‘Eşit ve özgür bir yaşam için isyandayız!’

0
136

8 Mart Kadın Platformu’nun Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleşen kadın buluşmasına 7’den 70’e binler akın etti. Halayları, şarkıları, coşkuları ve kahkalarıyla Kadıköy’ü renklendiren kadınlar, hayatı durdurdu. Kimisi giydiği rengarenk fistanlarıyla, kimisi mor giysileriyle alanı adeta çiçek bahçesine dönüştüren kadınlar, iktidara bir kez daha “Yaşamımız, bedenimiz, kararlarımız bizim” mesajını verdi.
Beyaz tülbentleriyle Barış Anneleri’nin ve HDP Milletvekilli Oya Ersoy’un ön saflarda yerini aldığı buluşma, erkek şiddetiyle katledilen kadınlar için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Hep bir ağızdan, “Jin jiyan azadî”, “Erkek adalet değil, gerçek adalet”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganlarının atıldığı buluşmada, kadınlar söz alıp mücadele vurgusunda bulundu.

‘KRİZE VE ŞİDDETE KARŞI İSYANDA VE AYAKTAYIZ’

8 Mart Kadın Platformu’nun açıklaması 5 kadın tarafından okundu. Açıklamada şunlar belirtildi:
“Biz kadınlar tüm dünyada ayaktayız! Bu 8 Mart’ta da meydanlarda, sokaklarda, işyerlerinde, okullarda, evlerde daha iyi bir yaşam için, eşitlik ve özgürlük için tüm baskılara ve yasaklara rağmen birbirimizden güç alarak mücadele etmeye devam ediyoruz.
Kadın cinayetleri, erkek şiddeti, ekonomik krizler, savaşlar ve erkek egemen iktidarlar üstümüze yığılırken biz kadınlar en yakınımızdaki kadının koluna giriyor ve kadın dayanışmasının aşılmaz barikatını kuruyoruz!
Son 10 yıl içinde kadına yönelik şiddetin hem nitelik hem nicelik olarak tepeye çıktığı 2019’u geride bırakırken yaşadığımız şiddet geride kalmıyor. Ocak ayı verilerine göre 30’dan fazla kadın, Şubat ayı verilerine göre ise 22 kadın erkekler tarafından türlü bahanelerle katledildi. Bu sayıların gerçeği yansıtmaktaki eksikliğini ve şiddetin boyutlarının çok daha büyük olduğunu biliyoruz. İntihar, faili meçhul ve daha nicesiyle üstü kapatılmaya çalışılsa da erkek şiddeti her gün bizden bir kişi daha eksiltiyor.
Emine Bulut’un “Ölmek İstemiyorum!” çığlığı hala kulaklarımızda yankılanıyor. Evine giderken tanımadığı bir erkek tarafından öldürülen Ceren Özdemir, erkek arkadaşı olduğu bahanesiyle babası tarafından öldürülen Şeyma Yıldız, bir plazanın 20. katından atılarak katledilen Şule Çet, Gülnihal, Tuğba, Hande, Gamze, Füsun, Melike, Ebru, Şehriban, Alev… Erkek şiddetiyle katledilip yaşamı çalınan her bir kız kardeşimizin acısı içimizde öfkeye dönüşüyor.

‘KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI AYAKTAYIZ’

Ve tüm dünyayı yerinden oynatan Las Tesis’in ruhuyla binler olup suçluları, erkek şiddetini önlemeyenleri, failleri cezasız bırakanları işaret ediyoruz. Hala Gülistan Doku, Rabia Naz, Nadira Kadirova’ya ne oldu? Diyerek kız kardeşlerimizin hesabını soruyoruz. Çünkü bir kişi daha eksilmek istemiyoruz!
Kadınlar en çok en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor ve şiddete uğruyor. Ev içi şiddet artarken iktidar hala ‘kutsal aile’ politikasıyla aileyi kadınların yaşamı pahasına korumaya çalışıyor. Boşanmak isteyen kadınların nafaka hakkına göz dikerek biz kadınları aile içine mahkum etmeyi hedefliyor. Diyanet ise yaşadığımız şiddete karşı “sabırlı” davranmamızı, bu şiddete katlanmamızı, erkeğe itaat etmemizi öğütlüyor.
Kadınların yaşadığı şiddete karşı başvuracağı hiçbir mekanizma işlemiyor, kadınların mücadele ederek kurduğu kadın dernekleriyse kapatılmaya çalışılıyor! Şiddetin faili olan erkeklere iyi hal indirimi vererek onların sırtını sıvazlayan devlet şiddete karşı göstermelik genelgeler ile göz boyamaya çalışıyor.
Ve kadın dayanışmasıyla birbirimizin haklarını ve yaşamını savunmaya devam ediyoruz. Şiddet gören kadınların arasını bulmaya çalışan polise, şiddeti şikayet eden kadınlara takipsizlik veren savcılara, erkeklik indirimleriyle failleri cezasız bırakan mahkemelere karşı bir aradayız. Şiddetin önlenmesi için, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için, 6284 sayılı kanuna dokunulmaması için sokak sokak mücadelemizi örgütlüyoruz.

