Hakk Yol ve Perspektif Meselesi

Bilindiği üzere, Reya Heq-Alevilik süreklilik arz eden sistematik ve çok yönlü bir şiddet sarmalında ciddi bir toplumsal çözülüş sürecine sokulmuştur. Bu çözülüş beraberinde toplumsal bir çöküntüye yol açmakta ve Aleviler adeta pusulasız kalarak tarihsel-toplumsal hakikatlerinden kopmaktadırlar.

Öğretimiz zihniyet dünyamızı oluştururken, son tahlilde toplumsal inşa ve kurumlaşmalarımız yine zihniyet dünyamız/öğretimiz üzerinde vücuda gelmiştir.

Tarihsel süreci boyunca tüm darbelenmelere ve daralmalara rağmen öğretisini, bağlı olarak anlam dünyasını, toplumsal kurumları olan Ocaklar sistemini korumayı başaran Hakk Yol-Alevilik kendini yaşatmayı başarabilmiştir.

Hali hazırda toplumsal varlığımızda ki kaos ve çözülüşü anlamaya çalışırken vurgulanan bu gerçekliği akıldan çıkarmamamız gerekir.

Sistematik, çok yönlü ve süreklilik arz eden şiddet politikalarıyla toplumsal kurumlarımız olan Ocaklar sistemi ve Dergâh işlevsizleştirilerek hem toplumsal çözülüş dayatılmış hem de zihniyet dünyamız kesintiye uğratılmıştır.

Zihniyet dünyamızdan koparılış ise toplumsal varoluş zeminimizin yitirilmesi anlamına gelmektedir.

Tekâmülü evrensel bir olgu ve kâinatın her zerresinde olduğu gibi insan toplumsallığında da işleyen bir hakikat olarak kabul etmekteyiz. Fakat Hakk Yol toplumsallıkları için söz konusu olan durum toplumsal tekâmül boyutunda ki bir dönüşüm olmayıp rızasız yolun tahakkümünde dayatılan bir yok oluş sürecidir.

Baş aşağı gidişin durdurulup Yol’un ve toplumsallığının yaşatılabilmesi için şüphesiz ki ciddi çabalar, emekler verilmektedir. Hizmeti geçen her bir canımızın hizmeti Hakk katında kabul olsun. Sorunlarımızın boyutuna baktığımızda ise hali hazırda ki örgütlenme düzey ve biçimimizin çözülüşü durdurmaya yetmeyeceği açıkça görülmektedir.

Yine çözüm önermek ve perspektif oluşturmak için yürütülmekte olan tartışmaların daha çok modernist zihniyet ve ufku üzerinden yürütülmekte olduğunu, bu durumun da gerçekte Yolu ve toplumsallığını boşa çıkararak bir oto asimilasyona neden olduğunu görmekteyiz. Modernist zihniyet ve ufka hapsolmuş akıl ve perspektifle Hakk Yolu anlayıp tarif edebilmemiz, çözüm önerileri sunabilmemiz mümkün değildir.

Resmi ideoloji ve versiyonları başta olmak üzere, tüm formlarıyla modernist zihniyet ve örgütlenmeler, Raa/Reya Heq-Aleviliği düşünsel, tarihsel-toplumsal boyutları ve var oluş biçimleriyle gereksiz, aşılması gereken olgular olarak görmekte, Alevi halklar sadece siyasal-toplumsal taban olarak değerlendirmekte, politika ve örgütlenme pratiklerini bu yaklaşım üzerinden gerçekleştirmektedirler.

Rızasız yolun kendini tahakkümü ve anti toplumsallığı esas alan var ediş biçimleri karşısında, Hakk Yol; insanın insanla ve insanın cümle varlıkla ilişkilenme biçiminin Rıza hali üzerinden gerçekleşmesini esas alan toplumcu bir çizgidir.

Yol’un ve Yol üzerinden vücuda gelen toplumsal gerçekleşimin yaşayabilmesi öncelikle Alevilerin kendi tarihsel-toplumsal hakikatleriyle buluşabilmesine bağlıdır.

Evet, Hakk Yol bütünlüklü düşünsel-toplumsal bir sistemdir, tarihsel-toplumsal bir gerçekleşimdir. Hakk Yolu bu bütünselliğiyle, öğretisi ve anlam dünyasıyla anlayabilir, ancak bundan sonra Hakk Yol perspektifinden günümüze, kendimize, insanlığa dair kelam edebilir, sorunlarımızın nedenlerini görebilir, çözüm yöntemleri önerebiliriz.

Hakk Yol bütünlüklü bir fikriyat olduğundan bundan sonra kaleme alacağımız yazılar içerik olarak biri birinin devamı niteliğinde olacaktır.