Elazığ’daki tutsaklar tecrit altında

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, tutsakların ve yakınlarının yaptığı hak ihlali başvurularına ilişkin Elazığ 1 ve 2 No’lu ile Kadın Ceza İnfaz Kurumunda 17 Ocak’ta yaptığı incelemeleri raporlaştırdı. Rapor, şube binasında düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. İHD Şube Başkanı Abdullah Zeytun, Elazığ Cezaevi İnfaz Kurumlarının kurulduğu 3 yıldan beri ihlallerle gündeme geldiğine dikkat çekti.

HAK İHLALLERİ

İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Gurbet Yavuz, tutsakların mektubuna dikkat çekerek, şu hak ihlallerinin olduğunu aktardı:
“Tedavi taleplerinin uzun süre yanıtsız bırakılması, hastanelere sevkte kötü muamele, kelepçeli tedavi dayatması, sürekli aramalar, aramalarda darp edilme, keyfi disiplin cezaları, eşyalara el koyma, kültür, sanat ve spor aktivitelerine izin verilmemesi, tek kanal radyo dayatması, kitapların sınırlandırılması, gazete ve dergilerin verilmemesi, aile ziyaretlerinde sohbet ve sarılma hakkının engellenmesi, kantin fiyatlarının fahiş düzeyde olması, tek başına hücrelerde tutulma…”
Raporda, tutsakların anlatımlarına yer verilerek, cezaevinde hayati riskin olduğu kaydedildi.
Tutsakların tekli hücreye konulduğu, tecrit altında tutulduğu belirtilirken, yine Kürtçe kitap verilmediği de ifade edildi.

HEYETİN TESPİTLERİ

Heyetin tespitlerinden öne çıkan kısımlar şöyle:
“Heyetimiz, mahpuslarla görüşme ve şubemize yapılan başvurularda yer alan iddiaların 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında farklı zamanlarda aynı içeriklerle yapılmış olması ve süreklilik arz etmesi nedeniyle, başvurularda ifade edilen insan hakları ihlallerinin sistematik ve yaygın olarak gerçekleştiği kanaatine ulaşmıştır.
Heyetimiz, hapishanelerdeki bulunan mahpusların, işkence ve kötü muamele, tehdit, tecrit ve izolâsyon, sağlığa erişim hakkının engellenmesi, sosyal-kültürel-sportif haklardan mahrum bırakma, iletişim ve haberleşme haklarının engellenmesi, keyfi disiplin soruşturmaları şeklinde ihlallere maruz kaldığı kanaatine ulaşmıştır.
Cezaevi idaresi tarafından, mahpusların kısıtlanan hakları hususundaki talepleri görmezden gelindiği ve mahpuslara yönelik keyfi bir şekilde disiplin soruşturmalar açılıp ceza verildiğini tespit etmiştir. Heyetimiz, OHAL sürecinde yaşanılan ihlallerin OHAL sonrası da devam ettiğini, ihlallere ilişkin hem Cezaevi Savcılığı’nın hem de cezaevi idaresinin önleyici tedbirler almadığı ve ihlalleri yaygın ve sistematik olarak devam etmesinde kusurlu oldukları tespitine ulaşmıştır.
İhlalleri gerçekleştiren fail konumundaki cezaevi personelinin herhangi bir soruşturmaya tabi tutulmamasını bir cezasızlık politikası olarak değerlendiren heyetimiz, fail konumundaki görevlilerin ihlallerin sürdürülmesi hususunda bu politikadan cesaret aldıkları kanaatine ulaşmıştır.
Disiplinin cezaları birbirine eklenmek sureti ile hak yoksunluğunda süreklilik sağlanmaktadır. Verilen disiplin cezaları, mahpuslara yönelik tecridi derinleştiren iletişim ve görüş yasaklarıyla birlikte hücre cezalarını da içermektedir.”