‘NEFRET SUÇLARINA KARŞI AYAKTAYIZ’

Baskı, şiddet, toplumdan dışlama, korkuya mahkum etme, ayrımcılık ve katledilen kadınlar Esra Ateş, Hande Kader, Eylül Cansın… Bizlere reva gördüğünüz bu kıskaçtan birbirimizden güç alarak çıkıyoruz. Haykırıyoruz: Trans cinayetleri politiktir! Nefret suçları politiktir!
Toplumun en geri eğilimleriyle bizleri ötekileştirmek için kullandığı “genel ahlak”ı reddediyoruz! Bu ayrımcılığın ve şiddetin iktidar politikalarıyla pekiştirildiğine tanıklık ediyoruz ve bu politikalar bizi toplum nezdinde “öldürülebilir insan kitleleri” haline getiriyor. Lezbiyen, Biseksüel, Trans, Aseksüel kadınlar vardır! Alışın, alışın buradayız! Bilin ki bizim mücadelemiz sizin nefretinizi yenecek.

‘ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI AYKATAYIZ’

Ensar’da ve Karaman’da onlarca çocuğun cinsel istismara uğramasından bugüne cinsel istismar devlet eliyle meşrulaştırılmaya, aklanmaya ve affedilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz ay İstanbul’da üç çocuk cinsel istismara uğrarken Cizre’de öğrencisine tacizde bulunan müdür yardımcısı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İstanbul’a atanıyor.
İktidar ise çocukların cinsel istismara uğramasının nasıl engelleneceğini değil üç senede ikinci kez konuşulan cinsel istismara affı tartışıyor. 2016 yılında meclisin önünde ve tüm illerde binlerce kadın sokaklarda cinsel istismarın meşrulaştırılmasına engel olduysak, af çabalarına da izin vermeyeceğiz. Cinsel istismarın bahanesi, affı olmaz!
Cinsiyetçi rol, beklenti ve kalıp yargılar okullarda kız ve erkek öğrencilere dolaylı ya da dolaysız yollardan anlatılıyor. İlk ve ortaöğretim müfredatlarından cinsiyet eşitliği çıkarılırken erken yaşta zorla evlendirmelerin ilkokul kitaplarına giriyor, kız çocuklarının “dini değerler” adı altında erkek egemen sisteme uyumlulaştırılması projeleri yürütülüyor. Dini referanslarla, erkek egemen, bilimden uzak ve rekabetçi bir eğitim sistemine karşı okul okul mücadele ediyoruz.

‘KENTLERİN VE DOĞANIN TALANINA KARŞI AYAKTAYIZ’

Yalnızca yaşamlarımıza değil, yaşam alanlarımıza da göz dikiyorlar. Doğayı tahrip eden, doğal yaşam alanlarını rant alanına çevirenlere, kentleri yağmalayanlara karşı yaşam alanlarımızı savunmaktan geri durmadık. Çünkü dünya çapında gerçekleşen iklim krizinin tam da bu politikalardan kaynaklandığını biliyoruz. HES’lere karşı yürütülen mücadeleyle derelerini koruyan, Hasankeyf’in talanına karşı tarihini koruyan, Kanal İstanbul’a karşı kentini ve yaşam alanını koruyan kadınlar olarak bir kere daha haykırıyoruz ki; bedenlerimizden de, emeğimizden de, yaşam alanlarımızdan da ellerinizi çekin!

‘EŞBAŞKANLIK MOR ÇİZGİMİZ’

Yerel yönetimler başta olmak üzere tüm kamusal ve siyasal alanda eşit temsiliyetin sağlanması, kadınların yönetim ve karar mekanizmalarında söz hakkının olması, yerel yönetimlerde kadınlarla birlikte, kadınlar için hareket edilmesinin garantörü olan eşbaşkanlık sistemi iktidarın saldırısı altında. Eşbaşkanlık sisteminin suç unsuru sayılıp, sistemin erkek egemen politikalarını değiştirmeyi başaran kadın eşbaşkanların tutuklanması kabul edilemez.

‘İRADEMİZİN GASP EDİLMESİNE KARŞI AYAKTAYIZ’

Eşbaşkanlığın olduğu yerel yönetimler başta olmak üzere iktidarın atadığı kayyımlar bizleri temsil edemez. Gördük ki kayyımlar ilk olarak belediye yönetimlerinde kadın politikaları üreten birimlere; kadına yönelik şiddetle, yoksullukla, eşitsizlikle mücadele eden kadın örgütlerine; kadın sağlık merkezleri, kadın spor kompleksleri, çok dilli eğitim veren kreşlere saldırdı. Belediye bünyesinde yönetici pozisyonda olan tüm kadınlar ya görevden alındı ya da ihraç edildi ve çoğu tutuklandı. Kadınların ya da halkın çıkarını değil, kendi konfor ve lükslerini düşünen kayyımlara karşı kadınlar olarak kazanımlarımıza sahip çıkıyor ve memleketin dört bir yanından mücadeleyi yükseltiyoruz. Kamusal alanda, siyasette, yerel yönetimlerde var olmak için iktidarın iznini beklemiyoruz.

‘EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI AYAKTAYIZ’

Daha dün ‘Ekonomik kriz yok’ diyen siyasal iktidar, bugün ‘Güçlü aileler sorunlarını kendi içinde çözer.’ diyerek krizin faturasını kadınlara kesiyor. Ekonomik kriz her geçen gün ağırlaşan geçim yükünü evde kölece, karşılıksız emek veren kadınların sırtına yüklüyor. Ücretli emek alanında ise esnek, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmanın yanında ilk işten çıkarılmaya çalışılan yine kadınlar oluyor.
Coğrafyaları birbirinden ayıran sınırlar, kadın emeği sömürüsünü katmanlaştırıyor. Göçmen, mülteci, sığınmacı kadınlar güvencesiz koşullarda en düşük ücretle çalışmaya mecbur bırakılırken yaşadıkları taciz, tecavüz, mobbing ve şiddete karşı devlet başta olmak üzere herkes 3 maymunu oynuyor. Kadın dayanışması sınırları aşıyor; emeğimizin sömürülmesine, ırkçılığa ve erkek şiddetine karşı biz kadınlar yan yanayız!

‘SAVAŞA KARŞI AYAKTAYIZ’

Emperyalistlerin, erkek egemen iktidarların alanlarını büyütmek için başlattıkları, sürdürdükleri paylaşım savaşları halklara, kadınlara, çocuklara, kentlere yıkım, yoksulluk ve ölüm getiriyor. Ortadoğu’da milyonlarca doların harcandığı savaşlar sınırların her bir yanında ölümlerle sonuçlanırken buna karşı barışı savunanlar tutsaklıkla, devlet şiddetiyle yıldırılmaya çalışılıyor. Savaş yüzünden yaşadığı topraklardan göç eden kadınlar ise sınırları aşarken erkek egemenliğinin yükü altında eziliyor.
Kadınların, halkların haklarını, yaşamı ve özgürlükleri korumak, kadın cinayetlerini önlemek yerine savaş politikalarında ısrar eden siyasal iktidara karşı biz kadınlar Barış’ta olan ısrarımızı yinelemekten vazgeçmeyeceğiz!

‘EŞİT VE ÖZGÜR BİR YAŞAM İÇİN…’

Yaşadığımız tüm adaletsizlikler karşısında biz kadınların tükenmeyen umudu, inancı, direnişi ve isyanı var. İşte bugün bu isyanla buradayız. Tüm yasaklamalara, sansürlere ve baskılara inat biz kadınlar buradayız! Her gün, dayanışmamız ve isyanımızla erkek egemen dünyaya karşı eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünyayı örgütlüyoruz.
Şiddeti körükleyenlere, kadın katillerini aklayanlara, kadın ve çocukların hayatları pahasına savaş çıkaranlara, bizi yoksulluğa ve işsizliğe mahkum eden krizi yaratanlara yanıtımız, dayanışmayla büyüttüğümüz mücadelemizdir!

‘ROJAVA’DAN TÜRKİYE’YE…’

Biliyoruz ki biz kadınları sömüren, katleden, susturmaya çalışan bu kapitalist, erkek egemen sistem ancak biz kadınların örgütlü mücadelesiyle yıkılacak. Şimdi, dünyanın dört bir yanından yükselen kadın dayanışmasının gücüyle bütün kadınları selamlıyoruz!
Şili’de dans ederek yasaklara meydan okuyan kadınlardan İran’da baş örtülerini çıkararak başkaldıran kadınlara… Irak’ta, Lübnan’da, İspanya’da, Meksika’da, Rojava’da Türkiye’de, isyanımızı her yerde yükseltiyoruz!”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here