, birkaç başarısız “devam festivaline” yol açtı.

Bunlardan biri, 1994’teki 25. yıl anmasıydı. O festival çamur güreşleri ve kurumsal şirketlerin sponsorluğuyla akıllarda kaldı.

Ondan beş yıl sonra düzenlenen 30. yıl anması ise isyanlar ve cinsel şiddet suçlamalarıyla daha kötü bir hâl aldı.

Bu yıl için planlanan 50. yıl anması ise bir fikirden öteye geçmeyi bile başaramadı:

Michael Lang’ın girişimi, festival için gerekli izinlerin alınamaması ve sanatçıların avanslarını alamadıkları için çekildiklerine dair haberlerle sarsıldıktan sonra 31 Temmuz’da iptal edildi.

Para yumurtlayan tavuk

Woodstock hatıra ürünleri her yıl milyonlarca dolarlık ciro yapıyor

Woodstock’ın tekrarı olmasa da Woodstock markası güçlü bir şekilde ayakta.

1969’daki festivale dair hatıra ürünleri her yıl en az 20 milyon dolarlık satış rakamına ulaşıyor.

Bu yıl ise 50. yılın getirdiği şöhret nedeniyle satışların 100 milyon doları geçmesi bekleniyor.

Dünya

145 Amerikalı şirket yönetici yasası istedi

AleviNet

Published

on

Senato üyelerine mektup gönderen şirketler arasında Airbnb, Twitter, Uber ve Levi Strauss da var.

Ateşli silahların yol açtığı ölümlere dikkat çeken şirket yöneticileri, “acil eyleme çağıran kamusal bir sağlık krizi” yaşandığını belirtti.

El Paso’da 22 kişi, Dayton’da 9 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırıları hatırlatan şirket yöneticileri, hiçbir şey yapmamanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Patronlar Kongre’den iki tedbir alınmasını talep ediyor. Bunlardan biri tüm silah satışlarında, alıcının geçmişine bakılmasını içerirken, diğer talep çevreleri tarafından tehlikeli olarak değerlendirilen kişilerin silahlarına el konulmasını sağlayan bir düzenleme şeklinde özetleniyor. Mektubun imzacılarına göre bu öneriler, Amerikan kamuoyu tarafından da geniş destek görüyor.

Demokratların çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi, Şubat ayında silah satışını daha sıkı denetimler getiren bir yasa tasarısını onaylamış ancak Cumhuriyetçilerin elindeki Senato ateşli silahlara ilişkin herhangi bir oylamada bulunmayı reddediyor. Cumhuriyetçiler, milyarder ABD Başkanı Donald Trump’ın konuya ilişkin tutumunu açıklamasını bekliyor.

ABD’de sadece 2017 yılında 40 bin kişi ateşli silahlar nedeniyle öldü. Bunların yarısının intihar olduğu belirtiliyor.

Continue Reading

Dünya

Fransa’da tüm meslek dalları greve gidiyor!

AleviNet

Published

on

Ulusal Barolar Konseyi Başkanı Christiane Feral-Schuhl, emeklilik reformuna karşı eylemlerin “son derece güçlü” geçeceğini açıkladı.

Konsey, Pazartesi günü grevlere paralel olarak Paris’te bir yürüyüş düzenleyecek. Bu yürüyüşe, doktorlar, hemşireler, kineziterapistler, pilotlar ve hostesler de katılacak.

Farklı meslek dallarının çalışanları saat 13.00’te Opera meydanında yürüyüşe başlamayı planlıyor.

Paris’te basın toplantısı düzenleyen Feral-Schuhl, neredeyse tüm baroların eyleme katılacağını ve avukatların trenlerle Paris’e akın edeceğini söyledi.

Ulusal Pilotlar Sendikası (SNPL) de emeklilik reformuna karşı güçlü bir şekilde mücadele edeceklerini bildirirken, Fransa Doktorlar Federasyonu (FMF), emeklilik haklarının çalınmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.

Serbest Doktorlar Birliği, hükümetin kendilerini dinlememesi halinde “tamamen iş durdurmaya” hazır olduklarını belirtti.

TOPLU ULAŞIMDA KARA GÜN

Emeklilik reformuna karşı Paris’te metrolar dahil toplu ulaşım sektöründe 13 Eylül’de greve gidilecek. CGT, UNSA, CFE-CGC, FO ve SUD sendikaları grev çağrısında bulundu. Bu sendikalar da grevin güçlü geçeceğini belirtiyor. En az 10 metro hattının kapanacağı verilen bilgiler arasında yer alıyor. 

1995 HAYALETİ GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan önce Nicolas Sarkozy de emeklilik sistemini hedef almış ancak büyük toplumsal tepki karşısında başarısız olmuştu. Emeklilik reformuna karşı tepkilerle birlikte 1995 yılındaki gibi yeniden büyük grevlerin yaşanabileceği belirtiliyor. Sendikalar şimdiden 21 ve 24 Eylül’de de eylemlere gitme kararı aldı.

Continue Reading

Dünya

Nijerya’da Boko Haram ile çatışmada 22 bin kişi kayboldu

AleviNet

Published

on

Komite, 190 milyon nüfuslu Nijerya’nın dünyada en fazla kayıpların yaşandığı ülke haline geldiğini belirtti.

Komitenin başkanı Nijerya’ya yapılan beş günlük ziyaretin ardından bu açıklama yapıldı.

Kızıl Haç Komitesi, “Kendilerinden haber alamadığımız bu kişilerin yüzde 60’ı, kayıp olarak ilan edildiklerinde çocuktu” dedi.

Lagos’ta basın toplantısı düzenleyen komitenin başkanı Peter Maurer, “Binlerce aile çocuklarının hayatta olup olmadığını bilmiyor. Bir aile açısından en büyük kabus budur” dedi.

Maurer, ayrıca ülkenin kuzey doğusunun büyük bir bölümünün tamamen insani personele kapalı olduğuna da dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler, bu çatışmalardan dolayı 2 milyona yakın kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını tahmin ediyor.

Nijeryalı general Tukur Buratai, Salı günü yaptığı açıklamada Boko Haram “teröristlerinin” ellerindeki topraklardan çıkarıldıklarını ve artık hiçbir toprak parçasının onların kontrolünde olmadığını savundu.

Son 10 yıl içerisinde DAİŞ bağlantılı Boko Haram’ın saldırıları ve çetelere karşı ordunun yürüttüğü operasyonlarda, 27 bini aşkın kişi öldü. Pazartesi akşamı da bir askeri üsse düzenlenen saldırıda çok sayıda Nijeryalı asker ölmüştü.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI