GÜSSÜN AYDIN

Ölümsüz bağlarla bağlandık, ölümsüz sevgilerle sevdik seni babaanne…

Bugün çok sevgili halam Mine Aydın’la telefonda uzun uzun konuşup yarenleştik, dertleştik. Bana Güssün Anamızın Hakk’a nail oluş yıldönümünü hatırlattı…

Ailemizin büyüğü ortak sevdamız anamız Güssün Aydın, 12 Şubat 2008’de sonsuzluk alemine göçüp gittin.
Güssün Ana; sürekli hep yetimlikten, kardeş acısından, çilelerden bahsederdin. İçinde hiç kimsenin tam çözemediği bazı öfkelerin, sitemlerin vardı hep. Dertli, kederli bir insan gibiydin. Kahkahalarla güldüğün de olurdu elbet ama nedense bende hep bir şeyleri düşünen, içinde ateşi azalmamış acıları hep taşıyan bir yüreği olan bir insan düşüncesi uyanırdı. Elbette bu nedensiz değildi. Annesini erken kaybetmiş, her ne kadar çok iyi bir insan olduğunu, kendilerine çok iyi baktığını anladığımız bir “analık” elinde olsa da, her yetim ve öksüz insan gibi bir yanı eksik, yarım bir insan vardı demek ki karşımızda. Bacısını ve küçük kızını erkenden kaybetmiş, kardeşlerinin acısını yaşamış bir insan; bir yetim evlat, bir sızısı kalbinde yaralı bacı ve yavrusunu alevler içinde kaybetmiş kederli bir yaralı yürek, Erzincan zelzelesinde gardaşını toprağa sırlamış yaralı bir bacı…

Rahmetlik babaannem çok çalışkan bir insandı. Babayiğit birisi, işten, sorundan korkmayan, yılmayan, dayanıklı dağ gibi sağlam ayakta durabilen bir ruh ve beden vardı karşımızda. Becerikli bir insandı. Köyde her türlü işe koşan, o kadar “hızan”a tek başına bakabilen bir insan… Dedem rahmetlik Ahmet Zemci Aydın elbette ondan aşağı kalmayan, hem çok mu çok çalışkan, bitip tükenmez bir enerjiye sahip direngen ve dirençli bir ruh ve bedene sahip bir can insandı. Ama gurbet, alın yazısı gibi Türk köylüsünün kaderini belirleyen faktör olunca o ne yapsın diyar diyar gezmiş, sonunda Ankara’da karar kılarak “Ankara’daki İlk Kuşak Gümüşhanelilerden” birisi oluvermişti.

Güssün Aydın Deligiller’in kızı, yani Yeniköy’de dedelere rehberlik yapan, inanç kimliği ön planda ve kendi aralarında sıkı hısım- akraba ilişkileri olduğunu bildiğimiz köklü bir sülaleden birisi. Yine köye en son gelmiş olsalar da, büyük bir bilinç sahibi olan Şükrü Badıloğulları (Aydın) yani namı diyer Deli Şükrülerin gelini oluyor. “Hırtlik” büyük, yani iştah çok, nüfus fazla, elbette en fazla da iş yükü dağlar gibi. İşte Güssün Aydın böylesine bir ortamda evin tüm yükünü omuzlayıp, sırtlayıp aileyi ayakta tutan bir temel direk. Hem de yine benzetmek gibi olacaksa, kayınanası Şinikli Kız olarak bilinen aynı şekilde çok dirençli bir örnek kadın olan Seher Aydın’ın yanında olmak da kolay değil. Ama “gelin – kaynana” ilişkileri hakkında elbette söylenecek o kadar çok şey daha var ki Anadolu’da… Neyse elbette ki Güssün Aydın Şinik’li Kız gibi çok büyük bir sülaleyi ayakta tutabilen, onu yönlendirebilen bir ananın yanında çok şeyler öğrenecektir.

Devamını bir başka zamana bırakarak, Ahmet Zemci Aydın’la birlikte örnek bir yaşam süren, 8 evladının, nice nice torunlarının, yeğenlerinin çok büyük bir sevgiyle bağırlarına bastıkları Güssün Aydın’ımızı, büyük anamızı Hakk’a nail olduğunun yıl dönümünde, sonsuz bir özlem, sevgi ve muhabbet duygularımızla anıyoruz…

Anısı kalbimizde sonsuza kadar yaşacaktır. Aşk ile muhabbet ile…