Connect with us

.

Politika

CHP’den HDP’ye Dayanışma Ziyareti

AleviNet

Published

on

CHP yönetimi üç büyükşehir belediyesine kayyum atanan HDP’ye dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. CHP Heyeti önce Mardin, ardından Diyarbakır’da görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanlarını ziyaret etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi üyesi İlhan Cihaner, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve bazı parti yöneticilerinden oluşan CHP heyeti önce Mardin’de görevden alınan Ahmet Türk’ü ziyaret etti. Daha sonra Diyarbakır’a geçen CHP heyeti, HDP İl Binasını ziyaret etti.

CHP’liler burada görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile bir araya geldi. Görüşme sırasında bir açıklama yapan Selçuk Mızraklı, kayyumla hep birlikte mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. Mızraklı, “Bütün demokrasilerin ve hukuk rejimlerinin en kutsallarından sayılan seçmen iradesine, seçilmişlere ve yerel yönetimlere dönük böyle bir gaspın karşısında, böyle bir sivil darbenin karşısında, demokrasiye inanan, demokrasi değerlerine inanan, hukuk değerlerine inananların yan yana durması, hepimizin geleceği açısından oldukça önemli. Yani şunu biliyoruz, eğer Türkiye’de herhangi bir yerde, bu Van, Mardin, Diyarbakır olabilir, başka kentler söz konusu olabilir, geçmişte nasıl İstanbul’da seçmen iradesinin yok sayılmasına dönük olarak bir tutum izlendi, bu noktada nerede bir hak gaspı varsa, nerede bir seçmen iradesine dönük bir gasp söz konusu olursa, burada güçlü bir karşı duruşla, beraber, birleşerek aşabiliriz” dedi.

Daha sonra söz alan İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Ali Şeker, yaşananların Türkiye demokrasisi açısından utanç olduğunu söyledi. Şeker, “Hoş bir ortam bulmadık, demokrasinin gasp edildiği bir Diyarbakır’a gelmek üzüntü verici. Biz sizi hala seçilmiş Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanı ve eş başkanı olarak görüyoruz. Sadece sizin değil Van’da ve Mardin’de arkadaşlarınızın da hukuk dışı bir şekilde görevden alınmaları, aslında bu işin sistematik bir şekilde, seçme ve seçilme hakkı gaspı olduğunu bize gösteriyor. Burada bir sandık gaspı var. Bu sandık gaspı bir bölgede değil, bir anlayış olarak bütün Türkiye’de, demokrasiye yönelik bir saldırıdır. Buna karşı topyekûn demokrasi mücadelesi yürütmemiz gerekiyor” diye konuştu.

CHP PM Üyesi İlhan Cihaner ise AKP seçmenlerine seslendi. Cihaner, AKP’lilerin de hukuk dışı uygulamaları görmelerini isteyerek, “Ben AKP’ye oy veren yurttaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bunca yıldır iktidarda olan AKP, meşruiyetini hep sandıktan aldı. Sandıktan ne çıkarsa, demokrasinin diğer bütün kurum ve kuruluşlarını ikinci plana atarak, sandık üzerinden bir meşruiyet üretti. Bu süreçte bir seçim yaşandı. Buna rağmen sandıktan bir sonuç çıktı. Eğer AKP’ye oy veren yurttaşlarımız azıcık vicdanlarıyla bu süreci değerlendirirlerse, buradaki hukuk dışılığı görürler. Onlara bir değerlendirme yapmaları için çağrıda bulunmak istiyorum. Burada seçme ve seçilme hakkına çok ağır bir saldırı var ama bundan daha önemlisi Türkiye siyasetine dair bir mühendislik çalışması var. Olası ittifakları şimdiden halk içinde, seçmen içinde oluşabilecek ittifakları şimdiden önlemek istiyorlar. Belediyelerde ortaya çıkan kamu kaynaklarına açıkça çökme mekanizması kurulduğunu gördük. Yurttaşlarımız İçişleri Bakanlığının uzun açıklamasını ciddiye almasınlar. Şimdiye kadar ortalama bir insanı, bir hukukçuyu ikna edecek tek bir gerekçe ortaya koyamadılar. Soyut suçlamalar var. Soyut suçlamaları Türkiye’deki devlet pratiğinde, çok eskiden beri biliyoruz. Kontrolleri altındaki yargının kararı bile yokken, seçimden birkaç gün sonra başlayan bir süreç olduğu anlaşılıyor. Böyle bir sürecin dayanağının olmadığı çok açıktır. Eğer bu ülkede barış içerisinde demokrasiye bağlı bir şekilde yaşayacaksak, güzel bir geleceği kurgulamak istiyorsak, hangi siyasi görüşten olursak olalım, kayyum uygulamasına kesinlikle en sert şekilde karşı çıkmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Bu arada Van’da yürüyüş yapmak isteyen ve aralarında HDP’li milletvekillerinin de bulunduğu gruba polis müdahale etti. Gruba yakın mesafeden gaz sıkan polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Mardin’de ise protesto gösterisi yapmak için HDP il binasından çıkmak isteyen gruba polis izin vermedi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Temelli’den HDP’lilere çağrı: Her yer mücadele alanıdır

AleviNet

Published

on

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve milletvekillerinden oluşan bir heyet HDP Ankara İl Örgütünü ziyaret ederek basın açıklaması yapmak istedi.

HDP burada polis saldırısıyla karşılaştı. Üç HDP’li yaralandı. Ankara İl Örgütü’nde açıklama yapan Temelli, “Bu saldırı sonucunda yaralanan 3 arkadaşımız şu anda hastanede. Onlara buradan geçmiş olsun diyorum, saldırıya uğrayan bütün arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyorum” dedi.

ANAYASAL SUÇ

“Aşağıda aslında birçok suç bir arada işlendi” diyen Temelli, “açık açık anayasa suçu işlendiğini” ifade etti.

Temeli, “Buradan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na çağrıda bulunuyorum. Valilerin bu talimatları anayasa suçudur. Resen bu konuda soruşturma başlatma yetkiniz var. Bu yetkinizi kullanın” diye ekledi.

TÜRKİYE HIZLA FELAKETE SÜRÜKLENİYOR

Temelli konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bakın bu gidişat Türkiye’yi çok ciddi bir felakete hızla sürüklüyor. Bu iktidar artık yönetemiyor. Yönetemedikçe bu şiddeti bütün sokaklarımıza yayıyor. Evet Suriye’de savaş Türkiye’de şiddet vardır. Suriye’de savaş sonlanmalıdır, Türkiye’de şiddet sonlanmalıdır. Bunun yolu da bu iktidardan kurtulmaktan geçiyor. Bakın buradan Meclis 3 adım mesafede. Buradan Meclis’e de çağrı yapıyorum, Meclis inisiyatif almalıdır. Halkın temsilcileri oradadır. Bir iktidarın milletvekili olmanız o iktidarın o partinin her talimatına uymanız zorunluluğunu getirmez. Halkın temsilcileri olarak bugün halkın, halklarımızın karşı karşıya kaldığı bu şiddete karşı çıkmak gerekir. Bu savaşa karşı çıkmak gerekir. Bugün Suriye’deki savaşın farklı bir tezahürünü aşağıda izledik. Bu iktidar savaştan ve şiddetten beslendiği sürece bu zalimliği her yere yayacaktır. Buna dur diyebilir, durdurabiliriz.”

YÖNETEMEDİKÇE TEK ADAM VE KAYYIM REJİMİ DAYATILIYOR

“Bu iktidar yönetemedikçe Türkiye’ye tek adam rejimini ve kayyım rejimini dayatmaya devam ediyor. Bu iktidar yönetemedikçe tecridi dayatmaya devam ediyor. Bu iktidar yönetemedikçe çürüdükçe, çöktükçe savaşı, savaş politikalarını dayatmaya devam ediyor. Bu iktidar Kürt düşmanlığından beslenerek ayrımcılıkla toplumu bölerek ayakta durmaya çalışıyor. Duramayacaklar. Gidiyorlar, giderken de bugüne kadar yaratmış oldukları tahribatı büyütmeye devam ediyorlar. Buna itirazımız var. Buradan Türkiye’nin her yerine sesleniyorum. Savaşa karşı çıkın, bu savaşın hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Tüm uluslararası kamuoyu tarafından da ortaya konulduğu gibi bu savaş kabul edilemez. Tamamıyla Kürt düşmanlığı üzerinden yaratılmış olan bugüne kadar ısrarla sürdürülen bu savaş politikalarına artık son verme zamanı gelmiştir. Yine Türkiye’ye sesleniyorum. Kadınlara, emekçilere herkese sesleniyorum: Kayyım rejimine karşı çıkın. Bu kayyım bizim belediyelerimize atanmıştır. Ama bu kayyım bizim halkımıza atanamaz.”

KAYYIMA KARŞI SESİNİZİ ÇIKARTIN

“Halkımız kayyımları kabul etmiyor. Türkiye’nin her yerinde sesini çıkarmaya, kayyım rejimine karşı mücadele etmeye devam ediyor. Sessiz kalırsanız bilin ki kayyım size atanmıştır. O yüzden kayyım Mardin’e, Van’a, Amed’e atanamaz. Kayyım Gever’e, Hakkari’ye atanamaz. Hakkari halkı da Van halkı da Amed halkı da Mardin halkı da kayyımı kabul etmiyor. Kayyımı kabul etmediği için de her gün daha güçlü bir şekilde sesini çıkarıyor. Mücadelesini sürdürüyor. Tüm halkımıza tüm seçilmişlere sesleniyorum: Kayyıma karşı sesinizi çıkartın.”

TÜRKİYE HALKLARI BARBARLIĞA KARŞI YAN YANA GELMELİ

“Tüm Türkiye halklarını bu barbarlığa bu zorbalığa karşı yan yana gelmeye çağırıyorum. Sessiz kalmayın, korkmayın. Onlar korkuyorlar, korktukları için işte aşağıdaki biraz önce hep birlikte yaşadığımız rezilliği Türkiye’ye yaşatıyorlar. Korktukları için ellerindeki silah ve şiddet gücüyle halklara zulmü dayatıyorlar. Bugün savaş kabul edilemez dedik, savaşa karşı çıktık. Dediler ki buna savaş demeyin. Bu bir savaş. Ordunun yarısı Suriye sınırında, ordunun 3’te biri Suriye‘ye girmiş, işgal girişimi söz konusu. ÖSO denilen, milli ordu denilen IŞİD artığı bir çete ile orada bir savaş var. O savaş 120 saatliğine durduruluyor. Bir ateşkes söz konusu oluyor, bu sefer diyorlar ki buna da ateşkes demeyin. Siz aslında Pence’in önünüze koyduğu şeyi imzalayarak bütün bu süreçte yaptığınız şeyleri itiraf ettiniz. Suçlarınızı itiraf ettiniz. Teşhir oldunuz. Suriye politikanızla bugün Türkiye’de izlemiş olduğunuz politika da gün gibi ortaya çıktı. Bu Kürt düşmanlığı ile gidecek yolunuz kalmadı.”

BÜTÜN HDP’LİLERE: BULUNDUĞUNUZ HER YER MÜCADELE ALANIDIR

“Kürtler Türksüz, Türkler Kürtsüz yapamaz. Bir arada yaşama irademizle Demokratik bir Cumhuriyeti var edeceğiz, demokratik bir çözüm bulacağız” diyen Öcalan’a tecrit uygulayarak aslında Türkiye’nin bir çıkış yolunu kapatma amacındasınız. Buna izin vermeyiz. Hep birlikte Türkiye’nin çıkış yolunu öreceğiz. Demokrasi ittifakı ile yan yana gelerek faşizme karşı mücadele ederek bu ceberrut iktidardan mutlaka ama mutlaka kurtulacağız. Ben bir kez daha hastanedeki arkadaşlarımıza ve burada şiddete maruz kalan tüm arkadaşlarıma geçmiş olsun diyorum. Basın mensubu arkadaşlarıma da geçmiş olsun diyorum. Onlar da saldırıdan etkilendiler. Ama bu zorbalık eninde sonunda son bulacaktır. Hiç kimse umudunu yitirmesin. Bütün HDP’lilere ve arkadaşlarıma çağrı yapıyorum. Bulunduğunuz her yer mücadele alanınızdır. İş yeriniz eviniz, mahalleniz, sokağınız olduğunuz her yerde sesinizi çıkarın. Savaşa hayır deyin, onurlu bir barış demokratik bir cumhuriyet için mücadelenizi yükseltin.”

Continue Reading

Politika

Taşdemir: Kürt karşıtlığından beslenen kaybeder

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Rojava’ya yönelik işgalci saldırılarını ANF’ye değerlendiren HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, AKP’nin uzun zamandır hem ülke içinde hem de dışarıda Kürt düşmanlığı ve karşıtlığı üzerinden politika yaptığını vurguladı.

‘SİYASİ ÖMRÜNÜ MİLLİYETÇİLİKLE UZATMAK İSTİYOR’

İktidarın gittikçe zayıfladığını, ülkenin siyasal ve ekonomik anlamda geldiği nokta itibarıyla ciddi bir güç kaybıyla karşı karşıya olduğunu kaydeden Taşdemir, bu nedenle tıpkı daha önceki iktidarların yaptığı gibi milliyetçiliği yükselterek siyasi ömrünü uzatmaya çalıştığını belirtti. Bu durumun aslında ülkenin kuruluş felsefesiyle de birebir bağlantılı olduğuna işaret eden Taşdemir, Kürtlerin herhangi bir demokratik hakka sahip olmaması konusunda bir konsensüsün söz konusu olduğunu ifade etti. Bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de tam da bu konseptin devrede olduğunu vurgulayan Taşdemir, ancak Kürtlerin de süregelen bu yok sayma politikasına karşı direnmeye devam ettiğinin altını çizdi.

‘ROJAVA DEVRİMİ ORTADOĞU’NUN RÖNESANSI GİBİ’

Suriye’de savaş başladığı andan itibaren, kendi topraklarında özgürce yaşamak isteyen Kürtlerin DAİŞ ve El Nusra gibi çetelere karşı ciddi bir direniş sergilediğini söyleyen Taşdemir, büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımların yok olmasına izin vermeyeceklerini vurguladı. Kürtlerin Rojava’da kadınlar öncülüğünde gerçekleştirdiği devrimin Ortadoğu’nun Rönesans’ı denilebilecek bir değişim, demokratik bir model sunduğunu belirten Taşdemir, “Rojava devrimi bölgedeki bütün kriz ve kaoslara çözüm olabilecek bir yol anahtarı da sundu. Ama bugün maalesef hem bu çözüm anahtarı ortadan kaldırılmak isteniyor hem de Ortadoğu’da değişen dengelerle birlikte Kürtleri bir kez daha kimliksiz, dilsiz, tarihsiz, hafızasız bırakmak istiyorlar. Türkiye de bu Kürt düşmanlığına öncülük ediyor” dedi.

‘BU SAVAŞ, AKP’NİN EMPERYAL HAYALLERİYLE İLGİLİ’

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik 9 gün süren saldırıların AKP’nin emperyal hayalleriyle de çok yakından ilgili olduğunu dile getiren Taşdemir, Suriye savaşı başladığından beri AKP’nin Müslüman Kardeşler ve cihatçı örgütler üzerinden coğrafyaya müdahale etmek isteyen emperyal bir dış politika izlediğini belirtti. Bu politika ile birlikte ciddi yanılgılar, sorunlar, krizler ve çöküşler yaşadığının altını çizen Taşdemir, iktidarın bu çöküşü şimdi de sahte bir zaferle örtbas etmeye çalıştığını söyledi. İktidardan yansıyan ruh halinin kötülüğün ruh hali olduğunu vurgulayan Taşdemir, şunları kaydetti: “Karşılarında sanki yedi düvel varmış, dünyanın en büyük orduları varmış ve onlarla savaşa girilmiş gibi bir algı yaratıp, manipülasyon üretiyorlar. AKP’nin iktidarı korumak için gerçekten de sahte zaferlere ihtiyacı var ve sahte zafer naraları atıyorlar. Ama biz biliyoruz ki Ortadoğu denklemi ve coğrafyasında buna benzer çok sayıda aktör ortaya çıktı, buna benzer çok siyaset izlendi ama hiçbiri başarıya ulaşmadı. En yakını Irak örneğidir. Bütün bunlara baktığımızda, halklar karşısında AKP ve onun zihniyeti kaybetmeye mahkûmdur.”

‘KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜNCE AYAKTA KALAMAYACAKLARINI BİLİYORLAR’

Diktatoryal ve baskıcı rejimlerinin yegane aracının düşmanlaştırmak ve milliyetçilik olduğunu vurgulayan Taşdemir, demokratik bir Türkiye ve Kürt sorununun çözüldüğü bir Ortadoğu’da, halkların barış içinde yaşadığı bir ortamda, tek adam rejimlerinin de yaşayamayacağını belirtti. Otoriter rejimler ve diktatörlüklerin gıda ve enerjisini tekçilikten, inkârdan ve yarattığı korkudan aldığını vurgulayan HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, “O açıdan tabii ki AKP iktidarı Kürt sorununun demokratik çözümünden korkuyor. Nitekim Sayın Öcalan çağrı yaparak, ‘Kürt meselesini bir haftada çözerim’ dedi. Peki bir haftada çözülecek bir meselenin üzerine sen neden ordularla, askerlerle, büyük bütçeleri, sivil kayıpları ve dünyadan tecrit edilmeyi göze alan işgal girişimleri, saldırılarla gidiyorsun? Demek ki mesele tehdit meselesi değil, demek ki beka dedikleri kendi iktidarını ayakta tutma meselesi” dedi.

Continue Reading

Politika

HDP: AKP içeride ve dışarıda suç işliyor

AleviNet

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, bugün yazılı açıklama yaparak, “Partimizin iki belediyesi daha kayyum eliyle gasp edildi” dedi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Cihan Kahraman, Yüksekova Belediye Eş Başkanlarımız İrfan Sarı ve Remziye Yaşar; Nusaybin Belediye Eş Başkanlarımız Semire Nergiz ve Ferhat Kut’un hukuksuzca tutuklanmaları yetmezmişçesine, İçişleri Bakanlığı partimizin demokratik yollarla kazandığı Nusaybin ve Yüksekova belediyelerine de kayyım atamıştır. Halkın iradesini gasp etmiştir.
Böylece partimizin yerel seçimlerde kazandığı üç büyükşehir belediyesi ve dört ilçe belediyesi gasp edilmiştir.
AKP Genel Başkanı ve tüm yöneticiler, sandıktan çıkan halk iradesini ayaklar altına alarak, seçme ve seçilme hakkını sistematik olarak ihlal etmektedir.

‘İÇERİDE VE DIŞARIDA SUÇ İŞLİYOR’

Sınırın ötesinde savaş suçları, sınırın bu yanında ise anayasal suçlar işleyen; Kürt halkının kazanımlarını kayyım siyaseti ve baskılar ile alaşağı etmeye çalışan AKP-MHP ittifakı, düştüğü bataklığa tüm toplumu çekmeye çalışmaktadır.
Tüm Türkiye ve uluslararası demokratik kamuoyunu demokratik siyasete destek vermeye, intikam siyaseti yürüten AKP iktidarına karşı durmaya çağırıyoruz.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI