Connect with us

.

GÜNCEL HABERLER

CHP’den ‘işsizlik rakamları’na ilişkin açıklama

AleviNet

Published

on

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan Mayıs 2019 iş gücü istatistiklerine ilişkin, “İktidarın ‘ekonomi şahlanışa geçti’, ‘türbülans sona erdi’ gibi gerçeklerle ilgisi olmayan söylemlerine karşın, şahlanışa geçenin ekonomi değil, işsizlik olduğunu TÜİK rakamları gösterdi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 890 bin”

Öztrak, yaptığı yazılı açıklamada, mayısta mevsim etkilerinden arınmış işsizliğin yüzde 14, resmi işsizliğin ise yüzde 12,8 olduğunu belirtti.

Çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamadığı için iş gücü piyasasından çekilen vatandaşlar ile mevsimlik çalışanlar, eksik ve yetersiz istihdam edilenler de dikkate alındığında, “geniş işsizlik oranı”nın son bir yılda 3,5 puan artarak, yüzde 21,9 olduğuna işaret eden Öztrak, şunları kaydetti:

“Mayıs ayı işgücü rakamlarında dikkat çekici bir diğer gelişme ise işgücüne katılan yurttaşlarımızın sayısının hızla yavaşlamasıdır. Çalışma çağındaki nüfus son bir yılda 745 bin kişi artarken, bu yurttaşlarımızın sadece 152 bininin işgücüne katıldığı anlaşılıyor. Bu durum işsizlik oranını ve işsiz sayılarını olduğundan daha iyi gösteriyor. Nitekim, işgücüne katılım mayısta geçen yılki seviyelerinde kalsaydı, resmi işsizlik oranı yüzde 12,8 yerine yüzde 13,5 olacaktı. Küresel ekonomik krizde görülmeyen işsizliği bu krizde gördük. TÜİK rakamlarına göre işsiz yurttaşlarımızın sayısı son bir yılda 1 milyon 21 bin kişi artarak, 4 milyon 157 bin kişi oldu. Buna karşın gerçek işsizlerimizin sayısı ise son bir yılda 1 milyon 282 bin kişi artarak, 7 milyon 622 bine ulaştı. Ancak asıl dikkat çekici olan resmi işsiz sayısındaki yıllık artışın son 6 aydır her ay 1 milyonun üzerinde gerçekleşmesidir. Türkiye, böyle bir durumu ekonominin yüzde 4,7 daraldığı 2009 küresel krizinde bile tecrübe etmedi.”

– “Ekonomi yönetimi ciddiyet ister”

Öztrak, istihdamdaki kayıpların 7 aydır devam ettiğini belirterek, “Mayıs dönemi itibarıyla son bir yılda daha önce işi olup da işini kaybeden yurttaşlarımızın sayısı 869 bin oldu. Son bir yılda tarımda işini kaybedenlerin sayısı 307 bin, sanayide işini kaybedenlerin sayısı 123 bin olurken, aynı dönemde inşaat sektöründe işini kaybedenlerin sayısı 538 bin oldu.” ifadelerini kullandı.

Tarımda son 16, inşaatta son 14, sanayide ise son 6 aydır istihdam kaybının devam ettiğini belirten Öztrak, çalışmak isteyen her dört gençten birinin iş bulamadığını vurguladı.

Kamu istihdamındaki artışa rağmen istihdamdaki kayıpların çok yüksek olduğunu savunan Öztrak, şu değerlendirmede bulundu:

“Seçimler nedeniyle gevşetilen mali dengeler etkisini kamu istihdamında da gösteriyor. Mayıs dönemi itibarıyla, son bir yılda, kamuda istihdam edilenlerin sayısı 439 bin kişi artarak 4 milyon 570 bine çıktı. Kamudaki bu olağanüstü istihdam artışına rağmen son bir yılda toplam istihdam azalışının 869 bin civarında olması ise son derece düşündürücü. İstihdam kayıplarının 1 milyonun üzerine çıkışını kamuda işe alınanların engellediği anlaşılıyor. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Ekonomi yönetimi ciddiyet ister. Oysa iktidar evine ekmek götüremeyen, evladı okuyup da iş bulamayan anne ve babaların sıkıntılarının ve acılarının hala farkında değil. Lafla peynir gemisi yürütmeye çalışıyorlar. İktidar yanaşmalarının ve yandaşlarının dışında hiç kimsenin gemisi yürümüyor.”

– “Pansuman ve aspirin tedavisi yapılıyor”

Öztrak, “ekonomi türbülanstan çıktı, şahlanışa geçti” gibi laflarla zaman tüketildiğini savunarak, iktidarın pansuman ve aspirin tedavisiyle işi götürmeye çalıştığını ileri sürdü.

“Daha dün seçimlerde 2,5 milyon kişiye iş sloganlarıyla meydan meydan dolaşan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve ülkeyi afiş ve pankarta boğan sivil toplum örgütleri bu rakamlardan sonra vatandaşlarımızın yüzüne nasıl bakacaklar?” diye soran Öztrak, şunları kaydetti:

“Bir de bunlar yetmezmiş gibi krizi yönetecek bürokrasiyi hallaç pamuğu gibi oradan oraya atıyorlar. Sosyete damat ve kayınpederi artık kendine gelmeli ve yurttaşlarımızın sıkıntılarına çözüm olacak gerçekçi, güven uyandıracak politika ve çözümlere odaklanmalıdır. Aksi halde kesintisiz artan, rekor üstüne rekor kıran bu işsizlik rakamlarıyla ülkenin şarampole yuvarlanması kaçınılmazdır. İktidarın ‘ekonomi şahlanışa geçti’, ‘türbülans sona erdi’ gibi gerçeklerle ilgisi olmayan gayrı ciddi söylemlerine karşın şahlanışa geçenin ekonomi değil, işsizlik olduğunu TÜİK rakamları gösterdi.”

GÜNCEL HABERLER

AHMET DAVUTOĞLU GARİP DEDE DERGAHINI ZİYARET ETTİ

editor

Published

on

By

Partisinden ayrılarak yeni parti kurma girişiminde olan eski başbakan Ahmet Davutoğlu Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti.

Muharrem ayı dolayısıyla lokmalarının pay edildiği ve aşurelerin dağıtıldığı bugün Garip Dede Dergahı’nı ziyaret eden Davutoğlu, lokmalar dağıtılırken canlarla bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Davutoğlu alevi pirlerinin ve Mevlana’nın adını zikrederek herkesin dualarının kabul edilmesini diledi. Lokmanın ardından yönetim ile bir araya gelen Ahmet Davutoğlu bir de kurban kestirip dergaha bağışladı.

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Avrupa eksenli bir 12 Eylül öyküsü

AleviNet

Published

on

12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştiği dönemde Türkiye için AB (AET) perspektifi diye bir şey yoktu. Avrupa ile ilişkilerin en önemli merkezi, 1949’dan bu yana üyesi olunan Avrupa Konseyi’ydi. Darbe, Türkiye’nin Avrupa’yla, özellikle de Avrupa Konseyi’yle ilişkilerini derinden yaraladı.

12 Eylül 1980’de konjonktür 1960 veya 1971’den çok farklıydı. Yunanistan, İspanya ve Portekiz birkaç yıl önce askeri rejimler ve diktatörlüklerden kurtulmuş, Avrupa Konseyi’nde yerlerini almışlardı.

Evren’in Alman parlamenterlere darbe mesajı

Türkiye’deki darbe Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) 30 Eylül 1980 tarihli genel kurul toplantılarının gündemine alındı. Oturumda söz alan Alman parlamenter Erich Mende, içinde kendisinin de bulunduğu bir parlamenter heyetinin Nisan 1980’deki Türkiye ziyaretini özetledi: “O dönem başbakan olan Ecevit’le konuştuk. Demirel’le görüştük. General Evren de dahil olmak üzere askeri çevrelerle görüştük. İki büyük parti (CHP ve AP) işbirliği yapsın, içinde Ecevit ve Demirel’in de yer alacağı geniş bir koalisyon kurulsun diye ısrar etmemiz için askerler bize adeta yalvardı. Aksi halde, istemedikleri halde yeniden müdahale edeceklerini söylediler”.

Kenan Evren

Kenan Evren

Darbe öncesi AKPM Türk heyeti 12 üyeden oluşuyordu. Darbeyle iktidara gelen generaller Strasbourg’a bu üyelerden sadece 4’ünü gönderdi. Gönderilenlerin tek misyonu vardı: Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden dışlanmasını engellemek. AKPM genel kurulunda yaptıkları konuşmalarda, istemeyerek de olsa, “darbe için anlayış” talep ettiler.

AKPM, Türkiye’deki darbe konusunda üçe bölünmüştü. Bir uçta, darbeyi kabul edilemez bulup Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasını isteyenler, diğer uçta, Soğuk Savaş koşulları nedeniyle Türkiye’ye “anlayış” gösterilmesini savunanlar vardı. Bu iki uç arasında “ikaz edelim ama üyeliğin askıya alınması işini sonraya bırakalım” diyenler bulunuyordu. Aradaki bu grup galip geldi ve konu hiç gündemden düşmese de AKPM’deki Türk heyetinin yetki belgelerinin sona erdiği Mayıs 1981’e kadar olağanüstü bir gelişme yaşanmadı.

Darbe öncesi görevdeki Türk heyeti en son Ocak 1981’de AKPM genel kurul toplantılarına katıldı. Ülkeyi yöneten Milli Güvenlik Konseyi’nin genel sekreteri Orgeneral Haydar Saltık, Ocak 1981’deki toplantılar öncesi Türk heyeti üyelerini makamına çağırıp, Strasbourg’a görevle son defa gönderildiklerini tebliğ edecekti.

Türkiye oturumunda Papa suikasti haberi

AKPM’nin 13 Mayıs 1981 tarihli gündeminde Türkiye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin AKPM içinde temsili konuları vardı. Türkiye 1960 darbesinden bu yana ilk defa AKPM oturumlarına katılmıyordu. Oturumun tam ortasında Papa’nın Vatikan’da vurulduğu haberi geldi. Vuran kişi bir Türk vatandaşıydı. Bu durum o gün Strasbourg’da olan ve Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden dışlanmasını engellemeye çalışan Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ve beraberindeki Türk diplomatlar için felaket senaryosuydu.

Papa 2. Jean Paul'e 13 Mayıs 1981 tarihinde suikasti düzenleyen kişi Türk vatandaşı Mehmet Ali Ağca idi.

Papa 2. Jean Paul’e 13 Mayıs 1981 tarihinde suikasti düzenleyen kişi Türk vatandaşı Mehmet Ali Ağca idi.

Türkiye dönemin jeopolitik konjonktürü sayesinde 12 Eylül sonrası Avrupa Konseyi’nden, yani Batı’dan kopmaktan zor da olsa kurtulabildi. Buna karşılık, Türk parlamenterlerin AKPM’deki koltukları Ocak 1984’e kadar boş kaldı. AKPM, Türkiye’de demokratik seçimler yapılıncaya kadar yeni bir Türk heyetine geçit vermedi.

AİHM’de devletlerarası dava

12 Eylül rejimi dibe vuran Türkiye imajını düzeltmek için demokrasi sözü veriyor, ancak Avrupa’yı ikna edemiyordu. İnsan hakkı ihlalleri nedeniyle beş Avrupa ülkesi (Fransa, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka) Türkiye’ye karşı “devletlerarası” dava açmak için 1 Temmuz 1982’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Bu başvuru, Türkiye’nin 1984’ten itibaren yavaş yavaş parlamenter rejime dönmeye başlaması ve “demokratikleşme” vaadi karşılığında 7 Aralık 1985 tarihinde geri çekildi.

Turgut Özal, 27 Eylül 1989’da Başbakan sıfatıyla AKPM genel kuruluna hitaben konuştu. (Foto: Arşiv)

Turgut Özal, 27 Eylül 1989’da Başbakan sıfatıyla AKPM genel kuruluna hitaben konuştu. (Foto: Arşiv)

Yunanistan, İspanya ve Portekiz 1980’lerin başlarında AET üyesi olmaya başlamıştı. Türkiye ya Avrupa ailesine dönecek ya da aileden dışlanacaktı. Ankara, Avrupa Konseyi dönem başkanlığını üstleneceği Kasım 1986-Mayıs 1987 döneminde iki önemli adım attı: Ocak 1987’de Türkiye’ye karşı AİHM önünde bireysel başvuru hakkını tanıdı, Nisan 1987’de ise AET üyeliğine başvurdu. Turgut Özal 27 Eylül 1989’da Başbakan sıfatıyla AKPM genel kuruluna hitaben yaptığı konuşmada Türkiye’nin AİHM’nin zorunlu yargı yetkisini tanıdığını ilan edecekti.

Türk vatandaşlarına vizenin perde arkası

12 Eylül Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının o dönem Batı Avrupa ülkelerine vizesiz seyahatlerini de olumsuz etkiledi. Pek bilinmez ama, Avrupa’da vizesiz seyahati yaratan sanıldığı gibi AB değil, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’dir. Vizesiz seyahat 1957’de imzalanan “Avrupa Konseyi Üyesi Ülkeler Arasında Şahısların Dolaşım Koşulları” anlaşmasıyla başladı. Türk vatandaşları da bu anlaşma sayesinde Avrupa Konseyi ülkelerine turist olarak vizesiz gidebiliyordu. Ancak darbe sonrası bu durum değişecekti.

Almanya, 10 Temmuz 1980’de Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne ilettiği bir deklarasyonla 1957 anlaşmasını 5 Ekim 1980’den itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için askıya alacağını bildirdi. Deklarasyonda, “İltica hakkını kötüye kullanarak, ikamet ve yerleşme hakkıyla ilgili düzenlemelerin biçimini bozmak niyetiyle Federal Almanya’ya giriş yapan Türk uyrukluların sayısı 1980’in ilk aylarında olağanüstü artış göstermiştir. Bu nedenle Federal Cumhuriyet topraklarına girişin daha sıkı kontrol edilmesi kaçınılmazdır” denmekteydi. Türkiye’de terör eylemlerine karışmış çok sayıda aşırı solcu veya aşırı sağcı militan vizesiz Almanya’ya gidiyor ve 3 aylık süre bitince orada kalmak için iltica başvurusunda bulunuyordu. Almanya’ya sadece 1980’in ilk yarısında iltica başvurusunda bulunan Türk uyrukluların sayısı 50 bine ulaşmıştı.

Dönemin Federal Almanya Dışişleri Bakanı Hans-Dietrich Genscher

Dönemin Federal Almanya Dışişleri Bakanı Hans-Dietrich Genscher

Fransa, Belçika, Hollanda ve İsviçre gibi ülkeler de Ekim 1980’den itibaren aynı yöntem ve benzer gerekçelerle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulamaya başladı. Darbeye paralel gerçekleşen bu gelişme Ankara’da rahatsızlık yarattı. Fakat Türkiye’nin bu dosyada kendini savunacak hali kalmamıştı.

Türk parlamenterler konuyu ancak 1984’ten itibaren AKPM’ye döndükten sonra gündeme getirebildiler. Vize kararını Nisan 1985’te Strasbourg’da AKPM genel kurulunda konuşan Federal Almanya Dışişleri Bakanı Hans-Dietrich Genscher’e sordular. Aldıkları yanıt şaşırtıcıydı: “Türk vatandaşlarına vize uygulaması başlattık ama bu tek taraflı yapılmadı. Generaller Türkiye’de yönetimi devralmadan önce iktidarda olan Türk hükümetiyle birlikte yapıldı”.

Genscher, Türk vatandaşlarına vize uygulamasına darbe öncesi hükümetin onay verdiğini ima etmişti. Ne o tarihte ne de sonrasında kimse bu ifadeleri sorgulama zahmeti gösterdi.

Kayhan Karaca/Strasbourg

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

Faiz indirimi piyasayı “kur şoklarına” açık hale getirdi

AleviNet

Published

on

Türkiye Merkez Bankası, daha önce 425 baz puan indirimle yüzde 19.75’e çektiği haftalık fonlama faizini radikal bir kararla 325 baz puan daha indirerek, 16.50’ye çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “inecek” dediği faizler son üç ayda yüzde 24’den yüzde 16.50 oranına çekilmiş oldu. Erdoğan, faiz konusunda anlaşamadığı Merkez Bankası eski Başkanı Murat Çetinkaya’yı Temmuz başında görevden almış, yerine yardımcısı Murat Uysal getirilmişti. 

DW Türkçe’nin konuştuğu ekonomistler, faiz indirimlerini, aşırı yüksek faizlerin teknik olarak normale dönmesi olarak yorumluyor. Ancak her üç ekonomist de, söz konusu faiz indiriminin yatırımların ve kredilerin önünü açmayacağı görüşünde. İç talebin yetersiz, ekonominin geleceğinin belirsiz olması nedeniyle şirketlerin yatırım yapamadığını ve bankaların özellikle enerji ve inşaat sektörünü riskli buldukları için kredi açmadıklarını belirtiyor.

300 puanın üzeri kuru tetikler

Ekonomistler, faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 16’nın altına inmesinin zor olduğunu savunuyor. DW Türkçe’ye konuşan Prof. Hayri Kozanoğlu, Merkez Bankası’nın olumlu dünya koşullarının da etkisiyle, özellikle 15 trilyon dolarlık eksi faizli kağıtların işlem gördüğü bir ortamda yeni bir faiz indirimi imkanı olduğunu ancak yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 16’nın altına inmesinin koşullarının bulunmadığını söyledi.

Kozanoğlu, 300 baz puanın üzerinde bir faiz indiriminin Merkez Bankası’nın manevra kabiliyetini yok edeceğini vurguluyor. Ekim ya da Eylül ayı sonunda baz etkisiyle enflasyonun tek hanelere çekileceğini öngören ekonomist, yılın son ayında da ters baz etkisiyle tekrar yüzde 15 civarında bir sıçrama olacağı görüşünde.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI