Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Almanya’da köylüler kömür madenine karşı direniyor

AleviNet

Published

on

Ülkenin en büyük eyaleti Nordrhein-Westfalen’da bulunan birçok köyde, RWE şirketinin işlettiği linyit kömürü madenleri nedeniyle çok sayıda köy boşaltılmak isteniyor. Düsseldorf şehri yakınlarındaki Garzweiler Madeni’ndeki kömür çıkarma faaliyetleri nedeniyle Keyenberg, Kuckum, Berverath, Oberwestrich ve Unterwestrich köylerinde yaşayan çok sayıda kişi, evlerini bırakmamak için hukuk mücadelesi başlatacak.

Köylüler, RWE şirketinin Almanya’nın en geç 2038’e kadar kömürden elektrik üretimini sonlandırma vaadini yaptığı bir dönemde köylülerin arazi ve evlerini istimlak etmek istemesine karşı çıkıyor.  Beş köyde yaşayan 13 kişiden oluşan ‘Maden hakkından önce İnsan hakkı’ adlı inisiyatif üyeleri, Düsseldorf’ta yaptıkları basın konferansıyla evlrini terk etmeyeceklerini duyurdular.

İnisiyatif üyeleri adına konuşan Avukat Dirk Teßmer, “Evini ve toprağını terk etmek zorunda kalmak insanların temel haklarına yönelik ağır bir saldırıdır” diye konuştu.

‘BÖYLE BİR ZAMANDA OLMASI ANAYASAYA AYKIRIDIR’

RWE tarafından işletilen madenler için evlerin istimlak edilmesinin denk geldiği zamana dikkat çeken Avukat Teßmer, Almanya’nın geçtiğimiz haftalarda kömürden çıkma hedefini duyurduğunu hatırlattı.

Teßmer, “Evlerini terk etmelerinin tam da kömüre son verilmek istendiği ve iklimsel değişikliklerin yaşandığı bir dönemde iklime zarar veren linyit kömürü madenleri için istenmesi, zamanın ruhuna uygun olmadığı gibi anayasaya da aykırıdır” diye vurguladı.

EMSAL TEŞKİL EDECEK KARAR İÇİN ARAZİ SATIN ALDILAR

13 kişilik inisiyatif üyeleri, RWE ile NRW eyalet hükümetinin geri adım atmaması ihtimaline karşı hukuki yollarla da haklarını arayacak ve bu amaçla taktiksel bir hamle yaptılar. Bu kişiler evlerini RWE şirketine satmak yerine Keyenberg köyünde tam da maden ocaklarının olduğu bir alanda arsa satın aldılar.

Köylülerin satın aldığı araziyi RWE’ye satmayacakları kesin olduğundan, şirketin istimlak için başvuruda bulunması gerekecek. Bu durumda ise köylüler yargıya gidecekler ve şirketin talebinin reddedilmesi durumunda emsal teşkil edecek bir karar çıkmış olacak.

Basın konferansında yer alan Kuckum köyü sakini Marita Dresen, “Konu yargı yoluyla çözülmeyene kadar evlerimizi terk etmeyeceğiz” diyerek, direnişlerinin süreceğini vurguladı.

KÖMÜR ÜRETİMİNİN AZALTILACAĞI BİR DÖNEMDE

RWE şirketinin linyit kömürü faaliyetlerini arttırabilmek için birçok köyü yok etmek istediği şu günlerde Almanya’nın kömürü tümüyle terk etmesi konuşuluyor. Keyenberg köyünün 2023’e, Kuckum’un ise 2027’ye kadar boşaltılması isteniyor. Oysa Alman hükümetinin hedefinde 42 gigavat olan kömürden elektrik üretiminin en geç 2030’a kadar 17 gigavata düşürülmesi de bulunuyor.

Almanya’daki elektrik üretiminde kömür santrallerinin payı beşte iki civarında. Yenilenebilir enerjilerin payının giderek artmasına rağmen küresel ısınmaya neden olan karbondioksit (Co2) salınımında önemli yeri olan kömürden vazgeçme konusunda yavaş davranılıyor.

 

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Antibiyotiğe alternatif

AleviNet

Published

on

Modern antibiyotiklerden önce doktorlar, hastalıkların tedavilerinde bakır ve cıva gibi maddelerden yararlanıyorlardı. Antibiyotik dirençliği problemi yüzünden bazı araştırmacılar artık bu eski geleneğe dönüş yapıyorlar.

Peki, metaller gerçekten antibiyotiklere karşı alternatif olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden Christopher Goss, bu amaçta galyumu inceledi. Çünkü galyum, demire benzer bir yapıya sahip ve mikroplar da özümleme için buna besleyici madde olarak gereksinim duyuyorlar. Gross, “Galyum bir Troya Atı gibi hastalık etkeninin metabolizma sistemine aşılanabilir. Galyum bakterileri beslemekle kalmayıp onlara zarar da verir” diyor. Bu yöntemin pratikte ne derece işlediğini bilim insanları tipik bir hastane bakterisi olan Pseudomonas aeruginosa üzerinde denediler.

UMUT VERİCİ

Özellikle ağır akciğer enfeksiyonlarına neden olan bu bakteriyi taşıyan hastaların tükürük/balgam örneklerine dayanan incelemeler, düşük dozda galyumun bile mikropların üremesini engellediğini gösterdi. Daha sonraki incelemelerde ise bakterilerin tıpkı etkili antibiyotiklerde olduğu gibi galyuma çok yavaş direnç kazandıkları görüldü. Dahası Colistin gibi maddelerle kombine edildiğinde galyum tedavisinin oldukça etkili olduğu anlaşıldı. Umut verici sonuçlar hayvan deneyleriyle de tespit edildi. Galyum, ciddi yan etkiler yapmadan akciğer fonksiyonlarını iyileştirdi.

(Science Translational Medicine)

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Ünlülerin tanıttığı ‘zayıflama çayı’ da o listede

AleviNet

Published

on

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı liste vatandaşları endişelendirdi. Alkollü içeceklerden yağlara, baldan enerji içeceklerine kadar pek çok ürünün markasını açıklayan bakanlık, ürünlerin içindeki zarar verici etkenleri de belirtti.

İçinde ‘sibutramin’ tespit edilen Teff çayı bakanlığın kamuoyuna duyurduğu, ‘kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş ürünler’ listesinde yerini aldı.Sözcü’den Eser Akgül’ün haberine göre ürünün tanıtımını yapan ünlülerin arasında Seda Sayan, Ece Erken, Gonca Vuslateri, Deniz Akkaya, İvana Sert, Seren Serengil, Selin Ciğerci, Yeliz Yeşilmen, Seda Akgül gibi geniş takipçi kitlesine sahip isimler yer alıyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI UYARMIŞTI

Uzmanlar piyasada satılan ve zayıflattığı iddiası ile sunulan bu tip ürünlerin zararları konusunda sık sık uyarılar yaparken, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, bu tip ürünlerin satışının önüne geçmek için 50 ünlüye mektup göndermiş ve bu kişilerden güvenilirliği kanıtlanmamış ürünlerin, tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı şekilde yapılan tanıtımlarında yer almamalarını istemişti.

TEFF ÇAYINDA TESPİT EDİLEN SİBUTRAMİN MADDESİNİN ZARARLARI NELER?

İnternet kanalıyla birkaç adres üzerinden satışa sunulan ürünün içerisindeki ‘sibutramin’ maddesinin kalp rahatsızlıklarına ve ruhsal rahatsızlıklara neden olduğu ortaya çıktı. Magazin dünyasının ünlü isimlerinin sosyal medya aracılığı ile reklamını yaptıkları çayın içinde bulunan ‘sibutramin’ maddesinin 2010 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklandığı biliniyor.

Konu ile ilgili açıklama yapan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Mehmet Hanifi Kokaçya bu maddenin 30 yıl önce bir antidepresan olarak ortaya çıktığını ancak daha sonra anorektik (iştah kesici) etkileri fark edildiğini, molekülün zamanla antidepresan olarak kullanılmamaya başlandığını açıkladı. Çok fazla yan etkisi var Kokaçya, “İştah kesici etkisinin daha çok beyin içi haberleşmeyi sağlayan serotonin ve dopamin gibi maddeler üzerine etkisi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Türkiye’de 1999’da kullanılmaya başlanan bu ilaç, ciddi kardiyak yan etkileri ve kan basıncını artırması nedeniyle 2010 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklanmıştır. İlacın ayrıca antidepresan özelliği nedeniyle özellikle genetik yatkınlığı olanlarda ve ailesinde manik depresif bozukluk öyküsü olanlarda ruhsal açıdan bir coşkunluk dönemini (manik atak) tetikleyebilir” dedi.

Bakanlık tek tek açıkladı: At eti yedirmişler

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İklim değişikliği en çok Akdeniz’i etkiliyor

AleviNet

Published

on

Yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliği en çok Akdeniz Havzası’nı etkiliyor. Avrupa ve Akdeniz Havzasın’ndan 43 ülkenin yer aldığı hükümetlerarası “Akdeniz için Birlik” kuruluşunun hazırlamış olduğu rapora göre, bölgede sıcaklık artışı dünyanın diğer bölgelerine oranla daha yüksek.

600 bilim insanının çalışmalarının aktarıldığı rapora göre, Akdeniz Havzası’ndaki ortalama sıcaklıklar endüstüri devrimi öncesindeki döneme kıyasla 1,5 derece arttı. Aynı dönemde dünyanın diğer bölgelerindeki sıcaklık artışı ise ortalama 1,1 derece olarak kaydedildi.

“Akdeniz için Birlik” kuruluşunun Genel Sekreteri Nasser Kamel, “İklim değişikliğinin sonuçlarının tahmin edilenden daha erken ortaya çıkmaya başladığını” belirtti.

Yükselen sıcaklıklar ve yağış oranlarının düşmesi kuraklık ihtimalini artırırken, bu durum su ve besin kaynaklarını tehdit ediyor.

Balkanlar ve Türkiye’de kuraklık

Özellikle Balkanlar ve Türkiye’de yağışlarda yüzde 30 oranında düşüş ve kuraklık yaşanması bekleniyor. Bunun yanı sıra şiddetli yağmur fırtınalarda da artış yaşanabilir.

Raporun sonuçlarına göre 2040 yılına kadar Akdeniz’deki sıcaklık artışının 2,2 dereceyi bulacağı tahmin ediliyor. Yüzyılın sonuna doğru ise sıcaklık artışının Akdeniz’in bazı bölgelerinde 3,8 dereceye ulaşacağı öngörülüyor.

Uzmanlar, bölgede “su kıtlığı yaşayan insanların” sayısının önümüzdeki 20 yıllık sürede 180 milyondan 250 milyona yükseleceğine dikkat çekiyor.

Akdenizi bekleyen sorunlar arasında sıcaklık artışına bağlı olarak toprak kalitesinin düşmesi, kuraklık nedeniyle ekin kaybı, sıcaklık dalgaları, deniz ürünlerinin azalması yer alıyor.

Video izle 05:21 Paylaş İklim grevi: İstanbul’dan iklim adaleti çağrısı yükseldi

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/3Q0Mt

İklim grevi: İstanbul’dan iklim adaleti çağrısı yükseldi

AFP/MY,GA

© Deutsche Welle Türkçe 

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI