Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’deki gençler ve iklim mücadelesi

AleviNet

Published

on

İsveçli aktivist Greta Thunberg’in başlattığı Gelecek için Cumalar adlı iklim grevi dünya çapında ses getiriyor. Birçok ülkede öğrenciler, Greta’nın çağrısına kulak vererek, sokaklara dökülüyor.

Türkiye’de de bu rolü, 11 yaşındaki genç aktivist Atlas Sarrafoğlu üstlendi. Ancak iklim değişikliğine karşı mücadele eylemine Türkiye’de katılanların sayısı diğer ülkelere göre oldukça cılız kalıyor. Bunun nedenlerini araştırdık.

İklim krizinde ülke politikası

Türkiye’de iklim koruma bilincinin gelişmesi için öncellikle iklim değişikliğinin sosyal politikalar içinde içselleştirilmesi gerekiyor. Türkiye OECD üyeleri arasında 1990 yılı itibariyle en fazla kişi başı emisyonlarını arttıran ülke konumunda. 2019 itibariyle kişi başına düşen sera gazı emisyonları 6.6 tona ulaştı.

Bu oran dünya ortalamasının üzerinde ve artmaya devam ediyor. Türkiye’de birincil enerji arzınının %88’ini fosil yakıtlar oluşturuyor. Türkiye’nin karbon ayak izi artarken acil iklim koruma önlemleri alınması gerekiyor.

Stockholm Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nde iklim değişikliği  çalışmalarını yürüten akademisyen Ethemcan Turhan, “Türk hükümetinin derhal sözün ötesine geçerek somut bir eylem gerçekleştirmesi gerekiyor. Paris Anlaşmasına taraf olmak başlı başına yeterli bir eylem değil. Ama taraf olmak bir niyet göstergesi. Türkiye’nin şu ana kadar iklim siyasetinde rolü ya arka planda durmak ya kendi özel koşulları olduğunu söyleyip somut adım atmamak” diye konuşuyor.

Soruna ancak somut önlemler alınarak ve siyasetin bu konuda net bir tutum sergilemesiyle çözüm getirilebilir. Devletin iklim politikası sayesinde de çocuk ve gençlerde çevre bilinci çok daha fazla olacak.

“Anne babaların iklim krizindeki rolü”

İklim ve çevre konusunda çocukların bilinçlenmesi için anne babalara önemli bir görev düşüyor. Aileler çocuklarını bu konuda bilgilendirse de genel manzaraya bakıldığında bu çocuklar azınlıkta kalıyor çünkü öncelikle ebeveynlerin iklim değişikliğine dair bilinçlenmesi gerekiyor.

Atlas Sarrafoğlu, genç aktivistler arasında önemli bir örnek. Atlas’ın iklim krizindeki duyarlılığına annesi Nil Sarrafoğlu’nun da katkısı bulunuyor. Açık Radyo’da iklim konulu bir yayını dinledikten sonra Atlas’ı bu konuda bilgilendirerek oğlunu desteklemiş. Atlas ailesinin iklim adaletini savunduğu için ve iklim krizini gündeme getiren Açık Radyo sayesinde şanslı çocuklar arasında.

Atlas’ın hikayesi aslında Türkiye’de başka bir soruna dikkat çekiyor: Basın yayın organlarının iklim krizi konusuna yeterince değinmemesi ve ailelerin bu konuda bilgisiz kalması.

Haberlerde bahsini duymadığınız bir konu aile içinde de kolay kolay konuşulmuyor. Bu bakımdan gençlerin evlerinde edindikleri çevre ve iklim eğitimi yetersiz kalıyor. Ancak yine de çocuklara bu konuda yol gösteren en etkili merci sosyal medya. Televizyon veya gazetelerde iklim konusunda yeterince haber bulunmasa da, Greta Thunberg’in iklim grevi çağrısı hakkında internetten bilgiye erişen çocuklar kendi arkadaş çevreleriyle iklim değişikliğini konuşup tartışabiliyor.

Türkei Istanbul Klimastreik FFF

Ancak diğer gençler iklim konusuda bilgi edinse de iklim gösterilerine katılamaları aileleri tarafından da engellenebiliyor. Bunun en büyük sebebi anne babaların “çocuğumun başına bir şey gelir ” korkusuna kapılması. Yetişkinlerin karşılaştığı ifade özgürlüğü ihlâlleri nedeniyle aieler kendi çocuklarını bu tehlikeden uzak tutmak istiyor. Bu endişelerden dolayı gençler protesto yapma kültüründen soyutlanıyor. Gösterilere katılan veliler ise çocuklarını hem desteklemek hem de olası bir müdaheleye karşı  korumak amacıyla yanlarında hazır bulunuyor.

Boğaziçi Üniversite’sinin öğretim görevlisi ve yönetmen Can Candan’a göre, gençlerin iklim gösterilerine katılım oranı ile Türkiye’deki demokratik alanın kısıtlı olması doğrudan bağlantılı. Candan, “Aynı insanlar Berlin’de olsalardı daha rahat sokağa çıkabileceklerdi. Ancak Türkiye’deki bu cılız dalga gelecekte çevre eylemleri sayesinde daha da artacak” yorumunu yapıyor.

Eğitimcilerin iklim adaleti oluşmasındaki rolü

Türkiye’deki öğrencilerin devamsızlık hakkı haricinde her Cuma günü okula gitmeyip Cuma günleri iklim grevine katılma imkanı bulunmuyor. Eğitimciler öğrencilerini çevreye duyarlı olma konusunda bilgilendirmeye çalışsa da bu konudaki yönlendirmeler yetersiz kalıyor.

Eğitim-Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan “Ortak geleceğimiz için önemli olan 20 Eylül’deki iklim grevi için öğretmenlerin öğrencilerine destek olması konusunda çağrıda bulunduk ancak öğretmenlerin etki alanı maalesef kısıtlı. Eğitim-Sen ve diğer sendikaların talebi demokratik yurttaşlık eğitiminin Milli Eğitim müfredatında ayrı bir ders olarak öğretilerek, demokratik bir yurttaşın haklarının ve sorumluluklarının neler olduğunun kavratılması ve iklim değişikliği konusunda bir kazanım sağlaması” diye konuştu.

Bunun için öncelikle öğretmenlere çevre bilinci hakkında formasyon verilmesi gerektiğine dikkat çeken Bozdoğan, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği çevre klüplerinin yaygınlaşarak çevre sorunlarını ele alan  projeler hayata geçirmesi de gerektiğini savunuyor.

“Türkiye’deki gençlerin muhattap alınması gerekiyor

Yetişkinlere kıyasla iklim krizinin ne kadar ciddi bir boyutta olduğunun farkında olan gençler yaptıkları gösterilerde yetişkinlerden kendi gelecekleri konusunda söz hakkına sahip olmak istediklerini belirtiyor.

Gelecek için Cumalar Türkiye’yi destekleyen öğrencilerin talepleri arasında Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçmesi, ülke çapında iklim krizi için acil durum çağrısında bulunulması ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına iklim adaleti dersini eklenmesi bulunuyor.

İklim değişikliği konusunda yaptığı radyo yayınlarıyla dikkat çeken gazeteci ve radyocu Murat Can Tonbil de, Gelecek için Cumalar Türkiye hareketine katılan gençlere tam destek veriyor.

“Yetişkinler tarafından dikkate alınmak adına gençler, yaptıkları iklim krizi çağrısında ‘aktivist’ sıfatına ihtiyaç duyuyor. Ancak bu konuda mücadele için yetişkinlerin bu sıfata gerek kalmadan çocukları doğrudan muhatap almaları gerekiyor” diyen Tonbil, kuşaklar arası aktarılmış bir sorumsuzluk bulunduğunu ve gençlerin, Gelecek için Cuma hareketiyle yetişkinleri sorumluluk almaya davet ettiğini vurguluyor.

Elif Keleş

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Antibiyotiğe alternatif

AleviNet

Published

on

Modern antibiyotiklerden önce doktorlar, hastalıkların tedavilerinde bakır ve cıva gibi maddelerden yararlanıyorlardı. Antibiyotik dirençliği problemi yüzünden bazı araştırmacılar artık bu eski geleneğe dönüş yapıyorlar.

Peki, metaller gerçekten antibiyotiklere karşı alternatif olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden Christopher Goss, bu amaçta galyumu inceledi. Çünkü galyum, demire benzer bir yapıya sahip ve mikroplar da özümleme için buna besleyici madde olarak gereksinim duyuyorlar. Gross, “Galyum bir Troya Atı gibi hastalık etkeninin metabolizma sistemine aşılanabilir. Galyum bakterileri beslemekle kalmayıp onlara zarar da verir” diyor. Bu yöntemin pratikte ne derece işlediğini bilim insanları tipik bir hastane bakterisi olan Pseudomonas aeruginosa üzerinde denediler.

UMUT VERİCİ

Özellikle ağır akciğer enfeksiyonlarına neden olan bu bakteriyi taşıyan hastaların tükürük/balgam örneklerine dayanan incelemeler, düşük dozda galyumun bile mikropların üremesini engellediğini gösterdi. Daha sonraki incelemelerde ise bakterilerin tıpkı etkili antibiyotiklerde olduğu gibi galyuma çok yavaş direnç kazandıkları görüldü. Dahası Colistin gibi maddelerle kombine edildiğinde galyum tedavisinin oldukça etkili olduğu anlaşıldı. Umut verici sonuçlar hayvan deneyleriyle de tespit edildi. Galyum, ciddi yan etkiler yapmadan akciğer fonksiyonlarını iyileştirdi.

(Science Translational Medicine)

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Ünlülerin tanıttığı ‘zayıflama çayı’ da o listede

AleviNet

Published

on

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı liste vatandaşları endişelendirdi. Alkollü içeceklerden yağlara, baldan enerji içeceklerine kadar pek çok ürünün markasını açıklayan bakanlık, ürünlerin içindeki zarar verici etkenleri de belirtti.

İçinde ‘sibutramin’ tespit edilen Teff çayı bakanlığın kamuoyuna duyurduğu, ‘kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş ürünler’ listesinde yerini aldı.Sözcü’den Eser Akgül’ün haberine göre ürünün tanıtımını yapan ünlülerin arasında Seda Sayan, Ece Erken, Gonca Vuslateri, Deniz Akkaya, İvana Sert, Seren Serengil, Selin Ciğerci, Yeliz Yeşilmen, Seda Akgül gibi geniş takipçi kitlesine sahip isimler yer alıyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI UYARMIŞTI

Uzmanlar piyasada satılan ve zayıflattığı iddiası ile sunulan bu tip ürünlerin zararları konusunda sık sık uyarılar yaparken, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, bu tip ürünlerin satışının önüne geçmek için 50 ünlüye mektup göndermiş ve bu kişilerden güvenilirliği kanıtlanmamış ürünlerin, tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı şekilde yapılan tanıtımlarında yer almamalarını istemişti.

TEFF ÇAYINDA TESPİT EDİLEN SİBUTRAMİN MADDESİNİN ZARARLARI NELER?

İnternet kanalıyla birkaç adres üzerinden satışa sunulan ürünün içerisindeki ‘sibutramin’ maddesinin kalp rahatsızlıklarına ve ruhsal rahatsızlıklara neden olduğu ortaya çıktı. Magazin dünyasının ünlü isimlerinin sosyal medya aracılığı ile reklamını yaptıkları çayın içinde bulunan ‘sibutramin’ maddesinin 2010 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklandığı biliniyor.

Konu ile ilgili açıklama yapan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Mehmet Hanifi Kokaçya bu maddenin 30 yıl önce bir antidepresan olarak ortaya çıktığını ancak daha sonra anorektik (iştah kesici) etkileri fark edildiğini, molekülün zamanla antidepresan olarak kullanılmamaya başlandığını açıkladı. Çok fazla yan etkisi var Kokaçya, “İştah kesici etkisinin daha çok beyin içi haberleşmeyi sağlayan serotonin ve dopamin gibi maddeler üzerine etkisi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Türkiye’de 1999’da kullanılmaya başlanan bu ilaç, ciddi kardiyak yan etkileri ve kan basıncını artırması nedeniyle 2010 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklanmıştır. İlacın ayrıca antidepresan özelliği nedeniyle özellikle genetik yatkınlığı olanlarda ve ailesinde manik depresif bozukluk öyküsü olanlarda ruhsal açıdan bir coşkunluk dönemini (manik atak) tetikleyebilir” dedi.

Bakanlık tek tek açıkladı: At eti yedirmişler

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İklim değişikliği en çok Akdeniz’i etkiliyor

AleviNet

Published

on

Yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliği en çok Akdeniz Havzası’nı etkiliyor. Avrupa ve Akdeniz Havzasın’ndan 43 ülkenin yer aldığı hükümetlerarası “Akdeniz için Birlik” kuruluşunun hazırlamış olduğu rapora göre, bölgede sıcaklık artışı dünyanın diğer bölgelerine oranla daha yüksek.

600 bilim insanının çalışmalarının aktarıldığı rapora göre, Akdeniz Havzası’ndaki ortalama sıcaklıklar endüstüri devrimi öncesindeki döneme kıyasla 1,5 derece arttı. Aynı dönemde dünyanın diğer bölgelerindeki sıcaklık artışı ise ortalama 1,1 derece olarak kaydedildi.

“Akdeniz için Birlik” kuruluşunun Genel Sekreteri Nasser Kamel, “İklim değişikliğinin sonuçlarının tahmin edilenden daha erken ortaya çıkmaya başladığını” belirtti.

Yükselen sıcaklıklar ve yağış oranlarının düşmesi kuraklık ihtimalini artırırken, bu durum su ve besin kaynaklarını tehdit ediyor.

Balkanlar ve Türkiye’de kuraklık

Özellikle Balkanlar ve Türkiye’de yağışlarda yüzde 30 oranında düşüş ve kuraklık yaşanması bekleniyor. Bunun yanı sıra şiddetli yağmur fırtınalarda da artış yaşanabilir.

Raporun sonuçlarına göre 2040 yılına kadar Akdeniz’deki sıcaklık artışının 2,2 dereceyi bulacağı tahmin ediliyor. Yüzyılın sonuna doğru ise sıcaklık artışının Akdeniz’in bazı bölgelerinde 3,8 dereceye ulaşacağı öngörülüyor.

Uzmanlar, bölgede “su kıtlığı yaşayan insanların” sayısının önümüzdeki 20 yıllık sürede 180 milyondan 250 milyona yükseleceğine dikkat çekiyor.

Akdenizi bekleyen sorunlar arasında sıcaklık artışına bağlı olarak toprak kalitesinin düşmesi, kuraklık nedeniyle ekin kaybı, sıcaklık dalgaları, deniz ürünlerinin azalması yer alıyor.

Video izle 05:21 Paylaş İklim grevi: İstanbul’dan iklim adaleti çağrısı yükseldi

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/3Q0Mt

İklim grevi: İstanbul’dan iklim adaleti çağrısı yükseldi

AFP/MY,GA

© Deutsche Welle Türkçe 

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI