Alevi Hakikati ve parmakların duygusuzluğu

Hakikate yabancılaşan insan, yaşamın,birey,toplum ve doğanın,kainatın akışkanlığına,enerjisine,aklına, Kemaletine, doğruluğuna, zihnine, özgürlüğüne, sevdasına, aşkına dokunmayan, hakikatin tadına varamayan,bakan ama göremeyen batın manasında kör olan insandır.
Hakikate ulaşmak, dile getirmek edep erkan ile ve doğru yöntemle olur.Yanlış yöntemle hakikati görünür kılamazsınız, dile getirisinin ama bu hakikati görünür kıldığınız anlamına gelmez. Yanlış yöntem hakikatten uzaklaştırır.
” Cem evlerinin ibadet hane olmasını” belediye meclislerinde parmak hesabına indirgemek, Aleviliğin varlığını,veya yokluğunu tartışmaya açmaktır. Bu yöntemle Alevî hakikatini savunmak yanlıştır. Alevilerin varlığını belediye meclislerinde parmak hesabına indirgemek, Aleviliği yığın haline getirmektir ve Aleviliği sandığa mahkum etmektir.
Bir inancın varlığını, Hak ve Hakikatini matematiksel çoğunluğa indirgemek inanca en büyük hakarettir. Alevi inancının varlığını, kutsal mekanlarının varlığını onamak için matematiksel çoğunluğa indirmek kimi iyi niyetleri içinde barındırsa da sonuç itibariyle binlerce yıllık hak ve hakikat arayışını niceliksel ölçülere indirgemek anlamına gelir.
Alevî toplumu ile ilgili bir çalışma yapılacaksa öncelikli olarak Alevilerin rızası alınmalı, bu inancın canlı taşıyıcılarına; pirlere, analara, mürşitlere, yola talip olanlara danışılmalı.Niyet ne olursa olsun Alevilerden Rızalık alınmadan yapılan her iş bizim kabulümüz değildir. Ayrıca Aleviler birilerine varlığını kabul ettirmek zorunda değiller. Binlerce yıldır yaşanan son derece akışkan, inançları etkileyen ve etkilenen,direnen bir inanç gerçekliği vardır. Alevilerin Türkiye cumhuriyetin de bir yurttaş olarak doğuştan gelen hakları vardır, kendilerine ait olan bu hakları çalınmıştır.
Yaşadığımız demi devranda Alevilik parçalanarak, dağınık bir şekilde çeşitli gruplar,siyasi partiler, kişiler ve devlet tarafından tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalar yapılırken her kes, her gurup bulunduğu yerden, tâbi olduğu siyasi aidiyetten yola çıkarak bir tanımlama yapmakta ve Aleviler adına taleplerde bulunmaktadır. Genellikle Türk İslam Aleviliği, Şiî bakış açısı,liberal bir bakış, klâsik kaba materyalist ,sol sekter bir bakış,veya pozitivizm penceresinden Aleviliğe yönelme vardır.
Bilinmelidir ki Alevilik ile ilgili yapılacak bir çalışmada söylenecek söz,içine girilecek gayrette hassas olunmalı bu inancın taşıyıcılarının rızalığı alınmalıdır. Bilinmelidir ki alevilikle ilgili söylenecek her söz, her gayret yedi iklim, dört köşe 72 âlemi ilgilendirir.Farklı coğrafyalarda farklı isimlerle adlandırılan” yol bir sürek binbir” hakikatini ilke edinen milyonlarca cana karşı sorumluyuz. Şüphesiz ki Alevilerin yaşamış olduğu sorunlar sadece tekçi zihniyetlerden kaynaklanmıyor.sorunları sadece Nahak zihniyete bağlamak eksik kalır ve çözüm konusunda kendimize yönelmemiz, yüzleşmemiz, dar- didar olmamıza engel olur önümüzü tıkar. Günümüzde Alevilik daha çok iç asimilasyon yoluyla taksitle öldürülüyor. ” Yol cümleden uludur” hakikati Aleviliği yaşayanlar tarafından görünür kılınmalı, Alevilik hiç bir zihniyetin arka bahçesi, müdahale alanı yada görünür olma alanı hâline getirilmemelidir.
Alevi toplumunun varlığını, inancını, birliğini, inanç mekanlarını, inancıyla ilgili kavramları ” evet-hayır” oyununa indirgenmesi,parmak hesabına mahkûm edilmesi; bu toplumun maddi ,manevi, kültürel varlığını matematiksel ifadelerle onaylanması son tahlilde Alevi toplumunu ve inancını yığın haline getirilmesidir ki bu Nemrudî bir tutumdur.
Alevî toplumu,binlerce yıldır rıza toplumu şeklinde yaşamış,iktidarlara bulaşmamış, ahlakî politik toplumdur. Alevîlerin nişangahları, ziyaretleri, edep-erkanı, dar- didar olma halleri, birey, toplum ve kainatla yâr olma konusundaki ikrarları, kavramları, kuramları, dilleri, ocakları, pirleri, mürşitleri ,rayberleri, yola talip olan canları vardır. Binlerce yıldır rıza toplumu şeklinde yaşamış ve bugüne kadar gelmişlerdir. Alevilerin sorunlarını, varlığını, cem evlerinin ibadet hane olması talebinin” evet-hayır” seçimine indirgenmesi, Aleviliği yığın haline getirmek olur ki buda inancımızı dört duvar arasına hapsetmek, kontrol altına almak, istendik davranış değişikliği oluşturmak anlamına gelir. Aleviler günümüzdeki cemevlerinin bize kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini tartışmalı bununla ilgili bir çalıştay düzenlenmelidir.
Günümüzde Alevilerle, Alevilik arasında sorunlar yaşandığı gibi Alevilikle cem evleri arasında bazı sorunlar yaşanmaktadır. Cem evlerinde ve Alevi inancında yaşanan sorunlar Alevilerin kendilerinden kaynaklı sorunlardır. Hemen hemen tüm cemevlerinde farkına varılmayan, görünmezden gelinen, kaynağına inme cesareti gösterilmeyen,taksitle zamana yayılan bir kültürel soykırımla karşı karşıyayız.Tekci modernist zihniyet, ideolojik ve zor aygıtları ile Alevîlerin zihin dünyasında Kafa karışıklığına yol açmış ve başarılı da olunmuştur. Bu Kafa karışıklığına en fazla da Alevî kurumları üzerinden gidilerek başarı sağlanmıştır.
Uygarlık tarihine baktığımızda iktidara bulaşmayan bütün rıza toplumu sureklerine karşı çok yoğun katliamlar yapıldığı bilinir. Farklılıkların rızalık birliği ( Demokratik birlik) devamlı zulmü uğramıştır. Bu zulüm rıza toplumu süreklerinde çok güçlü direnişler göstermiş, direnen Halk gerçekliği, direnen inanç gerçekliği bugüne kadar devam etmiştir. Rıza toplumu süreklerine karşı çaresiz kalan Nahak zihniyetler, bu inancın direniş ruhunu teslim alarak, içini boşaltarak, denetim altına alıp resmiyette kabul etmişlerdir.
İnançlar kontrol altına alınıp devletleştiğinde İlk kendi içinde çatışma ve katliamları, ayrışmaları yaşarlar.Devletlerin kendilerini yenilemeleri, tıkanıklığı aşmalarının bir yolu da inançlardaki Hak ve Hakikat arayışını kurumlar yoluyla kontrol altına almaktır, tekleştirmektir. Dinler, inançlar devletleştiğinde kendi içinde bölünme ve çatışma yaşadığının en somut örneği İslam tarihinde görülmektedir.İslamiyet,daha Muhammed Mustafa’nın cenazesi yerde iken ayrışmaya uğradı ve peşinde ciddi çatışmalara ve ayrışmalara neden oldu. Aynı durum Hristiyanlık içinde söylenebilir. Hristiyanlik Roma iktidar anlayışı ile uzlaşınca İlk ayrışmaları ve kavgaları kendi içinde vermiştir. Hristiyanlığın Hak ve Hakikat arayışını sürdüren havariler çarmıha gerilmiştir.Yine Persler zerdüştiliğin Hak ve Hakikat arayışını esas alan,bu inancı yaşayan halka zulüm ederken, kendi Zerdüştlerini var ederek kurumlarını oluşturdu. Yine Sasaniler Mani inanç mensupları için”bunlar ana, bacı tanımıyor, kadınlarını ortak kullanıyorlar” derlerdi. Sasaniler mevcut inançları ile krizden kurtulamayacaklarını anlayınca Mani inancını kabul ettiler.Özellikle Alevilerin bu tarihsel yaşanmışlıklardan ciddi bir ders çıkarmaları gerekiyor.
Gelinen aşamada Alevilere yönelik uzun vadeli bir planlama vardır. Binali Yıldırım’ın yerel seçim döneminde İstanbul’da Alevî kurumlarını ziyaret ederken söylediği” Yeni dönemin ittifak güçleri Aleviler olacak” anlamına gelen sözleri bir kişiyi bağlayan sözler değildi!
Nasıl ki Emevi zihniyeti Muaviye ve Yezit tarafından İslâmiyet anlayışını bir devlete, bir millete, bir kabileye,bir bayrağa bağlayıp ve bir mekânda kontrol altına alıp İslamiyetteki Hak ve Hakikat arayışını hapsetti ise Alevî toplumuda cem evlerine hapsedilmeye çalışılıyor. cem evlerinde 72 âleme bir nazarda bakıp farklılıkların rıza birliğini esas alanlarda zulmü uğramaktan kurtulamıyor. Sorun cem evleri değil, cem evlerinin kime hizmet edip etmediğidir.
” Cem evleri ibadet hane olsun” önerisini belediye meclislerine sunanların niyetlerinin iyi olduğuna inanıyoruz, bilmeliler ki Alevî toplumu kimden gelirse gelsin iyi niyetleri, hak aşkı ile yapılan gayretleri karşılıksız bırakmaz. Yapılan oylamada ” evet ve hayır” diyenler Alevî hakikatinden uzak ve tarihsel yaşanmışlıklardan ders çıkarmamışlardır. ” Evet” diyenler şunu bilmeliler ki ,emek, barış, demokrasi, Hak ve Hakikat arayışında bulunanlar,elde edilen kazanımlar anayasal garanti altına alınmazsa, hükümet değişikliği, zihniyet değişikliği sonucunda bir çok kazanım yok olur. Mücadele alanı bunun bir çok örneğine şahit olmuştur. ” Hayır” diyenler şunu bilmeliler ki, Dede korkut,Şeyh Edebali,Yunus Emre,Hacı Bektaş, Nasrettin hoca, Karacaoğlan, Dadaloğlu ve bunları var eden anaları bu sürecin “hakimi, kadısı’ değil ” Hakemi” olurlardı. ‘Farklılıklar hakkın varlığının en büyük delilidir”derlerdi.Peygamberler bile hakim, kadı olmamış, hakem olmuşlar, yol açmışlar, kolaylaştırıcı olmuşlar hiç bir zaman zorlaştırıcı olmamışlardır.
Aleviler adına siyaset yaptığını, Alevî sorunlarını görünür kıldığını söyleyenler illa bir şey yapacaklarsa şunları yapmalarını öneririz;
1- Özellikle cumhuriyet döneminde yaşanan Alevî katliamlarla ilgili ( Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas)başta olmak üzere arşivler açılmalı,meclis araştırmaları yapılmalı, Alevîlerden özür dilenmelidir.
2-Tekke ve zaviyeler yasası kaldırılmalı, Alevî ve Bektaşilere ait yerler kendilerine verilmelidir. Bu yasa çerçevesinde Alevilere ait kimi kavramlar yasak olmaktan çıkarılmalıdır
3- köy konunu (442 sayılı) değiştirilmeli, köyün ortak malları tanımlanırken” cem evi” ibaresi yerleştirilmeli.
4- Hacı Bektaş ı Veli Dergahı ve emanetler Turizm bakanlığı tasarrufunda alınmalı bu inancı yaşayan sahiplerine verilmelidir
5- Zorunlu din dersleri kaldırılmalı
6- Diyanet işleri başkanlığı kaldırılmalı
7- Alevî yerleşkelerinde, Kutsal mekanlarindaki HES, maden çalışmaları, taş ocakları ve barajların yapılmasının durdurulması
8- Alevilerin doğuştan kazanılmış hakları olan” Eşit yurttaşlık” taleplerinin gerekliliği yerine getirilmeli.
9- Anayasal değişiklikle cem evlerinin yasal statüye kavuşturulması için talepte bulunulmalı
En azından söylediğimiz bu konularla ilgili parlamento çatısında yapacakları çok şey vardır. Aksi takdirde ” cem evleri ibadethane olsun” isteğini belediye meclislerine sunanlar Alevî dostu, red edenler ise düşman konumuna getirilmiştir. Her iki yöntemde hakikat yitimini ve karşıtlık üzerinde siyaset yapma tarzını içinde barındırmaktadır. Her zamanki gibi Aleviler öteki olmuş, karşıtlık oluşturularak yine Aleviler hedef hâline getirilmiş, gündeme malzeme olmuşlardır.
Bilinmelidir ki,hakikati yitirenler kendi duyu organlarının batıni işlevlerini de kaybederler. Alevilere baktıklarını zannedenler gerçek sorunlarımızı görmezler, dost olduklarını söylerler hakikatte yalancıdırlar,Alevilere dokunduğunu söylerler ama hissetmezler,haykırışları duyar ama dönüp bakmazlar, el atmazlar, çürümüşlüğün kokusu burun direklerini çatlatır ama burun deliklerine pamuk tıkarlar. Artık hakikat yitimini yaşıyorlar.
Binlerce yıllık Alevî hakikati duygusunu yitirmiş parmaklara ve hakikatinden uzaklaşmış soğuk, cansız sayılara indirgenemez
Xızır cümlemizin yardımcısıdır.