Connect with us

.

Kültür-Sanat

‘Sanat yasaklarla dolu’

AleviNet

Published

on

Gazetemizde 18 Haziran tarihinde yayımlanan haber (üstte). İlgezdi, “Yasak yok” diyen bakana “Martı”yı örnek gösterdi.

Tiyatro yönetmeni Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği Anton Çehov’un ünlü “Martı” adlı oyunun sahneye taşınmasının Devlet Tiyatroları’nca (DT) defalarca ertelenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ilginç yanıt geldi. Konuyu TBMM gündemine taşıyan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin soru önergesini yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, “2002-2019 (nisan ayı dahil) yılları arasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü bünyesinde sahnelenmesi uygun görülmeyen eser bulunmamaktadır” dedi. İlgezdi ise bakanlığın verdiği yanıta “‘DT, 2002’den beri sahnelenmesi uygun görülmeyen oyun yok’ diyor ancak gerçekler çok farklı. Daha geçen ay Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği ‘Martı’ adlı oyun yasaklandı. 2002’den günümüze sanat yasaklar, sansürler ve engellemelerle dolu” tepkisini gösterdi.
Tiyatro rejisörü Ayşe Emel Mesci, geçen aylarda, gazetemize verdiği söyleşide, Anton Çehov’un dünyaca ünlü tiyatro oyunu “Martı”nın sahnelenmesinin DT’ce ertelenmesine ilişkin, “Çözemediğim nedenlerle bir erteleme süreci başladı. Önce oyun ikinci tura kaldı; sonra ‘üçüncü tur’ denildi. Sonra oyuncular başka oyunlara dağıtıldı; en sonunda ‘sessizce’ kaldırıldı. Bu sürecin gerçek nedenleri konusunda ne yazık ki bir bilgi sahibi değilim” demişti. Mesci’nin bu açıklamasının ardından CHP’li İlgezdi de konuyu Meclis gündemine taşımıştı. İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesinde, “2002-2019 (nisan ayı dahil) yılları arasında DT Genel Müdürlüğü bünyesinde sahnelenmesi uygun görülmeyen eser sayısı nedir? 1980-2002 yılları arasında sahnelendiği halde, 2002’den sonra sahnelenmesi uygun görülmeyen eser sayısı nedir? Bu eserler hangileridir” sorularını yöneltti.

‘Gerçeği yansıtmıyor’
İlgezdi’nin soru önergesini bakan adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam yanıtladı. Çam, “2002- 2019 yılları arasında DT Genel Müdürlüğü bünyesinde sahnelenmesi uygun görülmeyen eser, 1980- 2002 yılları arasında sahnelendiği halde, 2002 yılından sonra sahnelenmesi uygun görülmeyen eser bulunmamaktadır” dedi. Bakanlığın yanıtının gerçeği yansıtmadığını belirten İlgezdi, “‘DT bünyesinde 2002’den beri sahnelenmesi uygun görülmeyen oyun yok’ diyor ancak gerçekler çok farklı. Daha geçen ay Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği ‘Martı’ oyunu yasaklandı. 2002’den günümüze sanat yasaklar, sansürler ve engellemelerle dolu” tepkisini gösterdi. Shakespeare’in “Macbeth” adlı oyunun 2014 yılında sahneden kaldırıldığını ifade eden İlgezdi, “Kapalı gişe oynayan birçok oyun kaldırıldı. Sanatın özgür alanı yok ediliyor” dedi.

‘Martı oyunu tek değil’
İlgezdi, 2016’da sadece yerli oyunların sahnelenmesi kararının alındığını ve DT Genel Müdürü Necat Birecik’in, “Milli, manevi duyguları pekiştirmek için hümanist vatan milliyetçisi sanatçılar olarak vatan bütünlüğüne, birliğine katkıda bulunmak amacıyla sadece yerli oyunlarla sahnelerimizi açıyoruz” sözlerini anımsattı. Alınan karar üzerine DT’nin Çehov, Brecht, Dario Fo, Shakespeare dahil yabancı oyunlar olmadan sahnesini açtığını ifade eden İlgezdi, “İngiliz Times gazetesine konuşan Dario Fo ‘Türkiye’de yasaklanan dört yazardan hayatta olan tek kişi benim. Bu benim için ikinci bir Nobel ödülü kazanmak gibi’ demişti. Hani yasak yoktu” dedi. Örneklerin birden fazla olduğunu kaydeden İlgezdi, “İstanbul DT’de sahnelenen ‘Güneş Batarken Bile Büyük’ oyunundaki bazı ifadeler yüzünden prömiyeri bakanlık tarafından ertelendi. Bu da mı sansür değil, bu da mı yasak değil” sorularını yöneltti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

11. Uluslararası Hrant Dink Ödülleri sahiplerini buldu

AleviNet

Published

on

Agos gazetesinin 2007’de suikasta kurban giden genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in anısına her yıl doğum günü olan 15 Eylül’de verilen Uluslararası Hrant Dink Ödülleri bu yıl 11’nci kez sahiplerini buldu. Ödül, ırkçılık, ayrımcılık ve şiddetten arınmış bir dünya için çalışan, barış dilini kullanan ve insanlara umut ve ilham verenleri ödüllendirmeyi amaçlıyor. Her yıl biri Türkiye biri yurtdışından iki kişi, grup ya da kuruma verilen ödülün bu yılki sahipleri Türkiye’den Nebahat Akkoç ile Hindistan’dan Agnes Kharshiing oldu.

Kavala’ya alkış

İstanbul’daki Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende açılış konuşmasını Hrant Dink Vakfı Danışma Kurulu üyesi İbrahim Betil yaptı. “İfade özgürlüğü, gazetecilik suç mudur? Düşüncelerinden, yazdıklarından ya da söylemlerinden dolayı yıllardır cezaevlerinde uzun gözaltı, tutukluluk sürelerine maruz bırakılan insanlar yüzlerce gazeteci, akademisyen, avukat, öğretmen, sanatçı, insan savunucuları var. Neden?” diyen Betil’in, “Kültürel çeşitlilik ve insan haklarına yönelik pek çok projeyi hayata geçirmiş olan Anadolu Kültür Derneği kurucusu Osman Kavala’nın suçu nedir?” sorusu üzerine salondan alkışlar yükseldi.

Her sene “geleceğe dair umudu arttıranların” anıldığı “Işıklar” kategorisi içinde bu yıl, İstanbul Havalimanı inşaatındaki kötü çalışma koşullarına karşı mücadele eden işçiler, iklim krizini durdurmak için okul grevine çıkan 16 yaşındaki İsveçli Greta, her iki yakadan çocukların oynayabilmesi için ABD-Meksika sınırına tahterevalli inşa eden mimarlar ve Sudan’daki halk isyanına öncülük eden kadınlar gibi dünyanın dört bir yanından kişiler ve kurumlar yer aldı.

Agnes Kharshiing

Agnes Kharshiing

“Birlikte çok şey başarabiliriz”

Bu yılki ödülün sahiplerinden Kharshing, Hindistan’da özellikle kadınların uğradığı hak ihlallerini ortaya çıkarmasıyla, çevre ve tarım politikalarının değiştirilmesi ve yoksullukla mücadele için gösterdiği çabayla ve ülkesindeki yasa dışı madencilik faaliyetlerini duyurmak için verdiği çabayla biliniyor. Ödülünü insan hakları savunucusu Emman-Sinclair-Webb ile geçen yılın Hrant Dink Ödülü sahibi Murat Çelikkan’dan alan Kharshiing, konuşmasında gücü elinde bulunduranların özellikle savunmasız insanları hedef aldığına dikkat çekerek, “Artık insanlar konuşmalı. İhtiyaç sahiplerine, kendini savunamayan insanlara destek olmalı. Onlara en temel insan hakları elinden alındığında yardım etmeli. Böylece insanlık nefreti yenebilir. Birlikte çok şeyi başarabiliriz. Çocukların korkuyla değil sevgiyle dolduğu dünyaya barışı getirmeye önayak olabiliriz” diye konuştu.

Nebahat Akkoç

Nebahat Akkoç

Ödül tüm kadınlar adına

Türkiye’de yıllardır kadın ve insan hakları konusunda verdiği mücadeleyle, erkek şiddeti başta olmak üzere her türlü şiddete ve toplumsal eşitsizliklere karşı yürüttüğü projelerle tanınan Nebahat Akkoç ise ödülünü sinemacı Ercan Kesal ve sanatçı Sarkis’in ellerinden aldı. Ödülünü Diyarbakır’dan törene kadar kendisine eşlik eden kadınlarla birlikte almak isteyince salondan uzun süre alkış alan Akkoç, “Bu kıymetli ödülü, hiçbir şiddetin masum ya da haklı olamayacağına inanan gerçek barış elçileri için, devrimin kendisinden, aile içinden başlayacağını bilen, yaşayacağı bedelleri göze alarak şiddete karşı duran, kendi şiddetleri ile baş ederken geliştirdikleri yeni dil ve davranışlarla bize yeni bir dünya hayal etmemizi mümkün kılan tüm kadınlar adına aldım ve kalbimde saklayacağım” diye konuştu.

“Aynı zamanda acı çekiyoruz”

Törenin ardından DW Türkçe’ye konuşan Akkoç şunları söyledi: “Çok mutluyum tabii ki. Büyük bir acının yanı sıra büyük bir onur da duyuyorum. Mutluyum da. Ama tabii bütün bu etkinlikler, özellikle bu ödül töreni Hrant Dink’in bütün anlamlı sözlerini ve anlamlı yaşamını hatırlatıyor ve ölümünü de. Acı çekiyoruz aynı zamanda ama bunun çok birleştirici ve öğretici bir yanı olduğunu düşünüyorum.”

Deniz Barış Narlı / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Kültür-Sanat

Santa Harabeleri ziyaretçilerini bekliyor

AleviNet

Published

on

Gümüşhane merkeze 72, Trabzon’un Arsin ilçesine ise 42 kilometre mesafedeki Dumanlı köyü sınırında yer alan Santa Harabeleri, bünyesinde Rum sivil mimarisine özgü eserleri barındırıyor.

Rumlar tarafından 17. yüzyılda kurulduğu bilinen ve arkeolojik, doğal sit alanı olan bölgede, taştan inşa edilen tek katlı konutlar ve her mahallede en az bir kilise, her sokakta da bir çeşme bulunuyor.

Birbirini kuş bakışı çok net görebilen 3 ayrı yamaç üzerine kurulmuş Santa Harabelerinde mahalle olarak da 7 yerleşim yer alıyor.

Bu mahallelerde 18. yüzyılın son yarısında inşa edilen resmi binalar da dikkati çekiyor.

Son yıllarda özellikle fotoğraf tutkunlarını cezbeden Santa Harabeleri, yerli ve yabancı turistlerce tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

“Santa, Gümüşhane için önemli bir değerdir”

Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek, Dumanlı köyü sınırlarında bulunan Santa Harabeleri’nin Gümüşhane için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Santa’nın, Gümüşhane’nin kültürel ve doğal aksı içerisinde çok özel bir anlam ifade ettiğini vurgulayan Taşbilek, “Santa, çevresiyle beraber bir tarafta Sümela, Çakırgöl, bir tarafta Taşköprü, Karaca Mağaramız, Limni Gölümüz, bu tarafa geçtiğimizde Örümcek ormanlarımızla Gümüşhane’nin ülkemize sunduğu çok özellikli bir turizm destinasyonudur.” dedi.

Taşbilek, geçen yıl itibarıyla Santa’ya ulaşımla alakalı sıkıntıları giderebilmek amacıyla yol çalışması yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu yıl inşallah yol çalışmamızı da tamamlanmış hale getireceğiz. Bu faaliyete geçtikten sonra Santa antik kenti Gümüşhanemize, yakın çevremize, Trabzon’a gelen turistlerimize daha rahat hizmet sunar hale gelecektir. Birtakım altyapı faaliyetleriyle ilgili de çalışmalarımızı başlattık. İnşallah bunlarla beraber Santa, çok özellikli bir turizm destinasyonu olarak bütün turistlerimizin ve vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır.”

“Santa’nın tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım”

Bölgeyi gezen Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan da Santa Harabeleri’nin bölgenin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade etti.

Kendisinin de Santa Harabeleri’ne gezmek amacıyla geldiğini aktaran Koçhan, şunları kaydetti:

“Santa, bu bölgede Yeşil Yol’un üstünde kalan önemli bir uğrak destinasyonu. Şu ana gelebilmiş bir kilisesi, etrafında birçok çeşmesi ve orijinal evleriyle beraber güzel bir destinasyon. O nedenle de buradaki tarihi eserlerin bir an önce restore edilmesi ve oranın gerçek anlamda tek başına, tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım.”

Koçhan, bölgenin Sümela Manastırı’na gelen turistler açısından da önemli olduğunu belirterek, Santa’nın diğer turizm destinasyonlarına ulaşım ve konum açısından da önemli bir noktada bulunduğunu kaydetti.

Santa’nın turizm anlamında gelişeceğine inandığını dile getiren Koçhan, “Bu da gerçekleştirilirse önümüzdeki 2-3 yılda özellikle Yeşil Yol’un da o bölgeden geçmesiyle beraber turizm potansiyelinin giderek daha da artacağına inanıyorum.” dedi.

Gezginlerden Ömer Adıgüzel de Santa Harabeleri’nin ve bölgedeki tarihi yapıların korunması gerektiğini belirtti.

Adıgüzel, “Bu kültür hazinesinin turizmde daha da ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Tiyatro sanatçısı Dinçer Sümer yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

Alınan bilgiye göre, sanatçı Sümer, bir süredir İzmir’de tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti.

Sanatçı için yarın saat 14.00’te Konak Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlenecek. Sümer’in cenazesi daha sonra Hamidiye Camisi’nde kılınacak ikindi namazını müteakip Urla-Zeytinalanı Mezarlığı’na defnedilecek.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, yaptığı yazılı açıklamada, Türk tiyatrosunun değerli ismi Sümer’in vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirterek çok kıymetli bir rejisörü kaybettiklerini ifade etti.

Kurt, “Kurumumuz emekli rejisörlerinden, eski edebi kurul üyemiz ve Türk tiyatromuzun değerli ismi Dinçer Sümer’in vefat haberini büyük teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Kıymetli rejisörümüze Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI